Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu bağlamda ölçü ilk kez net ve netliği bir vekâlete dayanıyor. Puan öğrenmenin yerine geçiyor ve vekil ölçü hedefe çevrildiğinde, onu yükseltmenin ölçtüğü şeyi geliştirmekten kısa yolları çıkıyor.
Ödeyen ile alan ayrı ve ödeyen aynı zamanda alan adına konuşuyor. Vekil muhatabın istediği ile öğrencinin ihtiyacı ayrıştığında, ölçüm vekilin sesini duyuyor.
Bu bağlamı diğerlerinden ayıran şey muhatabın oluşum hâlinde olması. Yetişkin bir yargıyı süzebiliyor, gelişme hâlindeki bir kişi onu kendi tarifine yazıyor.
Erken etiket bir tahmin olarak konuyor ve bir tarif gibi işliyor. Aynı anda iki şeyi birden değiştirdiği için etkisi büyük: öğretmenin beklentisini ve öğrencinin kendini nasıl gördüğünü.
Liderin davranışı burada bir yönetim tarzı olmuyor, içeriğin kendisi oluyor. Hatanın nasıl karşılandığı, sözün nasıl dağıtıldığı ve adaletin nasıl işlediği kimse öğretmeden öğreniliyor.
Bu yüzden her kararın iki çıktısı var: iş ne oldu ve kişide ne kaldı. Aynı işi bitiren iki karar, ikinci çıktıda zıt olabiliyor.
İkinci çıktı ölçülemiyor, çünkü penceresi çok uzun. Ölçülemeyen yerde yapılacak şey davranışı önceden sabitlemek; hata karşılama, geri bildirimin yönü, sözün dağılımı ve etiketin telaffuz edilmemesi.
"Yapamam" cümlesi bilgi vermiyor, bir tarif taşıyor. Teselli ve zorlama işlemiyor; çalışan yol cümleyi bir adıma indirmek ve o adımı denenebilir kadar küçültmek.
Yanlış bir yargıyı karşı söz değil karşı kanıt kaldırıyor ve kanıtı üretecek kişi karşındaki.
Son olarak yük bireyde değil. İkinci çıktıyı isteyip yalnız birinci çıktıyla değerlendiren bir kurum, istediğinin tersini ödüllendiriyor.
Açılış sahnesi
Bir sınıfta bir öğrenci tahtaya kalkıyor ve soruyu yarıda bırakıyor. İkinci adımda takılıyor ve duruyor.
Öğretmenin önünde iki dakika var ve dersin geri kalanını yetiştirmesi gerekiyor.
Kalemi alıyor, kalan adımları kendi tamamlıyor ve teşekkür edip öğrenciyi yerine gönderiyor. Ders akıyor.
Yapılan şey makul. Soru çözüldü, sınıf konuyu gördü ve zaman korundu.
Şimdi aynı iki dakikayı başka türlü harcayalım.
Öğretmen soruyu tamamlamıyor. Takıldığı adımı ayırıyor ve tek bir şey soruyor: burada elindeki hangi bilgi eksik?
Öğrenci cevabı bulamıyor ve öğretmen bir alt basamağa iniyor. Üçüncü denemede öğrenci adımı kendi söylüyor ve soruyu bitiriyor.
İki dakika iki durumda da harcandı ve tahtadaki soru iki durumda da çözüldü.
İşin sonucu aynı. Öğrencide kalan şey aynı değil.
Birinci durumda öğrenci yerine oturarak bir şey öğrendi ve o şey matematik değildi. İkinci durumda da bir şey öğrendi ve o da matematik değildi.
Bu ders, bir kararın işten ayrı olarak kişide ne bıraktığını ve bu bağlamda neden asıl ölçünün orası olduğunu ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Dört eksen burada da yer değiştiriyor ve derse onlarla başlayacağız. Ödeyen başka, hizmeti alan başka ve alan kişi oraya çoğunlukla kendi tercihiyle gelmiş değil.
Sonra ölçüye bakacağız. Bu bağlamda ölçü ilk kez gerçekten net görünüyor ve netliği bir vekâlete dayanıyor; sınav puanı öğrenmenin kendisi değil, yerine geçen şey.
Ardından bu bağlamda kimin muhatap alındığını konuşacağız. Konuşulan, memnuniyeti ölçülen ve şikâyet eden taraf çoğu zaman hizmeti alan kişi olmuyor.
Sonra bu bağlamı diğer dördünden ayıran şeye geleceğiz. Karşıdaki kişi oluşum hâlinde ve bu, verilen her karara ikinci bir çıktı ekliyor.
Modelde o ikinci çıktıyı ayrı bir sütun olarak açacağız. Karar doğruluğu tek başına yetmiyor; aynı işi bitiren iki kararın kişide bıraktığı şey zıt olabiliyor.
Karar anı bir cümlenin üzerine kurulu: bir genç "ben bunu yapamam" dediğinde ne yapacaksın?
Sonda yükün nerede olduğunu konuşacağız, çünkü bu dersin öğütleri kendisi vekil ölçüyle değerlendirilen bir öğretmene tek başına yüklenemez.
Aşağıdaki sınıflar, öğrenciler ve kurumlar kurgudur ve belgelenmiş olaylar değildir. Kurgu olmalarının bir sebebi var: ölçülenle asıl olanın koptuğu yeri, var olan bir okulu ya da bir öğretmeni işaret etmeden anlatmak gerekiyor.
Sıfır noktası — ölçü net görünüyor
Önceki bağlamda ölçü kurulmamıştı ve kurulması gerekiyordu. Burada tersi geçerli; ölçü hazır, sayılabilir ve karşılaştırılabilir.
Not var, sınav puanı var, mezuniyet oranı var. Üç bağlamda özlenen netlik burada duruyor.
Netliğin bir bedeli var ve bedel ölçünün ne olduğunda saklı.
Bu, eğitimde en çok tartışılan konu ve tartışmanın çoğu yanlış yerde duruyor.
Mesele ölçmenin kötü olması değil. Ölçmeyi bırakan bir kurum daha kötü duruma düşüyor, çünkü o zaman kimin ne öğrendiğini kimse bilmiyor.
Mesele, ölçünün ne kadarını kapsadığının unutulması.
Mekanizma — kim muhatap alınıyor ve kim oluşuyor
Kaynak ekseni bu bağlamda tanıdık bir yerden başlıyor. Ödeyen ile alan ayrı kişiler; ödeme aileden ya da kamudan geliyor, hizmeti alan öğrenci.
Bir önceki bağlamda da böyleydi ve burada bir fark var. Ödeyen taraf aynı zamanda alan kişi adına konuşuyor.
Şimdi bu bağlamı bütün modülden ayıran şeye geliyoruz.
Diğer dört bağlamda liderin muhatabı yetişkin bir insandı. Bir yargıyı duyduğunda süzebiliyor, kaynağını değerlendirebiliyor ve kendi bildikleriyle karşılaştırabiliyordu.
Burada o süzgeç henüz kurulmuş değil.
Seride liderlik öz-yeterliğini tanımlamış ve sessiz bir döngü olarak anlatmıştık. Bir kez geri çekilen kişi daha az deniyor, az deneyen daha az gelişiyordu.
O döngünün başladığı yer burası.
Bir şey daha var ve bu bağlamda liderin davranışı yönetim tarzı olmaktan çıkıyor.
Buradan çıkan sonuç bu dersin omurgası. Diğer bağlamlarda liderin davranışı işin nasıl yapıldığını belirliyordu. Burada liderin davranışı doğrudan içeriğin bir parçası.
Model — her kararın ikinci çıktısı
Diğer bağlamlarda bir kararın bir çıktısı vardı: iş ne oldu.
Burada her kararın iki çıktısı var. İşin sonucu ve kişide bıraktığı iz.
Açılış sahnesindeki iki dakika bunu gösteriyordu. Birinci çıktı iki durumda da aynıydı; soru çözüldü. İkinci çıktı zıttı.
Modelin verdiği ölçüt basit ve uygulanabilir. Aynı işi bitiren iki karar arasında seçim yaparken, ikinci çıktısı farklı olanları ayırt et.
Bu ayrım yapıldığında birçok gündelik karar başka görünüyor.
Bir işi senin yapman ile o kişinin yapabileceği bir parçaya bölmen aynı işi bitiriyor. Bir hatayı düzeltmen ile hatanın nereden geldiğini sorman aynı hatayı gideriyor. Bir kuralı söylemen ile gerekçesini vermen aynı davranışı üretiyor.
Üç çiftte de birinci çıktı aynı, ikinci çıktı farklı.
Modelin ikinci parçası ölçmeyle ilgili ve burada bir sorun var.
İkinci çıktı ölçülmüyor, çünkü penceresi çok uzun. Bir kişinin denemeyi sürdürme isteği, hata karşısındaki tutumu ve kendi hakkındaki tarifi bir dönemde görünmüyor.
Ölçemediğin bir şeyi yönetmenin yolu seride bir kez geçti. Kamuda ölçüm zayıfken davranış önceden kurallara bağlanıyordu; buradaki karşılığı da aynı mantıkta işliyor.
İkinci çıktıyı ölçmek yerine, onu üreten davranışı sabitliyorsun.
Dört davranış en yüksek getiriyi veriyor ve dördü de gündelik.
Birincisi hatanın nasıl karşılandığı. Bir yanlış cevabın kapatılması ile açılması arasındaki fark, örtük müfredatın en güçlü parçası.
İkincisi geri bildirimin nereye verildiği. "Sen dikkatsizsin" bir kişi tarifi, "bu adım atlanmış" bir iş tarifi ve ikisi aynı bilgiyi taşımıyor.
Üçüncüsü sözün nasıl dağıtıldığı. Sınıfta kimin konuştuğu bir sıra meselesi gibi görünüyor ve kimin denemeye hakkı olduğunu öğretiyor.
Dördüncüsü etiketin telaffuz edilip edilmediği. Bir öğretmen bir öğrenci hakkında bir tahmin taşıyabiliyor; o tahmini öğrencinin duyacağı bir cümleye çevirdiğinde tahmin olmaktan çıkıyor.
Karar noktası — bir genç "ben bunu yapamam" dediğinde
Bu cümle bu bağlamda en sık duyulan ve en yanlış anlaşılan cümle.
Cümle bir bilgi vermiyor. Bir kimlik tarifi taşıyor ve tarifin kaynağı çoğu zaman geçmiş bir yargı.
Üç yaygın karşılık var ve ikisi çalışmıyor.
Birincisi teselli. "Yaparsın, sana inanıyorum" cümlesi iyi niyetli ve içselleştirilmiş bir yargının karşısında ağırlığı yok, çünkü kişinin elinde kendi tarafını destekleyen bir deneyim var ve senin elinde yalnız bir söz.
İkincisi zorlama. Deneme zorla yaptırıldığında ve sonuç yine olumsuz çıktığında, kişinin tarifi güçleniyor; bu kez kanıtı da oluyor.
Üçüncüsü işe yarıyor ve iki adımı var.
Birinci adım cümleyi küçültmek. "Bunu yapamam" bir kimlik cümlesi; onu bir beceri cümlesine indirmek gerekiyor ve indirme sorusu şu: hangi adımda duruyorsun?
İkinci adım o adımı tek başına denenebilecek kadar küçültmek ve denemeyi sağlamak.
Buradaki mantık dersin başındaki terime dayanıyor. İçselleştirilmiş bir yargıyı karşı söz değiştirmiyor; karşı kanıt değiştiriyor ve kanıtı üretecek kişi de o.
Şimdi işin zor yarısı geliyor.
Bazen o yargının kaynağı sensin. Bir öğrenci hakkında erken bir tahmin yaptın, tahminini bir cümleye çevirdin ve cümle yanlıştı.
Fark ettiğinde ilk akla gelen şey geri almak oluyor ve yetmiyor.
Yanlış bir etiketin düzeltmesi bir özür cümlesi olmuyor. Bir görev oluyor.
Kişiye, o etiketin yanlış olduğunu kendi görebileceği bir iş vermek gerekiyor; büyük bir iş değil, tamamlanabilir bir iş. Etiket kanıtla konmuştu ve ancak kanıtla kalkıyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu dersin en önemli sınırı yükün nerede durduğuyla ilgili ve karşı örnekte göründü. Öğretmenden ikinci çıktıya dikkat etmesi isteniyor ve öğretmenin kendisi vekil ölçüyle değerlendiriliyorsa, bu istek bir bireyin taşıyamayacağı bir yük hâline geliyor. Sınıf mevcudu, müfredat takvimi ve kendi değerlendirilme biçimi hesaba katılmadan verilen her öğüt, sorumluluğu en az yetkisi olan kişiye yıkıyor.
Etkinin kalıcılığı da abartılabilir bir konu. Tek bir cümlenin bir hayatı belirlediği anlatısı hem ölçülemiyor hem de öğretmene gerçekçi olmayan bir ağırlık yüklüyor. Derste anlatılan mekanizma daha mütevazı; yargı bir yön veriyor ve o yön başka deneyimlerle değişebiliyor. Değişmesini zorlaştıran şey cümlenin gücü değil, karşı kanıt üretecek fırsatın hiç gelmemesi.
Ölçüm tarafında da dürüst olmak gerekiyor. Eğitimde uzun vadeli etkiyi ölçmek çok pahalı ve çok zor; izleme çalışmaları uzun sürüyor, karıştırıcı etken sayısı yüksek ve hangi öğrencinin hangi ortama girdiği rastgele dağılmıyor. Bu yüzden bu alandaki güçlü görünen bulgular çoğu zaman görünenden daha kırılgan.
"Eğitim" de tek bir bağlam değil. Zorunlu eğitim, üniversite, özel kurs, gençlik kuruluşu ve spor kulübü aynı eksenlere sahip değil; çıkma hakkı üniversitede kısmen var, spor kulübünde tümüyle var ve zorunlu eğitimde hiç yok. Vekil muhatabın ağırlığı da yaşa göre azalıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışVekil ölçünün ölçtüğü şeyle aynı olduğu sanılıyor.
Puan öğrenmenin kendisi olmuyor ve aralarındaki ilişki gerçek olsa bile, ölçü bir hedefe çevrildiğinde onu yükseltmenin kısa yolları ortaya çıkıyor; ayırt edici soru şu, bu sayı yükselirken öğrencinin yapabildikleri de büyüdü mü?
Yaygın yanlışÖlçmeyi bırakmanın çözüm olduğu düşünülüyor.
Ölçüyü kaldıran kurum daha kötü duruma düşüyor, çünkü kimin ne öğrendiği o zaman hiç bilinmiyor; yapılacak şey ölçüyü kaldırmak olmuyor, kapsamadığı yeri açıkça söylemek oluyor.
Yaygın yanlışAile memnuniyetinin öğrenci ihtiyacının göstergesi olduğu varsayılıyor.
İkisi çoğu zaman örtüşüyor ve ayrıştıklarında ölçüm vekilin sesini duyuyor; ayrıştığı yerleri görmenin tek yolu öğrencinin nerede takıldığını ayrı bir kayıtla izlemek.
Yaygın yanlışBir öğrenci hakkındaki tahminin zararsız olduğu sanılıyor.
Tahmin taşınırken zararsız kalabiliyor ve öğrencinin duyacağı bir cümleye çevrildiğinde tahmin olmaktan çıkıyor; aynı anda öğretmenin beklentisini ve öğrencinin kendi tarifini değiştiriyor.
Yaygın yanlışYanlış bir yargının sözle geri alınabileceği düşünülüyor.
İçselleştirilmiş bir yargıyı karşı söz değiştirmiyor, karşı kanıt değiştiriyor; düzeltme bir özür cümlesi olmuyor, kişinin kendi başına tamamlayabileceği bir görev oluyor.
Aklında kalsın
Bu bağlamda ölçü ilk kez net ve netliği bir vekâlete dayanıyor. Puan öğrenmenin yerine geçiyor ve vekil ölçü hedefe çevrildiğinde, onu yükseltmenin ölçtüğü şeyi geliştirmekten kısa yolları çıkıyor.
Ödeyen ile alan ayrı ve ödeyen aynı zamanda alan adına konuşuyor. Vekil muhatabın istediği ile öğrencinin ihtiyacı ayrıştığında, ölçüm vekilin sesini duyuyor.
Bu bağlamı diğerlerinden ayıran şey muhatabın oluşum hâlinde olması. Yetişkin bir yargıyı süzebiliyor, gelişme hâlindeki bir kişi onu kendi tarifine yazıyor.
Erken etiket bir tahmin olarak konuyor ve bir tarif gibi işliyor. Aynı anda iki şeyi birden değiştirdiği için etkisi büyük: öğretmenin beklentisini ve öğrencinin kendini nasıl gördüğünü.
Liderin davranışı burada bir yönetim tarzı olmuyor, içeriğin kendisi oluyor. Hatanın nasıl karşılandığı, sözün nasıl dağıtıldığı ve adaletin nasıl işlediği kimse öğretmeden öğreniliyor.
Bu yüzden her kararın iki çıktısı var: iş ne oldu ve kişide ne kaldı. Aynı işi bitiren iki karar, ikinci çıktıda zıt olabiliyor.
İkinci çıktı ölçülemiyor, çünkü penceresi çok uzun. Ölçülemeyen yerde yapılacak şey davranışı önceden sabitlemek; hata karşılama, geri bildirimin yönü, sözün dağılımı ve etiketin telaffuz edilmemesi.
"Yapamam" cümlesi bilgi vermiyor, bir tarif taşıyor. Teselli ve zorlama işlemiyor; çalışan yol cümleyi bir adıma indirmek ve o adımı denenebilir kadar küçültmek.
Yanlış bir yargıyı karşı söz değil karşı kanıt kaldırıyor ve kanıtı üretecek kişi karşındaki.
Son olarak yük bireyde değil. İkinci çıktıyı isteyip yalnız birinci çıktıyla değerlendiren bir kurum, istediğinin tersini ödüllendiriyor.
Sonraki derse köprü
Modülün son dersi bu beşinin de dışında bir yere gidiyor: aile ve günlük yaşam.
Dört eksen orada uçlara yerleşiyor. Kaynak para olmaktan çıkıyor ve hesabı tutulmuyor. Resmî bir ölçü hiç yok; kimse kimseyi bir sayıyla değerlendirmiyor.
Pencere bütün bağlamların en uzunu ve bir ömür sürüyor. Çıkma hakkı ise en pahalı yerinde; kimi ilişkilerde çok maliyetli, kimilerinde hiç yok.
Bir tuhaflık daha var ve sonraki ders onu da konuşacak. "Liderlik" kelimesi bu bağlamda kulağa yanlış geliyor; kimse ailesini yönetmek istemiyor ve bir evde lider aramak rahatsız edici duruyor.
O rahatsızlık boşuna değil ve bir bilgi taşıyor. Sonraki dersin işi kelimeyi zorla oraya yerleştirmek olmayacak.
Soracağı soru şu olacak: ölçünün, yaptırımın ve unvanın hiç bulunmadığı bir yerde geriye liderliğin hangi parçası kalıyor?