İçeriğe geç

L0.7-02·Başlangıç Değerlendirmesi

Öz değerlendirme

giriş3.582 kelime≈ 24 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kendine dair kanaat ile öz değerlendirme aynı şey olmuyor. Kanaat bir his olarak duruyor, öz değerlendirme ise her cümlesi bir davranışa ve bir dayanağa bağlanmış bir belge oluyor.

Belgenin değeri isabetinden gelmiyor, kontrol edilebilmesinden geliyor; sınanabilir biçimde yazılmış bir yargı, geri bildirimle yapılacak işin başlangıcı sayılıyor.

Bir cümle dayandığı malzemeden ağır olamıyor. Dayanak basamağı üç kademe taşıyor: kayıt, olay ve kanaat; kanaat basamağındaki cümle silinmiyor, işaretleniyor.

Yargı üç yerden kayıyor. Kıyas noktası cümlenin içinde görünmüyor, kendi çabanı görüp başkasınınkini görmüyorsun ve zamansız yazılmış bir cümle hiçbir olayla çürütülemiyor.

Zahmetsiz yapılan davranış kendi listende küçülüyor, çünkü kolay geleni saymak akla gelmiyor.

Cümlenin biçimi dört parça istiyor: fiil, dönem, bağlam ve kıyas noktası. Bu dördü yazıldığında cümlenin yanlış olabileceği bir durum da yazılmış oluyor.

Lehte ve aleyhte sapma bir huy okuması olmuyor. İkisi de cümle ile dayanak arasındaki açıklık ve açıklık sayılabiliyor; bağlam sayısı, yıl sayısı ve kaynak sayısı.

İki kaynak birbirini tutmadığında ortalama alınmıyor. Uyuşmazlık kaydı açılıyor ve üç etiketten biri konuyor: olay uyuşmazlığı bir belgeyle, sayma uyuşmazlığı seride yazılı kuralla kapanıyor, etki uyuşmazlığı ise çoğu zaman açık kalıyor.

Açık kalan uyuşmazlık bir başarısızlık sayılmıyor. Yapılabilecek şey onu ileride bir kaydın cevaplayabileceği bir soruya çevirmek ve başlangıç tarihini yazmak.

Açılış sahnesi

Bir enerji dağıtım şirketinde iki ekip sorumlusuna aynı hafta aynı form veriliyor ve formdaki satırlardan biri şunu soruyor: iş devretme konusunda kendinizi nasıl görüyorsunuz?

Birinci sorumlu "bu konuda iyiyim" yazıyor. İkinci sorumlu "bu benim zayıf yanım" yazıyor.

Formları okuyan gelişim sorumlusu iki cümleyi de tartışmıyor ve ikisine de aynı soruyu soruyor: son altı ayda devrettiğin bir işi anlat, devrettikten sonra ne yaptığını da söyle.

Birinci sorumlu aylık raporlamayı ekipten birine verdiğini, sonra her sabah işin nerede olduğunu sorduğunu ve iki kez tabloyu kendisinin düzelttiğini anlatıyor.

İkinci sorumlu bir tedarikçi görüşmesini ekipten birine verdiğini, birlikte bir kontrol tarihi belirlediklerini ve o tarihe kadar konuyu hiç açmadığını anlatıyor.

İki form birbirinin tersini söylüyordu ve iki davranış da birbirine benzemiyordu; ama cümlelerle davranışlar aynı sırayı izlemiyordu.

Gelişim sorumlusu hangisinin haklı olduğunu söylemiyor ve ikisine ayrı ayrı şunu soruyor: bu satırı yazarken aklında kim vardı?

Birinci sorumlu eski bir müdürünü anlatıyor; hiçbir işi elinden bırakmayan, her şeyi kendisi yapan biri. Ona göre kendisi bırakan taraftaydı.

İkinci sorumlu bir his tarif ediyor; devrettiği işi merak etmekten kurtulamadığı sürece devretmiş sayılmadığını düşünüyordu.

İki satırı ayıran şey davranışları değildi. Her birinin kendini neye göre okuduğuydu ve o "neye göre" formun hiçbir yerinde yazmıyordu.

Bu derste ne olacak

Bir önceki ders elinde hükümsüz bir olay listesi bıraktı. Burada eksik bırakılan hüküm konuşuluyor: kendin hakkında verdiğin yargı.

Konu kendini tanımak olmuyor. Konu, verdiğin yargının neye dayandığı, o dayanağın nereye kadar taşıdığı ve nerede tükendiği.

Önce üç şeyi ayıracağız: kendine dair genel kanaat, yazılmış bir öz değerlendirme ve seride tanımlanmış öz farkındalık. Üçü aynı ad altında toplandığında hem ders hem sonraki adım kayboluyor.

Sonra yargının neden kaydığına bakacağız; sayacağımız üç işleyişin hiçbiri karakterle değil, cümlenin üretildiği koşullarla ilgili olacak.

Ardından üç parçalı bir yöntem kuracağız: cümlenin hangi malzemeye dayandığı, cümlenin hangi biçimde yazıldığı ve iki kaynak birbirini tutmadığında ne yapıldığı.

Envanter dersinden cevapsız kalan soru burada kapanıyor. Kendi listen ile tanığın anlattığı aynı şeyi söylemediğinde uyuşmazlık ortalanmıyor; türüne ayrılıyor ve her tür kendi yolunu istiyor.

Karar anı, doğruluğu kontrol edilemeyecek bir cümle önüne geldiğinde geliyor.

Kapanışta yöntemin nereye kadar taşıdığını yazacağız. Burada ne bir ölçek ne bir sınıflandırma tanıtılıyor; verilen şey bir yazım biçimi ile iki sayma işlemi.

Aşağıdaki bütün örnekler kurgu; adı geçen hiçbir kişi ve kurum gerçek değil. Kurgunun buradaki işi şu: kişinin kendisi için yazdığı cümleyi aynı olayın bir başkasındaki karşılığıyla yan yana koymak gerekiyor, gerçek bir dosyada ise iki taraftan yalnız biri görünür oluyor.

Sıfır noktası — kanaat, değerlendirme ve farkındalık

Üç şey var ve gündelik dilde üçüne de aynı ad veriliyor.

Birincisi kanaat. Kişinin kendisi hakkında taşıdığı genel his: sabırlıyım, dağınığım, insanlarla aram iyi. Bir cümle olarak duruyor, arkasında bir olay bulunmuyor ve bulunmaması onu yanlış yapmıyor, sınanamaz yapıyor.

İkincisi öz değerlendirme. Bu bir belge oluyor ve belgenin iki özelliği var: her cümlesi bir davranışa bağlanıyor, her cümlesi neye dayandığını gösteriyor.

Üçüncüsü seride tanımlanmış öz farkındalık ve o bir belge olmuyor, sürdürülen bir çalışma oluyor.

Burada akademinin kendi içinde bir kural çakışması beliriyor ve açıkça çözmek gerekiyor. Hizmetkâr ve otantik liderlik dersinde öz farkındalığın ölçüsü, kişinin kendine dair düşüncesi değil hakkındaki geri bildirimle ne yaptığı olarak konmuştu; bu ders ise doğrudan o düşünceyi konu ediyor.

İkisi çelişmiyor ve çelişmemesi için eklenmesi gereken eksen şu: ölçü yargının kendisi olmuyor, yargının sınanabilir biçimde yazılmış olması bir iş oluyor. Dayanağı yazılmamış bir öz değerlendirme kanaatin tekrarı kalıyor; dayanağı yazılmış olan ise geri bildirimle yapılacak işin başlangıç belgesi oluyor.

Seride yanlışlama sınaması tanıtılmıştı ve aynı istek burada kişinin kendisi hakkındaki cümlesine uygulanıyor.

Bir ikinci çakışma bir önceki dersten geliyor. Deneyim envanterinin bir kanıt olmadığı, nereye bakılacağını söyleyen bir arama listesi olduğu yazılmıştı; bu ders ise o listenin üzerine hüküm kuruyor.

Envanter hükmü bu derse bırakmıştı ve burada verilen hüküm bir puan olmuyor, dayanağı yazılmış bir cümle oluyor. Uzlaşma da o dayanağın ağırlığında duruyor: bir cümle dayandığı malzemeden ağır olamıyor. Envanterdeki puansız bir girişe dayanan cümle, hatırlanmış bir olay kadar ağırlık taşıyor ve bunu gizlemek yerine cümlenin yanına yazmak, birazdan kuracağımız yöntemin birinci parçası.

Mekanizma — yargı neden kayıyor

Üç işleyiş devrede ve üçü de kişinin alçakgönüllülüğüyle ya da özgüveniyle ilgisiz.

Birincisi karşılaştırmanın gizli kalmasıyla ilgili.

Kendine dair her cümle bir karşılaştırma taşıyor. "Zayıfım" tek başına bir bilgi vermiyor, bir ölçüye göre zayıf olmayı söylüyor ve o ölçü cümlenin içinde görünmüyor.

Üç tür ölçü sık geçiyor: tanıdığın bir kişi, bir grup ve davranışın yazılı tarifi. İlk ikisi bir cevap veriyor ama bir sonraki adımı vermiyor, çünkü ne kişi ne de grup neyin yapılacağını anlatıyor; üçüncüsü cevapla birlikte adımı da veriyor.

İkinci işleyiş, kendine ve başkasına bakarken elde olan bilginin eşit olmamasıyla ilgili.

Kendi davranışına bakarken niyetin ve harcadığın çaba da elinin altında duruyor; bir başkasının davranışına bakarken yalnız görünen kısım var.

Bunun iki yönlü bir sonucu oluyor. Zorlanarak yaptığın şey yargında büyüyor, çünkü sonuçla birlikte çabayı da sayıyorsun.

Zahmetsiz yaptığın şey ise küçülüyor ya da hiç sayılmıyor; kolay geldiği için beceri sayılmıyor, herkesin yaptığı bir şey gibi duruyor.

Üçüncü işleyiş cümlenin zamanıyla ilgili.

Öz değerlendirme cümleleri çoğunlukla geniş zamanda ve kişi hakkında kuruluyor: ben çatışmadan kaçarım, ben kriz insanıyım, ben delege edemem.

Zamansız bir cümle hiçbir olayla çürütülemiyor, çünkü tersini gösteren her olay bir istisna olarak okunabiliyor ve cümle her seferinde ayakta kalıyor.

Seride ayna kaybı tanımlanmıştı ve orada kişinin kendisi hakkındaki bilgisi geri bildirim kesildiği için belirli bir tarihte donuyordu. Buradaki donma güç gerektirmiyor, çünkü kaynağı cümlenin biçimi: tarihi olmayan bir cümle güncellenecek bir yer taşımıyor.

Buradaki iki kayma da bir karakter okumasına çevrilmiyor. Kendi lehine sapmak ile kendi aleyhine sapmak, iki ayrı huy olarak değil, cümle ile dayanak arasındaki iki ayrı yönlü açıklık olarak okunuyor ve ikisi de sayılabiliyor.

Model — basamak, biçim ve ayrıştırma

Yöntemin birinci parçası cümlenin altına neyin konduğunu soruyor.

İşaretlemenin silmeye tercih edilmesinin somut bir sebebi var. Silinen cümle ertesi hafta aynı biçimde geri geliyor, işaretlenen cümle ise elinde bir soru olarak duruyor: bu cümleyi olay basamağına taşıyacak bir olay var mı?

Portföy ve kanıt dersinde kurulan ayrım burada da geçerli kalıyor. Karar günlüğü sonucu görülmeden yazıldığı için bir kayıt sayılıyordu; sonuç öğrenildikten sonra yazılan not ise hatırlamanın kaydına dönüşüyordu. Aynı ayrım basamakları belirliyor: kayıt basamağını besleyen malzeme de o kurallarla toplanmış oluyor.

Yöntemin ikinci parçası cümlenin biçimini veriyor ve dört parça istiyor.

Birinci parça fiil. Cümlenin ortasında bir sıfat durmuyor; ne yaptığını söyleyen bir fiil duruyor.

İkinci parça dönem. Cümle bir zaman aralığına bağlanıyor ve aralık bittiğinde cümle kendiliğinden gözden geçirilecek hâle geliyor.

Üçüncü parça bağlam. Davranışın hangi ortamlarda görüldüğü yazılıyor, çünkü bir ortamda çalışan davranış öteki ortamda aynı sonucu vermiyor.

Dördüncü parça kıyas noktası. Neye göre yazıldığı cümlenin yanında duruyor ve tercih edilen kıyas noktası davranışın yazılı tarifi oluyor.

Yöntemin üçüncü parçası iki kaynak birbirini tutmadığında devreye giriyor; envanter dersinin askıda bıraktığı soru burada karşılanıyor.

Olay uyuşmazlığında iki taraf ne olduğu konusunda ayrışıyor. Seyrek görülüyor ve çözümü belli: bir belge, bir tarih ya da olayda bulunmuş üçüncü bir kişi konuyu kapatıyor.

Sayma uyuşmazlığında iki taraf olayın olduğunda anlaşıyor, sayılıp sayılmayacağında ayrışıyor. Bu bir tanım ayrılığı oluyor ve tanım seride yazılı; envanterin sayma kuralı, başkalarının yönünde bir değişim olup olmadığını soruyordu. Oy vererek değil, kuralı uygulayarak kapanıyor.

Etki uyuşmazlığında iki taraf olayın olduğunda ve sayıldığında anlaşıyor, ne ürettiğinde ayrışıyor. Bu tür iki kişi arasında kapanmıyor; ya üçüncü bir kaynak ya da bir ölçüm istiyor ve çoğu zaman ikisi de elde bulunmuyor. O zaman kayıt açık kalıyor ve açık kalması bir eksiklik sayılmıyor.

Karar noktası — kontrol edilemeyen bir cümle geldi

Bu an gürültüsüz geliyor.

Öz değerlendirmene şunu yazmışsın: toplantılarda herkesin konuşmasını sağlarım. Tanık sorusunu sorduğun kişi başka bir şey söylüyor: sen konuşunca konu genellikle kapanırdı.

İki cümle aynı toplantıları anlatıyor ve ortada ne bir kayıt ne de üçüncü bir kişi var.

Üç refleks devreye giriyor ve üçü de bilgiyi siliyor.

Birincisi dışarıdan geleni olduğu gibi almak. Tanığın cümlesi kendi konumundan çıkıyor ve bir ölçüm olmuyor; onu doğru saymak, kendi cümleni yanlış saymaktan farklı bir işlem değil.

İkincisi reddetmek. Tek kişinin görüşü sayılıp bırakılan bir uyuşmazlık, elindeki tek dış kaynağı da harcıyor.

Üçüncüsü ortalamak. "Kısmen sağlarım" cümlesi iki okumayı da içeriyormuş gibi duruyor, oysa hiçbirini taşımıyor ve bir sonraki adıma çevrilemiyor.

Yapılabilecek şey küçük ve tarihli. Uyuşmazlık kaydını aç, iki cümleyi de yaz ve etiketini koy; bu bir etki uyuşmazlığı, çünkü iki taraf da toplantıların olduğunda anlaşıyor.

Sonra kapanmayan uyuşmazlığı bir ölçüme çevir. Seride temel ölçüm tanımlanmıştı; neyin değiştiğini söyleyebilmenin koşulu neyin nereden başladığını yazmış olmaktı. Burada karşılığı şu olabilir: önümüzdeki dört toplantıda, sen konuştuktan sonra kaç kişinin söz aldığını say ve sayıyı ilk toplantıdan itibaren yaz.

Bedeli baştan görülmeli. Cümle haftalarca açık kalıyor ve gelişim planına giremiyor; boş duran bir satır sabırsızlık üretiyor, hüküm de çoğunlukla o boşluğu kapatmak için yazılıyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Yöntemin vermediği ilk şey isabet. Dayanak basamağı bir cümlenin doğru olduğunu söylemiyor, sınanabilir olduğunu söylüyor; olayların tamamı davranışın işe yaradığı tek bir ortamdan geliyorsa iyi dayandırılmış bir cümle de yanlış olabiliyor. Bu yüzden basamak ile dayanak genişliği birlikte okunuyor.

Kayıt basamağı da tarafsız değil. Neyin kaydedildiğine kurum karar veriyor ve seride kadro körlüğü ile sayılan çemberde görülen biçim burada da işliyor; kayda geçen işler daha kolay yazılıyor, kayda geçmeyen davranış kendi belgenden de düşüyor. Basamağı bir hiyerarşi olarak okumak bu yüzden yanıltıcı oluyor, üç basamağın üçü de belgede duruyor.

Tanık seçimi yöntemin dışında kalmıyor. Kime soracağını sen seçiyorsun ve seçim yargının bir parçası oluyor; yan yana çalıştığın biri ile senin altında çalışmış biri aynı davranışı aynı yerden görmüyor. Buradaki tek somut önlem, sorulacak kişilerden birinin konumunun ötekilerden ayrı olması.

Boş bir hücrenin üstüne yargı kurulamıyor. Bir önceki derste kapsama boşluğu tanımlanmıştı ve kural burada daha sert işliyor: davranışın görüneceği bir durum hiç yaşanmamışsa o davranış hakkında ne olumlu ne olumsuz bir cümle yazılabiliyor. Yazılabilecek tek şey hücrenin boş olduğu.

Burada bir sınama aracı ya da kişilik sınıflandırması tanıtılmıyor; tanıtılmamasının sebebi bir değerlendirme değil, bir kapsam kararı. Burada ele alınan soru ölçmenin öncesinde duruyor: hangi olayların sayıldığı, cümlenin neye dayandığı ve neye göre yazıldığı. Bu üç soru cevaplanmadan, üstüne konacak her işlem aynı malzemeyi işlemiş oluyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışCümle kişilik tarifi olarak yazılıyor.
Doğrusu

Geniş zamanda ve kişi hakkında kurulan bir cümle hiçbir olayla çürütülemiyor, çünkü tersini gösteren her olay istisna olarak okunabiliyor; dönem ve bağlam taşıyan bir cümle ise kendi süresi dolduğunda gözden geçirilmeyi kendisi istiyor.

Yaygın yanlışKıyas noktası yazılmıyor.
Doğrusu

Neye göre yazıldığı belirtilmeyen bir yargı tartışılamıyor ve bir sonraki adıma çevrilemiyor; aynı davranış tanıdık bir kişiye göre güçlü, bir gruba göre ortalama, davranışın yazılı tarifine göre eksik çıkabiliyor ve üç okuma da aynı sayfada meşru görünüyor.

Yaygın yanlışKendi aleyhine sapmak alçakgönüllülük, kendi lehine sapmak özgüven sayılıyor.
Doğrusu

İkisi de bir karakter okuması oluyor ve okuma yapıldığı anda sayılabilir olan şey kayboluyor; ölçülebilen tek şey cümlenin kapsamı ile onu besleyen olayların kaç bağlamdan, kaç yıldan ve kaç kaynaktan geldiği.

Yaygın yanlışİki kaynak ortalanıyor.
Doğrusu

Ortalama, uyuşmazlığın taşıdığı bilgiyi siliyor ve geriye kimsenin savunamayacağı bir cümle bırakıyor; oysa iki okuma arasındaki fark, davranışın dışarıdan nasıl göründüğüne dair elde bulunan tek işaret oluyor.

Yaygın yanlışBelge bir kez yazılıp bitmiş sayılıyor.
Doğrusu

Cümleler bir döneme ait olduğu için sayfa eskiyor ve eskidiği kendiliğinden görünmüyor; üstüne bir gözden geçirme tarihi konmamış bir öz değerlendirme, geçen zamanla birlikte bir kanaat listesine geri dönüyor.

Aklında kalsın

Kendine dair kanaat ile öz değerlendirme aynı şey olmuyor. Kanaat bir his olarak duruyor, öz değerlendirme ise her cümlesi bir davranışa ve bir dayanağa bağlanmış bir belge oluyor.

Belgenin değeri isabetinden gelmiyor, kontrol edilebilmesinden geliyor; sınanabilir biçimde yazılmış bir yargı, geri bildirimle yapılacak işin başlangıcı sayılıyor.

Bir cümle dayandığı malzemeden ağır olamıyor. Dayanak basamağı üç kademe taşıyor: kayıt, olay ve kanaat; kanaat basamağındaki cümle silinmiyor, işaretleniyor.

Yargı üç yerden kayıyor. Kıyas noktası cümlenin içinde görünmüyor, kendi çabanı görüp başkasınınkini görmüyorsun ve zamansız yazılmış bir cümle hiçbir olayla çürütülemiyor.

Zahmetsiz yapılan davranış kendi listende küçülüyor, çünkü kolay geleni saymak akla gelmiyor.

Cümlenin biçimi dört parça istiyor: fiil, dönem, bağlam ve kıyas noktası. Bu dördü yazıldığında cümlenin yanlış olabileceği bir durum da yazılmış oluyor.

Lehte ve aleyhte sapma bir huy okuması olmuyor. İkisi de cümle ile dayanak arasındaki açıklık ve açıklık sayılabiliyor; bağlam sayısı, yıl sayısı ve kaynak sayısı.

İki kaynak birbirini tutmadığında ortalama alınmıyor. Uyuşmazlık kaydı açılıyor ve üç etiketten biri konuyor: olay uyuşmazlığı bir belgeyle, sayma uyuşmazlığı seride yazılı kuralla kapanıyor, etki uyuşmazlığı ise çoğu zaman açık kalıyor.

Açık kalan uyuşmazlık bir başarısızlık sayılmıyor. Yapılabilecek şey onu ileride bir kaydın cevaplayabileceği bir soruya çevirmek ve başlangıç tarihini yazmak.

Sonraki derse köprü

Elinde artık iki şey var: cümleler ve her cümlenin altındaki malzeme. Bazı cümleler kayda dayanıyor, bazıları hatırlanan bir olaya, bazıları hiçbir şeye dayanmıyor ve bu üçü aynı sayfada yan yana duruyor.

Bu sayfa henüz bir yön göstermiyor. Bir yargı kümesi neye çalıştığını söylüyor, ama neyin üzerine gidileceğini söylemiyor.

Sıradaki ders sayfanın bir yarısını alıyor: güçlü yönler haritası.

Orada bir cümlenin ne zaman güçlü yön sayılacağı sorulacak ve cevap tek bir başarılı olayda olmayacak; aynı davranışın kaç ayrı bağlamda tekrarlandığı belirleyici olacak, yani bu derste saydığın üç sayı orada ham madde olacak.

Bir de bu dersin bıraktığı bir zorluk oraya taşınıyor. Kendine zahmet vermeyen davranış kendi listende küçülüyordu ve güçlü yönlerin tam olarak orada birikmesi olağan; harita bu yüzden yalnız kendi cümlelerinden çizilemiyor.

Haritanın ayrıca bir dil sorunu var. Sıfatla adlandırılmış bir güçlü yön üzerine bir sonraki adım kurulamıyor, çünkü sıfat neyin tekrarlanacağını söylemiyor; sıradaki dersin işi, cümleleri tekrarlanabilir davranışlara çevirmek olacak.

Kanaat işaretli cümleleri sayfadan çıkarma; sıradaki derste onlara ayrı bir yer açılıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.