İçeriğe geç

M18-D07

Anlatı sesi ve bilgi kartları

Anlatı sesi ve ekran kartlarının görüntüyle çatışmadan bilgi vermesini sağlayacak biçimde yerlerini planlar.

Kurgu Akademisi — M18, Belgesel kurgusu · 2.080 kelime · 8 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Okumak ve dinlemek, seyircinin aynı dil kanalını kullanır; bir kart konuşmanın üzerine konduğunda, iki bilgiden biri kaybolur. Kartlar ve anlatı cümleleri, konuşmanın ve önemli seslerin bulunmadığı anlatı pencerelerine yerleşir ve her pencerenin süresi, oraya sığacak bilginin sınırıdır. Bir kart, kendi sesinle yavaşça iki kez okuyabileceğin kadar ekranda kalır.

Anlatı sesi görüntüyü tekrarlarsa görüntünün gücünü zayıflatır; çelişirse seyirci çoğu zaman görüntüye inanır. İyi anlatı, görüntünün veremeyeceğini, zamanı, bağlamı, sayıyı ve görünmeyen nedeni verir. Bütün bir film için çıkarılan anlatı haritası, bilginin yığıldığı ve hiç gelmediği bölümleri gösterir ve anlatıyı yazacak kişiye ölçülmüş bir boşluk verir.

İsim kartları seyirciye kişilerin filmdeki ağırlığını da söyler: kimi adıyla, kimi yalnızca işiyle tanıtmak, bir hiyerarşi kurar. Bir kartın biçimi, bir yüzün üzerine oturup onu örtmeyecek biçimde, bütün yüzler için aynı kalır.

Açılış sahnesi

Kooperatif belgeselinin ilk deneme gösterimi bitti. Salonda on iki kişi var; Helin her birine aynı soruyu soruyor: toplantı sahnesinden aklınızda ne kaldı? Dokuz kişi rakamları hatırlıyor: on dokuz üyeden yedisinin ayrıldığını, borcun büyüklüğünü. Kurucu kadının ayağa kalkıp güğüm sabahını hatırlattığı cümleyi yalnızca üç kişi anıyor; ikisi de cümleyi yanlış aktarıyor.

Saadettin sahneyi açıyor ve sorunu görüyor. Bilgi kartı, kadının konuşmaya başladığı karede beliriyor ve altı saniye ekranda kalıyor. Seyirci o altı saniyede ya okuyor ya dinliyor; ikisini birden yapamıyor. Okumayı seçenler, filmin en önemli cümlesini kaçırıyor.

Kartın söylediği bilgi doğru ve gerekli. Sorun bilgide değil, yerinde. Bu derste, bir anlatıcının cümlesine ve ekrana yazılan bir satıra, filmdeki insanların sözünü bastırmadan yer açmanın yolunu arıyoruz.

Bu derste ne olacak

Belgesel çoğu zaman görüntünün kendi başına veremeyeceği bilgilere ihtiyaç duyar: bir tarih, bir yer, bir sayı, bir kişinin adı, iki olay arasında geçen zaman. Bu bilgiler ya bir anlatıcının sesiyle ya da ekrana yazılan kartlarla gelir. Önceki derste bir kartın kronolojiyi düzeltmeye yetmediği bir durumu gördük; bu derste kartın ve anlatının nereye konacağını, ne kadar kalacağını ve neyi söylememesi gerektiğini ele alıyoruz.

Önce seyircinin dil kanalının tek olduğunu, okumanın ve dinlemenin neden çatıştığını göreceğiz. Ardından anlatı sesinin görüntüyle ilişkisini, tekrarlamak, tamamlamak ve çelişmek arasındaki farkı inceleyeceğiz. Son olarak bütün bir film için bir yerleşim planının, bir anlatı haritasının nasıl çıkarıldığına bakacağız.

Saadettin'in toplantı kartını taşıdığını izleyecek, kararlarını kartlara yazdığı bir belgeseli anacak ve isim kartlarının, kimi adıyla kimi yalnızca işiyle tanıttığında ve bir yüzün üzerine nasıl oturduğunda, seyirciye üstü kapalı biçimde neler söylediğine bakacağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Belgeselin anlatı sesi, bu akademide kurmaca filmler için tanımladığımız dış ses anlatımının bir türüdür: sahnenin zamanı ve mekânı dışından gelen bir ses. Belgeselde bu ses bazen yönetmenin kendisidir, bazen bir oyuncu, bazen filmdeki bir kişinin başka bir zamanda kaydedilmiş sözleri. Kartlar ise ekrana yazılan her şeydir: bir tarih, bir yer adı, bir açıklama, bir alıntı.

Seyirci bir görüntüyü izlerken bir sesi dinleyebilir; gözler ile kulaklar ayrı kanallardır. Ama okumak ile dinlemek aynı kanalı, dili işleyen kanalı kullanır. Bir kart okunurken bir cümle dinlenemez; bir cümle dinlenirken bir kart okunamaz. Bu yüzden kart ve anlatı, ancak dilin boş olduğu aralıklara yerleşebilir.

Yaygın yanlış"Kartı konuşmanın altına koymak zaman kazandırır; seyirci ikisini birlikte alır."
Doğrusu

Seyirci ikisini birlikte alamaz. Açılıştaki gösterimde kartı okuyanlar kadının cümlesini kaçırdı; dinleyenler kartı yarım okudu. Konuşmanın üzerine konan kart, iki bilgiden birini, çoğu zaman daha önemli olanını, kaybettirir.

Mekanizma

Bir dil kanalı

Kurgucu bir kartın ya da anlatı cümlesinin yerini ararken, önce sahnedeki konuşmaları ve önemli sesleri bir zaman çizgisi üzerinde işaretler. Aralarında kalan boşluklar, adaylardır. Sonra her boşluğun süresini, oraya girmesi gereken bilginin okuma ya da dinleme süresiyle karşılaştırır. Bilgi boşluğa sığmıyorsa, ya bilgi kısalır ya da boşluk genişler: bir planın birkaç saniye uzatılması, bir sahnenin öncesine bir sessiz geçiş eklenmesi.

Kartın okuma süresi için, kurgu derslerinde ekran içi metin için kullandığımız ölçü burada da geçerlidir: yazıyı kendi sesinle yavaşça iki kez okuyabilecek kadar.

Tekrarlamak, tamamlamak, çelişmek

Anlatı sesinin görüntüyle üç ilişkisi olabilir. Tekrarlayabilir: görüntüde bir kadın inek sağarken anlatıcı "Kadın inek sağıyor" der; bu, seyircinin zaten bildiği bir şeyi söyler ve seyircinin görüntüye güvenini zayıflatır. Tamamlayabilir: görüntü kadını gösterirken anlatı, görüntünün veremeyeceğini, kadının bu işi kırk yıldır yaptığını söyler. Ya da çelişebilir: anlatı bir şey söylerken görüntü başka bir şey gösterir.

Çelişme her zaman hata değildir; bir film, anlatıcının sesiyle görüntü arasındaki farktan bir anlam kurmayı bilerek seçebilir. Ama istenmeden kurulan bir çelişki, seyirciyi ikisinden birine inanmamaya zorlar ve seyirci çoğu zaman görüntüye inanır.

Anlatı haritası

Bir film boyunca anlatı cümleleri ve kartlar tek tek değil, bir bütün olarak planlanır. Kurgucu filmin metnini ya da zaman çizelgesini baştan sona tarar ve her pencereyi, süresiyle birlikte işaretler. Sonra seyircinin her noktada bilmesi gereken bilgileri listeler ve her bilgiyi, ona yetecek kadar uzun ve ihtiyaç duyulduğu ana en yakın bir pencereye yerleştirir.

Bu harita iki şeyi ortaya çıkarır: bilgilerin bir yerde yığıldığı ve seyircinin onları taşıyamayacağı bölümleri, ve hiçbir bilginin gelmediği, seyircinin kaybolduğu bölümleri. Harita, anlatı sesini yazacak kişiye de bir sınır verir: bu pencere dört saniye, buraya en çok bir cümle sığar.

Kurgu odasında

Saadettin toplantı sahnesinin anlatı haritasını çıkarıyor. Sahne dört dakika on saniye; içinde konuşmasız beş pencere var. En uzunu, oylamanın başlamasından hemen önce: kadınlar sandalyelerini çekiyor, kâtip kâğıtları dağıtıyor, kimse konuşmuyor. Pencere yedi saniye, yüz altmış sekiz kare.

Kartın metni ilk sürümde on dokuz kelime: üye sayısı, ayrılanlar, borcun miktarı ve borcun hangi kuruma olduğu. Saadettin metni kendi sesiyle iki kez yavaşça okuyor; on bir saniye sürüyor. Pencereye sığmıyor. Helin ile birlikte bilgiyi ikiye ayırıyorlar: üye sayısı ve ayrılanlar, toplantının hemen başında, kadınların salona girdiği konuşmasız beş saniyelik pencerede; borç ise oylamadan önceki yedi saniyelik pencerede. Borcun hangi kuruma olduğu, söyleşilerden birinde kurucu kadının ağzından zaten geçiyor; kart onu tekrarlamıyor.

Kurucu kadın konuştuğunda ekranda hiçbir yazı yok. İkinci deneme gösteriminde on iki kişiden on biri onun cümlesini hatırlıyor; rakamları soran Helin'e, dokuz kişi yedi üyenin ayrıldığını doğru söylüyor.

Usta katmanı

Deneyimli belgesel kurgucuları, anlatı sesini kurgunun sonuna bırakmaz. Anlatıcıyı kaydetmeden çok önce, kendi seslerini ya da yönetmenin sesini geçici bir anlatı olarak zaman çizelgesine koyar ve filmi onunla kurarlar. Böylece pencereler, anlatı yazılmadan önce belirginleşir ve anlatı yazarı, ölçülmüş bir boşluğa yazar. Son kayıt geldiğinde geçici ses çıkarılır ve yeni sesin süresi, pencereyle karşılaştırılır.

Bir başka incelik, en iyi anlatı cümlesinin çoğu zaman kesilen cümle olduğunun bilinmesidir. Bir film ilerledikçe görüntü ve söyleşiler, anlatının vermeye çalıştığı bilgiyi kendi başına vermeye başlar; kurgucu her cümleyi yeniden sınar ve gereksizleşenleri çıkarır. Anlatıcının sesi azaldıkça, filmdeki kişilerin sesi çoğalır.

Yaygın yanlış"Anlatı sesi, görüntüde olanı açıklamalıdır; açıklanmamış görüntü seyirciyi kaybettirir."
Doğrusu

Görüntüde olanı açıklayan anlatı, seyirciye zaten gördüğü şeyi söyler ve görüntünün gücünü elinden alır. Anlatının işi, görüntünün veremeyeceğini vermektir: zamanı, bağlamı, sayıyı, görünmeyen bir nedeni. Görüntünün kendi başına söyleyebildiği şeyler, ona bırakılır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Okumak ve dinlemek, seyircinin aynı dil kanalını kullanır; bir kart konuşmanın üzerine konduğunda, iki bilgiden biri kaybolur. Kartlar ve anlatı cümleleri, konuşmanın ve önemli seslerin bulunmadığı anlatı pencerelerine yerleşir ve her pencerenin süresi, oraya sığacak bilginin sınırıdır. Bir kart, kendi sesinle yavaşça iki kez okuyabileceğin kadar ekranda kalır.

Anlatı sesi görüntüyü tekrarlarsa görüntünün gücünü zayıflatır; çelişirse seyirci çoğu zaman görüntüye inanır. İyi anlatı, görüntünün veremeyeceğini, zamanı, bağlamı, sayıyı ve görünmeyen nedeni verir. Bütün bir film için çıkarılan anlatı haritası, bilginin yığıldığı ve hiç gelmediği bölümleri gösterir ve anlatıyı yazacak kişiye ölçülmüş bir boşluk verir.

İsim kartları seyirciye kişilerin filmdeki ağırlığını da söyler: kimi adıyla, kimi yalnızca işiyle tanıtmak, bir hiyerarşi kurar. Bir kartın biçimi, bir yüzün üzerine oturup onu örtmeyecek biçimde, bütün yüzler için aynı kalır.

Sonraki derse köprü

Kooperatif belgeseli kilitlendiğinde Saadettin, bir yapım şirketinden sekiz bölümlük bir dizi teklifi aldı. Belgeselde yüz on saatlik malzeme, aylarca süren bir kurguyla, çekim bittikten sonra işlenmişti. Dizide ise ilk bölümün kurgusu, son bölümün çekimi sürerken bitmiş olmalıydı; her hafta yeni bir gün malzemesi gelecek, her bölümün bir teslim tarihi olacaktı. Bir dizi bölümünün kurgu takvimini çekim takvimiyle eşleştirmek ve işin nerede tıkanacağını önceden görmek, M19-D01 "Dizi kurgusunun takvimi" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.