İçeriğe geç

L0.6-01·Etik Sorumluluğa Giriş

Liderlik ve ahlaki sorumluluk

giriş2.793 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Liderin ahlaki sorumluluğu ölçek yüzünden değil, eylemin dolaylı olması yüzünden karışıyor. Arada en az bir kişi var ve o kişi kendi kararını veriyor.

Lider yalnız kendi davranışından değil, kurduğu düzenin ürettiği davranışlardan da sorumlu. Bir ölçü, bir teşvik ve sorulmayan bir soru, hiçbir talimat verilmeden davranış üretebiliyor.

Zarar bölünmüyor, sorumluluk duygusu bölünüyor. Herkesin makul davrandığı bir zincir, kimsenin istemediği bir sonuç çıkarabiliyor.

Sorumluluğun düşmesi için üç koşul birlikte aranıyor: etki, bilgi ve alternatif. Üçünden biri gerçekten yoksa sorumluluk o kişiye düşmüyor ve bu, çerçeveyi sınırlıyor.

Her koşulun bir kaçış cümlesi ve bir sınaması var. Elimde değildi, bilmiyordum ve başka çarem yoktu; sırasıyla dinlenir miydin, bilmemek için bir şey yaptın mı ve seçenek mi yoktu bedeli mi vardı.

Bilmemenin bir de seçilmiş hâli var. Cevabını duymak istemediğin için sormadığın soru, bilgi eksikliği üretmiyor; bir karar üretiyor.

Ahlaki mesafe kararı kolaylaştırıyor ve zararı küçültmüyor. Tabloya bakarak verilen karar, aynı kararı yüz yüze vermekten kolay geliyor.

Sorumluluğun büyüklüğü etkinin büyüklüğüyle orantılı. Bu, hem "benim işim değil" kaçışını hem sınırsız sahiplenmeyi kapatıyor.

Gördüğün ve yetkinde olmayan bir zararda soru tek: yapabileceğin en küçük etkili şey ne? Onu yap, kaydet ve orada dur.

Açılış sahnesi

Bir üretim hattında kullanılan bir malzeme değiştiriliyor ve yeni malzeme altı ay sonra sorun çıkarıyor.

Sorun küçük görünüyor ve müşteriye yansıyor. Bir inceleme başlatılıyor.

İnceleme kararın yolunu çıkarıyor. Değişiklik önerisi satın almadan geliyor, teknik birim onaylıyor, kalite birimi test kapsamını daraltıyor, üretim planlaması tarihi öne çekiyor ve genel müdür yardımcısı imzalıyor.

Beş kişiyle ayrı ayrı konuşuluyor ve beşi de aynı şeyi söylüyor.

Satın alma diyor ki: ben yalnız fiyat farkını bildirdim, teknik karar bana ait değil. Teknik birim diyor ki: verilen test sonuçlarına göre uygundu. Kalite diyor ki: kapsamı ben belirlemedim, takvim öyle gerektirdi. Planlama diyor ki: bana verilen tarihi uyguladım. İmzayı atan kişi diyor ki: önüme gelen dosya eksiksizdi.

Beş cevap da doğru. Hiçbiri yalan söylemiyor.

Zarar bölünmedi ve müşteriye tek parça hâlinde ulaştı. Bölünen şey sorumluluk duygusu oldu.

Şimdi bu tabloya bir soru soralım. Bu beş kişiden hangisi ahlaki olarak sorumlu?

Cevap "hepsi" ya da "hiçbiri" olduğunda soru işe yaramıyor. Bu ders sorunun kullanılabilir hâlini kuruyor.

Bu derste ne olacak

Bu, etik modülünün ilk dersi ve temel atma işini üstleniyor.

Önce liderin ahlaki sorumluluğunun neden sıradan bir kişinin sorumluluğundan farklı olduğunu göstereceğiz. Fark ölçekte değil, eylemin dolaylı olmasında.

Sonra sorumluluğun nasıl dağıldığına bakacağız. Bir zarar çok elden geçtiğinde payların toplamı bütünü vermiyor ve kimse kendini sahibi saymıyor.

Ardından üç koşul kuracağız. Bir kişinin bir sonuçtan ahlaken sorumlu olması için üçünün birden bulunması gerekiyor.

Modelde her koşulun kaçış cümlesini ve o cümlenin sınamasını yan yana koyacağız. Kaçışlar meşru da olabiliyor ve ayırt edilmeleri gerekiyor.

Karar anı en gündelik hâliyle geliyor: yetkinde olmayan ama gördüğün bir zarar.

Sonda çerçevenin nerede durduğunu yazacağız. Bu ders neyin doğru olduğunu söylemiyor ve söylememesi kasıtlı.

Anlatılan birimler, kararlar ve incelemeler kurgudur. Gerçek bir olaydan yola çıkmamalarının sebebi şu: burada tartışılan şey kimin ne yaptığı değil, sorumluluğun nereye düştüğü.

Sıfır noktası — liderin sorumluluğu neden farklı

Bir insanın kendi eyleminden sorumlu olması tartışmalı bir konu değil. Bir şeyi yapan kişi onu yapmıştır.

Liderlikte durum karışıyor ve karışmasının üç sebebi var.

Birincisi eylemin dolaylı olması. Lider çoğu zaman işi kendi yapmıyor; başkasının yapmasını sağlıyor. Arada en az bir kişi bulunuyor ve o kişi kendi kararını veriyor.

İkincisi liderin yalnız kendi davranışını değil, başkalarının davrandığı ortamı da belirlemesi.

Seride bunun iki örneğini görmüştük. Ölçülen ve ödüllendirilen bir davranış, hiç talimat verilmeden yerleşiyordu; usul adımları kaldırıldığında da kimse bir şey istememiş oluyordu ama sonuç değişiyordu.

Üçüncü sebep etkilenenlerin karara katılmaması. Bir liderin kararından etkilenen insanların çoğu o kararın verildiği odada bulunmuyor ve çoğu itiraz edemiyor.

Bu üçü bir araya geldiğinde sorumluluk kendiliğinden dağılıyor.

Mekanizma — sorumluluk nereye düşer

Sorumluluğun kime düştüğünü konuşabilmek için üç koşul gerekiyor ve üçünün birden bulunması aranıyor.

Birinci koşul etki. Kişi o sonucu etkileyebilecek bir konumda mıydı?

Burada dikkat edilmesi gereken bir kayma var. Etki yetkiyle aynı şey değil; yetkisi olmayan biri de bir sonucu etkileyebiliyor ve seride bunu unvansız liderlikte görmüştük.

İkinci koşul bilgi. Kişi biliyor muydu ya da bilmesi bekleniyor muydu?

Bu koşul liderde daha ağır işliyor, çünkü bilmek işin bir parçası. Bir yöneticinin "haberim yoktu" demesi, aynı cümleyi söyleyen bir çalışandan farklı bir anlam taşıyor.

Ve bir de bilginin özel bir hâli var.

Üçüncü koşul alternatif. Kişinin başka türlü davranma imkânı var mıydı?

Bu koşul en çok yanlış kullanılan koşul ve yanlış kullanım tek bir yerde oluyor.

Ayrım bir suçlama üretmiyor. Bedeli ödememeyi seçmek bazen makul ve bazen tek gerçekçi yol; söylenmesi gereken şey yalnız bunun bir seçim olduğu.

Dördüncü bir etken de var ve bir koşul değil, bir bozucu.

Model — üç koşul, üç kaçış, üç sınama

Model üç koşulu bir sınamaya çeviriyor ve her koşulun bir kaçış cümlesi var.

Kaçış cümleleri her zaman bahane olmuyor. Bir kısmı doğru ve ayırt edilmeleri gerekiyor; modelin işi de bu ayrımı yapmak.

Birinci koşul etki ve kaçış cümlesi şu: benim elimde değildi.

Sınaması bir soru: bu konuda bir şey söyleseydin dinlenir miydi? Cevap evetse etkin vardı ve yetkin olmaması bunu değiştirmiyor. Cevap gerçekten hayırsa koşul karşılanmıyor ve sorumluluk düşmüyor.

İkinci koşul bilgi ve kaçış cümlesi şu: bilmiyordum.

Sınaması da bir soru: bilmemek için bir şey yaptın mı? Sormaktan kaçındıysan, bakmadıysan ya da soruyu başkasına havale ettiysen bilgisizlik bir savunma olmuyor. Bilmen gerçekten mümkün değilse koşul karşılanmıyor.

Üçüncü koşul alternatif ve kaçış cümlesi şu: başka çarem yoktu.

Sınaması en rahatsız edici olanı: seçenek yok muydu, yoksa bedeli mi vardı? İkinci durumda bir seçim yapılmış oluyor ve seçimin makul olması onu seçim olmaktan çıkarmıyor.

Üç koşulun birlikte istenmesi modelin en önemli parçası, çünkü sorumluluğu genişletmiyor; sınırlıyor.

Üçünden biri gerçekten yoksa sorumluluk o kişiye düşmüyor. Bu, çerçevenin herkesi her şeyden sorumlu tutan bir araca dönüşmesini engelliyor.

Modelin ikinci parçası ölçekle ilgili ve gündelik kullanımda asıl işi o görüyor.

Sorumluluğun büyüklüğü etkinin büyüklüğüyle orantılı. Elindeki etki kadar sorumlusun; ne fazlası ne eksiği.

Bu cümle iki yönlü çalışıyor. Bir yandan "benim işim değil" kaçışını kapatıyor, çünkü etkin varsa işin oluyor. Öte yandan sınırsız sorumluluk beklentisini de kapatıyor.

Karar noktası — yetkinde olmayan ama gördüğün bir zarar

Bu, üç koşulun en sık bir araya geldiği durum ve genellikle sessizce geçiştiriliyor.

Yanlış giden bir şeyi fark ediyorsun. İşi sen yapmıyorsun, kararı sen vermiyorsun ve seni ilgilendiren bir alan da değil.

Üç koşulu tek tek uygulayalım.

Bilgi koşulu karşılanıyor, çünkü görüyorsun. Alternatif koşulu da karşılanıyor, çünkü en azından söyleyebilirsin ve bunun bir bedeli var.

Geriye etki koşulu kalıyor ve karar burada veriliyor.

"Benim işim değil" cümlesi etki koşulunu yetkiyle karıştırıyor. Sorumluluk yetkiyle ölçülmüyor; etkiyle ölçülüyor ve söyleyebiliyor olmak bir etki.

Buradan sınırsız bir yük çıkmıyor ve çıkmaması önemli. Ölçüt orantı: elindeki etki kadar.

Pratikte bu tek bir soruya iniyor. Yapabileceğin en küçük etkili şey ne?

Çoğu durumda cevap büyük bir şey olmuyor. Bir kişiye söylemek, bir soruyu bir toplantıda sormak ya da gördüğünü yazılı olarak iletmek.

Bunu yaptıktan sonra durmak da kararın parçası. Etkin bittiğinde sorumluluğun da bitiyor ve devam etmek başka birinin işini üstlenmek oluyor.

Bir ayrıntı daha var ve ahlaki tarafı taşıyor: yaptığın şeyi kaydet.

Söylediğini bir yerde bırakmak, sonradan kimsenin bilmediği bir durumun oluşmasını engelliyor. Kayıt bir kendini koruma aracı gibi görünüyor ve asıl işi bu değil; dağılmış sorumluluğun bir kez daha dağılmasını önlüyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu çerçevenin ne yapmadığını yazmak, ne yaptığını yazmak kadar önemli.

Ders hangi eylemin doğru olduğunu söylemiyor. Sorumluluğun nereye düştüğünü belirliyor ve orada duruyor; neyin iyi, neyin adil olduğu ayrı bir soru ve farklı ahlak gelenekleri buna farklı cevaplar veriyor. Burada verilen şey bir muhakeme aracı; hazır bir ölçüt listesi değil.

Sorumlu olmak ile hesap vermek de aynı şey değil. Biri ahlaki, öteki kurumsal; bir kişi ahlaken sorumlu olduğu hâlde hiçbir yere hesap vermiyor olabiliyor ve tersi de mümkün. Hesap verebilirlik bu modülün ilerleyen bir dersinde ayrı olarak ele alınacak.

Üç koşul geriye dönük bakıldığında kolay uygulanıyor ve karar anında zor. Sonucu bilerek geriye bakan biri, o an görünmeyen alternatifleri açıkça görüyor ve bunun adı seride konmuştu; sonucu bilmek değerlendirmeyi değiştiriyor. Bu yüzden çerçeve bir yargılama aracı olarak kullanıldığında haksızlık üretebiliyor ve kullanılacağı asıl yer geçmiş değil, önümüzdeki karar.

Yasal sorumluluk ile ahlaki sorumluluk da örtüşmüyor; yukarıdaki karşı örnekte bu görüldü. Bir uygulama tümüyle kurallara uygun olabiliyor ve savunulamaz kalabiliyor; tersi de mümkün, bir kural ihlali her zaman ahlaki bir sorun üretmiyor. İki soru ayrı ayrı sorulmadığında, uygunluk cevabı ahlaki sorunun yerine geçiyor.

Ahlaki mesafe de azaltılabiliyor ve sıfırlanamıyor. Büyük ölçekli kararlarda etkilenen herkesle yüz yüze temas mümkün değil; yapılabilecek şey mesafeyi kapatmak değil, kararı verirken mesafenin varlığını hesaba katmak ve bir noktada tabloyu bırakıp birkaç kişiyle konuşmak.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSorumluluğun yetkiyle ölçüldüğü sanılıyor.
Doğrusu

Ölçen şey etki oluyor ve yetkisi olmayan biri de bir sonucu etkileyebiliyor; "benim işim değil" cümlesi bir konum tarifi olarak doğru olabilir ve sorumluluk sorusuna cevap vermiyor.

Yaygın yanlışPayın küçük olmasının sorumluluğu ortadan kaldırdığı düşünülüyor.
Doğrusu

Zarar bölünmüyor ve tek parça hâlinde gerçekleşiyor; bölünen şey yalnız sahiplenme duygusu oluyor ve herkesin makul davrandığı bir zincir kimsenin istemediği bir sonuç üretebiliyor.

Yaygın yanlışBilmemenin her durumda koruduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Bilgi eksikliğinin nasıl oluştuğu sorusu ayrıca soruluyor; öğrenmemek için sorulmayan bir soru varsa, eksiklik bir savunma olmuyor.

Yaygın yanlışBedeli olan bir seçeneğin seçenek sayılmadığı düşünülüyor.
Doğrusu

Bedelli olmak alternatifi ortadan kaldırmıyor ve ikisini ayırmak bir suçlama üretmiyor; bedeli ödememeyi seçmek bazen doğru karar oluyor ve yine de bir karar oluyor.

Yaygın yanlışTalimat vermemenin yapıdan sorumluluğu kaldırdığı sanılıyor.
Doğrusu

Bir davranışı üreten şey çoğu zaman söylenen bir cümle olmuyor; kurulan ölçü, verilen teşvik ve sorulmayan soru oluyor ve bunların hepsi birinin kurduğu şeyler.

Aklında kalsın

Liderin ahlaki sorumluluğu ölçek yüzünden değil, eylemin dolaylı olması yüzünden karışıyor. Arada en az bir kişi var ve o kişi kendi kararını veriyor.

Lider yalnız kendi davranışından değil, kurduğu düzenin ürettiği davranışlardan da sorumlu. Bir ölçü, bir teşvik ve sorulmayan bir soru, hiçbir talimat verilmeden davranış üretebiliyor.

Zarar bölünmüyor, sorumluluk duygusu bölünüyor. Herkesin makul davrandığı bir zincir, kimsenin istemediği bir sonuç çıkarabiliyor.

Sorumluluğun düşmesi için üç koşul birlikte aranıyor: etki, bilgi ve alternatif. Üçünden biri gerçekten yoksa sorumluluk o kişiye düşmüyor ve bu, çerçeveyi sınırlıyor.

Her koşulun bir kaçış cümlesi ve bir sınaması var. Elimde değildi, bilmiyordum ve başka çarem yoktu; sırasıyla dinlenir miydin, bilmemek için bir şey yaptın mı ve seçenek mi yoktu bedeli mi vardı.

Bilmemenin bir de seçilmiş hâli var. Cevabını duymak istemediğin için sormadığın soru, bilgi eksikliği üretmiyor; bir karar üretiyor.

Ahlaki mesafe kararı kolaylaştırıyor ve zararı küçültmüyor. Tabloya bakarak verilen karar, aynı kararı yüz yüze vermekten kolay geliyor.

Sorumluluğun büyüklüğü etkinin büyüklüğüyle orantılı. Bu, hem "benim işim değil" kaçışını hem sınırsız sahiplenmeyi kapatıyor.

Gördüğün ve yetkinde olmayan bir zararda soru tek: yapabileceğin en küçük etkili şey ne? Onu yap, kaydet ve orada dur.

Sonraki derse köprü

Bu ders sorumluluğun nereye düştüğünü belirledi ve orada durdu. Sorumlu olduğunu bilmek, ne yapacağını söylemiyor.

İnsanların çoğunun bu konuda bir eksiği yok. Neyin doğru olduğunu biliyorlar ve söyleyebiliyorlar.

Buna rağmen davranış çoğu zaman o bilginin arkasında kalıyor ve aradaki boşluk açıklanmayı bekliyor.

Sonraki ders o boşluğa bakıyor: değer, karar ve davranış arasındaki ilişki.

Bu seride bir kez benzer bir ayrım yapmıştık. Bir kurumun neye inandığı ilkelerinden değil, kimi terfi ettirdiğinden okunuyordu.

Sonraki dersin işi aynı okumayı kurumda değil kişide yapmak. Bir kişinin değeri, söylediği cümlede değil, o değerin bir bedeli olduğu anda ne yaptığında görünüyor.

Sorulacak soru da bu: bir değer, hangi noktada bir davranışa dönüşüyor ve hangi noktada yalnız bir cümle olarak kalıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.