İçeriğe geç

L0.6-03·Etik Sorumluluğa Giriş

Gücün kötüye kullanılması

giriş2.763 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Güç kişiye yeni bir eğilim eklemiyor. Üç kısıtı birden kaldırıyor: geri bildirim, itiraz ve yaptırım.

Bu üçü, önceki derste bulunan iki kayıp noktasının tam üstüne düşüyor. Sorunun fark edilmesi zorlaşıyor ve doğru olanı yapmanın bedeli artarken yanlış olanınki azalıyor.

Ayna kaybı bir yanılgı değil, bir gecikme. Kişinin kendisi hakkındaki bilgisi, son gerçek geri bildirimi aldığı tarihte donuyor.

Aynı cümle, söyleyenin konumu değiştikçe ağırlaşıyor. Bir soru talimat gibi inebiliyor ve söyleyen bunu hiç hissetmiyor.

Sessiz uyum en görünmez etki. Kişi hiçbir şey talep etmiyor, çevre ona göre şekilleniyor ve daralan şey kurumun gündemi oluyor.

Kötüye kullanımın büyük kısmı küçük ayrıcalıklardan oluşuyor. Her biri savunulabiliyor ve toplamı çevreye kuralın kimler için geçerli olduğunu öğretiyor.

Tanım niyete bakmıyor. Yetki bir gerekçeyle veriliyor ve o gerekçenin dışında kullanıldığında kötüye kullanım oluyor; kararın beğenilmemesi bu tanıma girmiyor.

Kısıtlar dışarıdan gelmediği için kişinin kendisi kurmak zorunda. Geri bildirimi gönüllülüğe bırakmamak, niyeti işaretlemek, sessiz uyumu sormak ve kuralı kendine de uygulamak.

Kanalı belirleyen şey çağrının sıklığı değil. İlk olumsuz geri bildirime verilen cevap, kanalı ya açıyor ya kapatıyor.

Sunulan bir ayrıcalık üç soruyla sınanıyor: role mi veriliyor, işin yürümesi için mi ve yazılabilir mi?

Açılış sahnesi

Bir genel müdür yardımcısı, koridorda karşılaştığı bir ekip üyesine bir şey soruyor.

Soru şu: şu rapordaki ikinci grafiği bir de bölgelere göre görsek nasıl olur?

Cümle bir merak cümlesi. Kişi gerçekten merak ediyor ve bir talimat verdiğini düşünmüyor; sorup geçiyor ve akşama kadar konuyu bir daha hatırlamıyor.

Ekip üyesi masasına dönüyor ve iki kişiyi daha çağırıyor.

Üç kişi dört gün boyunca bölgesel kırılım üzerinde çalışıyor. Veri iki ayrı sistemden çekiliyor, uyuşmayan kayıtlar elle düzeltiliyor ve cuma günü on dört sayfalık bir ek rapor hazırlanıyor.

Rapor gönderiliyor. Cevap iki gün sonra geliyor ve tek satır: teşekkürler, güzel olmuş.

Genel müdür yardımcısı bu raporu hiç kullanmıyor ve kullanmayı da planlamamıştı.

Ortada bir kötü niyet yok. Kimse kimseyi zorlamadı ve hiçbir kural çiğnenmedi.

Yine de üç kişinin dört günü, kimsenin istemediği bir işe gitti.

Aradaki fark tek bir şeyde: aynı cümle, söyleyenin konumu değiştiğinde başka bir ağırlıkla iniyor.

Bu ders o ağırlığı ve onun nerede kötüye kullanıma dönüştüğünü ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önce bir soruyu netleştireceğiz. Gücün kötüye kullanılması bir kişilik meselesi mi, yoksa bir konum meselesi mi?

Cevap ikisinin arasında ve dersin işi o aralığı ölçülebilir kılmak.

Sonra gücün neyi değiştirdiğine bakacağız. Güç kimseye yeni bir eğilim eklemiyor; birkaç kısıtı birden kaldırıyor ve kaldırdığı kısıtlar tek tek sayılabiliyor.

Ardından kötüye kullanımın nerede başladığını tanımlayacağız. Ölçüt niyet olmuyor ve tanımı yapılmadığında kelime her tartışmada bir silaha dönüşüyor.

Sonra en sık görülen hâline geleceğiz. Kötüye kullanımın büyük kısmı büyük ihlaller değil; kimsenin adını bile koymadığı gündelik şeyler.

Modelde liderin kendi kısıtlarını nasıl kuracağını konuşacağız, çünkü güç arttıkça dışarıdan kısıt gelmiyor.

Karar anında sana sunulan ama istemediğin bir ayrıcalık var.

Sonda dersin nerede durduğunu yazacağız; bu çerçeve bazı durumlar için yanlış araç.

Buradaki yöneticiler, ekipler ve kurumlar uydurulmuştur. Kurgu tercih edilmesinin sebebi şu: kötüye kullanım tartışmasında gerçek bir örnek vermek, tartışmayı mekanizmadan kişiye kaydırıyor.

Sıfır noktası — güç neyi değiştiriyor

Bu konudaki en eski tartışma iki cümle arasında dönüyor.

Birinci cümle: güç insanı bozar.

İkinci cümle: güç bozmaz, yalnız kişinin zaten olduğu şeyi görünür kılar.

İkisi de kısmen doğru ve ikisi de kullanışsız, çünkü ikisi de bir şey yapmayı önermiyor.

Kullanışlı olan üçüncü bir okuma var. Güç bir şey eklemiyor; birkaç kısıtı birden kaldırıyor.

Kaldırdığı kısıtlar sayılabiliyor ve üç tane.

Birincisi geri bildirim kısıtı. İnsanlar davranışının onlarda ne ürettiğini söylemeyi bırakıyor.

İkincisi itiraz kısıtı. İtiraz etmek mümkün kalıyor ve pahalılaşıyor; bu, önceki modülde konuşulan sessizliğin doğrudan sebebi.

Üçüncüsü yaptırım kısıtı. Yanlış davranmanın karşılığını görme ihtimali düşüyor.

Bu üçü birlikte kalktığında ne oluyor?

Önceki derste değerin davranışa dönüşürken iki yerde kaybolduğunu görmüştük; sorunun fark edilmemesi ve bedelinin ödenmemesi.

Güç tam olarak o iki noktayı birden büyütüyor. Fark etmeyi zorlaştırıyor, çünkü söyleyen kalmıyor; bedeli düşürüyor, çünkü karşılığı gelmiyor.

Yani soruya cevap şu: kişilik hiç etkisiz değil ve konum daha çok iş yapıyor. Aynı kişi, kısıtlar yerindeyken farklı davranıyor.

Bunun sınanabilir bir sonucu da var. Güç yalnız ortaya çıkarıyor olsaydı, kısıt eklemek davranışı değiştirmezdi ve değiştiriyor.

Mekanizma — ağırlık, uyum ve ayrıcalık

Gücün gündelik hayattaki üç etkisi var ve üçü de fark edilmeden çalışıyor.

Birincisi açılış sahnesinde geçti.

Bunun pratik sonucu şu: güç arttıkça düşünmeden konuşmanın maliyeti başkalarına yazılıyor.

İkinci etki daha da görünmez.

Sessiz uyumun tehlikesi kişiye ayrıcalık sağlaması değil. Kurumun bilgi akışını sessizce daraltması.

Üçüncü etki en çok konuşulan ve en yanlış tanımlanan.

Kötüye kullanımın büyük kısmı burada yaşanıyor ve hiçbiri gazete haberi olmuyor.

Model — kötüye kullanım nerede başlıyor ve kısıtlar nasıl kurulur

Kelimenin tanımı yapılmadan bu konu konuşulamıyor. Tanım yapılmadığında kötüye kullanım suçlaması, beğenilmeyen her karar için kullanılabilen bir araç hâline geliyor.

Seride emanetçilik kavramını tanımlamıştık ve bu tanım onun devamı. Yetki bir amaç için emanet ediliyor; emanetin dışında kullanıldığında kötüye kullanım oluyor.

Ayrım pratikte üç soruyla yapılıyor ve üçü de niyet sormuyor.

Bu yetki niçin verilmişti? Bu kullanım o gerekçenin içinde mi? Ve aynı kullanım, yetkiyi veren tarafa açıkça anlatılabilir mi?

Şimdi modelin asıl yarısına geçelim.

Güç üç kısıtı kaldırıyorsa, o kısıtların yerine başka bir şey konması gerekiyor ve dışarıdan gelmeyeceği için kişinin kendisi kurmak zorunda.

Ayna kaybına karşı yapılacak şey geri bildirimi gönüllülüğe bırakmamak.

Gönüllü geri bildirim güçle birlikte kuruyor ve "kapım herkese açık" cümlesi bunu çözmüyor; kapının açık olması, girmenin bedelini değiştirmiyor.

İşleyen yol bunu bir kişinin görevi hâline getirmek ya da adı konmuş bir kanal kurmak. Ve asıl belirleyici olan şey kanalın varlığı değil: gelen ilk olumsuz geri bildirime verilen tepki, kanalı ya açıyor ya bir daha kapanmamak üzere kapatıyor.

Sözün ağırlaşmasına karşı yapılacak şey niyeti işaretlemek.

Bir cümlenin nasıl alınacağını söylemek küçük bir alışkanlık ve ölçülebilir bir fark üretiyor. Bu bir soru, talimat değil. Bunu araştırmanı istemiyorum, aklıma geldi. Karar senin.

Sessiz uyuma karşı yapılacak şey ise sormak, çünkü fark edilmesi başka türlü mümkün olmuyor.

Küçük ayrıcalıklara karşı da tek bir kural işi görüyor: kuralın kendine de uygulanması ve gerçekten gereken istisnanın kayda geçmesi.

Karar noktası — istemediğin bir ayrıcalık sana sunuldu

Bu, gücün en sık yaşanan ve en az konuşulan anı.

Kimse senden bir şey istemedi. Çevre kendiliğinden bir ayrıcalık tanıyor; sıra sana açılıyor, kural senin için esnetiliyor ya da bir kolaylık kendiliğinden sunuluyor.

İki refleks de yanlış çalışıyor.

Hepsini reddetmek bazen bir gösteriye dönüşüyor ve reddedilen kişiyi zor durumda bırakıyor; ayrıca bazı kolaylıklar gerçekten işin yürümesi için var.

Hepsini kabul etmek ise küçük ayrıcalıkları biriktiriyor ve çevreye kuralın kimler için geçerli olduğunu öğretiyor.

Ayırt etmek için üç soru yetiyor.

Birinci soru şu: bu ayrıcalık role mi veriliyor, kişiye mi? Senin yerinde başka biri olsa aynı kolaylık ona da tanınır mıydı?

Cevap evetse bu bir rol düzenlemesi ve kabul etmekte bir sorun yok.

İkinci soru: bu, işin yürümesi için mi, yoksa senin rahatın için mi? İkisi bazen örtüşüyor ve ayrıldıkları yerde ölçüt netleşiyor.

Üçüncü soru en pratiği: bunu yazabilir misin? Kayda geçebilecek bir ayrıcalık genellikle sorun değil; yazıldığında rahatsız edecek olan ayrıcalık, zaten cevabı vermiş oluyor.

Bir de kabul ettiğinde ne öğrettiğin var ve bu genellikle hiç hesaba katılmıyor.

Küçük bir ayrıcalık kabul edildiğinde çevre bunu bir kural yorumu olarak kaydediyor. Kimse bunu söylemiyor ve herkes not ediyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu dersin en kolay yanlış okunacak yeri gücün kendisiyle ilgili. Ders gücü sorunlu göstermiyor; güç işin bir parçası ve kullanılmadığında da zarar üretiyor. Kararı vermeyen, ekibini korumayan ve kaynağı bölüştürmeyen bir yönetici, yetkisini kötüye kullanmıyor ve yerine getirmiyor.

"Konum yapıyor" açıklaması bir muafiyet de değil. Önceki derslerde kurulan üç koşul burada da geçerli; etki, bilgi ve alternatif yerindeyse sorumluluk düşüyor ve gücün kısıtları kaldırması bunu değiştirmiyor. Açıklama, kişiyi aklamak için değil, müdahalenin nereye yapılacağını göstermek için var.

Kültürel ve kurumsal farklar da çerçevenin üstünde. Güç farkının olağan sayıldığı ortamlarda itiraz maliyeti zaten yüksek ve bu, dersin önerdiği kısıtları kurma işini büsbütün lidere yüklüyor; kimsenin söylemeyeceği bir yerde sormak daha da gerekli hâle geliyor.

Bir sınır da bu dersin kapsamı dışında ve açıkça yazılmalı. Tehdit, korkutma, taciz ve zorlama içeren durumlar liderlik konusu değil; orada bir yöntem ya da farkındalık alıştırması işe yaramıyor, kurumsal ve hukuki bir yol oluyor. Bu ders o durumlar için yanlış araç.

Son olarak kötüye kullanım suçlamasının kendisi de bir güç aracı olabiliyor. Bir kararı beğenmeyen taraf, kararı kötüye kullanım olarak adlandırabiliyor ve bu adlandırma tartışmayı kapatıyor. Ayırt edici ölçüt memnuniyetsizlik olmuyor; yetkinin verilme gerekçesinin dışına çıkılıp çıkılmadığı oluyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışGücün kişiliği ortaya çıkardığı ya da bozduğu tartışması yararlı sanılıyor.
Doğrusu

İki cümle de bir şey yapmayı önermiyor; kullanılabilir okuma şu, güç bir eğilim eklemiyor ve üç kısıtı birden kaldırıyor.

Yaygın yanlışAynı sözün herkeste aynı ağırlıkta duyulduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Söyleyen için ağırlık değişmiyor ve alan için değişiyor; bir soru talimat, bir yorum değerlendirme olarak alınabiliyor ve bunu fark etmenin tek yolu ağırlığı işaretlemek.

Yaygın yanlışTalep edilmeyen bir uyumun kendiliğinden olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Çevre gücü olan kişiye sorulmadan uyum sağlıyor ve kişi talep etmediği için bunu görmüyor; görünmediği sürece de kurumun daralan gündemi kimsenin kararı gibi durmuyor.

Yaygın yanlışKötüye kullanımın büyük ihlallerden ibaret olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Büyük kısmı gündelik ve kimsenin itiraz etmediği kullanımlardan oluşuyor; her biri savunulabiliyor ve toplamı hem ölçüyü kaydırıyor hem çevreye kuralın kimler için geçerli olduğunu öğretiyor.

Yaygın yanlışAçık kapı politikasının geri bildirim sağladığı varsayılıyor.
Doğrusu

Kapının açık olması girmenin bedelini değiştirmiyor; kanalı belirleyen şey davetin sıklığı değil, gelen ilk olumsuz geri bildirime verilen cevabın uzunluğu ve tonu.

Aklında kalsın

Güç kişiye yeni bir eğilim eklemiyor. Üç kısıtı birden kaldırıyor: geri bildirim, itiraz ve yaptırım.

Bu üçü, önceki derste bulunan iki kayıp noktasının tam üstüne düşüyor. Sorunun fark edilmesi zorlaşıyor ve doğru olanı yapmanın bedeli artarken yanlış olanınki azalıyor.

Ayna kaybı bir yanılgı değil, bir gecikme. Kişinin kendisi hakkındaki bilgisi, son gerçek geri bildirimi aldığı tarihte donuyor.

Aynı cümle, söyleyenin konumu değiştikçe ağırlaşıyor. Bir soru talimat gibi inebiliyor ve söyleyen bunu hiç hissetmiyor.

Sessiz uyum en görünmez etki. Kişi hiçbir şey talep etmiyor, çevre ona göre şekilleniyor ve daralan şey kurumun gündemi oluyor.

Kötüye kullanımın büyük kısmı küçük ayrıcalıklardan oluşuyor. Her biri savunulabiliyor ve toplamı çevreye kuralın kimler için geçerli olduğunu öğretiyor.

Tanım niyete bakmıyor. Yetki bir gerekçeyle veriliyor ve o gerekçenin dışında kullanıldığında kötüye kullanım oluyor; kararın beğenilmemesi bu tanıma girmiyor.

Kısıtlar dışarıdan gelmediği için kişinin kendisi kurmak zorunda. Geri bildirimi gönüllülüğe bırakmamak, niyeti işaretlemek, sessiz uyumu sormak ve kuralı kendine de uygulamak.

Kanalı belirleyen şey çağrının sıklığı değil. İlk olumsuz geri bildirime verilen cevap, kanalı ya açıyor ya kapatıyor.

Sunulan bir ayrıcalık üç soruyla sınanıyor: role mi veriliyor, işin yürümesi için mi ve yazılabilir mi?

Sonraki derse köprü

Bu derste bulunan çözümün tamamı bir varsayıma dayanıyordu ve varsayım zayıf.

Kendi kısıtını kuran lider, zaten bunu yapmak isteyen liderdir. Ayna kaybını fark eden, sessiz uyumu soran ve kuralı kendine uygulayan kişi, bunları yapmayı seçmiş biri.

Asıl sorun bu seçimi yapmayan kişide ve bu ders orada elimize bir şey vermiyor.

Bir kurum iyi niyeti varsayamaz. Varsaydığında, yalnız zaten dikkatli olanları kapsayan bir düzen kurmuş oluyor.

Sonraki ders bu boşluğu ele alıyor: hesap verebilirlik.

Oradaki mekanizmanın bu dersten farkı, kişinin isteğine bağlı olmaması. Kısıt kişinin kendi kurduğu bir alışkanlık olmaktan çıkıyor ve dışarıdan işleyen bir düzene dönüşüyor.

Sorulacak soru da şu olacak: bir kişinin hesap verdiğini söyleyebilmek için tam olarak neyin bulunması gerekiyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.