Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu konuda iki karşıt cümle dolaşıyor ve ikisi de aynı varsayımı taşıyor. Etik ile sonuç arasındaki ilişkinin sabit olduğu varsayımı, karamsar hâlinde de iyimser hâlinde de karar anında düşünmeyi gereksiz kılıyor.
Etik davranışın bazen gerçek bir bedeli var. Bunu inkâr eden bir anlatı ilk kayıpta çöküyor ve birlikte söylediği doğru şeyleri de götürüyor.
Üç asimetri ilişkiyi karıştırıyor ve üçü de muhasebeyle ilgili. Maliyet farklı zamanda ödeniyor, farklı haneye yazılıyor ve sonucu iyi olduğunda hiç sorulmuyor.
Dışsallaştırılmış maliyet kavramı kararı ucuz gösteren şeyi adlandırıyor. Bedel ortadan kalkmıyor; yalnız karar verenin tablosunda görünmüyor.
Sonuç aklaması, karizma dersinde gördüğümüz ters nedenselliğin etik alandaki hâli. Fark önemli: orada yanlış bir yargı üretiliyordu, burada bir izin üretiliyor.
Sessiz izin için talimata gerek yok. Bir davranış ölçülüyor ve ödüllendiriliyorsa, sorulmadığı sürece sürüyor ve sonradan kimse onu istememiş oluyor.
Sınır ile kalemi ayıran tek sınama zamanla ilgili: bedeli baskı gelmeden yazıldı mı? Baskı anında verilen her karar bir hesap gibi görünüyor.
Sınır listesi kısa olmak zorunda, çünkü her sınırın önceden kabul edilmiş bir fiyatı var. Ve bir sınırın gerçek olduğunu gösteren tek kanıt, bir kez pahalıya gelmiş olması.
Kendi ekibinde yapılacak iş sonucu sorgulamak olmuyor. Başarıyı da incelemek ve incelemeyi ödülden önce yapmak; soru kişiye değil sürece bağlandığında bir suçlama olmaktan çıkıyor.
Açılış sahnesi
Bir şirkette iki satış yöneticisi aynı çeyrekte aynı hedefle çalışıyor.
Birincisi hedefi tutturuyor. İkincisi az bir farkla altında kalıyor.
Çeyrek değerlendirmesinde birinci yönetici anılıyor, ikincisine hedefini neden tutturamadığı soruluyor.
Toplantı bitiyor ve tabloda yanlış bir sayı yok.
On sekiz ay sonra başka bir tablo çıkıyor. Birinci yöneticinin imzaladığı sözleşmelerin yenilenme oranı şirket ortalamasının belirgin altında ve ayrılan üç müşteri aynı şeyi söylüyor: satış görüşmesinde anlatılan bir şey sözleşmede yoktu.
İkinci yöneticinin dosyası da inceleniyor. O çeyrekte iki görüşmeden çekilmiş; ikisinde de ürünün müşterinin istediği işi yapamayacağını söylemiş.
Şimdi o çeyrek değerlendirmesine geri dönelim.
İkinci yöneticinin yaptığı doğru iş, tabloda bir eksik olarak göründü. Birinci yöneticinin ürettiği maliyet, tabloda hiç görünmedi.
O toplantıda kimse yalan söylemedi ve ölçüm doğru yapıldı. Ölçtüğü şey bir çeyrekti.
Ölçmediği şey on sekiz ay sonraydı ve bu ders o boşlukta yaşayan miti ele alıyor.
Bu derste ne olacak
İlk iş mitin iki yüzünü ayırmak. Bu konuda karşı karşıya duran iki cümle var ve ikisi de rahatlatıcı; ikisi de aynı varsayımı paylaşıyor.
Sonra o varsayımı sınayacağız. İlişki sabit değil ve neye bağlı olduğu gösterilebiliyor.
Ardından üç asimetriye bakacağız. Etik davranışın maliyeti ile etik olmayan davranışın maliyeti aynı yere, aynı zamanda ve aynı görünürlükte yazılmıyor.
Modelde bir ayrım kuracağız: bir şey ne zaman geçilmeyecek bir çizgi olur, ne zaman fiyatı olan bir kalem kalır? Ayrımın tek bir sınaması var.
Karar anında kendi ekibinde geçen bir sahne var. Biri hedefi tutturdu ve nasıl tutturduğunu bilmiyorsun.
Sonda bu dersin neyi konuşmadığını da söyleyeceğiz. Hangi çizginin çizilmesi gerektiği bu dersin işi değil ve nedenini yazacağız.
Kurgu uyarısı burada da geçerli: aşağıdaki şirketler, yöneticiler ve çeyrekler uydurulmuş örneklerdir ve maliyetin nereye yazıldığını göstermek için kuruldular.
Sıfır noktası — iki mit, tek varsayım
Bu konu iki karşıt cümleyle dolaşıyor ve ikisi de bir mit.
Birincisi karamsar olan. Etik davranan geride kalır, yukarı çıkanlar bir yerde esnetmiştir.
İkincisi iyimser olan. Etik davranmak uzun vadede kârlıdır, iyi olan sonunda kazanır.
İki cümle birbirinin karşıtı görünüyor ve aynı varsayımı taşıyor.
Varsayım kaldırıldığında ortaya çıkan tablo daha zor ve daha kullanışlı.
Etik davranış bazen gerçekten maliyetli. Bir işi kaybettiriyor, bir teslimi geciktiriyor, bir çeyreği bozuyor.
Bunu inkâr eden bir ders işe yaramaz hâle geliyor ve iyimser mitin asıl zararı burada.
Buradaki hata etiği savunmak değildi. Bedelinin olmadığını söylemekti.
Mekanizma — üç asimetri
İlişkinin neden bu kadar karıştığı üç asimetriden çıkıyor ve üçü de muhasebeyle ilgili, karakterle değil.
Birincisi zamanla ilgili.
Etik davranışın maliyeti bugün ödeniyor ve getirisi sonra, dağınık ve belirsiz geliyor. Etik olmayan davranışta yön tersine dönüyor; getiri bugün, maliyet sonra.
Seride tanımlanan zaman ufku burada bir karar aracına dönüşüyor. Ufku çeyrek olan bir yöneticinin tablosunda etik her zaman pahalı, çünkü getirisi tablonun dışına düşüyor.
İkinci asimetri maliyetin kime yazıldığıyla ilgili ve daha az konuşuluyor.
Etik davranışın maliyeti neredeyse her zaman kendi hanende görünüyor. Kaybettiğin satış senin sayında, geciken teslim senin çizelgende duruyor.
Etik olmayan davranışın maliyeti ise başka bir haneye yazılıyor. Müşteriye, bir sonraki yöneticiye, tedarikçiye, bir çalışanın fazladan saatlerine ya da kamuya.
Üçüncü asimetri sorunun sorulmasıyla ilgili ve bu, seride tanıdık bir mekanizmanın etik hâli.
Seride karizma anlatılırken ters nedenselliği görmüştük ve buradaki işleyiş onun etik alanındaki karşılığı. Fark şu: orada yanlış bir yargı üretiliyordu, burada bir izin üretiliyor.
Model — sınır ile kalem arasındaki tek sınama
Bir konu ya geçilmeyecek bir çizgi olarak duruyor ya da fiyatı olan bir kalem olarak. İkisi arasındaki fark sözlerde görünmüyor.
Ayrımı yapan sınama tek ve zamanla ilgili: bedeli baskı gelmeden önce yazıldı mı?
Baskı anında verilen her karar bir hesap gibi görünüyor, çünkü o anda iki taraf da masada duruyor. Bedeli önceden yazılmış bir karar ise baskı anında hesaplanmıyor, yalnız uygulanıyor.
Bunun pratik hâli bir cümle. "Bu işi kaybetmeye razıyız" cümlesi baskı gelmeden yazıldıysa bir sınır oluyor; baskı geldikten sonra yazılmaya çalışıldığında bir kalem olarak kalıyor.
Modelin ikinci parçası sezgiye ters düşüyor. Sınır listesi kısa olmak zorunda.
Her sınırın bir fiyatı var ve o fiyat önceden kabul ediliyor. Bir kurumun ödemeye razı olduğu toplam bedel sınırlı olduğu için, sınır sayısı da sınırlı kalmak zorunda.
Otuz maddelik bir sınır listesi bir sınır listesi olmuyor. Bir dilek listesi oluyor.
Modelin üçüncü parçası ölçüyü veriyor ve rahatsız edici.
Bir sınırın gerçekten sınır olduğunu gösteren tek kanıt, onun bir kez pahalıya gelmiş olması.
Hiç bedel ödetmemiş bir sınır, henüz sınanmamış bir cümle olarak duruyor. Bu yüzden bir kurumun etik sınırı olup olmadığı, o sınır yüzünden ne kaybettiğinden okunuyor.
Karar noktası — biri hedefi tutturdu ve nasıl tutturduğunu bilmiyorsun
Ekibinden biri zor bir hedefi tutturdu. Sonuç masada ve yöntemi hakkında hiçbir bilgin yok.
Bu an dersin bütün mekanizmasının tek bir kararda toplandığı yer.
Sormamayı seçersen bir sessiz izin veriyorsun. Kimseye bir şey söylemiş olmuyorsun ve ekibe bir şey öğretmiş oluyorsun: sonuç geldiğinde yöntem sorulmuyor.
Sormayı seçersen başka bir risk var. İyi çalışan birine güvensizlik sinyali gitmesi ve bunun karşılığını o kişinin bir daha aynı çabayı göstermemesiyle ödemen.
Çözüm sorunun içeriğinde değil, kime bağlandığında.
Soru kişiye bağlandığında bir suçlama gibi geliyor. Sürece bağlandığında bir rutin oluyor ve kimse üstüne almıyor.
Bunun kurumsal hâli tek bir eksikliği kapatıyor. Kurumlar başarısızlığı inceliyor ve başarıyı incelemiyor; sonuç aklamasının motoru da tam olarak burada duruyor.
Başarı incelemesi bu motoru durduruyor. İyi giden bir işin de nasıl gittiği soruluyor ve soru artık bir şüphe belirtisi taşımıyor, çünkü herkese soruluyor.
Bir kural daha var ve sıralamayla ilgili. İncelemeyi ödülden önce yap.
Ödül verildikten sonra yapılan inceleme geri alınamıyor ve bu yüzden pratikte hiç yapılmıyor. Ödülden önce sorulan soru ise bir bilgi topluyor ve kimseyi geri almak zorunda kalmıyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu dersin en açık sınırı kapsamında ve baştan söylenmesi gerekiyor. Burada hangi çizginin çizilmesi gerektiği söylenmiyor.
Ders, etik bir sorunun nasıl ölçüldüğünü ve karar anında neden pahalı göründüğünü anlatıyor. Neyin doğru olduğu, ahlaki sorumluluğun nereden geldiği ve gücün nerede kötüye kullanıldığı ayrı bir modülün konusu ve orada ele alınacak. Bu dersin verdiği şey bir muhasebe, bir ahlak dersi değil.
Zaman ufku argümanının da bir kırılma noktası var. "Uzun vadede kazandırır" cümlesi, uzun vadesi olmayan bir işletmede bir cevap vermiyor. Kapanma riskiyle karşı karşıya olan bir yönetici için ufuk gerçekten kısa ve bu, dersin öğüdünü orada geçersiz kılıyor. Böyle bir durumda söylenebilecek dürüst şey, kararın bir bedeli olduğu ve bedelin gerçek olduğu.
Bedeli ödeyebilmenin bir ayrıcalık olduğu da yazılmalı. Sınır koymak, sınırın bedelini taşıyabilen için bir tercih; yerine kolayca başkası konulabilen biri için aynı cümle bambaşka bir şey. Bu yüzden sınır tanımlama yükü bireyin değil kurumun tarafında duruyor ve bedeli önceden yazma işi de o tarafta.
Ölçüm tarafında da bir zayıflık var. Yöntemi ölçmek sonucu ölçmekten zor ve yanlılığa açık; başarı incelemesi yanlış kurulduğunda derste bir vakayla görüldüğü gibi kendi zararını üretiyor. Ölçünün herkese aynı biçimde uygulanması bir usul ayrıntısı olarak görünüyor ve aslında yöntemin tamamı.
Kanıt tarafında son bir uyarı gerekiyor. Etik davranışın karşılığını gösteren ölçümler ayakta kalmış kurumlar üzerinde yapılıyor ve batmış olanlar örneklemde bulunmuyor. Bu, "etik kârlıdır" yönündeki bulguları olduğundan güçlü gösteren bir yanlılık ve buradan bir garanti çıkarılamıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEtik davranmanın her zaman kazandırdığı söyleniyor.
Bu cümle bir kez yanlışlandığında dersin tamamı birlikte düşüyor; gerçek bir kayıp yaşayan kişi, kendisine söylenenin bir vaat olduğunu anlıyor. Söylenebilecek doğru cümle daha zor: bedeli var, bedeli önceden biliniyor ve ödenmesine karar verilmiş.
Yaygın yanlışİyi sonucun temiz yöntemin kanıtı sayıldığı düşünülüyor.
Sonuç, yöntem hakkında bilgi taşımıyor; yalnız yöntemin sorulmamasını kolaylaştırıyor. Bir yöntemin ne olduğu ancak sorulduğunda öğreniliyor ve iyi sonuç, sorunun sorulma olasılığını düşürüyor.
Yaygın yanlışTalimat vermemenin sorumluluğu kaldırdığı sanılıyor.
Bir davranış istenmediği hâlde ölçülüyor ve ödüllendiriliyorsa, o davranışın sürmesi için talimata gerek kalmıyor. Sorumluluğu belirleyen şey ne söylendiği olmuyor, neyin ölçüldüğü oluyor.
Yaygın yanlışEtik ilkelerin sayısının çokluğu güç sayılıyor.
Her ilkenin bir fiyatı var ve ödenebilecek toplam bedel sınırlı; fiyatı yazılmamış ilke, baskı anında kendiliğinden bir pazarlık kalemine dönüşüyor.
Yaygın yanlışBir kurumun etik olup olmadığı belgelerinden okunuyor.
Okunduğu yer belgeler değil, kayıplar: hangi işten hangi ilke yüzünden vazgeçildiği ve bunun kayda geçip geçmediği.
Aklında kalsın
Bu konuda iki karşıt cümle dolaşıyor ve ikisi de aynı varsayımı taşıyor. Etik ile sonuç arasındaki ilişkinin sabit olduğu varsayımı, karamsar hâlinde de iyimser hâlinde de karar anında düşünmeyi gereksiz kılıyor.
Etik davranışın bazen gerçek bir bedeli var. Bunu inkâr eden bir anlatı ilk kayıpta çöküyor ve birlikte söylediği doğru şeyleri de götürüyor.
Üç asimetri ilişkiyi karıştırıyor ve üçü de muhasebeyle ilgili. Maliyet farklı zamanda ödeniyor, farklı haneye yazılıyor ve sonucu iyi olduğunda hiç sorulmuyor.
Dışsallaştırılmış maliyet kavramı kararı ucuz gösteren şeyi adlandırıyor. Bedel ortadan kalkmıyor; yalnız karar verenin tablosunda görünmüyor.
Sonuç aklaması, karizma dersinde gördüğümüz ters nedenselliğin etik alandaki hâli. Fark önemli: orada yanlış bir yargı üretiliyordu, burada bir izin üretiliyor.
Sessiz izin için talimata gerek yok. Bir davranış ölçülüyor ve ödüllendiriliyorsa, sorulmadığı sürece sürüyor ve sonradan kimse onu istememiş oluyor.
Sınır ile kalemi ayıran tek sınama zamanla ilgili: bedeli baskı gelmeden yazıldı mı? Baskı anında verilen her karar bir hesap gibi görünüyor.
Sınır listesi kısa olmak zorunda, çünkü her sınırın önceden kabul edilmiş bir fiyatı var. Ve bir sınırın gerçek olduğunu gösteren tek kanıt, bir kez pahalıya gelmiş olması.
Kendi ekibinde yapılacak iş sonucu sorgulamak olmuyor. Başarıyı da incelemek ve incelemeyi ödülden önce yapmak; soru kişiye değil sürece bağlandığında bir suçlama olmaktan çıkıyor.
Sonraki derse köprü
Bu ders modülü kapatıyor ve altı mitin ardından geriye bir örüntü kalıyor.
Hiçbiri bir bilgi eksikliğinden doğmadı. Altısı da bir ölçüm eksikliğinden doğdu ve altısı da birinin işine geldiği için ayakta kaldı.
Doğuştanlık bir seçimi tartışma dışına çıkarıyordu. Karizma mitinde ölçüt, adaya bakan kişinin hissiydi. Her şeyi bilme beklentisi soruyu bastırıyordu. Hatasızlık kaydı kapatıyordu. Unvan bedava emeği görünmez kılıyordu. Ve bu ders, iyi sonucun yöntemi sorulmamasına yol açtığını gösterdi.
Altısının bir ortak yanı daha var ve sonraki modülün kapısını o açıyor.
Hepsi bağlamdan bağımsız konuşuyor. "Lider şöyle olmalı" diyen bir cümle, nerede olduğunu söylemiyor.
Sonraki modül bunu düzeltiyor ve liderliğin bağlamlarını tek tek ele alıyor. İlk ders iş dünyasında liderlik.
Oradaki soru şu olacak: iş dünyasını bir liderlik bağlamı olarak ayıran ne? Cevabın üç parçası var ve biri bu dersten tanıdık gelecek, çünkü kaynağın, ölçünün ve zaman ufkunun nasıl kurulduğu her bağlamda değişiyor.
Ve bu derste öğrendiğimiz şey orada bir araç olarak dönecek. Bir bağlamı anlamak için ona sorulacak ilk soru, kimin neyi ölçtüğü ve maliyetin kimin hanesine yazıldığı.