M05-D03
Zamanı genişletmek
Tek bir anı birden çok açıdan tekrarlayarak ya da tepkilerle bölerek gerçek süresinden uzun gösterir.
Kurgu Akademisi — M05, Zamanı kurmak · 2.330 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Genişletme, bir olayın ekranda gerçek süresinden uzun gösterilmesidir ve seyircinin dikkatini bir ana kilitler. Üç ana yolu vardır: aynı anı farklı açılardan örtüştürerek tekrarlamak, anı tepkilerle bölmek ve hızı değiştirmek. Örtüşme birkaç kareyle yapıldığında seyirci tekrarı görmez, yalnızca uzayan bir hareket görür; fazlası hareketi ikiye katlar.
Ağır çekim anın dokusunu değiştirir ve çoğu zaman anı güzelleştirir ya da ağırlaştırır; her an için doğru araç değildir. Yüksek kare hızıyla çekilmiş görüntü akıcı yavaşlar, sonradan yavaşlatılmış görüntü kesik görünebilir. Hız rampası yavaşlamayı bir planın içinde kademeli kurar.
Genişletme bir bakış açısıdır ve bir yargıdır: seyirci kimin zamanının uzadığını hissetmeli, ve özellikle gerçek görüntüde ağır çekimin bir eylemi olduğundan kasıtlı gösterebileceği unutulmamalıdır. Tepkiyle bölünen bir anda yüzler her dönüşte okunur kalmalı; gölgedeki koyu bir ten ile güneşteki bir planın art arda kesilmesi bir ışık titremesine dönüşmemelidir.
Açılış sahnesi
Tunç bir aile filminde, yedi yaşında bir çocuğun bisikletten düştüğü anı kurguluyor. Anne karşı kaldırımda bir komşuyla konuşuyor; çocuk bir kaldırım taşına takılıyor ve düşüyor. Sette üç kamera aynı anda çalışmış: biri çocuğu geniş açıdan, biri ön tekerleği yakından, biri annenin yüzünü çekmiş.
Gerçekte düşüş iki saniye sürüyor. Tunç ilk kurguda geniş planı olduğu gibi koyuyor ve düşüş bir anda bitiyor; seyirci ne olduğunu anlamadan çocuk yerde. Yönetmen bu anın filmin en korkutucu anı olmasını istiyor. "Annenin o iki saniyede yaşadığını seyirci de yaşamalı."
Tunç önce bütün düşüşü ağır çekime alıyor. Sonuç bir reklam filmi gibi görünüyor; güzel, yumuşak ve bir türlü korkutucu değil. Sorun belli: iki saniyeyi uzatmak gerekiyor, ama ağır çekim anın dokusunu değiştiriyor. Zamanı uzatmanın başka bir yolu olmalı.
Bu derste ne olacak
Önceki derste merdivenleri atıp tek bir okuma anını uzun bırakan bir kurgucu vardı. Tunç'un işi bunun tersi: atılacak bir şey yok, iki saniyenin içinde kalıp onu genişletmesi gerekiyor.
Bu derste tek bir anı gerçek süresinden uzun göstermenin yollarını öğreneceğiz. Aynı anı farklı açılardan tekrarlamayı, anı tepkilerle bölmeyi ve hızı değiştirmeyi; her birinin seyircide neyi değiştirdiğini ve hangi durumda nerede bozulduğunu göreceğiz. Genişletmenin seyircinin yargısını da değiştirebildiğini gösteren bir araştırmaya bakacak, sonra Tunç'un iki saniyesini kare kare yeniden kuracağız.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Zamanı sıkıştırmak kurgunun en sık yaptığı iştir; zamanı genişletmek ise daha seyrek ve daha göze batan bir iştir. Seyirci atlanan bir merdiveni fark etmez, ama uzayan bir anı hisseder. Genişletmenin gücü de buradan gelir: seyircinin dikkatini bir ana kilitler.
Genişletmenin üç ana yolu vardır. Birincisi, aynı anı farklı açılardan art arda göstermektir; bu, erken dönem sinemasında tanıdığımız örtüşen eylemin bilinçli kullanımıdır. İkincisi, anın akışını başka planlarla, çoğu zaman tepkilerle bölmektir; olay sürerken başka bir yüze gidilir ve olaya dönüldüğünde zaman ilerlememiş gibidir. Üçüncüsü, görüntünün hızının kendisini değiştirmektir.
Ağır çekim iki biçimde elde edilir. Kurgucu normal hızda çekilmiş bir görüntüyü yazılımda yavaşlatabilir; bu durumda var olan kareler tekrarlanır ya da aralarına hesaplanmış kareler eklenir ve hareket kesik kesik ya da yapay görünebilir. Daha temiz sonuç ise sette elde edilir.
Yaygın yanlış"Bir anı uzatmanın yolu ağır çekimdir."
Ağır çekim genişletmenin yalnızca bir yoludur ve anın dokusunu değiştirir; her ana uymaz. Korku, şaşkınlık ya da bir gerilim anı çoğu zaman normal hızda, ama açıların tekrarı ve tepkilerin araya girmesiyle daha güçlü uzar. Ağır çekim bir anı güzelleştirebilir; güzellik ise her sahnenin istediği şey değildir.
Mekanizma
Açıların tekrarı
Aynı an iki ya da üç açıdan art arda gösterildiğinde, seyirci anı her seferinde yeniden yaşar. Tekrar, olduğu gibi yapıldığında kendini belli eder; seyirci aynı hareketi üç kez gördüğünü fark eder. Bu yüzden kurgucular tekrarı çoğu zaman kısmi yapar: bir planın son birkaç karesi, sonraki planın ilk birkaç karesiyle örtüşür. Hareket her kesmede biraz geri sarılmış olur ve toplam süre uzar, ama seyirci bir tekrar değil, kesintisiz ve uzun bir hareket görür.
Eisenstein'ın sekansı genişletmenin bir anlatım gücü olduğunu gösterir: uzayan an, olayın önemine dair bir yorumdur. Kurgucu bir anı uzattığında, seyirciye "buraya bak, bu önemli" demiş olur.
Tepkilerle bölmek
Bir an sürerken başka bir yüze gidilirse, o yüzde geçen süre çoğu zaman öykü zamanına eklenmez gibi okunur. Seyirci olaya döndüğünde olayın kaldığı yerden devam ettiğini varsayar. Bu, bir anı uzatmanın en görünmez yoludur. Tepki planı burada iki iş yapar: anı uzatır ve seyirciye o anı nasıl hissetmesi gerektiğini gösterir.
Hızı değiştirmek
Ağır çekim, bir anın dokusunu değiştirdiği için en güçlü ve en riskli genişletme aracıdır. Kurgucunun ilk sorusu şu olmalıdır: bu an güzelleşmeli mi, ağırlaşmalı mı, yoksa korkutmalı mı? Ağır çekim çoğu zaman ilk ikisini yapar.
Kurgu odasında
Tunç'un iki saniyesine dönelim. Saniyenin yirmi dört kareye bölündüğü bu projede düşüş gerçekte kırk sekiz kare. Yönetmen anın uzun hissedilmesini istiyor, ama ağır çekimin güzelliğini istemiyor. Tunç hızı normal bırakıp açıların tekrarıyla ve tepkiyle genişletmeye karar veriyor.
Önce düşüşü üç aşamaya bölüyor: ön tekerleğin kaldırım taşına çarpması, çocuğun bisikletten öne doğru kalkması ve yere değmesi. Geniş planda bu üç aşama sırasıyla on iki, yirmi ve on altı kare sürüyor.
Yeni kurgu şöyle: tekerleğin taşa çarptığı yakın plan, on dört kare. Çarpmanın sesiyle birlikte annenin yüzüne kesme; anne sesi duyup başını çeviriyor, yirmi dört kare. Ardından geniş plan, ama tekerleğin çarptığı andan dört kare önceden başlıyor; çocuk bisikletten kalkıyor, yirmi altı kare. Tam havadayken annenin yüzüne ikinci kez dönüyor; annenin ağzı açılıyor, on sekiz kare. Son olarak geniş planda çocuğun yere değişi, yirmi kare.
Toplam yüz iki kare, dört saniyeyi biraz geçiyor. Düşüşün süresi iki kattan fazla uzadı ve hiçbir plan yavaşlatılmadı. Seyirci tekerleğin çarptığı anı iki kez yaşıyor, çünkü geniş plan dört kare geriden başlıyor; ama bu tekrarı fark etmiyor, çünkü arada annenin yüzü var. Anneye her dönüşte zaman ilerlemiyormuş gibi okunuyor; seyirci annenin gözünden bakıyor ve annenin o iki saniyede yaşadığı uzunluğu yaşıyor.
Bir ayrıntı daha çıkıyor. Annenin planları karşı kaldırımda, bir ağacın gölgesinde çekilmiş; çocuğun planları güneşte. Annenin teni koyu ve gölgede, güneşli planlarla art arda kesildiğinde yüzü her dönüşte birden kararıyor gibi görünüyor. Ardışık dört kesmede bu, bir ışık titremesi gibi okunuyor ve seyircinin dikkatini annenin ifadesinden alıyor. Tunç renk ekibinden annenin planlarında yüzün orta tonlarını açmalarını istiyor; gölge arka planda kalıyor, yüz güneşli planlarla birlikte okunur hâle geliyor. Genişletilen anın her karesinde seyirci annenin yüzünü görebilmeli.
Bu bulgu kurgucuyu özellikle belgeselde ve gerçek görüntüyle çalışırken ilgilendirir. Bir anı uzatmak, o anla ilgili bir yargıyı da uzatabilir.
Usta katmanı
Deneyimli kurgucular genişletmenin bir bedeli olduğunu bilir: uzayan an, filmin akışından alınmış bir süredir. Bir filmde her önemli an genişletilirse genişletme bir alışkanlığa döner ve seyirci onu hissetmeyi bırakır. Bir filmin tek bir genişletilmiş anı, on genişletilmiş anından daha güçlü olabilir.
Bir de genişletmenin kime ait olduğu sorusu var. Tunç'un düşüşü annenin gözünden uzadı; seyirci annenin zamanını yaşadı. Aynı an çocuğun gözünden, havada geçen ve her şeyin yavaşladığı bir an olarak da uzatılabilirdi; o zaman ağır çekim belki doğru araç olurdu. Genişletme bir bakış açısıdır: seyirci kimin zamanının uzadığını hissetmelidir.
Yaygın yanlış"Genişletme her zaman gerilim yaratır."
Genişletme seyircinin dikkatini bir ana kilitler; ama o anda bir şey olmazsa ya da seyirci olacak şeyi zaten biliyorsa uzayan süre sabra dönüşür. Gerilim yaratan şey sürenin uzaması değil, seyircinin o sürenin sonunda ne olacağını merak etmesidir. Merak yoksa genişletme yalnızca yavaşlatır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Genişletme, bir olayın ekranda gerçek süresinden uzun gösterilmesidir ve seyircinin dikkatini bir ana kilitler. Üç ana yolu vardır: aynı anı farklı açılardan örtüştürerek tekrarlamak, anı tepkilerle bölmek ve hızı değiştirmek. Örtüşme birkaç kareyle yapıldığında seyirci tekrarı görmez, yalnızca uzayan bir hareket görür; fazlası hareketi ikiye katlar.
Ağır çekim anın dokusunu değiştirir ve çoğu zaman anı güzelleştirir ya da ağırlaştırır; her an için doğru araç değildir. Yüksek kare hızıyla çekilmiş görüntü akıcı yavaşlar, sonradan yavaşlatılmış görüntü kesik görünebilir. Hız rampası yavaşlamayı bir planın içinde kademeli kurar.
Genişletme bir bakış açısıdır ve bir yargıdır: seyirci kimin zamanının uzadığını hissetmeli, ve özellikle gerçek görüntüde ağır çekimin bir eylemi olduğundan kasıtlı gösterebileceği unutulmamalıdır. Tepkiyle bölünen bir anda yüzler her dönüşte okunur kalmalı; gölgedeki koyu bir ten ile güneşteki bir planın art arda kesilmesi bir ışık titremesine dönüşmemelidir.
Sonraki derse köprü
Tunç iki saniyeyi dört saniyeye çıkardı; tek bir anın içinde kaldı. Ters yönde, aylarca süren bir süreci, bir yazı, bir yapının yükselişini ya da bir sporcunun hazırlığını bir dakikaya sığdırmak da kurgunun işidir. Bu iş birkaç atlamadan fazlasını ister: kendi başı, gelişimi ve sonu olan, kendi içinde bir öykü gibi kurulmuş bir dizi plan. M05-D04'ün konusu bu dizinin adıyla başlıyor: montaj sekansı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.