M05-D01
Ekran zamanı ve öykü zamanı
Bir sahnede ekran süresi ile anlatılan sürenin oranını hesaplayarak zamanın sıkıştırıldığı ya da genişletildiği yeri bulur.
Kurgu Akademisi — M05, Zamanı kurmak · 2.637 kelime · 10 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ekran zamanı bir filmin, sahnenin ya da planın ekranda kaldığı süredir ve kurgucu onu kare kare ölçer. Öykü zamanı anlatılan olayların kurmaca dünyada kapladığı süredir ve çoğu zaman görüntüdeki ipuçlarından tahmin edilir: ışık, saatler, soğuyan bir çay, değişen bir beden. Olay örgüsü süresi ise öykünün doğrudan gösterilen ya da ima edilen bölümünü kapsar.
İkisinin oranı zamanın nasıl kullanıldığını söyler. Oran bire yakınsa zaman eş süreyle akar; birden küçükse sıkıştırılmıştır, birden büyükse genişletilmiştir. Bir sahnenin toplam oranı az şey söyler; kurgucunun okuduğu şey, oranın sahne içinde nerede değiştiğidir. Aynı toplam süre, eşit dağıtıldığında akıp gider, bir anı eş süreyle tutup gerisini atladığında ağırlık kazanır.
Gerçek zamanlı bir sahne kesme içerebilir; zamanı bozan şey kesmenin kendisi değil, sakladığı saniyelerdir. Öykü zamanını okutan ipuçları seyircinin gözünde olmalı; ışık değişimiyle zaman anlatılırken farklı ten tonlarının aynı ışıkta farklı okunacağı hesaba katılmalı ve zaman ipucu bir yüzün okunurluğu pahasına kurulmamalıdır.
Açılış sahnesi
Sevinç bir kısa filmin hastane sahnesini kurguluyor. Bir anne, oğlunun ameliyattan çıkmasını bekliyor. Senaryoda tek bir satır var: "Ayşe koridorda üç saat bekler." Çekimde yönetmen o üç saati kırk dakikalık malzemeyle karşılamış; anne oturuyor, kalkıyor, pencereye gidiyor, makineden çay alıyor, telefonuna bakıp bırakıyor.
Sevinç'in ilk kurgusu dört dakika on saniye sürüyor. Yönetmen izledikten sonra tek bir şey söylüyor: "Bekleyiş yok. Kadın üç saat beklemiyor, dört dakika bekliyor."
Sevinç'in aklına ilk gelen çare sahneyi uzatmak. Ama önce bir şey yapıyor: kurgudaki her planın yanına iki sayı yazıyor. Birincisi o planın ekranda kaç saniye kaldığı, ikincisi o planın öyküde ne kadar zamanı temsil ettiği. Tablo bitince sorunun süre olmadığını görüyor. Dört dakika yeter; sorun, üç saatin o dört dakikaya nasıl dağıtıldığı.
Bu derste ne olacak
Sevinç'in tablosu bu bölümün bütün araçlarının altında duran bir ayrımı görünür kılıyor. Ekranda geçen süre bir şeydir, öyküde geçen süre başka bir şey. Kurgucu bu ikisini her kesmede yeniden ilişkilendirir: bazen bir saniyeyi bir saniyeyle karşılar, bazen bir saati bir kesmeyle atlar, bazen bir anı olduğundan uzun gösterir.
Bu ders o ilişkiyi ölçmeyi öğretiyor. Bir sahnenin ekran süresini zaman koduyla nasıl bulacağımızı, öykü süresini görüntüdeki ipuçlarından nasıl tahmin edeceğimizi ve ikisinin oranından zamanın nerede sıkıştırıldığını, nerede olduğu gibi akıtıldığını nasıl okuyacağımızı göreceğiz. Bölümün geri kalanı bu ölçünün üstüne kurulacak: atlama, genişletme, montaj sekansı ve paralel hatlar, hepsi bu oranın bilinçli olarak değiştirilmesidir.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Bir film, seyircinin koltukta geçirdiği süreyle başka bir sürenin öyküsünü anlatır. Doksan dakikalık bir film bir öğleden sonrayı, bir yazı ya da bir ömrü anlatabilir. Bu iki sürenin adı vardır.
Bu iki süre arasında üçüncü bir katman daha vardır. Bir öykünün bütünü, filmin doğrudan gösterdiği olaylardan daha uzun bir zamanı kapsayabilir; karakterin çocukluğu konuşmalarda anılır ama sahnelenmez.
Kurgucu açısından bu ayrımın pratik bir sonucu var. Ekran zamanı her zaman bilinir; öykü zamanı ise çoğu zaman bir tahmindir. Senaryo bazen söyler ("üç saat sonra"), çoğu zaman söylemez. Kurgucu öykü zamanını görüntünün kendisinden okur: duvardaki bir saat, değişen ışık, soğumuş bir çay, uzamış bir sakal, boşalan bir otopark.
Yaygın yanlış"Ekran zamanı öykü zamanından çok kısaysa seyirci aceleye getirildiğini hisseder."
Neredeyse her film öykü zamanını büyük ölçüde kısaltır ve seyirci bunu fark etmez. Aceleyi hissettiren şey kısalığın kendisi değil, kısaltmanın nereye düştüğüdür. Bir sahnenin önemli anı olduğu gibi akarken çevresi büyük ölçüde atlanabilir; tersine, önemli an atlanıp önemsiz anlar olduğu gibi gösterilirse kısa bir sahne bile aceleye getirilmiş görünür.
Mekanizma
Oranı hesaplamak
Bir sahnenin ya da bir planın zamanla ilişkisini tek bir sayıyla özetleyebiliriz: ekran süresinin öykü süresine oranı. Oran bire yakınsa ekrandaki her saniye öyküde bir saniyeye karşılık gelir. Oran birden küçükse zaman sıkıştırılmıştır. Oran birden büyükse zaman genişletilmiştir; bir an olduğundan uzun gösterilir.
Hesap basittir, ama dikkat ister. Ekran süresi zaman kodundan okunur: sahnenin giriş noktası ile çıkış noktası arasındaki fark. Öykü süresi ise ipuçlarından tahmin edilir ve çoğu zaman tek bir sayı değil, bir aralıktır. Kurgucunun aradığı da tek bir sayıdan çok, oranın sahne içinde nerede değiştiğidir.
Sahne içindeki dağılım
Bir sahnenin toplam oranı çok az şey söyler. Sevinç'in hastane sahnesinde toplam oran yaklaşık kırk üçte birdi: dört dakika ekran, üç saat öykü. Ama bu oran sahnenin her yerinde aynı değildi. Kurgucunun asıl okuduğu şey, öykü zamanının hangi kesmelerde atlandığı, hangi planlarda olduğu gibi aktığıdır.
Gerçek zamanlı anlatı
Bazı filmler oranı bütün film boyunca bire yakın tutmayı bir ilke yapar.
Varda'nın filmi bir şeyi daha gösteriyor: ekran zamanı ile öykü zamanının eşit olması, bir filmi yavaş yapmaz. Eşitlik, seyircinin karakterle aynı süreyi yaşaması demektir. Cléo'nun beklediği her dakikayı seyirci de bekler.
Kurgu odasında
Sevinç'in hastane sahnesine dönelim. İlk kurguda on dört plan var ve toplam ekran süresi dört dakika on saniye, yani saniyede yirmi dört kareyle altı bin kare. Sevinç tabloya her planın kare sayısını ve öyküde temsil ettiği tahmini süreyi yazıyor. Görüntüdeki ipuçlarını sayıyor: koridorun sonundaki pencerenin ışığı, annenin elindeki çay bardağının buharı, nöbet değiştiren hemşirenin kıyafeti.
Tablo açık bir desen gösteriyor. On dört planın hemen hepsi on ile yirmi saniye arasında ve aralarındaki her kesme aşağı yukarı on beş dakika atlıyor. Üç saat on dört eşit parçaya bölünmüş. Bekleyiş bu yüzden hissedilmiyor: her plan kısa bir an ve her kesme küçük bir sıçrama; seyirci hiçbir anda zamanın ağırlığıyla baş başa kalmıyor.
Sevinç oranı yeniden dağıtıyor. Sahnenin ortasındaki bir planı, annenin plastik koltukta oturup ellerindeki çay bardağını çevirdiği planı, kesmeden elli iki saniye tutuyor; bin iki yüz kırk sekiz kare boyunca hiçbir şey olmuyor. Bu planda oran bire bir: seyirci annenin beklediği elli iki saniyeyi onunla birlikte bekliyor. Hemen ardından tek bir kesme gelecek ve bu kesme neredeyse iki saat atlayacak.
Sevinç o büyük atlamayı okunur kılmak için ipuçlarını düzenliyor. Kesmeden önceki planda pencere öğleden sonra ışığıyla parlıyor ve bardaktan buhar çıkıyor. Kesmeden sonraki planda pencere kararmış, koridorun floresanı yanıyor ve aynı bardak dolu ama buharsız duruyor. Toplam ekran süresi dört dakika yirmi beş saniyeye çıkıyor; yalnız on beş saniye uzadı. Ama yönetmen ikinci izleyişte başka bir şey söylüyor: "Şimdi bekliyor."
Bir sorun daha çıkıyor. Kesmeden sonraki planda annenin yüzü floresanın altında, kesmeden önceki pencere ışığına göre çok farklı bir tonda görünüyor ve koyu teni bu soğuk ışıkta griye çalıyor. Sevinç ilk anda bunu bir devamlılık hatası sanıyor; sonra bunun tam da istediği zaman ipucu olduğunu görüyor. Ama ipucunun yüzden okunmasını değil, arka plandaki karanlık pencereden okunmasını istiyor: annenin yüzünün sahne boyunca kendisi gibi görünmesi gerekiyor. Renk ekibine not düşüyor; floresanlı planda yüzün orta tonları ılık tutulacak, soğukluk pencerede ve duvarlarda kalacak.
Usta katmanı
Deneyimli kurgucular oranı yalnız sahne düzeyinde değil, bütün film boyunca izler. Bir filmin ilk yarım saati iki günü, son yarım saati tek bir geceyi anlatıyorsa, filmin sonunda zaman yavaşlamış demektir ve seyirci bunu bir gerilim olarak yaşar. Oranın filmin içindeki seyri, filmin temposunun en güvenilir haritalarından biridir.
Linklater'ın filmi Sevinç'in hastane sahnesinde bulduğu şeyin büyük ölçekteki karşılığı. Toplam oranın ne olduğu, seyirci için çok az şey ifade eder. Seyirci zamanı, eş süreyle akan anlar ile o anlar arasındaki atlamaların ritminden hisseder.
Yaygın yanlış"Gerçek zamanlı bir sahne kesmesiz çekilmelidir."
Kesme zaman atlamak zorunda değildir; bir kesme aynı anı başka bir açıdan sürdürebilir ve oran bire bir kalır. Varda'nın filmi pek çok kesmeyle gerçek zamanlı akar. Gerçek zamanı bozan şey kesme değil, kesmenin sakladığı saniyelerdir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Ekran zamanı bir filmin, sahnenin ya da planın ekranda kaldığı süredir ve kurgucu onu kare kare ölçer. Öykü zamanı anlatılan olayların kurmaca dünyada kapladığı süredir ve çoğu zaman görüntüdeki ipuçlarından tahmin edilir: ışık, saatler, soğuyan bir çay, değişen bir beden. Olay örgüsü süresi ise öykünün doğrudan gösterilen ya da ima edilen bölümünü kapsar.
İkisinin oranı zamanın nasıl kullanıldığını söyler. Oran bire yakınsa zaman eş süreyle akar; birden küçükse sıkıştırılmıştır, birden büyükse genişletilmiştir. Bir sahnenin toplam oranı az şey söyler; kurgucunun okuduğu şey, oranın sahne içinde nerede değiştiğidir. Aynı toplam süre, eşit dağıtıldığında akıp gider, bir anı eş süreyle tutup gerisini atladığında ağırlık kazanır.
Gerçek zamanlı bir sahne kesme içerebilir; zamanı bozan şey kesmenin kendisi değil, sakladığı saniyelerdir. Öykü zamanını okutan ipuçları seyircinin gözünde olmalı; ışık değişimiyle zaman anlatılırken farklı ten tonlarının aynı ışıkta farklı okunacağı hesaba katılmalı ve zaman ipucu bir yüzün okunurluğu pahasına kurulmamalıdır.
Sonraki derse köprü
Sevinç'in hastane sahnesinde tek bir kesme neredeyse iki saati atlıyordu ve seyirci aradaki zamanı hiç görmeden, karanlık pencereden ve buharsız bardaktan kendi başına dolduruyordu. Seyirci gösterilmeyen bir zamanı neyle tamamlar, bir eylemin hangi parçası atılınca boşluk kendiliğinden kapanır, hangisi atılınca seyirci yolunu kaybeder? Atlanan zamanın kendisi bir araçtır ve M05-D02, "Zamanı sıkıştırmak: elips", bu boşluğu bilinçli olarak kurmayı ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.