İçeriğe geç

L0.3-05·Liderlik Tarihi ve Yaklaşımları

Hizmetkâr ve otantik liderlik

giriş2.646 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu iki çerçeve önceki dersin bıraktığı boşluğu doldurmayı deniyor ve her ikisi de niyeti hesaba katıyor. Biri kimin yararına çalışıldığını soruyor, öteki gösterilen yüz ile taşınan değerler arasındaki mesafeyi.

İkisinin de ortak zorluğu niyetin dışarıdan görülmemesi. Ölçümleri bir kat daha dolaylı: ekip davranışı görüyor ve niyeti oradan çıkarıyor, yani verilen cevap bir yorum.

İkinci ortak zayıflık daha ciddi. İyi olan tanımın içine konduğunda çerçeve yanlışlanamaz hâle geliyor; kötü sonuç veren her vaka için "gerçek anlamda öyle değilmiş" denebiliyor ve bu cevap verildiği sürece hiçbir şey öğrenilmiyor.

Otantiklik tarafında ayrı bir soru duruyor: neye sadakat? Çerçeve ahlaki ölçütü otantiklikten türetmiyor, dışarıdan getiriyor ve getirmek zorunda kalması bu çerçevenin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Buna karşılık kullanılabilir bir yol var. Niyeti doğrulayamıyorsun ama izini görebiliyorsun ve iz, hizmet etmenin bedelsiz olduğu yerde değil bedelli olduğu yerde bırakılıyor. Üç an neredeyse her rolde tekrarlanıyor: kötü haberin geldiği an, kredinin dağıtıldığı an ve çıkarların ayrıldığı an.

Bir gerekçeyi sınamanın pratik yolu da buradan çıkıyor. Gerekçenden kendi maliyetini çıkar; kalan cümle kararı hâlâ taşıyorsa gerekçe gerçek, taşımıyorsa kılıf.

Açılış sahnesi

Bir direktörün ekibine en sık söylediği cümle şu: burada insan önce gelir.

Cümleyi inandırıcı kılan şeyler var. Kapısı gerçekten açık, geri bildirimi yumuşak veriyor ve kimsenin adını bir hatayla birlikte anmıyor.

Sonbaharda bütçe kısıntısı geliyor ve masaya iki seçenek konuyor. Yeni açılmış iki pozisyon iptal edilecek ya da direktörün iki yıldır hazırladığı dönüşüm programı ertelenecek.

Direktör pozisyonları iptal ediyor. Kararı ekibe kendisi anlatıyor ve gerekçesi savunulabilir: program ertelenirse gelecek yıl daha çok kişi işini kaybedebilir.

Kimse ona ikiyüzlü demiyor. Gerekçe mantıklı ve direktör de ona inanıyor.

Altı ay sonra ilgisiz görünen bir şey oluyor. Riskli bir işe gönüllü aranıyor ve kimse çıkmıyor.

İki olay arasında kimsenin kurmadığı bir bağ var. Ekip o sonbaharda bir cümle duymadı; bir sıralama gördü. Sıralama çatışma anında göründü ve sonradan söylenen hiçbir cümle o anı geri almadı.

Bu ders liderin niyetini merkeze alan iki çerçeveyi anlatıyor. İkisi de sorunun doğru yerine bakıyor ve ikisi de aynı duvara çarpıyor: niyet dışarıdan görülmüyor.

Bu derste ne olacak

Başlangıç noktamız önceki dersin bıraktığı boşluk. Anlam ve bağlılık üreten davranış repertuvarı, hedefin iyi olmasını garanti etmiyordu.

İki çerçeve bu boşluğu doldurmayı denedi. Birini kuran soru şu: bütün bu çaba kimin yararına dönüyor? Ötekini kuran soru başka: bu kişi gösterdiği kişi mi?

Sonra ikisinin ortak zorluğuna geleceğiz. İkisi de bir iç durum hakkında iddia taşıyor, oysa ölçülebilen tek şey davranış.

Buna bir cevap kuracağız ve dersin asıl katkısı orada. Niyet doğrulanamıyor ama iz bırakıyor ve izin nerede aranacağı belli.

Karar anın da o izle ilgili olacak: senin çıkarınla ekibinkinin ayrıldığı bir an.

Bu metindeki direktörler, ekipler ve bütçe kararları kurgu; bir çerçevenin hangi anlarda sınandığını göstermek için yazıldılar.

Sıfır noktası — iki soru, iki çerçeve

Önceki dersin son eleştirisi bir boşluk bırakmıştı. Bağlılık üreten repertuvar, ahlaki bakımdan nötrdü.

Yetmişlerden sonra iki çerçeve bu eksiği kapatma iddiasıyla yazıldı ve ikisi de hâlâ görünür durumda.

Bu çerçeve bir tarz önermiyor; bir sıralama öneriyor. Sorusu yalın: bu karar kimin ihtiyacını karşılıyor?

İkinci çerçeve başka bir yere bakıyor.

Bu iki çerçevenin ortak bir cesareti var. İkisi de liderliği yalnız davranıştan okumayı reddediyor ve arkasındaki nedeni işin içine katıyor.

Ortak bir kırılganlıkları da var ve bu ders onu ciddiye alıyor. Niyet doğrudan gözlenemiyor.

Yaygın yanlışHizmetkâr liderliğin ekibin her isteğini karşılamak olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Çerçevenin sınaması istek değil gelişme: hizmet edilen kişinin daha yetkin ve daha bağımsız hâle gelip gelmediği soruluyor. Bu ölçüte göre zor bir geri bildirimi vermek hizmet sayılıyor, çatışmadan kaçınmak için onu ertelemek sayılmıyor.

Mekanizma — niyet neden ölçülemiyor

İki çerçevenin de ölçüm yolu aynı yerden geçiyor ve sorun orada başlıyor.

Bir liderin niyetini sormak için başvurulacak iki kaynak var. Biri liderin kendisi, öteki ekibi.

Liderin kendi beyanı burada zayıf bir kaynak. Kimse kendini ekibinin ihtiyacını görmezden gelen biri olarak tarif etmiyor ve açılış sahnesindeki direktör de böyle tarif etmezdi.

Ekibin değerlendirmesi daha iyi bir kaynak ama o da niyeti görmüyor. Ekip davranışı görüyor ve davranıştan bir niyet çıkarıyor; verdiği cevap bir ölçüm olmuyor, yorum oluyor.

Buradan çıkan sonuç önemli. Bu çerçevelerin ölçümleri, davranışı ölçen çerçevelerin ölçümlerinden bir kat daha dolaylı.

Ölçümün dolaylı olması çerçeveleri değersiz kılmıyor. Bir şeyi değiştiriyor: iddianın nereden doğrulanacağını.

Ve burada ikinci bir sorun var. Bu iki çerçevenin tanımı iyiyi içine almış durumda.

Bir kişi kötü sonuç ürettiğinde çerçeve şu cevabı verebiliyor: demek ki gerçek anlamda hizmetkâr değilmiş. Bu cevap kulağa makul geliyor ve bir şeyi imkânsız kılıyor. Çerçeve hiçbir vakayla yanlışlanamıyor.

Otantiklik tarafında ayrı bir kavram sorunu duruyor ve sorulması gereken soru şu: neye sadık olmak?

Bir kişinin gerçek eğilimi sabırsızlık ve sertlikse, otantik liderlik sabırsız ve sert olmayı mı gerektiriyor? Çerçeve buna hayır diyor, ancak hayır demek için otantikliğin dışından bir ölçüt getiriyor.

Getirdiği ölçütün adı içselleştirilmiş ahlaki bakış. Bu ölçüt yerinde bir ekleme ve otantiklikten türemiyor; yanına ayrıca konmuş durumda.

Model — niyet doğrulanmaz, bedeli olan anda görünür

Dersin asıl katkısı burada ve iki adımdan oluşuyor.

Birinci adım bir kabul. Bir liderin niyetini doğrulayamazsın ve doğrulamaya çalışan her yöntem, sonunda birinin yorumuna dayanıyor.

İkinci adım bir yön değiştirme. Niyet doğrulanamıyor, buna karşılık iz bırakıyor ve izin nerede aranacağı bellidir.

İz, hizmet etmenin bedelsiz olduğu anlarda görünmüyor. Bütçe bolken, işler yolundayken ve kimsenin bir şeyden vazgeçmesi gerekmezken herkes ekibini önceleyen biri gibi görünüyor.

İz, çıkarların ayrıldığı anlarda görünüyor. Bu anlara bedeli olan anlar diyelim ve üç tanesi neredeyse her rolde tekrarlanıyor.

Birincisi kötü haberin geldiği an. Birisi sana duymak istemediğin bir şeyi söylediğinde ilk üç saniyede ne yapıyorsun? Bunun bedeli benlik tarafında ödeniyor.

İkincisi kredinin dağıtıldığı an. Bir iş iyi gittiğinde adı üstte anılan kim oluyor? Bunun bedeli görünürlük tarafında ödeniyor.

Üçüncüsü çıkarların ayrıldığı an. Ekibindeki birinin iyiliği senin işini zorlaştırdığında hangisini seçiyorsun? Bunun bedeli doğrudan ödeniyor ve açılış sahnesindeki direktörün sınandığı an buydu.

Modelin kuralı şu: bir çerçevenin sana söylediği şeyi bu üç anda ne yaptığınla sına, kendini nasıl tarif ettiğinle değil.

Kural iki yöne birden çalışıyor. Kendini değerlendirirken de, sana liderlik eden birini değerlendirirken de aynı üç ana bakılıyor.

Karar noktası — çıkarların ayrıldığı an

Ekibindeki en güçlü kişi sana geliyor ve başka bir birimde açılan bir pozisyondan söz ediyor. O pozisyon onun için daha iyi: yeni bir alan, daha geniş bir sorumluluk, muhtemelen daha hızlı bir ilerleme.

Senin için kötü. O kişi giderse önündeki çeyrek zorlaşıyor ve yerine birini yetiştirmek aylar alıyor.

Kimse seni bir şey yapmaya zorlamıyor. Süreç senin onayından geçiyor ve geciktirmek için elinde meşru gerekçeler var: devir planı, kritik teslim, ekip yükü.

Bu anın öğretici tarafı, yanlış seçimin kötü görünmemesi. Talebi altı ay ertelemenin savunulabilir bir anlatısı her zaman kurulabiliyor ve o anlatıyı kuran kişi genellikle kendine de inandırıyor.

Ayırt edici soru gerekçenin makul olup olmadığı değil. Ayırt edici soru şu: aynı gerekçe, çıkarına uygun olsaydı da bu kadar ağır basar mıydı?

Bunu somut hâle getirmenin bir yolu var. Gerekçeni yazıya dök ve içinden kendi maliyetini çıkar. Geriye kalan cümle hâlâ kararı taşıyorsa gerekçe gerçek; taşımıyorsa gerekçe bir kılıf.

Kararı verdikten sonra ikinci bir iş kalıyor ve çoğu kişi burada duruyor. Kararını ve gerekçeni o kişiye açıkça söylemek gerekiyor, çünkü söylenmeyen bir gerekçe her zaman en kötü ihtimalle yorumlanıyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu iki çerçevenin dört zayıf noktası var ve üçünü zaten gördük.

Birincisi ölçümün dolaylılığı. İddia bir iç duruma dair, ölçüm ise başkalarının yorumuna dayanıyor.

İkincisi yanlışlanamazlık. İyi olan tanımın içine konduğunda, kötü sonuç veren her vaka tanımın dışına atılabiliyor.

Üçüncüsü otantikliğin neye sadakat olduğu sorusu. Çerçeve ahlaki ölçütü dışarıdan getiriyor ve getirmek zorunda.

Dördüncüsü kültürel ve yapısal bağlam. Hizmet dili, güç farkının çok belirgin olduğu ortamlarda kolayca bir feragat talebine dönüşüyor.

Bir de bu çerçevelerin devrettiği sağlam parça var. İkisi de liderlik değerlendirmesine bir soru kazandırdı: bu davranış kimin yararına? Soru ölçülemiyor ve sorulmadığında da kimse fark etmiyor, ancak sorulduğunda çoğu değerlendirmeyi değiştiriyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışHizmetkâr liderliğin yumuşaklıkla aynı şey olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Çerçevenin ölçütü kişinin gelişmesi ve bir kişinin gelişmesi çoğu zaman rahatsız edici bilgiden geçiyor. Zor geri bildirimi zamanında vermek bu ölçüte uyuyor; ilişkiyi bozmamak için ertelemek uymuyor ve erteleme genellikle karşı tarafın değil erteleyenin rahatı için yapılıyor.

Yaygın yanlışŞeffaflığın her şeyi paylaşmak olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Çerçevenin istediği şey söylenenin gerçekten düşünülen şey olması; henüz karara bağlanmamış bir bilgiyi paylaşmak çoğu zaman şeffaflık değil, belirsizliğin karşı tarafa aktarılması oluyor. Ayırt edici ölçüt şu: paylaşılan bilgi karşı tarafın bir kararını mümkün kılıyor mu, yoksa yalnız kaygısını mı artırıyor?

Yaygın yanlışÖz farkındalığın kendi hakkında düşünmekle kazanıldığı düşünülüyor.
Doğrusu

Kişinin kendi hakkındaki görüşü tek başına bir kaynak vermiyor, çünkü kör nokta tanımı gereği kendinden görünmüyor. Bu bileşenin ölçüsü kişinin ne düşündüğü olmuyor; hakkında söylenenleri isteyip istemediği ve söylenenle ne yaptığı oluyor.

Yaygın yanlışNiyetin sözden anlaşıldığı sanılıyor.
Doğrusu

Söz ucuz olduğu için ayırt etmiyor ve ekipler bunu zaten biliyor. Ayırt eden şey, sözün bir bedelle karşılaştığı andaki davranış; bir yılın kayıtları içinde ekibin hatırladığı üç beş an genellikle o anlar oluyor.

Aklında kalsın

Bu iki çerçeve önceki dersin bıraktığı boşluğu doldurmayı deniyor ve her ikisi de niyeti hesaba katıyor. Biri kimin yararına çalışıldığını soruyor, öteki gösterilen yüz ile taşınan değerler arasındaki mesafeyi.

İkisinin de ortak zorluğu niyetin dışarıdan görülmemesi. Ölçümleri bir kat daha dolaylı: ekip davranışı görüyor ve niyeti oradan çıkarıyor, yani verilen cevap bir yorum.

İkinci ortak zayıflık daha ciddi. İyi olan tanımın içine konduğunda çerçeve yanlışlanamaz hâle geliyor; kötü sonuç veren her vaka için "gerçek anlamda öyle değilmiş" denebiliyor ve bu cevap verildiği sürece hiçbir şey öğrenilmiyor.

Otantiklik tarafında ayrı bir soru duruyor: neye sadakat? Çerçeve ahlaki ölçütü otantiklikten türetmiyor, dışarıdan getiriyor ve getirmek zorunda kalması bu çerçevenin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Buna karşılık kullanılabilir bir yol var. Niyeti doğrulayamıyorsun ama izini görebiliyorsun ve iz, hizmet etmenin bedelsiz olduğu yerde değil bedelli olduğu yerde bırakılıyor. Üç an neredeyse her rolde tekrarlanıyor: kötü haberin geldiği an, kredinin dağıtıldığı an ve çıkarların ayrıldığı an.

Bir gerekçeyi sınamanın pratik yolu da buradan çıkıyor. Gerekçenden kendi maliyetini çıkar; kalan cümle kararı hâlâ taşıyorsa gerekçe gerçek, taşımıyorsa kılıf.

Sonraki derse köprü

Buraya kadar beş çerçeve gördük ve hepsi bir varsayımı paylaşıyor. Beşi de liderliği tek bir kişide arıyor: onun nitelikleri, davranışı, durum okuması, takipçiyle kurduğu ilişki ve niyeti.

Bu varsayım uzun süre sorgulanmadı, çünkü sorgulanacak bir şey gibi görünmüyordu.

Sonraki ders onu sorguluyor ve üç ayrı yönden geliyor.

Birincisi işin türüyle ilgili. Bazı sorunların bilinen bir çözümü yok ve çözümü olmayan bir sorunda liderin yapacağı iş cevabı vermek olamıyor; ekibin cevabı üretmesine dayanabileceği bir çerçeve kurmak oluyor.

İkincisi liderliğin nerede durduğuyla ilgili. Bir ekipte liderlik anları çoğu zaman tek bir kişide toplanmıyor; farklı anlarda farklı kişilere geçiyor ve bu geçişi ne kimse ilan ediyor ne de bir kayıt tutuyor.

Üçüncüsü ölçeğe dair. Kurumlar arası bir sorunda kimsenin yetkisi bütün soruna yetmiyor ve orada işleyen şey bir kişinin kararı olmuyor.

Sonraki dersin zor tarafı da burada. Liderliği bir kişiden alıp bir gruba ya da bir sisteme yaydığında açıklama gücü artıyor, buna karşılık sorumluluğun kime ait olduğu bulanıklaşıyor. Herkesin lider olduğu bir yerde kimin hesap vereceği sorusu cevapsız kalmaya çok müsait.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.