Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu ikili takipçinin neden izlediği sorusuna iki cevap veriyor. Biri karşılıklı bir alışverişi tarif ediyor, öteki takipçinin ne istediğinin değiştiğini öne sürüyor.
Değişim iddiası ötekinden çok daha ağır bir yük taşıyor ve dayanağı da daha tartışmalı. Bunu bilerek kullanmak gerekiyor.
Sıralama sahada en çok yanlış kurulan yer. Bu ikili bir merdiven vermiyor: alışveriş tarafı geçilecek bir başlangıç aşaması değil, üzerine bir şey konulan taban.
Tabanda üç şey var ve üçü de gözlenebilir: beklentinin net olması, sözün tutulması, sapmanın erken karşılanması. Katmanda anlam, meydan okuma ve kişiye özel ilgi duruyor ve katman ancak taban ayaktayken taşıyor.
Taban çökükken kurulan anlam dili etkisiz kalmıyor, ters çalışıyor. Kendinden fazlasını vermesi istenen kişi, kendisine verilmesi gerekeni alamamışsa çağrıyı bir istismar girişimi olarak okuyor.
Ödenmemiş bir söz zamanla silinmiyor ve devralınan söz de bir borç sayılıyor. Kapatmanın yolu her zaman ödemek olmuyor; akıbetini söylemek de kapatıyor. Kapanmayan tek şey hiç konuşulmayan söz.
Çerçevenin en zayıf yeri ölçümünde. Ölçüm maddelerinin bir kısmı davranışı değil davranışın kişide bıraktığı sonucu soruyor ve bu, ölçülen ilişkiyi olduğundan güçlü gösterebiliyor. Bir de repertuvarın kendisi hedefin iyi olmasını garanti etmiyor.
Açılış sahnesi
Bir genel müdür herkesi toplayıp önümüzdeki üç yılı anlatıyor.
Konuşma iyi hazırlanmış. Bu işin kimin hayatını değiştirdiğini, buranın beş yıl sonra ne olabileceğini ve neden burada çalışmaya değdiğini anlatıyor. Salonda kimse telefonuna bakmıyor.
Konuşma alkışla bitiyor. Alkışın ardından soru faslı açılıyor ve ilk soru şu oluyor: şubatta söz verilen yan haklar ne oldu?
Genel müdür soruyu not alıyor ve toplantı kapanıyor.
Sonraki günlerde konuşmadan geriye ne kaldığı belli oluyor. Koridorda anlatılan şey üç yıllık hedef olmuyor; şubat sorusu oluyor.
Burada olan şeyin adı ilgisizlik değil. Salondaki insanlar konuşmayı dinlediler ve bir kısmı gerçekten etkilendi. Etkiyi taşıyacak zemin yoktu.
Bu dersin konusu o zemin. Liderlik yazınının en çok konuşulan ikilisini ele alacağız ve ikisi arasındaki ilişkiyi çoğu kurumun kurduğu gibi değil, çerçeveyi kuranların kurduğu gibi kuracağız.
Bu derste ne olacak
İlk iş takipçinin neden izlediği sorusunu açmak. Önceki üç çerçeve bu soruyu hiç sormadı ve bu ders onunla başlıyor.
İkinci iş iki cevabı ayrı ayrı kurmak. Biri liderliği bir alışveriş olarak tarif ediyor, öteki bir değişim iddiası taşıyor.
Üçüncü iş ikisi arasındaki ilişkiyi düzeltmek. Sahada bu ikili çoğunlukla bir merdiven gibi anlatılıyor ve bu okuma yanlış.
Ardından karar senin önüne gelecek. Ekibine büyük bir hedef anlatmak üzeresin ve geride ödenmemiş bir söz duruyor. Hangisinden başlayacaksın?
Dersin sonunda çerçevenin en zayıf yerini ele alacağız. Zayıflık ölçümde ve ölçümün nasıl yazıldığında.
Aşağıda geçen ekipler, sözler ve toplantılar kurgu; anlatılan çerçevenin nereye kadar taşıdığını sınamak için yazıldılar.
Sıfır noktası — takipçi neden izliyor
Şimdiye kadarki çerçevelerin ortak bir sessizliği vardı. Liderin kim olduğunu, ne yaptığını ve hangi koşulda yaptığını konuştular; takipçinin neden izlediğini sormadılar.
Soru sorulduğunda iki farklı cevap çıktı ve ikisi aynı yıllarda yazıldı.
İkinci tanımın ne kadar iddialı olduğunu görmek gerekiyor. Birinci çerçeve gözlenebilir bir alışverişi tarif ediyor; ikincisi bir kişinin isteklerinin değiştiğini söylüyor.
Güçlü iddia güçlü dayanak ister. Bu dersin son bölümü dayanağın nerede sağlam, nerede zayıf olduğunu ayırmaya ayrılmış durumda.
Bir de sıralama meselesi var. Bu ikili sahaya çoğunlukla bir gelişim merdiveni olarak anlatılıyor: önce işlemsel olursun, sonra olgunlaşıp dönüşümcü olursun.
Çerçeveyi kuranlar böyle yazmadı. İkisini birbirinin alternatifi saymadılar ve ikincisini birincisinin üzerine eklenen bir katkı olarak tarif ettiler.
Yaygın yanlışİşlemsel liderliğin ilkel, dönüşümcü liderliğin gelişmiş biçim olduğu sanılıyor.
Bu okuma ikisini bir merdivene diziyor ve alt basamağı atlanacak bir aşama hâline getiriyor. Çerçevenin kendi kuruluşunda böyle bir merdiven yok: alışveriş tarafı çalışmadığında değişim tarafı da tutunacak bir yer bulamıyor.
Mekanizma — alışverişin üç biçimi ve katmanın dört bileşeni
Önce alışveriş tarafını ayrıntılandıralım, çünkü en çok hafife alınan taraf burası.
Alışveriş tarafı tek bir davranış değil, üç ayrı biçim taşıyor ve üçü çok farklı sonuç veriyor.
Üçüncü biçim müdahalenin hiç olmaması. Bu, çerçevede liderliğin bir türü olarak değil yokluğu olarak geçiyor.
Koşullu ödül bu üçlünün en çok küçümsenen parçası ve sahada en çok karşılığı olan parça da bu. Sebebi sıradan görünmesi: söz ver, tut. Sıradan olduğu için de ilk terk edilen taraf oluyor.
Şimdi katman tarafına geçelim. Değişim iddiasını taşıyan çerçeve dört bileşen tarif ediyor.
Birincisi liderin kendisinin bir referans hâline gelmesi. İkincisi işin anlamını ve ulaşılabilir bir geleceği anlatan dil. Üçüncüsü düşünmeye zorlama. Dördüncüsü kişiyi tek tek muhatap alma.
Dördüncü bileşen önceki derste tanışılan hatır gözetme işleviyle örtüşüyor ve bu örtüşme rastlantı değil. Çerçeveler birbirinin üzerine kuruldu ve ortak parçalar taşıyorlar.
Model — taban ve katman
Bu dersin modeli iki katlı ve sırası önemli.
Alt kat taban. Tabanda üç şey duruyor: beklentinin net olması, verilen sözün tutulması ve sapmanın erken karşılanması. Üçü de gözlenebilir ve üçü de denetlenebilir.
Üst kat katman. Katmanda anlam, meydan okuma ve kişiye özel ilgi duruyor. Bunlar tabandaki gibi tek tek denetlenemiyor ve etkileri daha uzun vadede görünüyor.
Modelin taşıyıcı kuralı şu: katman tabanın üstüne ekleniyor, yerine geçmiyor.
Bu kuralın pratik karşılığı sert. Taban çökükken kurulan katman cümleleri, ekipte etkisiz kalmıyor; ters etki yapıyor.
Sebebi şu. Anlam dili bir talep taşıyor ve o talep karşılıksız kaldığında bir dengesizlik doğuyor. Kendinden fazlasını vermesi istenen bir kişi, kendisine verilmesi gereken sıradan şeyin verilmediğini görüyorsa, istenen şeyi bir katkı çağrısı olarak değil bir istismar girişimi olarak okuyor.
Modelin ikinci kuralı borç kapatmayla ilgili. Taban borcu zamanla kendiliğinden silinmiyor.
Devralınan bir söz de bir borç sayılıyor. Kapatmanın yolu her zaman ödemek olmuyor; sözün akıbetini açıkça söylemek de bir kapatma biçimi. Kapatılmayan tek şey, hiç konuşulmayan söz.
Karar noktası — önce hangisi
Şimdi somut ana gel. Önümüzdeki hafta ekibine yeni bir hedef anlatacaksın ve hedef gerçekten önemli.
Aynı zamanda geride duran bir şey var. Geçen çeyrekte söz verilen bir şey gerçekleşmedi ve kimse bunu sana açıkça sormadı.
Sormamış olmaları unuttukları anlamına gelmiyor. Sorulmayan soru çoğu zaman cevabı beklenmediği için sorulmuyor.
İlk refleks geçmişe hiç değinmeden hedefe geçmek oluyor. Açılış sahnesindeki sonucu üreten şey bu refleks ve yaygın olmasının sebebi anlaşılabilir: kapanmamış bir konuyu açmak toplantının havasını bozacak gibi duruyor.
Bunun tersi de bir o kadar çekici görünüyor. Borç kapanana kadar hedefi hiç anlatmamak makul bir sabır gibi okunuyor, ama işi durduruyor ve çoğu borç kısa sürede kapanmıyor.
İşe yarayan şey ne atlamak ne beklemek; sırayı değiştirmek. Hedefi anlatmadan önce borcu adıyla söylemek.
Bunun nasıl yapıldığı önemli. Özür istenmiyor ve uzun bir açıklama da gerekmiyor. Üç şey yeterli: sözün ne olduğunu söylemek, şu an nerede durduğunu söylemek ve ne zaman kesinleşeceğini söylemek.
Kesinleşme tarihi verilemiyorsa verilecek şey tarih olmuyor; ne zaman bilgi verileceğinin tarihi oluyor. İkisi farklı ve ikincisi her zaman verilebiliyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu ikilinin, özellikle de değişim iddiası taşıyan tarafının dört zayıf noktası var.
Birincisi ölçümün yazılış biçimi ve bu, en ciddi eleştiri.
İkincisi bileşenlerin birbirinden ayrışmaması. Dört bileşen kâğıt üzerinde ayrı duruyor, ölçüldüklerinde ise büyük ölçüde birlikte hareket ediyorlar.
Bunun anlamı şu: ekip üyeleri fiilen dört ayrı şeyi ayrı ayrı değerlendirmiyor olabilir. Tek bir genel izlenim veriyor ve o izlenim dört maddeye dağılıyor. Önceki derslerin halo etkisi kavramı burada yeniden karşımıza çıkıyor.
Üçüncüsü ahlaki nötrlük. Bu davranış repertuvarının kendisi hedefin iyi olmasını gerektirmiyor.
Anlam anlatan, meydan okuyan ve kişiyi tek tek muhatap alan bir lider, ekibini zararlı bir hedefe de bağlayabiliyor. Çerçeveye sonradan bu ayrımı yapan bir ek yapıldı ama ayrımın ölçülmesi hâlâ zor.
Dördüncüsü sürekli kullanımın yorgunluğu. Anlam dili seyrek kullanıldığında etkili, sürekli kullanıldığında değersizleşiyor.
Söylenmesi gereken olumlu bir taraf da var. Bu çerçeve liderlik yazınına iki kalıcı katkı bıraktı: takipçinin neden izlediğini sormak ve alışveriş ile bağlılığı ayrı ayrı adlandırmak. İkisi de sonraki bütün çerçevelerde kaldı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKoşullu ödülün yalnız parayla ilgili olduğu sanılıyor.
Karşılığın büyük bir kısmı parasal değil: bir işin sahipliğini vermek, bir toplantıda adı anmak ya da söylenen tarihte cevap vermek de bu kapsamda. Ödülü paraya indirgeyen bir yönetici, elindeki en kullanışlı araçların çoğunu hiç kullanmamış oluyor.
Yaygın yanlışDönüşümcü liderliğin karizmayla aynı şey olduğu düşünülüyor.
Karizma bu çerçevenin tek bir bileşeniyle ilgili ve dört bileşenden üçü karizma gerektirmiyor. Düşünmeye zorlamak, kişiyi tek tek muhatap almak ve işin anlamını açık biçimde anlatmak sahne gücü olmadan da yapılabiliyor.
Yaygın yanlışEtkilenmek ile bağlanmak aynı şey sayılıyor.
Bir konuşmadan etkilenmek o an olup biten bir şey; bağlılık ise davranışta iz bırakan ve zaman içinde sürdürülen bir şey. Açılış sahnesindeki salon gerçekten etkilenmişti ve etkilenme davranışa dönüşmedi, çünkü aradaki köprüyü kuran şey konuşma değil sözün tutulmasıdır.
Yaygın yanlışDevralınan sözlerin sorumluluk dışı olduğu düşünülüyor.
Ekip bir sözü kuruma veriliyor sayıyor ve kişi değiştiğinde borcu silinmiş kabul etmiyor. Yeni gelen yöneticinin o sözü ödemesi gerekmiyor; akıbetini söylemesi gerekiyor ve söylenmediğinde borç kendi dönemine devrediyor.
Aklında kalsın
Bu ikili takipçinin neden izlediği sorusuna iki cevap veriyor. Biri karşılıklı bir alışverişi tarif ediyor, öteki takipçinin ne istediğinin değiştiğini öne sürüyor.
Değişim iddiası ötekinden çok daha ağır bir yük taşıyor ve dayanağı da daha tartışmalı. Bunu bilerek kullanmak gerekiyor.
Sıralama sahada en çok yanlış kurulan yer. Bu ikili bir merdiven vermiyor: alışveriş tarafı geçilecek bir başlangıç aşaması değil, üzerine bir şey konulan taban.
Tabanda üç şey var ve üçü de gözlenebilir: beklentinin net olması, sözün tutulması, sapmanın erken karşılanması. Katmanda anlam, meydan okuma ve kişiye özel ilgi duruyor ve katman ancak taban ayaktayken taşıyor.
Taban çökükken kurulan anlam dili etkisiz kalmıyor, ters çalışıyor. Kendinden fazlasını vermesi istenen kişi, kendisine verilmesi gerekeni alamamışsa çağrıyı bir istismar girişimi olarak okuyor.
Ödenmemiş bir söz zamanla silinmiyor ve devralınan söz de bir borç sayılıyor. Kapatmanın yolu her zaman ödemek olmuyor; akıbetini söylemek de kapatıyor. Kapanmayan tek şey hiç konuşulmayan söz.
Çerçevenin en zayıf yeri ölçümünde. Ölçüm maddelerinin bir kısmı davranışı değil davranışın kişide bıraktığı sonucu soruyor ve bu, ölçülen ilişkiyi olduğundan güçlü gösterebiliyor. Bir de repertuvarın kendisi hedefin iyi olmasını garanti etmiyor.
Sonraki derse köprü
Son eleştiri bir kapı açıyor ve sonraki ders o kapıdan giriyor.
Bu dersteki repertuvar ahlaki olarak nötrdü. Aynı davranışlar iyi bir hedefe de zararlı bir hedefe de koşulabiliyordu ve çerçeve ikisini ayırmak için yeterli bir ölçüt vermiyordu.
Yetmişlerden itibaren bu boşluğu doldurmayı deneyen çerçeveler çıktı. İkisi bugün en çok konuşulanlar ve ikisi de liderin niyetini merkeze alıyor.
Birincisi soruyu şöyle soruyor: bu liderlik kimin yararına işliyor? Cevabı liderin önce ekibin ihtiyacını karşılamasında arıyor ve otoriteyi bir ayrıcalık olarak değil bir hizmet yükümlülüğü olarak tarif ediyor.
İkincisi başka bir yere bakıyor: bu kişi gerçekten kendisi mi? Tutarlılığı liderin dışarıya gösterdiği yüz ile içeride taşıdığı değerler arasındaki mesafeden okuyor.
İki çerçevenin de ortak bir zorluğu var ve sonraki dersin asıl işi bu olacak. İkisi de liderin iç dünyasına dair bir iddia taşıyor, oysa dışarıdan görülebilen tek şey davranış. Niyeti ölçmeye çalışan bir çerçeve, niyetin taklidini gerçeğinden nasıl ayıracak?