Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
En yaygın açıklama işe yaramıyor. Değer ihlallerini karakter zayıflığıyla açıklamak hiçbir şey öngörmüyor ve ihlallerin çoğunu o değerlere gerçekten inanan insanlar yapıyor.
Kayıp üç mekanizmadan geçiyor ve üçü de karakterle ilgili değil. Durumun bir değer sorunu içerdiğinin fark edilmemesi, kullanılan dilin o boyutu örtmesi ve kaymanın küçük adımlarla ilerlemesi.
Ahlaki tanıma olmadan muhakeme başlamıyor. İhlallerin önemli bir kısmı bir tercih anı olarak yaşanmıyor ve kişi çeliştiğini sonradan bile fark etmeyebiliyor.
Adlandırma yalan içermeden de bir boyutu gizleyebiliyor. Kapasite düzenlemesi ile kimin ne kaybedeceği aynı kararı anlatıyor ve farklı muhakemeleri çağırıyor.
Kademeli kaymada her adım bir öncekine göre küçük. Kaymayı görünür kılan tek karşılaştırma, bugünkü hâlin başlangıç noktasıyla yan yana konması.
Değer davranışa üç aşamada dönüşüyor: tanıma, muhakeme ve eylem. Kayıpların çoğu birinci ve üçüncüde, müdahalelerin çoğu ikinciye yapılıyor ve bu yüzden çoğu müdahale bir şey değiştirmiyor.
Birinci aşamanın aracı geri adlandırma. Kararı, sonucunu yaşayacak kişinin diliyle tek cümleye indirmek; karar değişmiyor, sorulan soru değişiyor.
Üçüncü aşamanın aracı bedeli düşürmek ve liderliğe özgü sonuç burada. Liderin asıl işi kendi değerine uygun davranmak olmuyor; başkalarının kendi değerlerine uygun davranmasının bedelini azaltmak oluyor.
Bir kararın gerekçesi üç işaretle sınanıyor: karardan sonra mı oluştu, yalnız kendine mi anlatılıyor ve sonucu yaşayacak kişiye söylenebilir mi?
Açılış sahnesi
Bir yazılım şirketinde bir teslim tarihi konuşuluyor ve toplantı kırk dakika sürüyor.
Konu şu: müşteriye verilen tarih tutmayacak. Ekip iki hafta daha istiyor ve satış tarafı müşterinin bunu iyi karşılamayacağını söylüyor.
Kırk dakikanın sonunda bir karar çıkıyor. Müşteriye tarihin tuttuğu söylenecek, teslim yapılacak ve eksik kalan bölüm ilk güncellemeyle tamamlanacak.
Toplantıda hiç kimse bir yalan söylemeyi önermedi. Konuşulan kelimeler şunlardı: kapsam yönetimi, aşamalı teslim, müşteri beklentisinin yönetilmesi.
Aynı odada oturan altı kişiye ayrı ayrı sorulsa, altısı da dürüstlüğün önemli olduğunu söyler. Hiçbiri bunu söylerken samimiyetsiz olmaz.
Şimdi aynı kararı tek bir cümleyle yeniden yazalım.
Müşteriye, bitmemiş bir işin bittiğini söyleyeceğiz.
Bu cümle toplantıda hiç kurulmadı. Kurulsaydı kırk dakikanın nasıl geçeceği değişirdi.
Odadaki kimsenin değerleri eksik değildi. Eksik olan şey, o kırk dakikanın bir değer konusu olduğunun fark edilmesiydi.
Bu ders o farkın nerede kaybolduğunu ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önce boşluğu adlandıracağız. İnsanların çoğu neyin doğru olduğunu biliyor ve davranış yine de o bilginin arkasında kalıyor.
Sonra bu boşluğun karakter zayıflığıyla açıklanamayacağını göstereceğiz. Açıklama işe yaramıyor, çünkü hiçbir şey öngörmüyor ve hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Ardından üç mekanizmaya bakacağız. Kararın bir değer konusu olduğunun fark edilmemesi, kullanılan dilin o boyutu görünmez kılması ve kaymanın küçük adımlarla ilerlemesi.
Modelde değerin davranışa dönüşürken geçtiği üç aşamayı ayıracağız. Kayıpların çoğu birinci ve üçüncü aşamada oluyor ve müdahalelerin çoğu ikinciye yapılıyor.
Karar anında kendini bir gerekçe kurarken yakaladığın bir durum var ve üç işaretle sınanıyor.
Sonda liderliğe özgü sonucu konuşacağız. Bu konuda liderin asıl işi kendi değerini savunmak olmuyor.
Aşağıdaki şirketler ve toplantılar uydurulmuş örneklerdir. Kurgu olmalarının sebebi konunun kendisi: burada tartışılan şey kimin kötü davrandığı değil, kötü davranışın nasıl görünmez kaldığı.
Sıfır noktası — bilgi eksiği değil
Bu konuda en yaygın açıklama en işe yaramaz olanı.
Açıklama şöyle: insanlar değerlerini biliyor ve bir kısmı yeterince güçlü değil, o yüzden ihlal ediyor.
Bu açıklamanın iki sorunu var.
Birincisi öngörü üretmemesi. Kimin ne zaman sapacağını söylemiyor ve olaydan sonra herkesi açıklayabiliyor.
İkincisi ve daha önemlisi, gözlemle uyuşmaması. Değer ihlallerinin büyük kısmını, o değerlere gerçekten inanan insanlar yapıyor.
Açılış sahnesindeki altı kişi dürüstlüğe inanıyordu ve inanmaya devam ediyor. Kararı verirken kendilerini dürüstlükten vazgeçmiş saymadılar.
Buradan başka bir soru çıkıyor ve bu ders o soruyu takip ediyor. Bir değer, davranışa dönüşürken nerede kayboluyor?
Bu ayrım seride bir kez kurumsal düzeyde yapılmıştı. Bir kurumun gerçekte neye değer verdiği, duvara astığı metinden değil terfi listesinden okunuyordu.
Aynı okuma kişide de geçerli ve okunacağı yer beyanlar değil, bedelli anlar.
Mekanizma — değer nerede kayboluyor
Üç mekanizma var ve üçü de karakterle ilgili değil.
Birincisi en az fark edileni ve en güçlüsü.
Bu mekanizma açılış sahnesindeki kırk dakikanın tamamını açıklıyor.
O toplantıda bir muhakeme yapılmadı ve yapılmamasının sebebi tembellik değildi. Sorunun bir muhakeme gerektirdiği görülmedi.
İkinci mekanizma birincisini besliyor ve dille ilgili.
Bu mekanizmanın en zor yanı, adlandırmanın çoğu zaman kasıtlı olmaması. Kurumun kendi dili zaten teknik ve o dil herkesin kullandığı dil.
Üçüncü mekanizma zamanla ilgili.
Model — üç aşamalı süzgeç
Bir değerin davranışa dönüşmesi tek adımda olmuyor. Üç aşamadan geçiyor ve her aşamada kayıp yaşanıyor.
Birinci aşama tanıma. Bu durum bir değer sorunu içeriyor mu?
İkinci aşama muhakeme. İçeriyorsa, doğru olan ne?
Üçüncü aşama eylem. Doğruyu biliyorsan, bedelini ödeyip yapıyor musun?
Modelin asıl bulgusu kayıpların nerede olduğuyla ilgili.
İkinci aşamada kayıp azdır. İnsanların çoğu, soru açıkça sorulduğunda neyin doğru olduğunu biliyor ve büyük ölçüde birbiriyle aynı cevabı veriyor.
Kayıplar birinci ve üçüncü aşamada toplanıyor. Ya soru hiç sorulmuyor ya da cevap biliniyor ve bedeli ödenmiyor.
Buna karşılık kurumların yaptığı müdahalelerin neredeyse tamamı ikinci aşamaya yapılıyor. Etik eğitimleri, ilke listeleri ve değer bildirileri hep muhakemeyi güçlendirmeye çalışıyor.
Bu yüzden çoğu müdahale bir şey değiştirmiyor. Zaten dolu olan kutuyu dolduruyor.
Modelin ikinci parçası müdahalenin nereye yapılacağını söylüyor.
Birinci aşama için yapılacak şey dili değiştirmek.
Üçüncü aşama için yapılacak şey bedeli küçültmek ve liderliğe özgü sonuç burada.
Bu konuda liderin asıl işi kendi değerine uygun davranmak olmuyor; o zaten bekleniyor. Asıl işi, başkalarının kendi değerlerine uygun davranmasının bedelini düşürmek.
Önceki derste kurulan yapı sorumluluğu burada ikinci kez karşımıza çıkıyor. Bir kişinin doğru bildiğini yapması için ödediği bedeli belirleyen şey, o kişinin karakteri değil; içinde bulunduğu düzen.
Karar noktası — kendini bir gerekçe kurarken yakaladın
Bu, dersin en gündelik anı ve genellikle tek başına yaşanıyor.
Bir karar verdin ya da vermek üzeresin. Aklında bir açıklama oluşuyor ve o açıklamayı zihninde bir kez daha tekrar ediyorsun.
Gerekçe kurmak kötü bir şey değil; iyi kararların da gerekçesi oluyor. Ayırt edilmesi gereken şey, gerekçenin kararı destekleyen bir muhakeme mi yoksa kararı örten bir anlatı mı olduğu.
Üç işaret var ve biri bile yeterli bir uyarı.
Birinci işaret sıra. Gerekçe karardan önce mi geldi, sonra mı? Karar verildikten sonra oluşan bir açıklama, muhakeme değil savunma oluyor.
İkinci işaret muhatap. Bu gerekçeyi kime anlatıyorsun? Yalnız kendine anlatılan bir gerekçe, dışarıdan bakan birine anlatılmamış demektir ve genellikle anlatılamayacağı için anlatılmamıştır.
Üçüncü işaret ve en keskini şu: gerekçeyi, kararın sonucunu yaşayacak kişiye söyleyebilir misin?
Söyleyemiyorsan sorun gerekçede değil. Kararın kendisinde.
Bu üç işaretten biri varsa yapılacak şey kararı iptal etmek olmuyor. Geri adlandırmak oluyor.
Kararı, etkilenen kişinin diliyle tek bir cümleye indir ve o cümleye bak. Açılış sahnesindeki toplantıda kurulmayan cümle buydu ve kurulsaydı karar aynı çıkmayabilirdi.
Bazen aynı çıkıyor ve bu da bir sonuç. Bir kararın savunulabilir olduğunu, onu en açık hâliyle yazıp hâlâ arkasında durabilmek gösteriyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu ders hangi değerlerin doğru olduğunu söylemiyor ve söyleyemez. Anlattığı şey bir değerin davranışa nasıl dönüştüğü; hangi değerin taşınacağı bambaşka bir soru ve gelenekler buna birbirinden ayrı cevaplar veriyor.
İkinci aşamanın önemsiz olduğu sonucu da çıkarılmamalı. Muhakeme kaybının az olduğu söyleniyor ve hiç olmadığı söylenmiyor; karmaşık düzenleme alanlarında, yeni teknolojilerde ve çok taraflı çıkar durumlarında neyin doğru olduğu gerçekten belirsiz olabiliyor. Böyle durumlarda etik eğitimi bir süs olmuyor.
Kademeli kayma anlatısının kendi riski var. Her küçük adım dizisi bir kaymaya işaret etmiyor; öğrenme, uyum ve iyileştirme de küçük adımlarla ilerliyor. Geriye dönük bakıldığında bir dizi adımı kayma olarak okumak kolay ve bu okuma her zaman doğru olmuyor. Ayırt edici ölçüt, adımların yönü değil; başlangıç noktasıyla karşılaştırıldığında ulaşılan yerin baştan kabul edilip edilmeyeceği.
Bedeli düşürmek liderin elinde ve sınırsız değil. Bazı bedeller kurumun dışından geliyor; piyasa baskısı, mevzuat ve taraflar arasındaki güç farkı bir liderin kaldıramayacağı bedeller üretebiliyor. Bu durumda yapılabilecek şey bedeli sıfırlamak olmuyor, nereye düştüğünü açıkça söylemek oluyor.
Ölçme konusunda da açık konuşmak gerekiyor. Ahlaki davranışı ölçen çalışmaların büyük kısmı denetimli ortamlarda, düşük bedellerle ve gönüllü katılımla yürütülüyor; gerçek maliyeti olan durumlar etik nedenlerle ölçülemiyor. Bu dersteki mekanizmalar bu sınırın içinde okunmalı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDeğer ihlalinin karakter zayıflığından geldiği düşünülüyor.
Bu açıklama olaydan sonra herkesi açıklıyor ve öncesinde hiçbir şey öngörmüyor; ihlallerin büyük kısmını o değerlere gerçekten inanan insanlar yapıyor.
Yaygın yanlışMuhakemenin güçlendirilmesinin davranışı değiştireceği varsayılıyor.
Kayıpların çoğu neyin doğru olduğunun bilinmemesinden çıkmıyor; sorunun sorulmamasından ve cevabın bedelinin ödenmemesinden çıkıyor.
Yaygın yanlışTeknik dilin tarafsız olduğu sanılıyor.
Bir adlandırma yalan içermeden de bir boyutu görünmez kılabiliyor; hangi kelimenin kullanıldığı, hangi soruların sorulacağını belirliyor.
Yaygın yanlışKüçük adımların birbirine göre değerlendirilebileceği düşünülüyor.
Her adım bir öncekiyle karşılaştırıldığında fark hep küçük kalıyor; kaymayı görünür kılan tek karşılaştırma, bugünkü hâlin başlangıç noktasıyla yan yana konması.
Yaygın yanlışBir değerin beyan edilmesinin onun hakkında bilgi verdiği sanılıyor.
Bedeli hiç ödenmemiş bir beyan, kişinin baskı altında ne yapacağını göstermiyor; bir değer ancak ona uymanın bir şeye mal olduğu anda sınanmış oluyor.
Aklında kalsın
En yaygın açıklama işe yaramıyor. Değer ihlallerini karakter zayıflığıyla açıklamak hiçbir şey öngörmüyor ve ihlallerin çoğunu o değerlere gerçekten inanan insanlar yapıyor.
Kayıp üç mekanizmadan geçiyor ve üçü de karakterle ilgili değil. Durumun bir değer sorunu içerdiğinin fark edilmemesi, kullanılan dilin o boyutu örtmesi ve kaymanın küçük adımlarla ilerlemesi.
Ahlaki tanıma olmadan muhakeme başlamıyor. İhlallerin önemli bir kısmı bir tercih anı olarak yaşanmıyor ve kişi çeliştiğini sonradan bile fark etmeyebiliyor.
Adlandırma yalan içermeden de bir boyutu gizleyebiliyor. Kapasite düzenlemesi ile kimin ne kaybedeceği aynı kararı anlatıyor ve farklı muhakemeleri çağırıyor.
Kademeli kaymada her adım bir öncekine göre küçük. Kaymayı görünür kılan tek karşılaştırma, bugünkü hâlin başlangıç noktasıyla yan yana konması.
Değer davranışa üç aşamada dönüşüyor: tanıma, muhakeme ve eylem. Kayıpların çoğu birinci ve üçüncüde, müdahalelerin çoğu ikinciye yapılıyor ve bu yüzden çoğu müdahale bir şey değiştirmiyor.
Birinci aşamanın aracı geri adlandırma. Kararı, sonucunu yaşayacak kişinin diliyle tek cümleye indirmek; karar değişmiyor, sorulan soru değişiyor.
Üçüncü aşamanın aracı bedeli düşürmek ve liderliğe özgü sonuç burada. Liderin asıl işi kendi değerine uygun davranmak olmuyor; başkalarının kendi değerlerine uygun davranmasının bedelini azaltmak oluyor.
Bir kararın gerekçesi üç işaretle sınanıyor: karardan sonra mı oluştu, yalnız kendine mi anlatılıyor ve sonucu yaşayacak kişiye söylenebilir mi?
Sonraki derse köprü
Bu derste iki kayıp noktası bulduk. Sorunun görülmemesi ve bedelinin ödenmemesi.
Sonraki ders bu ikisini birden büyüten bir değişkeni ele alıyor: güç.
Güç arttıkça çevreden gelen geri bildirim azalıyor ve itiraz pahalılaşıyor. Bir kararın değer boyutunu görünür kılacak olan insanlar susmaya başlıyor ve tanıma aşaması zayıflıyor.
Aynı anda ikinci kayıp noktası da genişliyor. Yaptırımla karşılaşma ihtimali azaldıkça, doğru bildiğini yapmamanın bedeli düşüyor ve yanlış olanı yapmanın bedeli de düşüyor.
Yani bu dersteki iki boşluk, güç arttıkça kişinin niyetinden bağımsız olarak büyüyor.
Sonraki dersin soracağı şey de buradan çıkıyor: gücün kötüye kullanılması ne zaman bir kişilik meselesi, ne zaman bir konum meselesi?