İçeriğe geç

L0.4-02·Liderlik Mitleri

Karizma zorunlu mudur?

giriş3.021 kelime≈ 20 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Karizma kişide ölçülemiyor. Ölçülen şey, birilerinin o kişiye yaptığı yakıştırma oluyor ve yakıştırma gözlemciye göre değişiyor.

Atıf üç kaynaktan besleniyor ve yalnız biri kişinin davranışıyla ilgili. İkincisi bağlam, üçüncüsü sonucun kendisi; sonuç bilindikten sonra yapılan bir açıklama o sonucun nedeni sayılamıyor.

Bir liderin etkisi üç kanaldan geçiyor: makam, yeterlik ve bağ. Karizma yalnız üçüncü kanalın bir bölümünde yaşıyor ve soru, o bölümü bütün liderliğin şartı saydığı için yanlış kuruluyor.

Kanallar birbirinin yükünü kısmen devralıyor. Bu yüzden genel bir zorunluluktan söz edilemiyor; makamın zayıf, geçmişin bilinmediği ve katılımın gönüllü olduğu yerlerde ise üçüncü kanal ikame edilemiyor.

Bağ kanalı sahneyle aynı şey olmuyor. Birebir temas, gerekçesi açıkça verilen kararlar ve ekibin işini dışarıya anlatmak da aynı kanaldan geçiyor.

Kanal zayıfsa iki yol var. Kanalı geliştirmek aylar alıyor, yükü yapıya aktarmak haftalar; ikisi de meşru ve seçimi bağlamın bindirdiği yük belirliyor.

Karizmayı ölçüt yapmak bir beklenti kalıbını ölçüt yapmak anlamına gelebiliyor ve bedeli, ölçütün dışında kalanlara çıkıyor. Yüksek atfın kendi riski de var; itiraz pahalılaştığında denetim sessizce kayboluyor.

Açılış sahnesi

Bir meslek birliğinin yıllık toplantısında iki oturum arka arkaya yapılıyor ve ikisi de aynı konuyu anlatıyor.

İlk konuşmacı salonu ilk dakikada topluyor. Sesi geniş, örnekleri hazır ve sahnede rahat duruyor; arka sıralarda telefonuna bakan kalmıyor.

İkinci konuşmacı sahneye çıktığında ritim düşüyor. İki kez duraklıyor, bir cümlesini yarıda kesip yeniden kuruyor ve sık sık notlarına bakıyor.

Oturumların sonunda değerlendirme formları dolduruluyor ve ilk konuşmacı belirgin farkla önde bitiriyor.

Üç ay sonra birlik alışılmadık bir şey yapıyor. Katılımcılara ikinci bir soru soruyor: bu iki oturumdan sonra kendi işinizde bir şeyi değiştirdiniz mi, değiştirdiyseniz neyi?

Bu ölçümde sıralama ters dönüyor.

İki ölçüm de gerçek ve ikisi de kendi sorusuna doğru cevap veriyor. Ölçtükleri şey aynı değil.

Birinci ölçüm salonun o an ne hissettiğini topluyor, ikincisi üç ay sonra ne yapıldığını.

Bu ders, o iki ölçüm arasındaki boşlukta duran şeyi ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önce karizmanın nerede durduğunu soracağız. Kelime, bir kişinin içinde bir madde varmış gibi kullanılıyor ve ölçüm bunu karşılamıyor.

Sonra karizma atfının nereden beslendiğine bakacağız. Üç kaynak var ve üçünden yalnız biri kişinin kendi davranışıyla ilgili.

Ardından soruyu bir modele bağlayacağız. Bir liderin insanları harekete geçirdiği üç kanal var ve karizma bunlardan yalnız birinin bir bölümünde yaşıyor.

Karar anında kendi bağlamına döneceksin. Senin işinde o kanal ne kadar yük taşıyor ve bugün o yükü ne taşıyor?

Sonda dersin kendi sınırlarını konuşacağız. Karizmayı şart saymak pahalı; önemsiz saymak da bedelsiz görünmüyor.

Bu derste geçen konuşmacılar, ekipler ve kurumlar kurgu; ölçülen şeyle ölçüldüğü sanılan şeyin ayrıldığı yerleri göstermek için yazıldılar.

Sıfır noktası — karizma kimde duruyor

Gündelik dilde karizma bir mülk gibi konuşuluyor. Birinde var, birinde yok; olmayan da sonradan edinemiyor.

Buradaki ayrım küçük görünüyor ve ölçüm tarafında her şeyi değiştiriyor.

Bir kişinin boyu ondan bağımsız ölçülebiliyor. Karizması ölçülemiyor, çünkü ölçmenin tek yolu birilerine o kişiyi nasıl gördüğünü sormak.

Bunun pratikteki karşılığı sert. Bir kurum "karizmatik lider arıyoruz" dediğinde ölçebildiği tek şey, seçimi yapan kişilerin adaya bakınca ne hissettiği oluyor.

Soru bu yüzden sorulduğu hâliyle bir varsayım taşıyor. "Karizma zorunlu mudur" cümlesi karizmayı kişide duran sabit bir miktar sayıyor ve bütün tartışma o varsayımın üstüne kuruluyor.

Yaygın yanlışKarizmanın bir kişilik özelliği olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Ölçülebilen şey iki parçadan oluşuyor: kişinin ürettiği sinyaller ve gözlemcinin o sinyallere yaptığı yakıştırma. Seride dönüşümcü liderlik anlatılırken benzer bir ayrım yapılmıştı; o çerçevenin dört bileşeninden üçü sahne gücü olmadan da yürüyordu ve buradaki tablo aynı yöne bakıyor.

Mekanizma — atfın üç kaynağı

Karizma atfı üç ayrı yerden besleniyor. Üçü aynı anda çalıştığı için tek bir nitelik gibi görünüyor.

Birinci kaynak davranış ve bu, kişinin gerçekten kendi tarafında duran kısım. Sesin temposu, duraklamalar, bakışın kime yöneldiği, hikâye ve benzetme kullanmak, "biz" diliyle ortak bir kimlik kurmak, yüksek bir beklentiyi açıkça söylemek ve kendi güvenini görünür kılmak.

Bu maddelerin ortak özelliği tarif edilebilir olmaları ve tarif edilebilen şey öğretilebiliyor.

İkinci kaynak bağlam ve burası kişinin tarafında değil.

Belirsizliğin yükseldiği dönemlerde insanlar açıklama ve yön arıyor. Ortama net bir anlatı getiren kişi büyüyor, çünkü karşıladığı ihtiyaç büyümüş oluyor. Aynı anlatı sakin bir dönemde fazla iddialı geliyor.

Üçüncü kaynak en az fark edileni ve muhtemelen en güçlüsü: sonucun kendisi.

Bu üçüncü kaynak, karizmayı bir liderlik açıklaması olarak kullanışsıza yaklaştırıyor. Sonuç ortaya çıktıktan sonra yapılan bir yakıştırma, o sonucun nedeni sayılamıyor.

İşleyiş, seride daha önce tanımlanan halo etkisinin özel bir hâli olarak çalışıyor. Bir alanda oluşan olumlu izlenim ölçülmemiş alanlara yayılıyor ve karizma, bu yayılmanın en kolay taşındığı ad oluyor.

Model — üç etkileme kanalı

Bir liderin bir işi yaptırırken kullandığı etki üç ayrı yoldan geçiyor. Bu ayrım soruyu kullanılabilir hâle getiriyor.

Birinci kanal makam. Seride ayrıldığı gibi makam bir konum veriyor; kaynak dağıtma, karar verme ve sonuç bağlama yetkisi taşıyor. Bu kanalın gücü kişiden gelmiyor, kurumun yapısından geliyor.

İkinci kanal yeterlik. Bir kişinin işi bildiğine dair biriken kanıt, onun sözünü ağırlaştırıyor. Kanal yavaş doluyor ve doldukça ucuzluyor; yeterliği kanıtlanmış birinin aynı cümlesi daha az açıklama gerektiriyor.

Üçüncü kanal bağ. İnsanların o kişiyle çalışmaktan ve onun kurduğu çerçeveyi benimsemekten aldığı şey burada duruyor. Karizma bu kanalın içinde yaşıyor ve kanalın tamamını kaplamıyor.

Sorunun yanlış kurulduğu yer de burası. "Karizma zorunlu mudur" cümlesi, tek bir kanalın bir bölümünü bütün liderliğin şartı sayıyor.

Modelin ikinci parçası daha kullanışlı. Kanalların taşıdığı yük sabit olmuyor, bağlama göre değişiyor.

Bir fabrikada vardiya planı yapan amirin işi büyük ölçüde ilk iki kanaldan yürüyor. Plan yetkisi onda ve işi bilip bilmediği her hafta görülüyor.

Gönüllülerin çalıştığı bir toplulukta ise birinci kanal neredeyse yok. Kimse kimseyi işten çıkaramıyor, kimse kimseye maaş bağlamıyor.

Bu vakadaki kişi sahnede parlayan biri değildi ve bağı odada değil kapı arkasında kurdu.

Üçüncü kanalın en çok karıştırılan yanı burada duruyor. Kanal salonla özdeşleştiriliyor, oysa birebir temas da aynı kanaldan geçiyor ve maliyeti bambaşka bir kişiye düşüyor.

Modelin verdiği cevap ikili olmuyor, koşullu oluyor. Karizma genel bir şart sayılmıyor, çünkü üç kanal birbirinin yükünü kısmen devralıyor. Ancak makamın zayıf olduğu, geçmişin bilinmediği ve katılımın gönüllü olduğu yerlerde üçüncü kanal ikame edilemiyor; orada zorunlu hâle gelen şey sahne gücü olmuyor, bağ kurma becerisi oluyor.

Karar noktası — bağ kanalın zayıfsa

Diyelim ki bu üç kanala kendi işinde baktın ve üçüncüsünün zayıf olduğunu gördün. Toplantılarda söz alman zor, kalabalık önünde anlatırken yoruluyorsun ve insanlar seninle çalışmaktan çok sana rağmen çalışıyor.

Buradan iki yol çıkıyor ve ikisi de meşru. Yanlış olan tek şey, kanalın zayıf olduğunu görüp yükü yok saymak.

Birinci yol kanalı geliştirmek. Bunun için sahne becerisi öğrenmek gerekmiyor ve sessiz kişilerde çalışan üç davranış var.

Birincisi, bir kararı verirken gerekçesini kararla birlikte söylemek. Bağ kanalının gövdesi anlam kurmaktan geçiyor ve anlam kurmak ses yüksekliği istemiyor.

İkincisi, insanları adıyla ve gerçekten yaptıkları işle anmak. Görünür kılınan kişi, kendisini görünür kılan kişiyle çalışmayı sürdürüyor.

Üçüncüsü, ekibinin işini dışarıya anlatmak. Bu en az konuşulan davranış ve karşılığı en hızlı gelenlerden biri; kendi ekibine dışarıda alan açan bir liderin bağ kanalı, içeride tek kelime etmeden dolabiliyor.

İkinci yol yükü yapıya aktarmak. Kişinin taşımadığı şeyi düzen taşıyabiliyor.

Haftalık aynı biçimde gelen bir yazılı not, kararların gerekçesini bir arada tutan bir kayıt, toplantıdan önce dağıtılan bir okuma ve seride tanımlanan köprü kişiler bu işi görüyor. Bunların hiçbiri sahne istemiyor ve hepsi aynı ihtiyacı karşılıyor: insanların ne olduğunu bilmesi.

Hangi yolun seçileceğini bağlam belirliyor ve iki ölçüt işe yarıyor.

Birinci ölçüt süre. Bir davranışı geliştirmek ayları buluyor, bir yapıyı kurmak haftaları. Önümüzdeki üç ayda bir geçiş yönetiyorsan yapı tarafından başlamak daha gerçekçi kalıyor.

İkinci ölçüt bağlamın kanala bindirdiği yük. Gönüllü katılımın esas olduğu, insanların istediği an çekilebildiği bir işte yapı tek başına yetmiyor; orada kanalı geliştirmek ertelenebilir bir iş sayılmıyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu dersin söyledikleri de sınırsız çalışmıyor ve dört yerde duruyor.

İlk sınır modelde. Üç kanal analitik bir ayrım ve gerçekte iç içe geçiyorlar; yeterlik kanalındaki artış çoğu zaman bağ kanalını da besliyor, çünkü işi bilen birinin yanında çalışmak insanlara ayrı bir güven veriyor. Kanalları ayırmak ölçmek için işe yarıyor, gerçeğin öyle bölünmüş olduğunu göstermiyor.

İkinci sınır ölçümde ve bu dersin kendi kanıtlarını da kapsıyor. Karizma davranışlarının öğretilebildiğini gösteren ölçümler kısa sunumlarda yapılıyor; oradan çıkan sonuç, iki yıl birlikte çalışılan bir ekipte aynı şekilde işlemeyebiliyor.

Üçüncü sınır adalet tarafında ve dersin en rahatsız edici parçası burada.

Bunun pratik karşılığı şu: karizmayı ölçüt yapan bir kurum, farkında olmadan bir beklenti kalıbını ölçüt yapmış oluyor.

Dördüncü sınır karizmanın kendi tarafında ve genellikle hiç konuşulmuyor. Yüksek atıf bir avantaj gibi görünüyor ve aynı anda bir denetim sorunu üretiyor.

Son olarak bu dersin kendi tarafının sınırı da yazılmalı. Karizmayı şart saymamak, etkileme becerisini önemsiz saymaya dönüştüğünde bedelini yine sessiz çalışanlar ödüyor; kimseye öğretilmeyen bir beceri, onu kendiliğinden edinmiş olanların ayrıcalığı hâline geliyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİçe dönüklüğün karizmasızlıkla aynı şey olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

İkisi ayrı ölçekler; biri kişinin uyarımdan ne kadar yorulduğunu, öteki başkalarının ona ne yakıştırdığını anlatıyor. İçe dönük bir kişi aynı sinyalleri üretebiliyor ve fark sinyalin kendisinde değil, sonrasındaki toparlanma süresinde çıkıyor.

Yaygın yanlışKarizma atfı yüksek olan kişinin yetkin olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Atıf, ölçülmemiş alanlara yayılan bir izlenim taşıyor ve yetkinlik o alanlardan biri. Bir kurumun kendine uygulayabileceği sınama basit kalıyor: bu kişi hakkında bildiklerimizin kaçını ölçtük, kaçını hissettik?

Yaygın yanlışKarizmanın kişide sabit olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Aynı kişi bir ekipte yüksek, başka bir ekipte düşük atıf alabiliyor ve arada geçen sürede kişide bir şey değişmemiş oluyor. Değişen şey ortamın ihtiyacı ve gözlemcinin beklentisi.

Yaygın yanlışBu davranışları çalışmanın sahtelik ürettiği sanılıyor.
Doğrusu

Sahteliği üreten şey becerinin öğrenilmesi olmuyor, söylenenle yapılanın ayrılması oluyor. Gerekçesini açıkça anlatan bir yönetici, o gerekçeye uygun karar verdiği sürece daha iyi anlatıyor demektir; vermediğinde beceri yalnız açığı daha görünür kılıyor.

Aklında kalsın

Karizma kişide ölçülemiyor. Ölçülen şey, birilerinin o kişiye yaptığı yakıştırma oluyor ve yakıştırma gözlemciye göre değişiyor.

Atıf üç kaynaktan besleniyor ve yalnız biri kişinin davranışıyla ilgili. İkincisi bağlam, üçüncüsü sonucun kendisi; sonuç bilindikten sonra yapılan bir açıklama o sonucun nedeni sayılamıyor.

Bir liderin etkisi üç kanaldan geçiyor: makam, yeterlik ve bağ. Karizma yalnız üçüncü kanalın bir bölümünde yaşıyor ve soru, o bölümü bütün liderliğin şartı saydığı için yanlış kuruluyor.

Kanallar birbirinin yükünü kısmen devralıyor. Bu yüzden genel bir zorunluluktan söz edilemiyor; makamın zayıf, geçmişin bilinmediği ve katılımın gönüllü olduğu yerlerde ise üçüncü kanal ikame edilemiyor.

Bağ kanalı sahneyle aynı şey olmuyor. Birebir temas, gerekçesi açıkça verilen kararlar ve ekibin işini dışarıya anlatmak da aynı kanaldan geçiyor.

Kanal zayıfsa iki yol var. Kanalı geliştirmek aylar alıyor, yükü yapıya aktarmak haftalar; ikisi de meşru ve seçimi bağlamın bindirdiği yük belirliyor.

Karizmayı ölçüt yapmak bir beklenti kalıbını ölçüt yapmak anlamına gelebiliyor ve bedeli, ölçütün dışında kalanlara çıkıyor. Yüksek atfın kendi riski de var; itiraz pahalılaştığında denetim sessizce kayboluyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir kanal bir çözüm gibi göründü. Yeterlik kanalı, bağ kanalı zayıf olduğunda yükü devralan taraftı ve dolduğu ölçüde işi ucuzlatıyordu.

Sonraki ders o kanalın kendi mitini ele alıyor. Soru şu: lider her şeyi bilmeli midir?

Mitin kurulduğu yer tanıdık. Yeterlik kanalı gerçekten çalıştığı için, kanalın sonsuz genişletilmesi gerektiği sanılıyor ve bir liderin ekibindeki her işi ekibinden iyi bilmesi bekleniyor.

Sonraki dersin ayıracağı şey de burada. Bir işi yapabilmek ile o işin nerede tıkandığını görebilmek aynı yeterlik olmuyor ve ikisi farklı hızlarda ediniliyor.

Asıl pahalı soru ise bilmemenin söylenip söylenemeyeceği. Bilmediğini söyleyen bir lider yeterlik kanalını zayıflatıyor gibi görünüyor; söylemeyen bir lider ise başka bir şeyi kaybediyor.

Bu derste gördüğümüz mekanizma orada da çalışıyor. Her şeyi bildiği sanılan bir liderin çevresi, bir süre sonra ona bilgi getirmeyi bırakıyor ve mit kendini besleyen bir sessizlik üretiyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.