M12-D08
Filmin doğru süresi
Bir filmin ya da bölümün süresine dair kararı mecra, tür ve iç ritim ölçütleriyle gerekçelendirir.
Kurgu Akademisi — M12, Yapı ve yeniden yazım · 2.238 kelime · 8 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir filmin iki süresi vardır: saatle ölçülen gösterim süresi ve seyircinin hissettiği algılanan süre. Seyirci bir filmi dikkatinin ne kadar meşgul kaldığıyla ölçer; dikkati meşgul etmeyen birkaç dakika, bir filmi çok daha uzun hissettirebilir. Mecraların süre koşulları gösterim süresine dayanır ve jeneriğin dahil olup olmadığı her belgede ayrıca okunmalıdır.
Süre kararı üç ölçütle verilir: mecranın koşulu, türün beklentisi ve filmin kendi iç ritmi. Süre bütçesi, toplam sürenin yapının büyük parçalarına nasıl dağıtılacağını önceden tartmayı sağlar. Kısaltma, dikkatin dağıldığı yerlerden başlar ve filmin taşıyıcı zamanına dokunmaz; uzatma ise filmin taşıyabileceği yeni bir zaman bulunduğunda bir uzatmadır, yoksa bir dolgudur. Doğru süre çoğu zaman kurgunun sonunda ortaya çıkar.
Bir film bir mecraya sığdırılırken kısaltılırsa, ilk çıkarılan sahneler çoğu zaman "yorucu" bulunan altyazılı sahnelerdir; ve bu sahneler, kendi dilinde konuşan karakterlerin filmdeki tek iç dünyası olabilir. Kısaltma bütün hatlardan orantılı yapılmalıdır.
Açılış sahnesi
Bağ filmi seksen dokuz dakikaya indiğinde iki telefon aynı gün geliyor. Birincisi bir festivalin seçki ekibinden: film, seksen dokuz dakikasıyla yarışmaya kabul edilmiş ve ekip, filmin "tam olması gereken uzunlukta" olduğunu söylüyor. İkincisi dağıtımcıdan: sözleşmede filmin jenerik dahil en az doksan dakika olacağı yazıyor ve dağıtımcı, salonlara "kısa bir film" gibi gitmesini istemiyor.
Şadiye ile Celil kurgu odasında oturup iki telefonu tartıyor. Şadiye'nin aklına ilk gelen, Kemal'in çıkarılan iki sahnesini geri koymak: altı dakika, sorun çözülür. Celil sahneleri geri koyuyor ve filmi baştan izliyorlar. Doksan beş dakikalık sürüm, seksen dokuz dakikalık sürümden altı dakika değil, yirmi dakika daha uzun geliyor; Kemal'in pişmanlığı yeniden tekrar ediyor ve ikinci perde yeniden bekliyor.
Celil bir şey hesaplıyor: filmin jeneriği dört dakika. Seksen dokuz dakikalık film, jenerikle birlikte doksan üç dakika. Sözleşmenin şartı jenerik dahil doksan. Sorun aslında hiç yokmuş; yalnızca kimse sayıları aynı biçimde okumamış.
Bu derste ne olacak
Bu modül boyunca bir filmi sahne sahne yeniden kurduk ve bu yeniden kurulum, her seferinde filmin süresini değiştirdi. Bu derste süreyi kendi başına bir karar olarak ele alıyoruz: bir film ya da dizi bölümü kaç dakika olmalı? Bu kararın tek bir doğru cevabı yoktur; ama gerekçesiz verilen bir süre kararı, filmin kendi ritmini bir sayıya feda edebilir.
Süreyi belirleyen üç ölçüt göreceğiz: filmin gösterileceği mecra, filmin türü ve filmin kendi iç ritmi. Ardından ekranda geçen süre ile seyircinin hissettiği süre arasındaki farka, yani bir filmin uzunluğunun saatle değil deneyimle ölçüldüğüne bakacağız. Son olarak bir filmi bir süreye sığdırmak için kısaltırken ya da uzatırken nelerin kaybolduğunu soracağız.
Celil'in iki telefonunu bu ölçütlerle tartacak, dağıtımcısının kısaltıp sırasını değiştirdiği bir destan filminin iki sürümüne bakacak ve bir film yayın için kısaltılırken hangi sahnelerin ilk gittiğini soracağız.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Bir filmin süresi iki farklı şeydir. Biri saatle ölçülür: film ilk karesinden son jenerik karesine kadar kaç dakika sürüyor? Öbürü seyircinin bedeninde ölçülür: film izlenirken ne kadar uzun ya da kısa geliyor?
İkinci bölümde bir sahnenin ekran zamanı ile öykü zamanını ayırmıştık. Algılanan süre bunlara üçüncü bir ölçü ekler: seyircinin dikkatinin zamanı. Seyirci bir filmi saatle değil, dikkatinin ne kadar meşgul kaldığıyla ölçer. Celil'in doksan beş dakikalık sürümünün yirmi dakika daha uzun gelmesinin nedeni buydu: eklenen altı dakika, seyircinin dikkatini meşgul etmeyen, zaten bildiği bir şeyi tekrar eden altı dakikaydı.
Yaygın yanlış"Bir filmin doğru süresi, türüne göre bellidir: komediler doksan, dramlar yüz yirmi dakikadır."
Türlerin seyircide yarattığı alışkanlıklar vardır ve bir komedinin uzun sürmesi, bir destan filminin kısa sürmesi seyircide bir şaşkınlık yaratabilir. Ama hiçbir tür bir süre kuralı koymaz. Bir filmin doğru süresi, anlattığı öykünün ihtiyaç duyduğu zamandır; tür bu zamanı yalnızca kabaca çerçeveler. Seksen dakikalık bir destan da, üç saatlik bir komedi de mümkündür, eğer öyküleri o süreyi taşıyorsa.
Mekanizma
Mecra
Bir filmin gösterileceği yer, süresine ilk sınırı koyar. Bir festivalin kısa film yarışması belli bir süreyi aşan filmleri kabul etmez; bir televizyon kanalının yayın akışı, reklam araları için belli dakikalar ayırır; bir dağıtım sözleşmesi, salonların gösterim planına uyacak bir süre ister. Bu sınırlar pazarlık edilemez; kurgucu onları bilir ve filmi ona göre kurar.
Tür ve seyircinin beklentisi
Türler seyircide süreye dair bir beklenti yaratır. Bir korku filmi gerilimini uzun süre taşımakta zorlanır; bir aile destanı seyirciden uzun bir zaman ister ve seyirci bunu baştan bilir. Kurgucu için türün beklentisi bir duvar değil, bir başlangıç noktasıdır: film bu beklentiyi neden aşıyorsa ya da neden altında kalıyorsa, bunun bir gerekçesi olmalıdır.
İç ritim
Bir filmin kendi iç ritmi, süresinin en güvenilir ölçüsüdür. Kurgucu filmi baştan sona bir oturuşta izler ve dikkatinin nerede dağıldığını, nerede filmin kendisini taşıdığını hisseder. Dikkatin dağıldığı yerler, süre kararının nereden verileceğini gösterir.
Bu yüzden süre kararları tek tek sahneler üzerinde değil, filmin bütünü üzerinde verilir. Bir sahne tek başına izlendiğinde uzun görünebilir ve filmin içinde tam yerinde olabilir; ya da tersine, kısa ve güzel görünür ama filmin ritmini bozar.
Kurgu odasında
Celil'in iki telefonuna dönelim. Celil önce sayıları netleştiriyor. Film, jeneriksiz seksen dokuz dakika on iki saniye. Jenerik dört dakika sekiz saniye. Gösterim süresi doksan üç dakika yirmi saniye. Festival seçkisi seksen dokuz dakikalık filmi kabul etmiş; yarışmanın bir üst sınırı var ama alt sınırı yok. Dağıtım sözleşmesi jenerik dahil en az doksan dakika istiyor.
Kemal'in iki sahnesini geri koyma denemesinden vazgeçiyor; deneme, algılanan sürenin gösterim süresinden çok daha hızlı arttığını göstermişti. Bunun yerine filmin süre bütçesine bakıyor ve bütçenin yalnızca bir yerinde bir zorlanma görüyor: finalde, kapanış imgesi ile jenerik arasında. Önceki dersin sonunda kurduğu kırk sekiz karelik kararma, filmin en kırılgan anı ve Celil o anın biraz daha nefes alabileceğini düşünüyor.
Kararmayı kırk sekiz kareden yetmiş iki kareye uzatıyor ve kararmanın sonundaki siyahı, makas sesinden sonra, ek bir doksan altı kare boyunca tutuyor; jenerik ancak bu sessiz siyahtan sonra başlıyor. Film bu değişiklikle beş saniye uzuyor. Gösterim süresi doksan üç dakika yirmi beş saniye; sözleşmenin şartı zaten karşılanıyor, ama Celil bu beş saniyeyi sözleşme için değil, final için ekliyor.
Dağıtımcıya bir not yazıyor: gösterim süresi jenerik dahil doksan üç dakika yirmi beş saniye; sözleşme koşulu karşılanıyor; filmin süresi, eklenecek her dakikanın filme kazandıracağından daha çok kaybettireceği bir noktada. Dağıtımcı notu okuyup filmi izliyor ve süreye bir daha değinmiyor.
Usta katmanı
Deneyimli kurgucular süreyi önceden konmuş bir hedeften çok bir sonuç saymaya çalışır: film ne kadar uzunluğu taşıyabiliyorsa o kadar olmalıdır. Ama mecraların koşulları gerçektir ve kurgucu bu koşulları görmezden gelemez. Bu iki gerçek arasındaki ustalık, mecranın koşulunu karşılarken filmin kendi ritmini koruyacak yolu bulmaktır.
Bir başka incelik, uzatmanın kısaltmaktan genellikle daha zor olmasıdır. Bir filmi kısaltmak için fazlalıklar aranır; bir filmi uzatmak için ise filmin taşıyabileceği yeni bir zaman bulunmalıdır. Bir sahneyi uzatmak, bir silinmiş sahneyi geri koymak ya da bir kararmayı genişletmek, filmin ritmini bozmadan yapılabildiği ölçüde bir uzatmadır; yoksa yalnızca bir dolgudur.
Yaygın yanlış"Kısa film her zaman daha iyidir; seyirci uzun filmlerden sıkılır."
Kısalık bir erdem değil, bir sonuçtur. Seyirciyi sıkan sürenin kendisi değil, sürenin içindeki boşluktur. Bazı filmler uzunluklarını bir deneyim olarak kullanır; seyircinin bir zamanın içinde yaşamasını ister. Bir filmi kısaltmak, onu ancak gereksiz olandan arındırdığında iyileştirir; filmin taşıyıcı zamanından kısaltmak ise filmi yoksullaştırır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Bir filmin iki süresi vardır: saatle ölçülen gösterim süresi ve seyircinin hissettiği algılanan süre. Seyirci bir filmi dikkatinin ne kadar meşgul kaldığıyla ölçer; dikkati meşgul etmeyen birkaç dakika, bir filmi çok daha uzun hissettirebilir. Mecraların süre koşulları gösterim süresine dayanır ve jeneriğin dahil olup olmadığı her belgede ayrıca okunmalıdır.
Süre kararı üç ölçütle verilir: mecranın koşulu, türün beklentisi ve filmin kendi iç ritmi. Süre bütçesi, toplam sürenin yapının büyük parçalarına nasıl dağıtılacağını önceden tartmayı sağlar. Kısaltma, dikkatin dağıldığı yerlerden başlar ve filmin taşıyıcı zamanına dokunmaz; uzatma ise filmin taşıyabileceği yeni bir zaman bulunduğunda bir uzatmadır, yoksa bir dolgudur. Doğru süre çoğu zaman kurgunun sonunda ortaya çıkar.
Bir film bir mecraya sığdırılırken kısaltılırsa, ilk çıkarılan sahneler çoğu zaman "yorucu" bulunan altyazılı sahnelerdir; ve bu sahneler, kendi dilinde konuşan karakterlerin filmdeki tek iç dünyası olabilir. Kısaltma bütün hatlardan orantılı yapılmalıdır.
Sonraki derse köprü
Celil'in bağ filmi bu modül boyunca sahne sahne yeniden kuruldu: bir mektup öne alındı, bir kartpostal kısaldı, bir açılış ve bir final bulundu, bir dış ses vazgeçildi, alt öyküler dengelendi ve süre belirlendi. Her değişiklik kendi başına doğruydu; ama her biri, Hasan'ın filmin başından sonuna geçirdiği değişimin adımlarından birine dokundu. Sahne çıkarma ve sıra değişikliklerinden sonra karakter arkının adımlarının hâlâ yerinde olduğunu denetlemek, bu modülü kapatan M12-D09 "Karakter arkını kurguda korumak" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.