İçeriğe geç

M14-D04

Efekt ve ambiyansla sahne kurmak

Bir sahneye ambiyans ve ses efekti ekleyerek uzamı ve zamanı sesle tanımlar.

Kurgu Akademisi — M14, Kurgucunun sesi · 2.002 kelime · 8 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

  • Senaryo Akademisi’nde: Modül 45 Sesle Hikâye Anlatmak
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir sahnenin sesi, diyalog ve müzik dışında, mekânın sürekli sesinden ve tek tek olayların seslerinden kurulur. Ambiyans sahnenin nerede ve ne zaman geçtiğini, mekânın ne kadar kalabalık ya da ıssız olduğunu söyler. Senkron efektler ve foley, sahnedeki olayları seyircinin bedenine taşır.

Ses kadrajın dışını kurabilir, görüntünün belirsiz bıraktığı saati belirleyebilir ve bir mekânın genişliğini uzaklıkla anlatabilir. Ama ses bir anlam da yükleyebilir: bir ezan, bir çan, bir siren, yerleştirildiği ana bağlı olarak bir saat işareti de olabilir, bir yorum da. Kurgucu sesin hangi karede girdiğine bakarak bunu seçer. Her olayı vurgulamak hiçbirini vurgulamamaktır; az sayıda ayırt edici ses, çok sayıda katmandan fazlasını söyler.

Ses bir oyuncunun mekândaki yerini gösterebilir, ama yüzündeki ifadenin yerini tutamaz. Karanlıkta kaybolan bir yüz, sesle desteklense de, görüntüde okunur kılınmalıdır.

Açılış sahnesi

Bilezik sahnesinin altındaki geçici müzik çıkarıldıktan sonra Saadettin sahneyi gözlerini kapatarak dinliyor. Dedenin sesi, müşterinin sesi ve altta belirsiz bir uğultu. Gözlerini açmadan kendine iki soru soruyor: Bu dükkân nerede? Günün hangi saati?

İki sorunun da cevabını sesten çıkaramıyor. Uğultu bir çarşının da olabilir, bir hastane koridorunun da, bir havaalanının da. Saat sabah da olabilir, akşam da. Görüntü bunları söylüyor: camekânın ardında kalabalık bir sokak, tavanın altından süzülen öğle ışığı. Ama ses görüntünün söylediğini tekrar etmiyor; sahnenin yarısı sessizce eksik.

Lâl'e gidip sahnenin sesini birlikte kurmayı önerdiğinde, Lâl bir kâğıt kalem alıp sahnenin sesini katman katman yazmaya başlıyor. İlk satırı şu: "Kapalıçarşı, öğle, Kuyumcular Caddesi'nin ortası."

Bu derste ne olacak

Önceki derslerde kurgucunun sesle ilgili sorumluluğunu, diyaloğun nasıl onarıldığını ve geçici müziğin tuzağını gördük. Bu derste bir sahnenin, diyalog ve müzik dışında kalan seslerle nasıl kurulduğuna bakıyoruz: bir mekânın sürekli sesi ve o mekânda olup biten tek tek olayların sesleri.

Senaryo Akademisi'nin ses modülünde, bir yazarın sesle mekân kurmayı nasıl tasarladığını, ses perspektifini, mekân yankısını ve kalabalık dokusunu görmüştük. Burada aynı fikirlere kurgu odasından bakıyoruz: senaryoda yazılmış ya da yazılmamış bu seslerin, kurgucunun elinde, hangi karede ve hangi yoğunlukta yerine konduğuna.

Saadettin ile Lâl'in bilezik sahnesine dört ses katmanı kurmasını izleyecek, uçsuz bucaksız bir bozkırda geçen bir gece aramasının uzamını ve zamanını büyük ölçüde rüzgârla, köpeklerle ve motor sesleriyle kuran bir filmi dinleyecek, sonra da bir gece sahnesinde sesin bir oyuncunun yerini gösterebildiğini, ama yüzünün yerini tutamayacağını tartışacağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Bir sahnenin sesi, diyalog ve müzik dışında, iki tür sesten kurulur. Biri mekânın sürekli sesidir: bir sokağın trafiği, bir ormanın rüzgârı, bir çarşının kalabalığı. Bu ses sahne boyunca sürer ve seyirciye nerede olduğunu söyler. Öbürü, sahnede olup biten tek tek olayların sesleridir: bir kapının kapanması, bir bardağın masaya konması, bir adımın atılması. Bu sesler bir anda olur ve biter.

Sahnedeki karakterlerin kendi bedenlerinden ve dokundukları nesnelerden çıkan küçük sesler, adımlar, giysi hışırtısı, bir kalemin kâğıda değmesi, çoğu zaman sette temiz kaydedilemez. Bu sesler stüdyoda, görüntüyü izleyen sanatçılar tarafından yeniden üretilir.

Yaygın yanlış"Ambiyans yalnızca sahnenin boşluğunu doldurmak içindir; ne olduğu pek önemli değildir."
Doğrusu

Ambiyans bir sahnenin nerede ve ne zaman geçtiğini, mekânın ne kadar kalabalık ya da ıssız olduğunu, dünyanın sahnenin dışında da sürüp sürmediğini söyler. Bir çarşı sahnesine bir alışveriş merkezinin uğultusunu koymak, sahnenin geçtiği yeri sessizce değiştirmek demektir.

Mekanizma

Uzamı sesle kurmak

Ses bir mekânın büyüklüğünü, kalabalığını ve sınırlarını görüntüden bağımsız olarak söyleyebilir. Bir odanın yankısı onun büyüklüğünü, bir kalabalığın yoğunluğu mekânın ne kadar dolu olduğunu, uzaktan gelen bir sesin uzaklığı mekânın ne kadar geniş olduğunu anlatır. Kurgucu bir sahneye ambiyans eklerken, görüntünün gösterdiği mekânla sesin anlattığı mekânın aynı olup olmadığına bakar.

Ses kadrajın dışını da kurabilir. Kadrajda görünmeyen bir sokak, bir komşu, bir tren, yalnızca sesiyle sahnenin içinde var olur ve mekânı kadrajdan büyük yapar.

Zamanı sesle kurmak

Ses günün saatini, mevsimi, hatta tarihsel dönemi de söyleyebilir. Sabahın kuşları ile akşamın kuşları farklıdır; bir öğle trafiği ile bir gece trafiği farklı duyulur; yazın ağustos böcekleri, kışın rüzgâr. Bir sahnenin zamanı görüntüde belirsizse, ses onu belirleyebilir; görüntüde belliyse, ses onu doğrular ya da yalanlar.

Sesle kurulan zaman, sahneler arasında süreklilik de sağlar. Bir sahnede uzaktan duyulan bir ezan ya da bir okul zili, bir sonraki sahnede biraz daha yakından duyulduğunda, seyirci iki sahne arasında ne kadar zaman geçtiğini görüntüye bakmadan anlar.

Olayı sesle vurgulamak

Senkron efektler ve foley, bir sahnedeki olayları seyircinin bedenine taşır. Bir anahtarın kilitte dönme sesi, bir bardağın sertçe konması, bir mektubun yırtılması, görüntüden fazlasını söyleyebilir: bir hareketin öfkesini, tereddüdünü, kesinliğini. Kurgucu hangi olayların sesle vurgulanacağına, hangilerinin ambiyansın içinde kalacağına karar verir; her olayı vurgulamak, hiçbirini vurgulamamaktır.

Kurgu odasında

Saadettin ile Lâl bilezik sahnesinin sesini dört katmanda kuruyor. Sahne kırk saniye, dokuz yüz altmış kare.

Birinci katman, Kapalıçarşı'nın öğle kalabalığı: Lâl'in ekibinin çarşıda, öğle saatinde kaydettiği, tek tek sözcükleri seçilemeyen bir kalabalık dokusu. Dükkânın camekânının ardında olduğu için sesi biraz boğuk; dedenin planlarında daha alçak, kapıya yakın duran müşterinin planlarında biraz daha yüksek. Bu katman sahne boyunca hiç kesilmiyor ve önceki derste onarılan diyalog izlerinin altında bir zemin oluyor.

İkinci katman, çarşının içinden geçen tek tek sesler: bir çay ocağının tepsisinde şıngırdayan bardaklar, dükkânın önünden geçen bir hamalın arabasının tekerlekleri. Saadettin bunları diyaloğun boşluklarına yerleştiriyor; bardak sesi müşterinin "Kaça olur?" sorusundan hemen önce geçip soruyla birlikte uzaklaşıyor.

Üçüncü katman, zaman. Uzaktaki bir camiden öğle ezanı. Saadettin ezanı ilk denemede, dedenin cevap vermeden önceki duraklamasına, sorudan hemen sonraya koyuyor. Ezan duraklamayı dolduruyor, ama aynı zamanda ona bir anlam yüklüyor: duraklama bir yorum gibi, bir vedanın işareti gibi duyuluyor. Bir önceki derste sahneden çıkarılan yas, ezanla geri dönmüş. Saadettin ezanı sahnenin kırk sekizinci karesine, sahnenin başına alıyor ve düzeyini kalabalığın altına indiriyor. Ezan artık bir yorum değil, günün saati; sahnenin sonuna kadar uzaktan sürüyor.

Dördüncü katman, foley. Dedenin işaret parmağının kilidin dilini ittiği karede, sahnenin altı yüz on ikinci karesinde, küçük ve keskin bir kilit sesi. Sette kaydedilmiş ses bu anı duyurmuyordu; Lâl'in foley sanatçısı, eski bir bileziğin kilidini stüdyoda kaydediyor. Saadettin sesi tam o kareye koyuyor ve önceki derste yerini değiştirdiği kesmenin, dedenin ellerinin yakın planına geçişin, artık bir sesle de karşılandığını görüyor. Sahnede vurgulanan tek senkron efekt bu: yaşlı ustanın parmaklarının hâlâ titremediğini duyuran tek ses.

Usta katmanı

Deneyimli kurgucular bir sahnenin sesini kurarken az sesle çok şey söylemeyi arar. Bir mekânı tanımlamak için çoğu zaman tek bir ayırt edici ses yeter: bir kentin bütün trafiği yerine uzaktan geçen tek bir tramvay, bir köyün bütün sesleri yerine tek bir köpek. Fazla katmanlanmış bir ambiyans, mekânı tanımlamaz; bulanıklaştırır.

Bir başka incelik, sessizliğin de bir ambiyans seçimi olduğudur. Bir sahnenin ortasında bütün ambiyansın bir anda çekilmesi, seyircinin dikkatini karakterin içine çeker; dünyanın sustuğu an, karakterin dünyadan koptuğu an olur. Bu çekilme ancak ambiyans sahne boyunca güvenilir biçimde kurulmuşsa işe yarar.

Yaygın yanlış"Her olayın sesi duyulmalıdır; görüntüde bir şey oluyorsa sesi de olmalıdır."
Doğrusu

Görüntüdeki her olayın sesini aynı netlikte duyurmak, seyircinin dikkatini dağıtır. Kurgucu ve ses ekibi hangi olayların sesle vurgulanacağını seçer; bir sahnede öne çıkan tek bir senkron efekt, eşit netlikte duyulan on sesten daha çok şey söyler.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bir sahnenin sesi, diyalog ve müzik dışında, mekânın sürekli sesinden ve tek tek olayların seslerinden kurulur. Ambiyans sahnenin nerede ve ne zaman geçtiğini, mekânın ne kadar kalabalık ya da ıssız olduğunu söyler. Senkron efektler ve foley, sahnedeki olayları seyircinin bedenine taşır.

Ses kadrajın dışını kurabilir, görüntünün belirsiz bıraktığı saati belirleyebilir ve bir mekânın genişliğini uzaklıkla anlatabilir. Ama ses bir anlam da yükleyebilir: bir ezan, bir çan, bir siren, yerleştirildiği ana bağlı olarak bir saat işareti de olabilir, bir yorum da. Kurgucu sesin hangi karede girdiğine bakarak bunu seçer. Her olayı vurgulamak hiçbirini vurgulamamaktır; az sayıda ayırt edici ses, çok sayıda katmandan fazlasını söyler.

Ses bir oyuncunun mekândaki yerini gösterebilir, ama yüzündeki ifadenin yerini tutamaz. Karanlıkta kaybolan bir yüz, sesle desteklense de, görüntüde okunur kılınmalıdır.

Sonraki derse köprü

Bilezik sahnesinin uzaktan süren ezanı, sahnenin son karesinde henüz bitmemişti. Keriman bir sonraki sahneye, ailenin çarşıdaki kahvede dükkânın kapanmasını konuştuğu sahneye geçişte, ezanın son hecelerinin kahvenin içine taşınmasını önerdi; Saadettin ise kesmenin ezanla birlikte sertçe susmasını. İki öneri aynı kesmeyi iki farklı geçişe çeviriyordu. Sesi iki sahne arasında köprü olarak kullanarak bir geçişi yumuşatmak ya da sertleştirmek, M14-D05 "Ses köprüleri" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.