İçeriğe geç

M15-D07

Kurgu istasyonu: ekran ve dinleme

Kurgu odasında ekran kalibrasyonunun ve dinleme koşullarının kurgu kararlarını nasıl etkilediğini açıklar.

Kurgu Akademisi — M15, Kurgu yazılımı ve çalışma ortamı · 2.326 kelime · 8 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kurgucu kararlarını ekranda gördüğüne ve hoparlörden duyduğuna göre verir; bu aygıtlar ayarsızsa kararlar da ayarsız olur. Kalibrasyon bir ekranın beyazını, parlaklık eğrisini ve parlaklığını bir standarda göre ayarlar ve belirli aralıklarla yenilenir. Renk ve karanlık kararları, bilgisayarın işletim sisteminden geçmeyen, kalibre bir referans monitörde verilir.

Bir ekranın nasıl göründüğü odanın ışığına da bağlıdır; aydınlık bir çevre görüntüyü olduğundan farklı gösterir. Kurgu odaları loş ve nötr ışıklı tutulur, ekranın arkasına bir arka ışık konur. Ses, kulaklarla bir üçgen oluşturan yakın alan hoparlörlerinden, bir kez ayarlanmış bir dinleme düzeyinde dinlenir; bilgisayar hoparlörleri ve kulaklık, belirli denetimler için ayrıca kullanılır.

Ayarsız ekranlar en çok görüntünün en alt tonlarında hata yapar ve koyu tenlerin ayrıntısı bu tonlarda yaşar. Bir ekran koyu tonları yapay olarak açıyorsa, ayrıntısı kaybolmuş bir yüz iyi görünebilir; kurgucu, yüzün okunup okunmadığına kalibre bir ekranda karar verir.

Açılış sahnesi

Saadettin söyleşinin kurgusunu kendi dizüstü bilgisayarında açtığında, Keriman'ın yüzünün bir gün önceki gibi görünmediğini görüyor. Post prodüksiyon şirketinin ekranında Keriman'ın teni sıcak ve dengeliydi; dizüstünde soluk, hafif mavimsi. Geniş kamerayla Keriman'ın yakın planını çeken kamera da artık birbirini tutmuyor: şirketin ekranında birbirine yakın duran iki görüntü, burada belirgin biçimde ayrışıyor.

O gece, evinde, Saadettin bu farkı düzeltmek için üç kesmede kamera değiştiriyor; C kamerasının planlarını, dizüstünde daha iyi görünen A ile değiştiriyor. Ertesi sabah şirkete gidip sekansı yeniden açtığında, değiştirdiği üç kesmenin üçü de bir gün önceki hâlinden kötü. C kamerası şirketin ekranında sorunsuzdu; Saadettin, dizüstünün gösterdiği bir sorunu düzeltmeye çalışmıştı.

Kararlarını hangi ekrana bakarak verdiğini, hangi hoparlörü dinleyerek verdiğini hiç düşünmemişti. Kurgu odası, kurgucunun duyularıdır; duyular ayarsızsa, kararlar da ayarsız olur.

Bu derste ne olacak

Bu modül boyunca yazılımların ortak dilini, klasörlerin ve izlerin düzenini, kurgucunun elinin yazılımla nasıl konuştuğunu gördük. Bu derste kurgucunun gözü ve kulağıyla yazılım arasındaki iki aygıta bakıyoruz: ekran ve hoparlör. Kurgucu bir kararı ekranda gördüğüne ve hoparlörden duyduğuna göre verir; bu iki aygıt ne gösteriyor, ne duyuruyorsa, kurgucunun kararları onun üzerine kurulur.

Ekranla başlayacağız: bir ekranın renkleri ve parlaklığı nasıl ayarlanır ve bir bilgisayar ekranıyla bir referans ekranı arasındaki fark nedir? Sonra ekranın çevresine, odanın ışığına geçeceğiz. En sonda dinleme koşullarına, hoparlörlere ve dinleme düzeyine bakacağız.

Saadettin'in bir gece dizüstünde verdiği üç kararı geri almasını izleyecek, televizyonda yayınlandığı gece izleyicilerin önemli bir kısmının neredeyse hiçbir şey göremediğini söylediği bir dizi bölümünü anacak ve ayarsız bir ekranın, koyu tenleri neden çoğu zaman en önce bozduğunu göreceğiz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

İki ekran, aynı dosyayı farklı gösterebilir. Her ekranın kendi parlaklığı, kendi beyaz rengi, kendi koyu tonları ve kendi renk aralığı vardır. Bir ekran beyazı biraz mavi, öbürü biraz sarı gösterebilir; biri koyu tonları açık, öbürü ezik gösterebilir. Kurgucu bir planın rengi ya da karanlığı hakkında bir karar verirken, bu farkı bilmezse dosyayı değil, ekranını değerlendirir.

Video için yayıncılar ve sinema endüstrisi, bir görüntünün nasıl görünmesi gerektiğini standartlarla tanımlar: beyazın rengi, parlaklığın hangi eğriyle artacağı, hangi renklerin gösterilebileceği. Bir ekran bu standartlara göre ayarlandığında, aynı dosya, aynı standarda ayarlanmış başka bir ekranda da aynı görünür.

Bilgisayar ekranları genellikle bu standartlara göre değil, bilgisayarın kendi işletim sisteminin renk ayarlarına göre çalışır; çoğu ortam ışığına göre parlaklığını kendiliğinden değiştirir, bazıları akşamları renkleri kendiliğinden sarıya çeker. Bu yüzden renk ve karanlık üzerine karar verilen kurgu odalarında, bilgisayar ekranının yanında ayrı bir ekran bulunur.

Yaygın yanlış"Ekranım çok iyi bir ekran, kalibrasyona ihtiyacı yok."
Doğrusu

Bir ekranın kalitesi, gösterebileceği renklerin ve parlaklığın genişliğidir; doğruluğu ise bu renkleri bir standarda göre ne kadar doğru gösterdiğidir. Çok pahalı ve çok parlak bir ekran, kalibre edilmemişse, renkleri canlı ama yanlış gösterebilir. Ekranlar zamanla da değişir; kalibrasyon bir kez yapılıp bırakılmaz, belirli aralıklarla yenilenir.

Mekanizma

Ekranı ayarlamak

Kalibrasyon, ekrana bir ölçüm aygıtı yerleştirilerek yapılır. Yazılım ekranda bir dizi renk ve gri ton gösterir, aygıt her birini ölçer ve yazılım ekranın ayarlarını, ölçülen değerlerle standardın değerleri arasındaki farkı kapatacak biçimde düzeltir. Sonuç bir ayar dosyası ya da ekranın kendi içinde saklanan bir düzeltmedir.

Kurgucu için en önemli üç ayar, beyaz noktası, parlaklık eğrisi ve parlaklık düzeyidir. Beyaz noktası beyazın rengini, parlaklık eğrisi koyu tonların ne kadar açık ya da ezik görüneceğini, parlaklık düzeyi de ekranın ne kadar parlak olacağını belirler.

Odayı ayarlamak

Bir ekranın nasıl göründüğü, yalnızca ekranın kendisine değil, çevresindeki ışığa da bağlıdır. Parlak bir odada aynı ekran daha soluk ve düşük kontrastlı görünür; karanlık bir odada daha kontrastlı ve doygun. Kurgucu bir planın karanlığını parlak bir öğle güneşinin vurduğu bir odada değerlendirirse, karanlık bir sinema salonunda o planın nasıl görüneceğini yanlış tahmin eder.

Bu yüzden kurgu ve renk odaları, ekranın çevresindeki ışığı denetim altında tutar. Odanın ışığı loştur ve nötr bir renktedir; ekranın arkasındaki duvar nötr bir gridir ve çoğu zaman ekranın arkasına, ekranın parlaklığının küçük bir bölümünde, nötr beyaz bir ışık konur.

Dinlemek

Ekran için söylenenler hoparlör için de geçerlidir. Bir kurgucunun sesle ilgili kararları, hangi hoparlörden, hangi düzeyde ve hangi odada dinlediğine bağlıdır. Bilgisayarın kendi hoparlörleri alçak frekansları duyurmaz; kulaklık sesi kafanın içine yerleştirir ve uzamı yanlış gösterir; yankılı bir oda sesi bulanıklaştırır.

Kurgu odalarında, kurgucunun önüne, kulaklarıyla bir eşkenar üçgen oluşturacak biçimde yerleştirilmiş iki ya da daha fazla hoparlör kullanılır. Bu hoparlörler, kurgucuya yakın durarak odanın yankısının etkisini azaltacak biçimde tasarlanmıştır.

Dinleme düzeyi de bir karardır. Ses alçak düzeyde dinlendiğinde kulak alçak ve yüksek frekanslara daha az duyarlıdır; yüksek düzeyde dinlendiğinde her şey daha dolgun ve daha heyecanlı duyulur. Kurgucular dinleme düzeylerini bir ses ölçerle bir kez ayarlar ve gün boyunca o düzeyde çalışır; bir sahneyi daha yüksek sesle dinleyerek daha iyi bulmaz.

Kurgu odasında

Saadettin önce kendi dizüstüne bakıyor. Ekranın parlaklığı ortam ışığına göre kendiliğinden değişiyor; akşam saatlerinde renkleri sarıya çeken bir ayar açık; beyaz noktası, bir ölçüm aygıtıyla bakıldığında, video standardının beyazından belirgin biçimde daha mavi. Dün gece söyleşiye bakarken, ekranı hem fazla parlaktı hem de mavi; Keriman'ın yüzünün soluk ve mavimsi görünmesinin nedeni buydu.

Post prodüksiyon şirketinin kurgu odasındaki referans monitör ise yayın standardına göre kalibre edilmiş, iki ay önce yeniden ölçülmüş. Odanın ışığı loş ve nötr, ekranın arkasında bir arka ışık var. Saadettin söyleşiyi bu ekranda yeniden açıyor ve bir gece önce değiştirdiği üç kesmeyi tek tek geri alıyor. Birincisi, oyuncunun dükkânı ilk kez gördüğü anı anlattığı yer: kesme yeniden C kamerasına, Keriman'ın dinleyen yüzüne dönüyor ve C kamerası orada doksan altı kare kalıyor. İkincisi ve üçüncüsü de bir gün önceki hâllerine dönüyor; dizüstünde gördüğü renk farkı, kalibre ekranda yok denecek kadar küçük.

Sonra dinlemeye geçiyor. Şirketin kurgu odasında iki yakın alan hoparlörü, dinleme düzeyi bir ses ölçerle ayarlanmış. Söyleşinin dükkânda geçtiği bölümlerin sesi, burada dolgun ve doğal; dizüstünün hoparlörlerinde ince ve boğuktu, çünkü o hoparlörler oyuncunun sesinin alçak frekanslarını hiç duyurmuyordu. Saadettin dizüstünde verdiği bir ses kararını, oyuncunun sesinin altına küçük bir yükseltme koymasını, geri alıyor.

Son olarak kendi çalışma düzenini değiştiriyor. Kendi evindeki kurgu masası için kalibre edilebilir bir ekran ve bir çift yakın alan hoparlörü istiyor; dizüstünü yalnızca, izleyicilerin bir kısmının filmi dizüstünde nasıl göreceğini anlamak için, bilerek kullanacağı bir ikinci ekran olarak bırakıyor.

Usta katmanı

Deneyimli kurgucular ekranlarının ne gösterdiğini bilir ve kararlarını buna göre tartar. Her ortamda kalibre bir ekran bulunmayabilir; kurgucu sette, bir otel odasında, bir trende çalışmak zorunda kalabilir. Böyle ortamlarda renk ve karanlık hakkında kesin kararlar vermez; bu kararları not eder ve kalibre bir ekranın başına geçtiğinde verir.

Bir başka incelik, izleyicinin ekranıdır. Bir film kalibre bir ekranda kurulur ve renklendirilir, ama izleyicilerin çoğu onu kalibre olmayan ekranlarda, telefonlarda, dizüstülerde, ayarları değiştirilmiş televizyonlarda izler. Deneyimli kurgucular filmlerini, kararlarını değiştirmek için değil, sınırları görmek için, teslimden önce bir kez yaygın bir telefon ya da dizüstünde izler; özellikle karanlık sahnelerin ve yüzlerin nasıl göründüğüne bakarlar.

Yaygın yanlış"Kalibre bir ekranda iyi görünen bir film, izleyicinin ekranında da iyi görünür."
Doğrusu

Kalibre bir ekran, filmin standarda göre doğru göründüğünü gösterir; izleyicinin ekranında nasıl görüneceğini değil. İzleyici ekranları çok farklıdır ve yayın sıkıştırması özellikle karanlık tonlara zarar verir. Kurgucu kararlarını kalibre ekranda verir, ama filmini yaygın ekranlarda da izleyerek, karanlık sahnelerin ve yüzlerin hangi koşullarda kaybolabileceğini görür.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kurgucu kararlarını ekranda gördüğüne ve hoparlörden duyduğuna göre verir; bu aygıtlar ayarsızsa kararlar da ayarsız olur. Kalibrasyon bir ekranın beyazını, parlaklık eğrisini ve parlaklığını bir standarda göre ayarlar ve belirli aralıklarla yenilenir. Renk ve karanlık kararları, bilgisayarın işletim sisteminden geçmeyen, kalibre bir referans monitörde verilir.

Bir ekranın nasıl göründüğü odanın ışığına da bağlıdır; aydınlık bir çevre görüntüyü olduğundan farklı gösterir. Kurgu odaları loş ve nötr ışıklı tutulur, ekranın arkasına bir arka ışık konur. Ses, kulaklarla bir üçgen oluşturan yakın alan hoparlörlerinden, bir kez ayarlanmış bir dinleme düzeyinde dinlenir; bilgisayar hoparlörleri ve kulaklık, belirli denetimler için ayrıca kullanılır.

Ayarsız ekranlar en çok görüntünün en alt tonlarında hata yapar ve koyu tenlerin ayrıntısı bu tonlarda yaşar. Bir ekran koyu tonları yapay olarak açıyorsa, ayrıntısı kaybolmuş bir yüz iyi görünebilir; kurgucu, yüzün okunup okunmadığına kalibre bir ekranda karar verir.

Sonraki derse köprü

Saadettin söyleşinin kurgusunu bitirdiğinde post prodüksiyon şirketinin odasında on bir saattir oturuyordu. Kalkmaya çalıştığında belinin tutulduğunu, gözlerinin yandığını, sağ elinin bileğinin uyuştuğunu hissetti; son iki saatte verdiği kararların bir kısmını ertesi gün geri almak zorunda kaldı. Uzun kurgu seanslarında postür, göz yorgunluğu ve mola düzeni için uygulanabilir bir çalışma planı yapmak, M15-D08 "Kurgucunun bedeni: postür ve göz" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.