M05-D04
Montaj sekansı (montage)
Uzun bir süreci birkaç planla özetleyen bir montaj sekansını başı, gelişimi ve sonu olacak biçimde planlar.
Kurgu Akademisi — M05, Zamanı kurmak · 2.412 kelime · 9 kurgu odası durumu · 1 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Montaj sekansı uzun bir süreci ya da birçok ayrı anı, çoğu zaman diyalogsuz ve bir müzik ya da ses dokusu üzerinde, birkaç dakikaya özetler. Hollywood'daki "montage" sözcüğü bu sekans türünü anlatır; Sovyet kuramındaki montaj kavramıyla karıştırılmamalıdır.
İyi bir montaj sekansı küçük bir öyküdür: bir durumdan başlar, başka bir duruma varır ve ortasında bir zorlanma ya da dönüşüm vardır. Taşıyıcı öğe, yani tekrar eden mekân, kadraj ya da eylem, seyirciye değişimi ölçebileceği bir çerçeve verir. Müziğin yayı ile görüntünün yayı birbirine oturmalı; kesmeler müziğin vuruşlarına ya da ölçülerine kare düzeyinde yerleştirilir ve planların uzunluğu sekansın hızını belirler.
Montaj sekansı filmin akışından alınmış bir aradır; az ve yerinde kullanıldığında güçlüdür. Sekansa giren plan, en güzel plan değil, yayın o noktasındaki işini yapan plandır. Değişimi gösteren ayrıntı her planda okunur olmalıdır; farklı ışıklarda çekilmiş planlarda koyu bir tendeki ayrıntılar parlak bir pencerenin karşısında kaybolabilir ve dengelenmesi gerekir.
Açılış sahnesi
Gülşah bir bağımsız filmde, genç bir kadının konservatuvar sınavına bir yıl boyunca hazırlanışını kurguluyor. Kadın bağlama çalıyor ve sınav filmin sonunda. Arada bir yıl var ve senaryo o yılı tek bir satırla geçiyor: "Hazırlık, bir yıl, montaj."
Görüntü yönetmeni bu yılı kırk iki kısa planla çekmiş: pencere önünde çalışan eller, kopan bir tel, bir öğretmenin düzelttiği bir parmak, yağmurlu bir pencere, bir metronom, gece yarısı uyuklayan bir yüz. Filmin bestecisi bu bölüm için yetmiş saniyelik bir parça yazmış.
Gülşah'ın ilk kurgusu düzgün görünüyor. Kırk iki planın hepsi kullanılmış, çekim tarihine göre sıralanmış, her biri müzikte eşit uzunlukta bir yer kaplıyor ve sekans müziğin son notasıyla bitiyor. Yönetmen izledikten sonra omuz silkiyor: "Güzel bir slayt gösterisi. Ama kız bir yılda ne yaşadı, bilmiyorum."
Bu derste ne olacak
Gülşah'ın elindeki malzeme bir yılın kanıtı, ama henüz bir yılın öyküsü değil. Kırk iki planı tarihe göre dizmek zamanın geçtiğini gösterir; bir şeyin değiştiğini göstermez.
Bu derste uzun bir süreci birkaç dakikaya sığdıran sekansın nasıl kurulduğunu göreceğiz. Bir montaj sekansının neden küçük bir öykü gibi bir durumdan başlayıp başka bir duruma varması gerektiğini, bu öykünün hangi öğelerle taşındığını, müziğin ritmiyle kare düzeyinde nasıl birleştiğini ve en sık hangi noktada bir slayt gösterisine dönüştüğünü konuşacağız. Sinema tarihinin en çok incelenen montaj sekanslarından birine bakacak, sonra Gülşah'ın yetmiş saniyesini yeniden kuracağız.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Önceki iki derste zamanı tek bir sahnenin içinde sıkıştırdık ve genişlettik. Montaj sekansı ise zamanı sahnelerin üstünde, daha büyük bir ölçekte sıkıştırır: haftaları, ayları, yılları.
Bir adlandırma karışıklığına dikkat etmek gerekiyor. "Montaj" sözcüğü Fransızcada genel olarak kurgu anlamına gelir ve Sovyet sinemasında, M02'de gördüğümüz gibi, planların çarpışmasından anlam üreten bir kuramın adıdır. Hollywood'da ise "montage" sözcüğü bu derste konuştuğumuz özel sekans türü için kullanılır. Yönetmenlik Akademisi'nde DIR-1-07 bu biçimi "montaj dizisi" adıyla ve yönetmenin planlaması açısından tanıtıyor; burada aynı şeye kurgucunun masasından bakıyoruz.
Montaj sekansının bir önceki derslerdeki elipsten farkı ölçeği ve yoğunluğudur. Bir elips bir boşluk açar; montaj sekansı ise birçok boşluğu art arda açar ve bu boşlukların arasından bir çizgi çeker. Seyirci her planı ayrı bir an olarak değil, tek bir sürecin bir basamağı olarak okur.
Yaygın yanlış"Montaj sekansı, iyi planları müzikle art arda dizmektir."
Planları müzikle dizmek bir sekansın yüzeyini kurar, ama içinde bir değişim yoksa seyirci yalnızca güzel görüntüler izler. Montaj sekansının bir sahne gibi kendi soru ve cevabı vardır: başta bir durum, gelişimde bir zorlanma ya da dönüşüm, sonda yeni bir durum. Bu yapı yoksa sekans ne kadar güzel olursa olsun filmin akışında bir duraklama olarak kalır.
Mekanizma
Sabit olan ve değişen
İyi bir montaj sekansında bazı öğeler sabit kalır, bazıları değişir. Sabit öğe seyirciye bir çerçeve verir; değişen öğe zamanın geçtiğini ve neyin değiştiğini gösterir. Aynı mekân, aynı kadraj ya da aynı eylem tekrar edildiğinde seyirci her tekrarı bir öncekiyle karşılaştırır ve farkı kendisi okur.
Yurttaş Kane'in kahvaltı sekansı bir montaj sekansının bütün öğelerini taşır. Taşıyıcı öğe masadır. Değişen öğe mesafedir. Başı mutlu bir evlilik, sonu iki yabancıdır. Geçişler, seyirciyi her seferinde birkaç yıl ileri savuran hızlı kaydırmalardır.
Bir yay kurmak
Montaj sekansının en sık bozulduğu yer ortasıdır. Başla son genellikle bellidir; ortada ise bütün planlar birbirine benzer. Sekansın ortası yalnızca zamanın geçtiği yer değil, bir şeyin zorlandığı yerdir.
Müzik ve ritim
Montaj sekansları çoğu zaman bir müzik üzerine kurulur ve müzik sekansa bir süre, bir ritim ve bir duygu verir. Ama müziğin kendi biçimi de vardır: bir girişi, bir gelişimi, bir doruğu. İyi bir sekansta görüntünün yayı ile müziğin yayı birbirine oturur.
Kurgu odasında
Gülşah'ın kırk iki planına dönelim. Sekansın müziği dakikada doksan altı vuruş; saniyeyi yirmi dört kareye bölen bu projede her vuruş on beş kareye, dört vuruşluk her ölçü altmış kareye düşüyor. Yetmiş saniyelik parça yirmi sekiz ölçü ve ilk kurguda her plan bu sürenin aynı payını, kırk kareyi alıyordu.
Gülşah önce taşıyıcı öğeyi seçiyor: pencere önü. Malzemedeki pencere önü planlarının hepsi aynı kadrajdan çekilmiş, ama pencerenin ardında mevsim değişiyor: yazın açık yeşil, sonbaharda yağmur, kışın kar, baharda yeniden yeşil. Bu planlardan altısını seçiyor ve sekansın omurgası yapıyor.
Sonra yayı kuruyor. Başlangıç bölümünde, müziğin sakin girişine karşılık gelen ilk on iki ölçüde, altı plan var ve her biri iki ölçü, yüz yirmi kare. Kadının parmakları tellerde sürçüyor, öğretmen bir parmağı yerine koyuyor, ilk akor çıkıyor. Gelişim bölümünde, müziğin hızlandığı on ölçüde, on plan var ve her biri bir ölçüye, altmış kareye iniyor. Pencerede mevsimler değişiyor, parmak uçlarında nasırlar beliriyor, metronomun hızı artıyor.
Ortaya bir düşüş koyuyor. Malzemede kadının bir gece bağlamayı yatağa bırakıp pencerenin önünde, sırtı kameraya dönük oturduğu bir plan var. Müzik tam bu noktada iki ölçü boyunca susuyor ve Gülşah planı bu sessizliğin tamamına, yüz yirmi kare boyunca koyuyor. Sekansın tek uzun planı bu; seyirci ilk kez kadının vazgeçebileceğini düşünüyor.
Son bölümde müzik doruğa çıkarken beş plan yarım ölçüye, otuz kareye iniyor: hızlı eller, kar, yeşil, metronom, eller. Sekans sınav salonunun kapısında, kadının kapının koluna uzandığı planla bitiyor; bu plan müziğin son bir buçuk ölçüsü boyunca, doksan kare kalıyor. Toplam yirmi üç plan ve yirmi sekiz ölçü.
Kırk iki planın on dokuzu sekansın dışında kalıyor. Gülşah'ın en çok sevdiği plan, kopan telin ağır çekimde savrulduğu plan, onlardan biri; güzel ama yayın hiçbir yerine oturmuyor.
Bir sorun daha çıkıyor. Kış planlarında kar ışığı pencereden çok parlak giriyor ve kadının koyu teninde parmak uçlarındaki nasırlar, yani sekansın ilerlemeyi gösteren en önemli ayrıntısı, gölgede kayboluyor. Yaz planlarında aynı nasırlar açıkça görünüyor. Seyirci tam da değişimin en çok görünmesi gereken yerde onu göremiyor. Gülşah renk ekibinden kış planlarında ellerin orta tonlarını açmalarını, pencerenin parlaklığını ise olduğu gibi bırakmalarını istiyor. Mevsim pencerede değişiyor, eller her mevsimde okunuyor.
Usta katmanı
Deneyimli kurgucular montaj sekansının bir bedeli olduğunu bilir: sekans, filmin akışında karakterlerin konuşmadığı, sahnelerin kurulmadığı bir aradır. Kısa ve yerinde kullanıldığında seyirciye bir nefes ve büyük bir zaman sıçraması verir; uzun ya da sık kullanıldığında film bir sahneler dizisi olmaktan çıkıp bir özetler dizisine döner.
Hollywood stüdyolarında bin dokuz yüz otuzlu yıllarda bu sekansları hazırlamak başlı başına bir uzmanlık hâline gelmişti. Bazı stüdyolar montaj sekanslarını ayrı bir birime ya da bu işte uzmanlaşmış kişilere hazırlatıyordu; Slavko Vorkapich gibi isimler, yönetmenin çektiği sahnelerin arasına yerleştirilen bu sekansların ustası olarak tanındı. Bu tarih, montaj sekansının neden filmin geri kalanından farklı bir dil konuştuğunu açıklar: çoğu zaman gerçekten başka bir el tarafından, başka kurallarla yapılmıştır.
Yaygın yanlış"Montaj sekansındaki her plan malzemedeki en iyi plan olmalıdır."
Sekansa seçilen plan, en güzel plan değil, yayın o noktasındaki işini en iyi yapan plandır. Güzel ama yaydan bağımsız bir plan seyircinin dikkatini sürecin kendisinden alır. Kurgucunun en zor kararı çoğu zaman en sevdiği planı sekansın dışında bırakmaktır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Montaj sekansı uzun bir süreci ya da birçok ayrı anı, çoğu zaman diyalogsuz ve bir müzik ya da ses dokusu üzerinde, birkaç dakikaya özetler. Hollywood'daki "montage" sözcüğü bu sekans türünü anlatır; Sovyet kuramındaki montaj kavramıyla karıştırılmamalıdır.
İyi bir montaj sekansı küçük bir öyküdür: bir durumdan başlar, başka bir duruma varır ve ortasında bir zorlanma ya da dönüşüm vardır. Taşıyıcı öğe, yani tekrar eden mekân, kadraj ya da eylem, seyirciye değişimi ölçebileceği bir çerçeve verir. Müziğin yayı ile görüntünün yayı birbirine oturmalı; kesmeler müziğin vuruşlarına ya da ölçülerine kare düzeyinde yerleştirilir ve planların uzunluğu sekansın hızını belirler.
Montaj sekansı filmin akışından alınmış bir aradır; az ve yerinde kullanıldığında güçlüdür. Sekansa giren plan, en güzel plan değil, yayın o noktasındaki işini yapan plandır. Değişimi gösteren ayrıntı her planda okunur olmalıdır; farklı ışıklarda çekilmiş planlarda koyu bir tendeki ayrıntılar parlak bir pencerenin karşısında kaybolabilir ve dengelenmesi gerekir.
Sonraki derse köprü
Gülşah'ın sekansı tek bir karakterin tek bir yılını anlatıyordu ve bütün planlar aynı hattın üzerindeydi. Peki iki hat aynı anda ilerlerse? Bir kadın sınav salonunun kapısındayken, şehrin öbür ucunda annesi aynı saatte hastanede bir haber bekliyorsa, kurgucu iki hattı nasıl dönüşümlü dizer ve seyirciye aralarındaki ilişkiyi nasıl kaybettirmez? M05-D05 "Paralel ve çapraz kurgu", iki hattı gerilimi artıracak biçimde birbirine bağlamayı ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.