Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sahtekârlık duygusu, çoğu zaman başarılı ve yetkin insanların yaşadığı bir deneyim. Bir tanı değil, ama kişiye gerçek bir bedel ödetebiliyor.
Bu duygunun merkezinde, başarıyı dışsallaştırmak var: başarıyı şansa ve başkalarına, başarısızlığı ise kendine bağlamak.
Aşırı hazırlık döngüsü, başarıların güveni artırmamasına yol açıyor. Başarıyı aşırı çabaya bağlamak, bir sonraki görevde de aynı aşırı çabayı zorunlu kılıyor.
Zaman zaman yaşanan sahtekârlık düşünceleri, kişiyi daha dinleyen yapabiliyor. Zarar, bu düşünceler fırsatlardan kaçınmaya dönüştüğünde büyüyor.
Başarılarını parçalarına ayır, dış görüş al ve kararlarını duygudan ayır.
Ekibindeki yüksek performanslı ama fırsatlardan kaçınan çalışanlara dikkat et. Takdiri somut ve yazılı yap.
Açılış sahnesi
Ekmek rafı on şubeye yayıldıktan bir ay sonra, fırın zincirindeki ürün müdürü genel müdürün odasına çağrılıyor. Genel müdür, ona yeni kurulacak bir ürün geliştirme biriminin başına geçmesini öneriyor.
Müdür teşekkür ediyor ve düşünmek için zaman istiyor. Odadan çıkarken aklından geçen ilk şey sevinç değil, bir kaygı: bu teklif bir yanılgıya dayanıyor. Raf denemesi şans eseri tuttu. Tedarikçi iyi çıktı, mevsim uygun geldi, iki şube müdürü çok çalıştı. Kendisinin katkısı sanıldığı kadar büyük değildi.
O akşam eşine, teklifi reddetmeyi düşündüğünü söylüyor. Eşi nedenini soruyor. Müdür, yeni birimde bir yıl içinde gerçekte ne kadar az bildiğinin ortaya çıkacağından korktuğunu anlatıyor.
Eşi ona, raf denemesinin maliyet hesabını kimin yaptığını, tedarikçiyi kimin bulduğunu ve yönetim toplantısında öneriyi kimin savunduğunu soruyor. Müdürün cevabı her soruda aynı: ben. Ama bu cevaplar, içindeki sesi susturmuyor.
Bu derste ne olacak
Önceki derste reddedilme korkusunu gördük. Kapanışta aynı kişinin, onay aldığında bile içinin rahatlamadığını gördük.
Bu derste o duyguya bakıyoruz. Sahtekârlık sendromu adıyla bilinen bu deneyimin ne olduğunu, ne kadar yaygın olduğunu ve bir liderin kararlarına nasıl yansıdığını ele alacağız.
Adındaki "sendrom" kelimesine rağmen bu bir hastalık tanısı değil. Kanıt bölümünde, bu kavram üzerine yapılmış çalışmaları tarayan bir sistematik derlemeyi ve bu duygunun beklenmedik bir yan etkisini gösteren daha yeni bir çalışmayı okuyacağız.
Modelin amacı, başarıları daha gerçekçi okumak ve bu duygunun kararların direksiyonuna geçmesini engellemek. Karar noktasında ise ekipte bu duyguyu taşıyan kişileri nasıl fark edebileceğini soracağız.
Ürün müdürü ve bu dersteki diğer yöneticiler kurgusal kişiler; iç konuşmaları da kurgu.
Sıfır noktası — başarının sahibini bulamamak
Sahtekârlık duygusu, başarısız insanların değil, çoğu zaman başarılı insanların yaşadığı bir deneyim.
Kavram, 1978'de Pauline Clance ve Suzanne Imes'in yüksek başarılı kadınlarla yaptıkları klinik gözlemlerden doğdu. Bu kadınlar, objektif başarılarına rağmen kendilerini yeterince zeki ya da yetenekli görmüyor ve bir gün "ortaya çıkarılacaklarından" korkuyordu. Sonraki yıllarda aynı deneyimin birçok farklı grupta görüldüğü bildirildi.
Bu duygunun merkezinde, başarının kaynağına dair bir okuma var. Kişi başarısını kendine değil, dışarıdaki bir şeye bağlıyor.
Açılıştaki ürün müdürü, raf denemesinin başarısını tedarikçiye, mevsime ve şube müdürlerine dağıttı. Kendisine yalnızca, bir gün ortaya çıkacağını düşündüğü yetersizliği bıraktı.
Mekanizma — ne kadar yaygın ve ne işe yarıyor
Sahtekârlık duygusunun ne kadar yaygın olduğu, popüler yazında sıklıkla abartılı rakamlarla anlatılıyor. Araştırmaların tablosu daha karışık.
Sahtekârlık duygusu genellikle yalnızca olumsuz bir şey olarak anlatılıyor. Ama daha yeni bir çalışma, iş yerinde bu düşüncelerin beklenmedik bir yanını gösterdi.
Bu iki bulgu birlikte, bir ayrım yapmayı gerektiriyor. Zaman zaman yaşanan sahtekârlık düşünceleri, bir kişiyi daha dikkatli, daha dinleyen ve daha öğrenmeye açık yapabiliyor. Ama bu düşünceler kalıcı bir kaygıya, aşırı hazırlığa ve fırsatlardan kaçınmaya dönüştüğünde, kişinin ve kararlarının bedeli büyüyor.
Döngü nasıl kuruluyor
Sahtekârlık duygusu, kendini besleyen bir döngü içinde çalışıyor.
Kişi yeni bir görev alıyor ve kaygılanıyor. Bu kaygıyla ya aşırı hazırlanıyor ya da işi son ana kadar erteliyor. Görev başarıyla bitiyor. Ama kişi başarıyı yeteneğine değil, aşırı çabasına ya da son anki şansına bağlıyor. Bir sonraki görevde aynı kaygı geri geliyor.
Model — başarıyı gerçekçi okumak
Model, sahtekârlık duygusuyla çalışmak için dört adım içeriyor.
Önce duyguyu adlandır. "Ben bir sahtekârım" yerine "şu an sahtekârlık duygusu yaşıyorum" demek, duyguyu bir gerçek değil, bir deneyim olarak görmeyi sağlıyor.
Sonra başarıyı parçalarına ayır. Bir başarının ardından, neyin şansa, neyin başkalarına ve neyin sana ait olduğunu somut olarak yaz. Açılıştaki ürün müdürünün eşinin sorduğu sorular, bu ayrıştırmanın bir örneği: maliyet hesabını kim yaptı, tedarikçiyi kim buldu, öneriyi kim savundu?
Ardından dış görüşü al. Güvendiğin bir meslektaşa ya da yöneticiye, bir başarıda senin katkının ne olduğunu sor. Onun cevabını kendi tahmininle karşılaştır.
Son olarak kararı duygudan ayır. Sahtekârlık duygusu yaşarken bir teklifi, bir görevi ya da bir fırsatı reddetmeden önce, bu kararı duygunun mu yoksa gerçek bir eksikliğin mi verdiğini sor. Gerçek bir eksiklik varsa, onu kapatmanın yolunu ara; yalnızca duygu varsa, onun kararı vermesine izin verme.
Karar noktası — ekipteki sessiz sahtekârlar
Kendi sahtekârlık duygunla çalışmaya başladın. Ama bu duygu ekipte de yaşanıyor ve çoğu zaman görünmüyor.
Sahtekârlık duygusu taşıyan çalışanlar, genellikle yüksek performanslı ve çok çalışkan görünüyor. Aşırı hazırlanıyor, fazla mesai yapıyor, her işi titizlikle bitiriyorlar. Ama terfi fırsatlarından kaçınabiliyor, fikirlerini söylemekte zorlanabiliyor ve başarılarının takdir edilmesinden rahatsız olabiliyorlar.
Önerilen yol, takdiri somut ve yazılı yapmak. "Harika iş" demek yerine, kişinin tam olarak neyi, nasıl yaptığını ve bunun sonucunu belirtmek. Somut bir takdir, başarıyı dışsallaştırmayı zorlaştırıyor.
Aynı zamanda, yüksek performanslı ama fırsatlardan kaçınan çalışanlara dikkat et. Bir çalışan terfi ya da yeni sorumluluk tekliflerini sürekli reddediyorsa, nedenini sor. Cevap, gerçek bir eksiklikten çok, kendi yetkinliği hakkındaki bir şüphe olabilir.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Sahtekârlık sendromu kavramı popüler kültürde çok yaygınlaştı ve bazen neredeyse her kaygıyı ve belirsizliği açıklayan bir etikete dönüştü. Bu yaygınlaşma, kavramın bilimsel olarak iyi tanımlanmış olmasının önüne geçti.
Kavramın ölçümü tutarsız. Farklı ölçekler, farklı eşikler kullanıyor ve bu yüzden yaygınlık rakamları çalışmadan çalışmaya büyük farklılıklar gösteriyor.
Bazı eleştirmenler, sahtekârlık duygusunun bir bireysel sorun olarak anlatılmasının, kurumlardaki ayrımcılığı, belirsiz değerlendirme ölçütlerini ve bazı grupların sürekli sorgulanmasını gözden kaçırdığını savunuyor. Bir kadın ya da azınlık gruptan bir lider, kendini sahtekâr gibi hissediyorsa, bunun bir nedeni, çevresinin ona gerçekten de sürekli yetkinliğini kanıtlaması gereken biri gibi davranması olabilir.
Haftalarca süren ve gündelik işlevi bozan bir sahtekârlık duygusu, depresyon ya da kaygıyla birlikte görülebiliyor. Duygu kişinin işlevselliğini ciddi biçimde etkiliyorsa, bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak gerekebiliyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSahtekârlık duygusunun yalnızca yetersiz insanların yaşadığı bir şey olduğu sanılıyor.
Çoğu zaman objektif olarak başarılı ve yetkin insanlar bu duyguyu yaşıyor.
Yaygın yanlışSahtekârlık sendromunun bir psikiyatrik tanı olduğu düşünülüyor.
Bir tanı değil; birçok insanın zaman zaman yaşadığı ve ölçümü tutarsız bir deneyim.
Yaygın yanlışBu duygunun her zaman işe zarar verdiği varsayılıyor.
Zaman zaman yaşanan sahtekârlık düşünceleri, kişiyi daha dinleyen ve dikkatli yapabiliyor; zarar, kalıcı kaygıya ve fırsatlardan kaçınmaya dönüştüğünde büyüyor.
Yaygın yanlışAşırı hazırlığın sahtekârlık duygusunun çözümü olduğu sanılıyor.
Aşırı hazırlık, başarıyı çabaya bağlayarak duyguyu besleyen bir döngü kuruyor.
Yaygın yanlışDuyguyu bastırmak için kendini abartmanın güven verdiği düşünülüyor.
Abartı, gerçek bir güven kaybına yol açabiliyor; çözüm, gerçek katkıyı doğru görmek.
Aklında kalsın
Sahtekârlık duygusu, çoğu zaman başarılı ve yetkin insanların yaşadığı bir deneyim. Bir tanı değil, ama kişiye gerçek bir bedel ödetebiliyor.
Bu duygunun merkezinde, başarıyı dışsallaştırmak var: başarıyı şansa ve başkalarına, başarısızlığı ise kendine bağlamak.
Aşırı hazırlık döngüsü, başarıların güveni artırmamasına yol açıyor. Başarıyı aşırı çabaya bağlamak, bir sonraki görevde de aynı aşırı çabayı zorunlu kılıyor.
Zaman zaman yaşanan sahtekârlık düşünceleri, kişiyi daha dinleyen yapabiliyor. Zarar, bu düşünceler fırsatlardan kaçınmaya dönüştüğünde büyüyor.
Başarılarını parçalarına ayır, dış görüş al ve kararlarını duygudan ayır.
Ekibindeki yüksek performanslı ama fırsatlardan kaçınan çalışanlara dikkat et. Takdiri somut ve yazılı yap.
Sonraki derse köprü
Balıkçılık kooperatifinin başkanı, genç üyelerin konuşmaya başlamasından birkaç ay sonra zor bir durumla karşılaştı. Kooperatifin en büyük alıcısı olan bir toptancının, avlanma yasağı döneminde yasadışı yollarla balık satın aldığını öğrendi.
Toptancıyla ilişkiyi kesmek, kooperatifin gelirinin büyük bir kısmını kaybetmek demekti. Üyelerin çoğu, konunun görmezden gelinmesini istiyordu. Başkan, kendi yetkinliğinden artık şüphe etmiyordu. Ama bu kez sorun yetkinlik değildi; doğru olduğunu düşündüğü şeyi, bedeli ağır olsa bile yapıp yapmayacağıydı.
Ahlaki cesaret dersi, cesaret ve özgüven modülünü bu soruyla kapatıyor: bir liderin, bedeli ne olursa olsun doğru bildiğini yapabilmesinin nereden beslendiği, sessiz kalmanın ne zaman bir tercih hâline geldiği ve ahlaki cesaretin inatçılıktan ya da kendini haklı görmekten nasıl ayrıldığı.