İçeriğe geç

M09-D01

Uzamı kurmak: kuruluş planı

Kuruluş planı ve yeniden kuruluş planlarını izleyicinin uzamı kaybettiği anlara yerleştirir.

Kurgu Akademisi — M09, Hareket, aksiyon ve uzam · 2.276 kelime · 8 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kuruluş planı bir açılış alışkanlığı değil, seyircinin mekânı kavraması gereken ana yerleştirilen bir araçtır. Seyirci yön sürekliliği korunduğu sürece bir eylemin akışını kuruluş planı olmadan da izleyebilir; ama mekânın bütününü, mesafeleri ve kimin nerede olduğunu kavramak için kuruluş planına ihtiyaç duyar.

Kuruluş planının yeri sahnenin duygusunu belirler: başta bir harita, ortada gecikmeli bir kuruluş olarak bir dönüm noktası, sonda bir veda. Mekân bir karakterin bakışından da kurulabilir; seyirci o zaman mekânı karakterin gözüyle ve onun duygusuyla tanır. Yeniden kuruluş planı, seyircinin mekânı kaybettiği ana konur; zaten tanınan bir mekâna her dönüşte kuruluş planı kullanmak bir tekrar duygusu yaratır.

Parlak bir kuruluş planından karanlık bir iç mekâna geçildiğinde, seyircinin gözü parlaklığa alışmış olduğu için koyu tenli bir yüz ilk karelerde olduğundan karanlık ve ayrıntısız görünebilir. Kurgucu geçişi daha karanlık bir bölümden yaparak, yüze bir ara planla varıp gözün alışmasına süre tanıyarak ve iki planın parlaklık farkını renk ekibine bildirerek yüzün okunmasını sağlar.

Açılış sahnesi

Ek çekim sabahından geriye otuz saniyelik bir plan kaldı: karşı kıyıdan, şafakta, vapurun Boğaz'ın sularını yararak iskeleye yaklaşışı. Gökyüzü pembe, su gri, vapurun bacasından ince bir duman çıkıyor. Tahir bu planı almak için vapur hurdaya gitmeden on dokuz günlük bir yarış koşturdu. Şimdi onu son sahnenin neresine koyacağını bilmiyor.

İlk denemesi en bilinen yol: sahneyi bu planla açmak. Seyirci önce vapuru uzaktan, şafakta, iskeleye yaklaşırken görüyor; sonra kaptan köşküne giriyor. Sahne düzgün, ama Tahir bir şeyin eksildiğini hissediyor. Önceki kurguda sahne doğrudan kaptan köşkünde, Rüstem'in dümeni tutan elleriyle açılıyordu ve seyirci vapurun nerede olduğunu bilmiyordu; o belirsizlik, kaptan köşkünün dar dünyasını büyütüyordu.

Tahir planı sahnenin başından alıp sona koyuyor; şimdi film vapurun iskeleye yanaştığı uzak bir planla bitiyor. Bu da olmuyor: seyirci sahne boyunca vapurun bir yerlere gittiğini, ama nereye gittiğini bilmeden izliyor ve iskele, sahne bittikten sonra beliriyor. Plan güzel, ama hangi yerde duracağı sorusu, planın kendisinden daha zor.

Bu derste ne olacak

M03'te kuruluş planını ve yeniden kuruluş planını tanımladık; M06-D09'da hızlı bir aksiyon sahnesinde seyircinin kim, nerede, ne yapıyor sorularını cevaplayabilmesini inceledik. Bu modül hareketin, aksiyonun ve uzamın modülü ve onu bu iki dersin üzerine bir soruyla açıyoruz: bir kuruluş planı sahnenin neresine konmalı?

Bu derste kuruluş planının yalnızca bir açılış alışkanlığı olmadığını, seyircinin mekânı ne zaman kaybettiğine göre yerleştirilen bir araç olduğunu göreceğiz. Kuruluş planını sahnenin başına koymanın, geciktirmenin ve bir karakterin bakışı üzerinden vermenin ne kazandırıp ne kaybettirdiğini tartışacağız. Seyircinin bir eylemin akışını kuruluş planı olmadan da izleyebildiğini ama mekânın bütününü kavramak için ona ihtiyaç duyduğunu gösteren bir deneye bakacağız. Bütünüyle tek bir avluda geçen bir filmin, o avluyu ilk dakikada nasıl kurduğuna bakacağız. Sonra Tahir'in şafak planını, sahnenin içinde seyircinin vapuru kaybettiği ana yerleştireceğiz.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Kuruluş planı genellikle bir sahnenin başında yer alır: seyirciye önce mekânı ve karakterlerin bu mekândaki yerini gösterir, sonra yakın planlara geçilir. Bu düzen klasik bir düzendir ve çoğu zaman işe yarar; seyirci bir haritayla başlar.

Ama kuruluş planı bir haritadan fazlasıdır. Seyircinin bir mekânı ne zaman tanıdığı, o mekânda ne hissettiğini de belirler. Mekânı baştan bilen seyirci, olanları bir harita üzerinde izler. Mekânı bilmeyen seyirci, karakterlerle birlikte, onların gördüğü kadarını görür.

Bu bulgu kurgucuya önemli bir ayrım veriyor. Seyircinin bir eylemi takip etmesi için her zaman kuruluş planına ihtiyacı yoktur; yönler tutarlıysa, seyirci kimin nereye gittiğini planlar arasında izler. Ama seyircinin mekânın bütününü kavraması, örneğin vapurun iskeleye ne kadar uzak olduğunu bilmesi, bir kuruluş planı ister. Kurgucu bu yüzden kuruluş planını, seyircinin akışı değil, bütünü kavraması gereken ana yerleştirir.

Yaygın yanlış"Her sahne bir kuruluş planıyla açılmalıdır."
Doğrusu

Klasik süreklilik kurgusunda sahnelerin çoğu bir kuruluş planıyla açılır ve bu, seyirciye hızlı bir harita verir. Ama her sahnenin başında bir kuruluş planı, filmi bir dizi tanıtıma çevirir ve seyircinin mekânı keşfetme duygusunu siler. Seyirci zaten tanıdığı bir mekâna döndüğünde kuruluş planına ihtiyaç duymayabilir; bazı sahneler de mekânı bilerek saklar.

Mekanizma

Başta, ortada, sonda

Kuruluş planının yeri, sahnenin neyi vurgulayacağını belirler. Başta, mekânı ve karakterlerin yerini önceden verir; seyirci olanları bir harita üzerinde izler. Ortada, gecikmeli bir kuruluş olarak bir dönüm noktasını işaret eder; seyirci o ana kadar dar bir dünyadadır ve bir anda bütünü görür. Sonda, bir sahneyi ya da bir filmi kapatır; seyirci yaşananları geride bırakıp mekâna uzaktan bakar.

Bakış üzerinden kurmak

Mekânı bir karakterin bakışı üzerinden kurmak, seyirciyi o karakterin yerine koyar. Seyirci mekânı karakterin gördüğü sırayla ve karakterin onu gördüğü duyguyla tanır.

Yeniden kuruluş: kaybolma anı

Yeniden kuruluş planının yeri, seyircinin mekânı kaybettiği andır. Bu anı bulmanın en güvenilir yolu, sahneyi yakın planlarla kurup seyircinin hangi noktada nerede olduğunu bilmediğini sınamaktır. Kraft ve arkadaşlarının bulgusu burada işe yarar: seyirci akışı yön sürekliliğiyle takip edebilir, ama bir karakter mekânın başka bir yerine geçtiğinde ya da mekânın bütünü bir anlam kazandığında, bütünü yeniden görmek ister.

Usta katmanı

Deneyimli bir kurgucu, bazı filmlerde mekânın, filmin bütün dramatik yapısının üzerine kurulduğu bir sahne olduğunu bilir. Böyle bir filmde mekânı ilk dakikada eksiksiz kurmak, seyircinin sonraki iki saati o mekânın içinde, her köşesini tanıyarak geçirmesini sağlar.

Arka Pencere'nin açılışı, bütün bir filmin kuruluş planı gibi çalışıyor. Filmin geri kalanında kahramanın bakışı bir pencereden ötekine gittiğinde, seyirci o pencerenin avlunun neresinde olduğunu, kimin orada yaşadığını açılıştan bilir; her bakış, açılışta kurulmuş haritanın bir noktasına iner. Bu yüzden film, kahramanın bakışları arasındaki kesmelerle avlunun içinde serbestçe dolaşabilir ve seyirci hiç kaybolmaz. M02-D03'te bu filmin bakış ile yüz arasındaki kesmelerini Kuleşov etkisi açısından görmüştük; burada o kesmelerin dayandığı haritaya bakıyoruz.

Yaygın yanlış"Kuruluş planı mekânı göstermek içindir; duyguyla ilgisi yoktur."
Doğrusu

Kuruluş planı mekânı gösterir, ama nerede ve ne zaman gösterildiği seyircinin o mekânda ne hissettiğini belirler. Başta verilen bir kuruluş planı bir harita, ortada verilen bir gecikmeli kuruluş bir sürpriz, sonda verilen bir kuruluş bir veda olabilir. Aynı plan, sahnenin farklı bir yerinde farklı bir duygu taşır.

Kurgu odasında

Tahir'in şafak planına dönelim. Başa koymak sahneyi tanıttı, sona koymak vapuru sahnenin sonuna kadar boşlukta bıraktı. Tahir sahneyi baştan izliyor ve seyircinin vapuru gerçekten kaybettiği anı arıyor. Sahne kaptan köşkünde açılıyor: Rüstem'in dümendeki elleri, Ragıp'ın yüzü, camın ardında yalnızca gri bir su. Seyirci vapurun nerede olduğunu bilmiyor, ama bilmesi de gerekmiyor; kaptan köşkünün içi yeterli bir dünya.

Seyircinin mekânı kaybettiği an, Rüstem'in dümeni Ragıp'a bıraktığı an. M07-D06'da çektirdiği insert burada: Rüstem'in eli dümeni bırakıyor, Ragıp'ın eli dümeni alıyor. Bu andan sonra vapuru Ragıp yönetiyor ve seyircinin aklına ilk kez bir soru giriyor: vapur nereye gidiyor, iskeleye ne kadar var? Kraft ve arkadaşlarının ayrımıyla, seyircinin artık bir akışı değil, bir bütünü kavraması gerekiyor.

Tahir şafak planını tam bu ana, Ragıp'ın elinin dümene değdiği insertin hemen ardına koyuyor. Planın otuz saniyesinin, yedi yüz elli karenin, iki yüz karesini kullanıyor. Girişi, vapurun pruvasının iskelenin ucundaki fenerle aynı hizaya geldiği karenin otuz kare öncesine yerleştiriyor; seyirci planın içinde, vapurun burnunun fenere doğru dönüşünü görüyor ve vapurun artık iskeleye yöneldiğini anlıyor. Sonra kaptan köşküne, Ragıp'ın yüzüne dönüyor. Sahnenin geri kalanında Ragıp'ın arkasındaki camda iskelenin ışıkları beliriyor; camdan görünen iskele, bakıştan bir yeniden kuruluş gibi çalışıyor.

Plan yerine oturduğunda Tahir bir sorun daha görüyor. Şafak planında gökyüzü çok parlak, pembe ve beyaz; hemen ardından gelen plan, kaptan köşkünün loş içinde Ragıp'ın koyu tenli yüzü. Seyircinin gözü parlak gökyüzüne alışmış durumda ve karanlık kaptan köşküne geçildiğinde Ragıp'ın yüzü, olduğundan çok daha karanlık, ayrıntısız görünüyor; yüzündeki ilk tepki, sorumluluğu alan bir gencin hafifçe sıkılan dudakları, bu parlaklık sıçramasında kayboluyor. Tahir iki şey yapıyor. Şafak planının son yirmi karesini, vapurun gölgede kalan gövdesine yaklaşan, daha karanlık bir bölümden alıyor; gözün kaptan köşküne inişini yumuşatıyor. Ve Ragıp'ın yüzüne doğrudan değil, önce dümendeki ellerine ve arkadaki camdan görünen iskeleye, orta ölçekli bir plana geçiyor; Ragıp'ın yüzüne ancak on iki kare sonra varıyor. Göz loş ışığa alıştığında, yüz okunuyor. Renk ekibine de bir not düşüyor: bu geçişte iki planın parlaklık farkının, yüzün okunduğu bir aralıkta tutulması.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kuruluş planı bir açılış alışkanlığı değil, seyircinin mekânı kavraması gereken ana yerleştirilen bir araçtır. Seyirci yön sürekliliği korunduğu sürece bir eylemin akışını kuruluş planı olmadan da izleyebilir; ama mekânın bütününü, mesafeleri ve kimin nerede olduğunu kavramak için kuruluş planına ihtiyaç duyar.

Kuruluş planının yeri sahnenin duygusunu belirler: başta bir harita, ortada gecikmeli bir kuruluş olarak bir dönüm noktası, sonda bir veda. Mekân bir karakterin bakışından da kurulabilir; seyirci o zaman mekânı karakterin gözüyle ve onun duygusuyla tanır. Yeniden kuruluş planı, seyircinin mekânı kaybettiği ana konur; zaten tanınan bir mekâna her dönüşte kuruluş planı kullanmak bir tekrar duygusu yaratır.

Parlak bir kuruluş planından karanlık bir iç mekâna geçildiğinde, seyircinin gözü parlaklığa alışmış olduğu için koyu tenli bir yüz ilk karelerde olduğundan karanlık ve ayrıntısız görünebilir. Kurgucu geçişi daha karanlık bir bölümden yaparak, yüze bir ara planla varıp gözün alışmasına süre tanıyarak ve iki planın parlaklık farkını renk ekibine bildirerek yüzün okunmasını sağlar.

Sonraki derse köprü

Vapur iskeleye yaklaşırken seyirci, şafak planında vapurun burnunun fenere döndüğünü ve aradaki mesafenin kapandığını gördü. Bir hareket sahnesinde bu mesafe çoğu zaman iki karakter arasındadır: biri kaçar, öbürü kovalar ve seyircinin her an aralarının ne kadar açık olduğunu bilmesi gerekir. M06-D09'da bir kovalamacanın uzamsal anlaşılırlığını kim, nerede, ne yapıyor sorularıyla denetlemiştik; şimdi kovalayan ile kaçan arasındaki yönü ve mesafeyi her an okutan bir kurguyu planlamak, M09-D02 "Kovalamaca kurgusu" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.