İçeriğe geç

M03-D08

Kuralı bilerek bozmak

Bir süreklilik kuralının bozulduğu kesmenin anlatıya ne kattığını ya da neyi kaybettirdiğini gerekçeli olarak değerlendirir.

Kurgu Akademisi — M03, Süreklilik dilbilgisi · 2.387 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Her süreklilik kuralı seyirciye bir hizmet sunar: uzamı, zamanı, dikkatin yönünü ya da kesmenin görünmezliğini korur. Bir kural bozulduğunda bu hizmet geri çekilir ve bu her zaman bir bedeldir. Bozulmanın karşılığı bir anlam, bir duygu ya da bir mesafe olabilir; hiçbiri değilse, bozulma yalnızca bir kayıptır.

Bir bozulmayı değerlendirmek için dört soru sorulur: kural neyi koruyordu, bozulma ne veriyor, seyirci onu okuyabilir mi, tutarlı mı? Bir bozulmanın gücü ondan önceki tutarlılığın uzunluğuyla orantılıdır. Bir film kuralları bir üslup olarak, tutarlı biçimde bozabilir ve seyirci bu yeni dile alışır. Bozulmanın bedeli bazen bir yüzün kaybolmasıdır ve bu bedel, üslubun korunduğu ama yüzlerin okunur kaldığı bir çözümle karşılanabilir.

Bozulma seyirciyi karakterin içine çekebilir ya da filmin dışına itebilir; kurgucu hangisini istediğini bilmelidir. Seyirci bir bozulmayı bilinçli olarak fark etmese de onun bıraktığı duyguyu taşır. Bir bozulmayı savunamayan kurgucu onu bozmamış, yalnızca kaybetmiştir.

Açılış sahnesi

Kader, genç bir yönetmenin ilk uzun filmini kurguluyor. İlk toplantıda yönetmen ona tek bir şey söylüyor: "Ben kuralları sevmem. Bu film onları bozsun." Kader bunu bir heyecan olarak alıyor. Malzeme cesur: eksen sahne ortalarında atlanmış, karşılıklı planlar bilerek uyumsuz ölçeklerde çekilmiş, yürüyüşler bir planda sağa, bir planda sola gidiyor.

İlk kaba kurguyu yönetmenle birlikte izliyorlar. Doksan dakikanın sonunda yönetmen uzun süre bir şey söylemiyor. Sonra şunu söylüyor: "Bozdukça hiçbir şey bozulmuyor." Kader ne demek istediğini anlıyor. Filmde o kadar çok kural bozulmuş ki, hiçbiri bir şey söylemiyor; seyirci yalnızca yorgun.

Ertesi gün Kader filmdeki bütün ihlalleri bir listeye döküyor. Kırk yedi madde çıkıyor. Her birinin yanına bir soru yazıyor: bu bozulma burada ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?

Bu derste ne olacak

Kader'in sorusu bu modülün kapanış sorusu. Eksen, bakış, harekette kesme, devamlılık, otuz derece ve ekran yönü derslerinin her birinde kuralın bilerek bozulduğu örnekler gördük. Ama bir örneği beğenmekle, bir bozulmanın ne zaman işe yaradığını bilmek arasında fark var. Bu ders o farkı bir değerlendirme yöntemine dönüştürüyor.

Önce bir kuralın neyi koruduğunu sorarak başlayacağız: her süreklilik kuralı seyirciye bir şey verir, bozulduğunda o şey geri alınır. Sonra bozulmanın karşılığında ne verdiğini, seyircinin onda bir anlam görebilmesine neyin yettiğini ve tutarlılığın neden bozulmanın kendisi kadar önemli olduğunu konuşacağız.

Kader'in kırk yedi maddelik listesini bu sorularla eleyişini izleyecek, bütün bir filmin süreklilik kurallarını bir üslup olarak bozduğu bir Danimarka filmine ve uzamın bilerek mi yoksa kazayla mı imkânsız olduğu hâlâ tartışılan bir korku filmine bakacağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Süreklilik kurallarının her biri seyirciye bir hizmet sunar. Eksen ve ekran yönü uzamı korur: seyirci kimin nerede olduğunu bilir. Harekette kesme ve devamlılık zamanı korur: seyirci olayların kesintisiz aktığına inanır. Bakış eşleşmesi ve plan ölçeği dikkati yönetir: seyirci neye bakacağını bilir. Otuz derece kuralı kesmeyi saklar: seyirci kesmeyi görmez.

Bir kural bozulduğunda, o hizmet geri çekilir. Seyirci uzamı, zamanı, dikkatin yönünü ya da kesmenin görünmezliğini kaybeder. Bu kayıp her zaman bir bedeldir. Soru, bedelin karşılığında ne alındığıdır.

Bir bozulmanın karşılığı genellikle üç şeyden biridir. Bir anlam: bir karakterin bir karar verdiği, bir ilişkinin tersine döndüğü, bir dünyanın çözüldüğü. Bir duygu: bir şok, bir başdönmesi, bir rahatsızlık, bir yakınlık. Ya da bir mesafe: seyircinin filmin bir film olduğunu hatırlaması, olaylara içeriden değil dışarıdan bakması.

Seyircinin bozulmada bir anlam görebilmesi, önce kuralı tanımasına bağlıdır. Bir film eksenini hiç kurmamışsa, eksen atlaması bir şey söylemez; seyirci yalnızca yönünü kaybeder. Bir film yönü sahneler boyunca tutarlı biçimde korumuşsa, tek bir yön değişikliği güçlü bir işaret olur.

Yaygın yanlış"Kuralı bozmak cesarettir; kurala uymak sıradanlıktır."
Doğrusu

Bir kuralın bozulması kendi başına ne cesaret ne yenilik taşır. Bozulma ancak bir şey kazandırdığında bir tercih olur; hiçbir şey kazandırmıyorsa yalnızca bir kayıptır. Süreklilik kurallarına sıkı sıkıya uyan pek çok film son derece cesur şeyler söyler, kuralları bozan pek çok film ise hiçbir şey söylemez. Cesaret, kuralın kendisinde değil, onunla ne yapıldığında aranır.

Mekanizma

Dört soru

Bir bozulmayı değerlendirmek için dört soru sorulabilir.

Birincisi, bu kural burada neyi koruyordu? Uzamı mı, zamanı mı, dikkati mi, kesmenin görünmezliğini mi? Bu soru, bozulmanın bedelini adlandırır.

İkincisi, bozulma karşılığında ne veriyor? Bir anlam mı, bir duygu mu, bir mesafe mi? Hiçbiri değilse, bozulmanın bir gerekçesi yoktur.

Üçüncüsü, seyirci bozulmayı bir anlam olarak okuyabilir mi? Kural daha önce kurulmuş mu? Bozulma bir replikle, bir olayla, bir müzik değişimiyle işaretlenmiş mi? Yoksa seyirci onu bir hatadan ayırt edemeyecek mi?

Dördüncüsü, bozulma tutarlı mı? Film bu bozulmayı bir düzen olarak mı kuruyor, yoksa bir kez, rastgele mi yapıyor? Tutarlı bir bozulma yeni bir kural olur ve seyirci ona alışır; rastgele bir bozulma her seferinde bir sarsıntı olarak kalır.

Kural kurmak, sonra bozmak

Bir bozulmanın gücü, ondan önceki tutarlılığın uzunluğuyla orantılıdır. Seyirci bir kurala ne kadar uzun süre alışmışsa, o kural bozulduğunda o kadar güçlü hisseder. Etkili bozulmaların çoğu bu nedenle, filmin ya da sahnenin büyük bölümünde kuralın titizlikle uygulanmasından sonra gelir.

Bir üslup olarak bozmak

Bazı filmler süreklilik kurallarını bir sahnede değil, bütün film boyunca, bir üslup olarak bozar. Bu filmlerde bozulma bir istisna değil, filmin dilidir ve seyirci ilk dakikalarda bu dile alışır.

Bu modülün ilk dersinde gördüğümüz Ozu'nun karşılıklı planları bunun bir örneğiydi: Ozu klasik ekseni bozuyordu, ama her filminde aynı biçimde, aynı tutarlılıkla. Seyircinin karşısındaki bir hata değil, bir uzam anlayışıydı.

Kurgu odasında

Kader'in kırk yedi maddelik listesine dönelim. Kader her maddeye dört soruyu soruyor ve maddeleri üç gruba ayırıyor.

Birinci grupta, dört soruya da cevap veren on bir bozulma var. Bunların çoğu filmin iki dönüm noktasında toplanıyor: kadın kahramanın kocasının yalanını fark ettiği akşam yemeği ve ikisinin son kavgası. Kader bunlara dokunmuyor; sorunları kendilerinde değil, öbür otuz altısının arasında kaybolmalarında.

İkinci grupta, bir şey kazandıran ama okunamayan ya da tutarsız on dört bozulma var. Kader bunları ya güçlendiriyor ya da taşıyor. Örneğin bir yürüyüş sahnesinde kadın yön değiştiriyor ama bu değişiklik hiçbir şeye bağlanmıyor. Kader yön değişikliğini, kadının telefonuna gelen bir mesajı okuduğu kareye, mesajın ekranda göründüğü planın hemen ardına taşıyor. Yön değişikliği artık bir kararın işareti. Bir başka sahnede bir eksen atlaması bir repliğin ortasına düşüyor; Kader onu sekiz kare geri alıp replikten önceki duraklamaya yerleştiriyor.

Üçüncü grupta, hiçbir şey kazandırmayan yirmi iki bozulma var. Bunların çoğu çekim sırasında kamera konumu hesaplanmadan yapılmış ve seyirciye yalnızca yönünü kaybettiriyor. Kader bunları bu modülün araçlarıyla düzeltiyor: eksen üstü planlar, araya giren tepki planları, kadraj içi büyütme, yatay çevirme, kesme karesini birkaç kare kaydırma.

Yeni kurguda kırk yedi bozulmanın yirmi beşi kalıyor. Kader filmi yönetmenle yeniden izliyor. İlk dönüm noktasına geldiklerinde, akşam yemeğinde eksen atlandığında yönetmen sandalyesinde doğruluyor. Film ilk kez bozulduğu yerde bozuluyor. Yönetmen kurgu odasından çıkarken başka bir şey söylüyor: "Kuralları sevmemiştim. Meğer onları kullanmayı sevmiyormuşum."

Usta katmanı

Deneyimli kurgucular bir kuralı bozarken çoğu zaman bir şey daha sorar: bozulma seyirciyi filmin içine mi çekiyor, yoksa dışına mı itiyor? İkisi de meşru olabilir. Bazı bozulmalar seyirciyi karakterin içine sokar: karakterin yönünü kaybettiği bir anda seyirci de kaybolur. Bazıları seyirciyi dışarı iter: görünür bir kesme, bir kameraya bakış, seyirciye izlediği şeyin bir film olduğunu hatırlatır. Kurgucunun bunun hangisini istediğini bilmesi gerekir.

Bazen bir bozulmanın bilerek mi yapıldığı, yoksa bir hata mı olduğu filmin kendisinden kesin olarak anlaşılamaz. Bu belirsizlik bazı filmlerde tartışmanın konusu olur.

Cinnet tartışması bir şeyi gösteriyor: seyirci için bilerek yapılmış bir bozulma ile kazara olmuş bir bozulma arasındaki fark, ancak bozulmanın filmin geri kalanıyla tutarlı bir anlam üretip üretmediğinde ortaya çıkar. Kurgucu bu farkı kendi filminde belirsiz bırakmamalıdır.

Yaygın yanlış"Seyirci bir bozulmayı fark etmiyorsa, o bozulma bir şey yapmıyordur."
Doğrusu

Pek çok bozulma bilinçli olarak fark edilmez ama bir duygu bırakır: bir rahatsızlık, bir tekinsizlik, bir sarsıntı. Seyircinin "burada eksen atlandı" demesi gerekmez; yönünü bir an kaybettiğini hissetmesi yeterlidir. Kurgucu bir bozulmanın etkisini, seyircinin ne söylediğine değil, ne hissettiğine bakarak değerlendirir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Her süreklilik kuralı seyirciye bir hizmet sunar: uzamı, zamanı, dikkatin yönünü ya da kesmenin görünmezliğini korur. Bir kural bozulduğunda bu hizmet geri çekilir ve bu her zaman bir bedeldir. Bozulmanın karşılığı bir anlam, bir duygu ya da bir mesafe olabilir; hiçbiri değilse, bozulma yalnızca bir kayıptır.

Bir bozulmayı değerlendirmek için dört soru sorulur: kural neyi koruyordu, bozulma ne veriyor, seyirci onu okuyabilir mi, tutarlı mı? Bir bozulmanın gücü ondan önceki tutarlılığın uzunluğuyla orantılıdır. Bir film kuralları bir üslup olarak, tutarlı biçimde bozabilir ve seyirci bu yeni dile alışır. Bozulmanın bedeli bazen bir yüzün kaybolmasıdır ve bu bedel, üslubun korunduğu ama yüzlerin okunur kaldığı bir çözümle karşılanabilir.

Bozulma seyirciyi karakterin içine çekebilir ya da filmin dışına itebilir; kurgucu hangisini istediğini bilmelidir. Seyirci bir bozulmayı bilinçli olarak fark etmese de onun bıraktığı duyguyu taşır. Bir bozulmayı savunamayan kurgucu onu bozmamış, yalnızca kaybetmiştir.

Sonraki derse köprü

Kader'in listesindeki yirmi iki maddenin hiçbiri bir şey kazandırmıyordu ve Kader her birinde bir şeyin yanlış gittiğini hissetmişti. Ama bir hissi düzeltmek için önce adını koymak gerekir. Bir sahne kafa karıştırdığında sorun bazen eksenden, bazen bir bakışın ıskalanmasından, bazen bir hareketin iki kez görünmesinden, bazen de masadaki bir bardaktan gelir ve her birinin çaresi farklıdır. Kafa karıştıran bir sahnede sorunun eksen, bakış, hareket ya da konum devamlılığından hangisinden geldiğini teşhis etmek, M03-D09 "Süreklilik sorununu teşhis etmek" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.