Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu bağlamda üç rol üç ayrı kişiye dağılmış durumda: parayı veren, hizmeti alan ve işi yapan. Bağlamın bütün özellikleri bu dağılımdan çıkıyor.
Ödeyen ile alan ayrıldığında ölçü ödeyene doğru şekilleniyor. Sınaması tek soru: bu sayı iyileşirken hizmeti alan kişinin durumunda ne değişiyor?
İhtiyaç sürekli, para dönemlik. Bu uyuşmazlık kurumu, en iyi bildiği işi sürdürebilmek için her defasında yeni bir iş anlatmaya zorluyor.
Çıkma hakkı burada en güçlü hâlinde ve ters duruyor. Hizmeti alan çıkamıyor, işi yapan her an çıkabiliyor ve maliyeti sıfır.
Yaptırım gücü yok. İş, insanların kalma kararıyla yürüyor ve o karar her hafta yeniden veriliyor.
Kalma hesabını en çok bozan şey işin ağırlığı değil, hiçbir şeye dönüşmeyen çaba. Ücretli işte sürtünmeyi maaş emiyor; gönüllü işte emecek bir şey yok ve doğrudan çıkışa yazılıyor.
Bu yüzden en yüksek getirili müdahale sürtünmeyi kesmek. Ucuz, hızlı ve herkeste aynı yönde çalışıyor; aldıkları tarafını büyütmek ise pahalı ve kişiye göre değişiyor.
Ölçülecek tek sayı şu: yeni gelen birinin kapıdan girmesiyle ilk gerçek katkısı arasında kaç adım ve kaç gün var?
Yaptırımın yokluğunda onun işini görünürlük görüyor. İşi role bağlamak, role bitiş tarihi koymak ve devri olağanlaştırmak; kimseyi çıkarmadan aynı sonucu veriyor.
Ve gönüllülük bedava değil. Katılmanın maliyeti eşit dağılmıyor; ilgi hakkında konuşmadan önce saat, yer ve ulaşım ölçülmeli.
Açılış sahnesi
Bir mahalle derneğinde çocuklara hafta sonu destek dersi veriliyor ve işi on bir gönüllü yürütüyor.
Bir cumartesi sabahı yeni bir gönüllü geliyor. İki hafta önce başvurmuş, cevap gelmiş, bugün ilk günü.
Kapıda karşılayan kimse yok. İçeri giriyor, kime söyleyeceğini bilmiyor ve bir süre bekliyor.
Sonunda birine soruyor. O kişi başka birini gösteriyor, o da listeyi tutan kişinin gelmediğini söylüyor.
Yeni gönüllü iki saat kalıyor ve bu iki saatte hiçbir iş yapmıyor. Giderken herkes ona teşekkür ediyor ve gelecek hafta bekliyoruz diyorlar.
Gelecek hafta gelmiyor. Kimse aramıyor, çünkü listeyi tutan kişi onun bir kez geldiğini bilmiyor.
Aynı dernekte o yıl otuz dört kişi başvuruyor ve dördü kalıyor.
Yönetim kurulu toplantısında bu konuşuluyor ve varılan sonuç şu: insanlar artık gönüllülüğe eskisi kadar ilgi göstermiyor.
Sonuç yanlış. O gün olan şey ilgi kaybı değildi.
Bu ders, yaptırım gücünün hiç olmadığı bir yerde işin neyle yürüdüğünü ve nerede durduğunu ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Modülün dört ekseni bu bağlamda hepsinden farklı bir yere oturuyor ve derse bunu göstererek başlayacağız.
İlk dikkat çekici şey kaynak tarafında. Parayı veren ile hizmeti alan burada iki ayrı kişi ve ikisi de kendi isteğiyle orada.
Bu ayrılık ölçüye doğrudan bir risk taşıyor. Kurum performansını kime gösteriyorsa, ölçüsü o tarafa doğru şekilleniyor.
Sonra pencereye bakacağız. Buradaki ihtiyaç sürekli, para ise dönemlik ve bu uyuşmazlık kurumu tuhaf bir şeye zorluyor: işleyen bir işi sürdürmek için her defasında yeni bir şey önermek.
Ardından çıkma hakkının ters durduğu yeri göreceğiz. Bu bağlamda çıkma hakkı en güçlü hâlinde ve onu kullanabilen taraf hizmeti alan kişi değil, işi yapan kişi.
Modelde gönüllünün her hafta yaptığı örtük hesabı açacağız. Liderin o hesaba iki yerden müdahale şansı var ve çoğu lider düşük getirili olanı seçiyor.
Karar anında yaptırımsızlığın en sert hâli var: güvendiğin bir gönüllü işi yapmıyor.
Sonda bu dersin romantikleştirme riskini konuşacağız, çünkü gönüllü emek bedava değil ve bedeli eşit dağılmıyor.
Buradaki dernekler, gönüllüler ve toplantılar kurgudur; dört eksenin bu bağlamda nasıl yer değiştirdiğini elle tutulur kılmak için yazıldılar.
Sıfır noktası — ödeyen, alan ve çalışan üç ayrı kişi
Önceki üç bağlamda ödeyenle alan ilişkisi üç ayrı biçimde kuruluydu ve burada dördüncü bir biçim var.
Parayı veren kişi hizmeti kullanmıyor. Bağış yapan, hibe veren ya da aidat ödeyen üye, çoğu zaman o hizmetin faydalanıcısı değil.
Hizmeti alan kişi de ödemiyor. Çoğu durumda ödeyecek durumda olmadığı için orada.
İşi yapan kişi ise üçüncü taraf ve ücret almıyor.
Üç rolün üç ayrı kişiye dağılması, bu bağlamın bütün özelliklerini üretiyor.
İlk sonucu ölçü tarafında çıkıyor.
İkinci sonuç pencerede.
İhtiyaç sürekli. Bir mahalledeki destek dersi ihtiyacı bir yıl sonra bitmiyor ve bir dayanışma ağının işi sezonluk değil.
Para ise dönemlik geliyor. Hibeler on iki ay, on sekiz ay ya da proje süresince veriliyor.
Mekanizma — çıkma hakkı ters duruyor
Üçüncü eksen bu bağlamda bütün modülün en ilginç yerinde.
Kamuda çıkma hakkı yoktu ve bunun disiplin kaybı ürettiğini görmüştük. Burada hak fazlasıyla var ve kullanan taraf beklenen taraf değil.
Hizmeti alan kişi çoğu zaman çıkamıyor. Alternatifi yok ve zaten ödemediği için kesecek bir ödemesi de yok.
Çıkma hakkını kullanabilen taraf ise işi yapan kişi ve onun için maliyet neredeyse sıfır.
Bir gönüllü gelmemeye karar verdiğinde kimseye bir şey ödemiyor, bir sözleşme bozmuyor ve çoğu zaman haber bile vermiyor.
Bunun liderlik açısından karşılığı sert. Bu bağlamda yaptırım gücü yok ve seride tanımlanan makam da bir işe yaramıyor; kimse kimseyi işten çıkaramıyor, kimsenin maaşı kesilemiyor.
İş, insanların kalma kararıyla yürüyor. Ve o karar bir kez değil, her hafta yeniden veriliyor.
Şimdi asıl mekanizma geliyor ve açılış sahnesinin cevabı burada.
Kalma hesabının bozulmasının baskın sebebi, verilen tarafın ağırlaşması değil. Verilenin bir kısmının hiçbir şeye dönüşmemesi.
Açılış sahnesindeki kişi ilgisini kaybetmedi. İki saatini verdi ve karşılığında hiçbir şey almadı; hesabı bir kez yaptı ve sonucu olumsuz çıktı.
Bu ayrım pratikte her şeyi değiştiriyor, çünkü iki tanı iki farklı çözüme gidiyor. İlgi kaybı tanısı motivasyon çalışmasına götürüyor; sürtünme tanısı ise düzenlemeye.
Model — kalma hesabının iki tarafı
Model, liderin elindeki müdahale noktalarını gösteriyor ve kalma hesabının iki tarafı da açık.
Aldıkları tarafı büyütmek mümkün. Yapılan işin sonucunu göstermek, insanları bir arada tutan anlar kurmak ve öğrenme fırsatı vermek bu tarafa giriyor.
Verdikleri tarafı küçültmek de mümkün ve burada iki ayrı şey var.
Birincisi işin kendisi. Bir gönüllüden istenen saat, taşıması gereken sorumluluk, yol.
İkincisi sürtünme ve bu, işin kendisinden ayrı duruyor.
Modelin asıl iddiası şu: sürtünme saf kayıp. İşin kendisi karşılığında bir şey üretiyor, sürtünme hiçbir şey üretmiyor.
Bu yüzden en yüksek getirili müdahale sürtünmeyi kesmek. Aldıkları tarafını büyütmek pahalı, yavaş ve kişiye göre değişiyor; sürtünmeyi kesmek ucuz, hızlı ve herkeste aynı yönde çalışıyor.
Çoğu lider bunun tersini yapıyor. Kişi kaybı görüldüğünde ilk akla gelen teşekkür etkinliği, motivasyon konuşması ve aidiyet çalışması oluyor.
Sürtünmeyi kesmenin yolu büyük bir düzen kurmak değil. Birkaç somut şey işi görüyor.
Yeni gelen için bir karşılayan kişinin belli olması, ilk gün yapılacak işin önceden hazır durması, kimin neyden sorumlu olduğunun yazılı olması ve sorulara kimin cevap vereceğinin bilinmesi.
Bunların ortak özelliği ucuz olmaları ve hiçbiri bir bütçe gerektirmiyor.
Modelin son parçası ölçüyle ilgili ve bu bağlamda tek bir sayı çok şey söylüyor.
Bir yapının sürtünmesini ölçmenin en pratik yolu şu: yeni gelen bir kişinin kapıdan girmesiyle ilk gerçek katkısını yapması arasında kaç adım ve kaç gün var?
Bu sayı büyüdükçe kalma oranı düşüyor ve sayı, kurumun kendi kayıtlarından çıkarılabiliyor.
Karar noktası — güvendiğin bir gönüllü işi yapmıyor
Bu, yaptırımsızlığın en sert hâli ve gönüllü yapılarda en sık kaçınılan konu.
Bir kişi bir işi üstlendi ve yapmıyor. İşi çıkaramazsın, maaşını kesemezsin ve elinde hiçbir zorlama aracı yok.
Görmezden gelmenin bedeli genellikle yanlış hesaplanıyor.
Düşen iş bir bedel ve asıl bedel o değil. Diğer gönüllüler bunu görüyor.
Karşılığını herkesin eşit ödemediği bir yerde, en çok çalışan kişi önce yoruluyor ve sonra çıkıyor. Yani yaptırımsızlığın faturasını, işi yapmayan kişi değil, yapan kişiler ödüyor.
Sert davranmanın bedeli de gerçek. Kişi çıkıyor, topluluk küçülüyor ve gönüllü ortamda bir sertlik hikâyesi çok hızlı dolaşıyor.
Çıkış yolu ikisinin arasında değil, başka bir yerde duruyor.
Yaptırımın olmadığı yerde onun işini görünürlük yapıyor.
Bu, önceki dersteki yapının bir benzeri. Orada çıkma hakkı yoktu ve yerine usul konuyordu; burada yaptırım yok ve yerine açıklık konuyor.
Pratikte üç şey yapılıyor ve üçü de kişiyi hedef almıyor.
İş kişiye değil bir role bağlanıyor ve rolün ne içerdiği yazılıyor. Rolün bir bitiş tarihi oluyor. Ve devir normal bir şey hâline getiriliyor.
Son madde en çok işi görüyor. Bir görev altı ay sürüyorsa ve sonunda devredilmesi olağansa, bırakmak bir başarısızlık olmaktan çıkıyor.
Bunun sonucu şu: yapamayan kişi kendi çıkışını bulabiliyor ve kimsenin kimseyi çıkarması gerekmiyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu dersin en büyük riski gönüllü emeği güzelleştirmek ve bunu baştan söylemek gerekiyor. Gönüllülük bedava değil; bedeli kişinin kendi zamanı ve o zaman toplumda eşit dağılmıyor. Bakım yükü taşıyan, ikinci bir işte çalışan ya da yol parasını hesaplamak zorunda olan biri için "gönüllü ol" cümlesi başka bir şey. Bu yüzden gönüllü yapılar kendiliğinden belirli bir kesime açık hâle geliyor ve bunu düzeltmenin yolu daha çok çağrı yapmak değil, katılmanın maliyetini düşürmek.
Ücretli çalışanla gönüllünün bir arada olduğu kuruluşlarda bu dersin araçları aynı işlemiyor. Aynı işi biri ücretle biri gönüllü yaparken adalet algısı hızla bozuluyor ve bu, ayrı bir yönetim sorunu; kalma hesabı ücretli tarafta farklı çalışıyor.
Bağışçı ölçüsü de her zaman zararlı değil. Bazı fonlar kuruma gerçekten iyi bir ölçü kazandırıyor ve kurumun kendi başına kurmayacağı bir disiplini getiriyor. Ölçünün yönü tek başına kalitesini belirlemiyor; belirleyen şey, ölçünün hizmeti alanın durumuyla bağının olup olmadığı.
Sessiz faydalananın sesini açmak da göründüğü kadar kolay değil. Kurulan geri bildirim mekanizmaları çoğu zaman olumlu cevaba doğru eğiliyor, çünkü hizmeti alan kişi eleştirdiğinde hizmetin kesilmesinden çekiniyor. Bu eğilimi azaltmanın yolu daha çok anket yapmak değil; geri bildirimi toplayan tarafın hizmeti veren taraftan ayrı olması.
Son olarak elimizdeki anlatıların hemen hepsi ayakta kalmış topluluklardan çıkıyor. Dağılan sayısız girişim anlatılmıyor ve dağılmanın en sık sebebi büyük bir çatışma da olmuyor; birkaç kişinin yorulması yetiyor. Bu ders de o hayatta kalma yanlılığının dışında değil.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGönüllü kaybının ilgi kaybı olduğu düşünülüyor.
İki tanı iki ayrı çözüme gidiyor ve yanlış tanı pahalıya geliyor; ilgi kaybı tanısı motivasyon çalışmasına, sürtünme tanısı ise düzenlemeye götürüyor ve çoğu durumda ikincisi doğru olanı.
Yaygın yanlışYeni gelenin kendi yolunu bulmasının bir eleme olduğu sanılıyor.
Bu düzen gerçekten eliyor ve elediği şey isteksizlik olmuyor; içeride tanıdığı olmayan herkesi eliyor.
Yaygın yanlışYaptırım olmadığı için performans konuşulamayacağı düşünülüyor.
Yaptırımın yerini görünürlük alıyor; işin role bağlanması, rolün bitiş tarihi olması ve devrin olağan sayılması, kimseyi çıkarmadan aynı işi görüyor.
Yaygın yanlışİşi yapmayan gönüllüyü hoş görmenin bedelsiz olduğu sanılıyor.
Bedeli var ve ödeyen kişi o değil; karşılığın eşit dağılmadığı bir yerde en çok çalışan önce yoruluyor ve önce çıkıyor.
Yaygın yanlışKatılım düşüklüğünün ilgisizlik anlamına geldiği varsayılıyor.
Katılmanın bir maliyeti var ve o maliyet herkeste aynı değil; saat, yer ve ulaşım ölçülmeden ilgi hakkında yorum yapılamıyor.
Aklında kalsın
Bu bağlamda üç rol üç ayrı kişiye dağılmış durumda: parayı veren, hizmeti alan ve işi yapan. Bağlamın bütün özellikleri bu dağılımdan çıkıyor.
Ödeyen ile alan ayrıldığında ölçü ödeyene doğru şekilleniyor. Sınaması tek soru: bu sayı iyileşirken hizmeti alan kişinin durumunda ne değişiyor?
İhtiyaç sürekli, para dönemlik. Bu uyuşmazlık kurumu, en iyi bildiği işi sürdürebilmek için her defasında yeni bir iş anlatmaya zorluyor.
Çıkma hakkı burada en güçlü hâlinde ve ters duruyor. Hizmeti alan çıkamıyor, işi yapan her an çıkabiliyor ve maliyeti sıfır.
Yaptırım gücü yok. İş, insanların kalma kararıyla yürüyor ve o karar her hafta yeniden veriliyor.
Kalma hesabını en çok bozan şey işin ağırlığı değil, hiçbir şeye dönüşmeyen çaba. Ücretli işte sürtünmeyi maaş emiyor; gönüllü işte emecek bir şey yok ve doğrudan çıkışa yazılıyor.
Bu yüzden en yüksek getirili müdahale sürtünmeyi kesmek. Ucuz, hızlı ve herkeste aynı yönde çalışıyor; aldıkları tarafını büyütmek ise pahalı ve kişiye göre değişiyor.
Ölçülecek tek sayı şu: yeni gelen birinin kapıdan girmesiyle ilk gerçek katkısı arasında kaç adım ve kaç gün var?
Yaptırımın yokluğunda onun işini görünürlük görüyor. İşi role bağlamak, role bitiş tarihi koymak ve devri olağanlaştırmak; kimseyi çıkarmadan aynı sonucu veriyor.
Ve gönüllülük bedava değil. Katılmanın maliyeti eşit dağılmıyor; ilgi hakkında konuşmadan önce saat, yer ve ulaşım ölçülmeli.
Sonraki derse köprü
Bu dört bağlamda liderin muhatabı hep yetişkin bir insandı ve ilişki içindeki kararlarını kendi adına verebiliyordu.
Sonraki ders bunun ikisini birden değiştiriyor: eğitim ve gençlik liderliği.
Orada muhatap gelişme hâlinde bir kişi ve çoğu zaman kendi kararıyla orada değil. Zorunlu eğitimde öğrencinin çıkma hakkı yok ve ödemeyi de o yapmıyor.
Ölçü ekseni ilk bakışta çok net görünüyor. Sınav, not ve mezuniyet oranı sayılabiliyor ve karşılaştırılabiliyor; asıl soru bu sayıların öğrenmeyle ne kadar bağlı olduğu.
Pencere ekseni ise kamuda tanıdığımız uyuşmazlığı en keskin biçimde tekrarlıyor. Değerlendirme bir dönemle yapılıyor ve sonuç bir ömür boyunca görünüyor.
Bir de bu bağlama özgü, diğer dördünde bulunmayan bir şey var. Güç asimetrisi burada en yüksek düzeyde ve liderin bıraktığı iz en kalıcı.
Sonraki ders bu asimetriden doğan şu soruyla açılacak: karşındaki kişi henüz oluşurken verilen bir liderlik kararı, diğer bağlamlardaki kararlardan neden farklı ölçülür?