İçeriğe geç

M06-D10

Sessizlik ve durgunluk

Uzun ve durgun planların bir sahnede ne zaman gerilim, ne zaman boşluk ürettiğini ayırt eder.

Kurgu Akademisi — M06, Ritim, tempo ve nefes · 2.382 kelime · 9 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Durgunluk, kamera hareketinin, karakter hareketinin ve kesme sıklığının birlikte azaldığı durumdur ve bir planın uzunluğundan farklıdır. Sinemada sessizlik çoğu zaman sesin yokluğu değil, oda tonu ve küçük, uzak seslerle kurulan bir ses kararıdır. Mutlak sessizlik seyirciye çoğu zaman bir arıza gibi gelir.

Durgun bir plan, seyircinin aklında açık bir soru olduğu sürece gerilim üretir; soru cevaplandığında ve yerine yenisi konmadığında boşalır. Bu boşluk bilerek kurulabilir ve bir yokluğu konu edinebilir, ama bilerek kurulmamışsa ölü zamandır. Yoğun bir bölümün ardından gelen sessizlik kendi başına bir etkidir, ama bu etki bir karşıtlığa bağlıdır. Seyirciye cevabı gelmeyecek bir soru sormak, durgunluğu gergin kılar ama yanlış bir vaat bırakır.

Durgun bir planda seyircinin gözü en küçük değişikliği arar. Bu yüzden, gölgede kalan koyu tenli bir yüzün ince geçişleri teslim sıkıştırmasında silinebilir; kurgucunun bunu yayın kopyasına yakın bir dosyada denetlemesi ve gerekirse son işlem ekibine not düşmesi gerekir.

Açılış sahnesi

Kovalamacanın son planı yirmi iki saniye. Kamera çıkmaz sokağın başına sabitlenmiş ve hiç kıpırdamıyor. Yunus kadrajın ortasında, iki elini dizlerine dayamış, soluyor. Bir süre sonra doğruluyor, çantayı açıp içine bakıyor, defterin orada olduğunu görüyor ve bir kapı eşiğine oturuyor. Sonra hiçbir şey olmuyor; Yunus oturuyor, sokak boş.

Şükran ilk kurgusunda planı olduğu gibi, yirmi iki saniye bırakmış ve kovalamacanın bütün sesini bu planın ilk karesinde kesmiş: pazar gürültüsü, ayak sesleri, müzik, hepsi bir anda gidiyor. Kurgu odasında bu ani sessizlik ona çok güçlü gelmişti.

Test gösteriminde iki şey oluyor. Sesin kesildiği karede izleyicilerden biri dönüp "Ses mi gitti?" diye soruyor. Planın son yarısında ise salonda kıpırdanmalar başlıyor; birisi telefonuna bakıyor. Şükran'ın elinde aynı planın iki ayrı sorunu var: biri sesin, öteki sürenin.

Bu derste ne olacak

Bu modül boyunca ritmi çoğunlukla kesmelerle ölçtük: ne kadar sık, ne kadar düzenli, hangi vuruşa göre. Bu derste ritmin öbür ucuna bakacağız: kesmenin gelmediği, plan içinde hareketin azaldığı ve sesin çekildiği anlara. Durgun bir plan ve sessiz bir an bazen bir sahnenin en gergin yeri olur, bazen seyircinin sahneden koptuğu yer. Bu derste ikisini ayıran şeyi arayacağız.

Önce durgunluğun ve sessizliğin kurguda ne olduğunu tanımlayacağız ve bir filmde gerçek sessizliğin neden neredeyse hiç kullanılmadığını göreceğiz. Sonra durgun bir planın gerilim ürettiği koşulları, boşluk ürettiği koşullardan ayıracağız. Yokluğu bilerek konu edinen bir filmin son yedi dakikasına bakacağız. En sonunda Şükran'ın çıkmaz sokak planına dönüp hem sesini hem süresini yeniden kuracağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Bir planın durgun olması, içinde hiçbir şeyin olmaması demek değildir. Kamera sabit olabilir, karakterler az kıpırdayabilir, kesme uzun süre gelmeyebilir; ama seyircinin gözü ve aklı çalışmaya devam eder.

M04-D06'da tutuşu, seyircinin bir kesme beklediği andan sonra planın sürdürülmesi olarak tanımlamıştık. M06-D03'te ölü zamanı, sahneye hiçbir şey eklemeyen süre olarak görmüştük. Durgunluk bu ikisinin arasında bir yerde durur: bir tutuş durgun olabilir, ama her durgunluk bir tutuş değildir; durgunluk ölü zamana dönüşebilir, ama her zaman dönüşmez. Bu dersin sorusu tam olarak budur: durgunluk ne zaman canlı, ne zaman ölüdür?

Ses tarafında da benzer bir ayrım var. Kurgucuların "sessizlik" dediği şey çoğu zaman sesin tamamen yok olması değildir.

Şükran'ın test izleyicisinin "Ses mi gitti?" sorusu tam olarak budur. Pazar gürültüsünden sonra gelen mutlak sessizlik, seyirciye filmin içinde bir an değil, filmin dışında bir kesinti gibi geldi.

Yaygın yanlış"Sessiz bir sahne için ses bandını kapatmak yeterlidir."
Doğrusu

Seyircinin sessizlik olarak duyduğu şey, çoğu zaman sesin kalmasıyla kurulur: bir saatin tıkırtısı, uzaktan gelen bir köpek havlaması, bir nefes. Bu küçük sesler, büyük seslerin çekildiğini duyurur ve mekânı yaşatır. Ses bandını tamamen kapatmak sessizlik değil, bir boşluk üretir ve seyirci o boşlukta hikâyeden çıkar.

Mekanizma

Sessizliği kurmak

Sessizlik bir karşıtlıkla duyulur. Gürültülü bir sahneden sonra oda tonuna inmek, seyirciye mutlak sessizlikten daha sessiz gelebilir; çünkü seyirci hâlâ bir dünyanın içindedir ve o dünyanın birdenbire neredeyse sustuğunu duyar.

Bu bulgu kurgucunun sezgisel olarak bildiği bir şeye bedensel bir karşılık veriyor: yoğun bir bölümün ardından gelen sessizlik yalnızca bir boşluk değil, kendi başına bir etkidir. Ama bu etki bir karşıtlığa bağlıdır. Sessizlikten önce bir yoğunluk yoksa, sessizlik bir rahatlama değil, bir sıkıntı olarak yaşanabilir.

Durgunluk ne zaman gerilim üretir?

Durgun bir plan, seyircinin aklında açık bir soru olduğu sürece gerilim üretir. Soru, bir şeyin olup olmayacağıdır: kapı açılacak mı, karakter konuşacak mı, kadrajın dışında duyulan ses yaklaşacak mı? Seyirci planın içinde bu sorunun cevabını arar ve her karede o cevabın gelebileceğini bilir. M04-D06'da Haneke'nin Saklı filminin açılış planında bu gücü gördük: seyirci bir evin önünde neyin olacağını beklerken plana giderek daha dikkatli bakar.

Durgunluk ne zaman boşluk üretir?

Durgun bir plan, seyircinin aklındaki soru cevaplandığında ve yerine yeni bir soru konmadığında boşalır. Seyirci planın içinde artık bir şey aramaz ve dikkati ekrandan kayar. Bu boşluk her zaman bir hata değildir; bazı filmler seyirciyi bilerek bu boşluğa bırakır. Ama bilerek bırakılmış bir boşluk ile kurgucunun fark etmeden bıraktığı ölü zaman arasındaki fark, seyircinin o boşlukta ne yaptığıdır.

Usta katmanı

Deneyimli bir kurgucu, yokluğun da bir konu olabileceğini bilir. Seyirciye bir şeyin olmadığını göstermek için, onu bir şeyin olmasını beklediği yere götürmek ve sonra beklemeye bırakmak gerekir.

Antonioni'nin sekansı durgun ama gergin değildir; boştur ve bu boşluk bilerek kurulmuştur. Seyirci ilk planlarda iki âşığın geleceğini bekler. Sekans ilerledikçe bu bekleyiş yavaşça bir anlayışa dönüşür: gelmeyecekler. Elli sekiz plan, bu dönüşümün süresini taşır. Sekans, durgunluğun bir sorudan bir cevaba geçtiği anı tek bir kesmeye bırakmaz; o anı yedi dakikaya yayar.

Yaygın yanlış"Durgun planlar seyirciyi sıkar; modern seyirci hız ister."
Doğrusu

Seyirciyi sıkan durgunluk değil, içinde hiçbir soru taşımayan süredir. Bir soru taşıyan durgun plan, hızlı bir sekanstan daha çok dikkat çekebilir, çünkü seyirci cevabı kendisi arar. Seyirciyi durgunluğa hazırlamak, önceki sahnelerin ritmine bağlıdır: hızlı bir bölümden sonra gelen bir durgunluk bir nefes gibi, uzun bir durgunluktan sonra gelen bir başka durgunluk ise bir yük gibi yaşanır.

Kurgu odasında

Şükran'ın çıkmaz sokak planına dönelim. Önce sesi düzeltiyor. Malzemede çıkmaz sokağın oda tonu var: bir klimanın uzaktan gelen uğultusu, bir pencereden sızan bir radyonun anlaşılmaz mırıltısı. Pazarın gürültüsünü planın ilk karesinde kesmek yerine on altı karede kısıyor ve altından oda tonunu açıyor. Pazarın sesi bir süre daha, çok uzaktan, duvarların arkasından duyuluyor ve yavaşça kayboluyor. Yunus'un nefesi ön planda kalıyor. Sessizlik artık bir kesinti değil, kovalamacanın arkada kaldığı bir yer.

Sonra süreye bakıyor. Plan beş yüz elli kare, yirmi iki saniye. Şükran planı seyircinin aklındaki sorulara göre bölüyor. İlk yüz karede, dört saniye boyunca, seyirci Yunus'un soluklanmasını izliyor; kovalamacanın ardından bu bir rahatlama, bir nefes. İki yüzüncü karede Yunus çantayı açıyor ve seyircinin aklına yeni bir soru giriyor: defter sağlam mı? Üç yüzüncü karede Yunus defteri görüyor ve yüzü gevşiyor; soru cevaplanıyor. Bu kareden sonra Yunus kapı eşiğine oturuyor ve planın geri kalanında, iki yüz elli kare boyunca, seyircinin aklına yeni bir soru girmiyor. Kıpırdanmalar tam burada başlamıştı.

Şükran bir an, planın son bölümüne kadrajın dışından bir ayak sesi eklemeyi düşünüyor: kapkaççı geri mi dönüyor? Bu, son iki yüz elli kareyi bir anda gergin kılardı. Ama film bu soruyu cevaplamayacak; kapkaççı bir daha görünmüyor. Seyirciye cevabı hiç gelmeyecek bir soru sormak, bir sonraki sahneye taşınan yanlış bir vaat olurdu. Şükran ayak sesinden vazgeçiyor.

Bunun yerine planı üç yüz seksenci karede kesiyor. Defterin görüldüğü andan sonra seksen kare, üç saniyeden biraz fazla, kalıyor: Yunus'un oturması ve rahatlamasının yerleşmesi için yeterli, boşluğun başlamasına yetmeyecek kadar kısa. Plan on beş saniyeye iniyor. İkinci test gösteriminde salonda kimse kıpırdamıyor ve izleyicilerden biri sonradan, kovalamacadan sonra "nefes aldığını" söylüyor.

Son bir denetimi kurgu yazılımının dışında yapıyor. Film bir yayın platformuna teslim edilecek ve platform görüntüyü yüksek oranda sıkıştırarak yayınlıyor. Sıkıştırma, kıpırtısız ve karanlık alanları geniş bloklara bölme eğilimindedir. Şükran planı platformun kullandığına yakın bir sıkıştırmayla dışarı aktarıp izliyor ve Yunus'un kapı eşiğindeki yüzünün, gölgenin içinde, düz ve basamaklı bir lekeye dönüştüğünü görüyor. Durgun planda seyircinin gözü tam o yüze, en küçük kıpırtıyı aramaya gidiyor; Yunus'un koyu tenindeki rahatlamanın ince geçişleri sıkıştırmada siliniyor. Şükran bunu kurgu ekranında hiç görmemişti. Notunu son işlem ekibine yazıyor: plana çok ince bir gren eklenmesi ve teslim dosyasının bu sahne için daha yüksek bir veri hızıyla hazırlanması. Durgun bir planda seyircinin baktığı yer, teslim edilen dosyada da görünür kalmalı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Durgunluk, kamera hareketinin, karakter hareketinin ve kesme sıklığının birlikte azaldığı durumdur ve bir planın uzunluğundan farklıdır. Sinemada sessizlik çoğu zaman sesin yokluğu değil, oda tonu ve küçük, uzak seslerle kurulan bir ses kararıdır. Mutlak sessizlik seyirciye çoğu zaman bir arıza gibi gelir.

Durgun bir plan, seyircinin aklında açık bir soru olduğu sürece gerilim üretir; soru cevaplandığında ve yerine yenisi konmadığında boşalır. Bu boşluk bilerek kurulabilir ve bir yokluğu konu edinebilir, ama bilerek kurulmamışsa ölü zamandır. Yoğun bir bölümün ardından gelen sessizlik kendi başına bir etkidir, ama bu etki bir karşıtlığa bağlıdır. Seyirciye cevabı gelmeyecek bir soru sormak, durgunluğu gergin kılar ama yanlış bir vaat bırakır.

Durgun bir planda seyircinin gözü en küçük değişikliği arar. Bu yüzden, gölgede kalan koyu tenli bir yüzün ince geçişleri teslim sıkıştırmasında silinebilir; kurgucunun bunu yayın kopyasına yakın bir dosyada denetlemesi ve gerekirse son işlem ekibine not düşmesi gerekir.

Sonraki derse köprü

Şükran bu modülde iki kez aynı duvara çarptı: kovalamacanın karışık olduğunu da, son planın boşaldığını da kendi gözüyle değil, malzemeyi ilk kez gören izleyicilerin gözüyle fark edebildi. Malzemeyi aylardır bilen bir kurgucu artık onu bir seyirci gibi göremez. Kurgucunun malzemeye seyirci gibi baktığı tek an, çekimleri ilk kez izlediği andır ve o ilk izlenim bir daha geri gelmez. Bölüm III, bu anı yakalamakla başlıyor: günlük çekimleri izlerken ilk izlenimi sonradan kullanılabilecek biçimde kaydetmek, M07-D01 "Günlük çekimleri (dailies) izlemek" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.