İçeriğe geç

M02-D10

Doğrusal olmayan kurgu devrimi

Fiziksel film kurgusundan dijital kurguya geçişin karar verme hızını, deneme maliyetini ve çalışma düzenini nasıl değiştirdiğini açıklar.

Kurgu Akademisi — M02, Kurgunun tarihi ve kuramları · 2.513 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sinemanın ilk seksen yılında kurgu, film şeridinin fiziksel olarak kesilip yapıştırılmasıydı. Her kesme şeride dokunuyor, her değişiklik zaman alıyordu; kurgucular kesmeden önce uzun uzun düşünürdü. Kenar numaraları, bugünkü zaman kodunun film şeridindeki atasıydı.

Bant kurgusu doğrusaldı: kurgu baştan sona kurulduğu için ortadaki bir değişiklik, ardından gelen her şeyin yeniden kaydedilmesini gerektiriyordu. Seksenli yılların sonunda yaygınlaşan doğrusal olmayan sistemler, herhangi bir noktaya anında erişimi ve özgün malzemeye dokunmayan, yıkıcı olmayan kurguyu getirdi.

Dijital kurgu deneme maliyetini düşürdü ama karar vermeyi zorlaştırabildi; sürümler çoğaldı, kesinlik azaldı. Dijital renk düzeltme bir yüzü ayrı olarak ayarlamayı mümkün kıldı; bu imkân, eski filmlerde silinmiş yüzleri geri getirebilir ama bir restorasyonun sınırını da sorgulatır. Hız aracın değil, kurgucunun tercihidir. Fiziksel kurgunun en kalıcı mirası bir alışkanlıktır: kesmeden önce izlemek.

Açılış sahnesi

Necmi seksenli yıllarda kurgucu olarak çalışmaya başlamış, şimdi bir sinema okulunda ders veriyor. Öğrencilerine bir film parçası getirmiş: on altı milimetrelik bir film şeridi, iki makara, bir yapıştırma presi ve bir rulo şeffaf bant.

Öğrencilerden birine bir sahneyi kesmesini söylüyor: bir kapının açıldığı plan ile odaya giren kadının planı arasında. Öğrenci şeridi ışığa tutuyor, kadının ayağının eşiğe değdiği kareyi buluyor, makası alıyor ve kesiyor. Sonra öteki planı arıyor; makaranın içinde, elle sararak. On dakika sonra iki parçayı bantla birleştiriyor ve şeridi göstericiye takıyor.

Kesme bir kare geç. Kadının ayağı ikinci planda bir kez daha eşiğe değiyor.

Öğrenci bandı söküp yeniden kesmek istiyor. Necmi ona bir şey gösteriyor: bant söküldüğünde iki ucun kenarları hafifçe zarar görmüş; yeniden yapıştırıldığında birleşme yeri bir parça görünür kalacak. "Bizim zamanımızda," diyor Necmi, "bir kesmeyi her değiştirdiğinde filmin kendisine dokunurdun. Bu yüzden kesmeden önce çok düşünürdük."

Aynı sahneyi bir öğrenci dizüstü bilgisayarında, kurgu yazılımında kesiyor. Kesmeyi kırk saniyede yapıyor, bir kare geri alıyor, bir kare ileri alıyor, üç farklı sürümünü kaydediyor ve hiçbiri özgün dosyaya dokunmuyor. Necmi ekrana bakıyor ve gülümsüyor. "Size kolaylık verildi," diyor. "Ama düşünme süresi de elinizden alındı."

Bu derste ne olacak

Necmi'nin bant rulosu ile öğrencisinin dizüstü bilgisayarı arasında otuz yıl ve bir mesleğin bütün alışkanlıkları duruyor. Bu ders o otuz yılı anlatıyor.

Fiziksel film kurgusunun nasıl çalıştığından başlayacağız: şeridin, makasın ve yapıştırıcının kurgucunun kararlarını nasıl biçimlendirdiğini göreceğiz.

Elektronik bant kurgusunun neden "doğrusal" olarak anıldığını, bu doğrusallığın kurgucuyu neyle sınırladığını ve ilk bilgisayarlı sistemlerin bu sınırı nasıl kırmaya çalıştığını izleyeceğiz.

Ardından ekranda sınırsız denemenin kurgucunun düşünme biçimini, ekibin işbölümünü ve hatta bir yüzün renkte nasıl ele alınabildiğini nasıl dönüştürdüğünü göreceğiz; kazanılanla birlikte kaybedileni de sayarak.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri, araçların tarihi ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Sinemanın ilk seksen yılı boyunca kurgu, film şeridinin fiziksel olarak kesilip birleştirilmesiydi. Kurgucu şeridi ışığa tutarak, sonra masa üstü göstericilerle izleyerek kesme noktasını bulur, makasla ya da bir kesme presiyle şeridi keser ve iki ucu yapıştırırdı. Kesilen parçalar çoğu zaman bir kutunun içine, bir askıya asılarak saklanırdı; bir sahnenin bütün denemeleri, kurgucunun elinin uzanabileceği yerde, fiziksel nesneler olarak dururdu.

Bu fiziksellik, kurgu kararlarını doğrudan biçimlendiriyordu. Bir kesmeyi değiştirmek zaman alıyordu ve şeride zarar verebiliyordu. Eski yapıştırma yöntemlerinde iki parçanın üst üste bindirilmesi gerektiğinden, bir kesmeyi yeniden yapmak bazen bir kareye mal oluyordu. Kurgucular bu yüzden kesmeden önce uzun uzun izler, düşünür, sonra keserdi.

Kurgucunun kesip yapıştırdığı şerit, özgün negatif değildi; negatiften basılmış bir çalışma kopyasıydı. Kurgu bittiğinde, kenar numaraları kullanılarak negatif aynı noktalardan kesiliyor ve gösterim kopyaları bu kesilmiş negatiften basılıyordu. Bu süreç geri dönüşü zor bir son adımdı.

Yaygın yanlış"Fiziksel film kurgusu ilkel bir yöntemdi ve dijital kurgu onu her yönden aştı."
Doğrusu

Dijital kurgu deneme maliyetini büyük ölçüde düşürdü ve kurgucuya muazzam bir esneklik kazandırdı. Ama fiziksel kurgunun yavaşlığı, kurgucuyu kesmeden önce uzun uzun düşünmeye zorluyordu ve pek çok usta kurgucu bu zorunluluğun kurgu kararlarını derinleştirdiğini anlatır. Bir araç diğerinden daha hızlı olabilir; daha iyi düşünmeyi kendiliğinden getirmez.

Mekanizma

Bant kurgusu ve doğrusallığın sınırı

Televizyonun yükselişiyle birlikte görüntüler film şeridinin yanında manyetik bantlara da kaydedilmeye başlandı. Bant fiziksel olarak kesilip yapıştırılabiliyordu ama bu zor ve riskliydi. Bunun yerine bir yöntem yaygınlaştı: kaynak banttaki istenen bölümler, sırasıyla bir başka banta kopyalanarak kurgu oluşturuluyordu.

Bu yöntemin bir sınırı vardı ve adı bu sınırdan geliyordu. Kurgu bandın başından sonuna doğru, sırayla kuruluyordu. Filmin ortasındaki bir planı iki saniye uzatmak istediğinizde, o plandan sonraki her şeyi yeniden kopyalamanız gerekiyordu; çünkü bant üzerinde araya bir şey sıkıştırmanın yolu yoktu.

İlk sıçramalar

Bilgisayarın kurgu odasına girişi tek bir anda olmadı. Yetmişli yılların başında, görüntülerin bilgisayarla rastgele erişilebilir biçimde saklandığı ilk deneysel sistemler geliştirildi; ama bunlar son derece pahalı, kapasiteleri çok sınırlıydı. Seksenli yıllarda bazı film şirketleri, görüntülerin optik disklerde saklandığı sistemler denedi; bu sistemler de yaygınlaşamadı.

Dönüm noktası, seksenli yılların sonunda geldi. Görüntülerin bilgisayarın sabit diskine sıkıştırılmış olarak aktarıldığı ve kurgucunun herhangi bir plana herhangi bir anda ulaşabildiği sistemler piyasaya çıktı. Bu sistemlerin ilk sürümleri düşük görüntü kalitesiyle çalışıyordu, ama kurgu kararları için yeterliydi.

Bu sistemlerin getirdiği bir başka büyük değişiklik, kurgunun özgün malzemeye dokunmamasıydı. Kurgucu bir kesme yaptığında, yazılım yalnız hangi dosyanın hangi karesinden hangi karesine kadar kullanılacağını kaydediyordu. Özgün dosya hiç değişmiyordu. Bir kesmeyi geri almak, bir listede bir satırı değiştirmekti.

Kurgu odasında

Dijital kurgu, kurgu odasındaki kare düzeyindeki işi kökten değiştirdi. Necmi'nin öğrencisinin bir kare geç yaptığı kesme, dijital bir zaman çizelgesinde tek bir tuşla düzeltilir: kesme bir kare geri alınır, oynatılır, beğenilmezse bir kare daha. Aynı kesme on kez, her seferinde bir kare oynatılarak denenebilir; hiçbir şey zarar görmez.

Bu kolaylık, kesme noktasının seçimini deneysel bir işe dönüştürdü. Fiziksel kurguda kurgucu, kesmeden önce kare kare izleyip zihninde kesmeyi kurardı. Dijital kurguda kurgucu kesmeyi yapar, izler, değiştirir; zihinde kurmak yerine ekranda dener. İki yöntemin de güçlü yanları vardır: birincisi düşünceyi derinleştirir, ikincisi denemeyi çoğaltır.

Dijital kurgunun bir başka sonucu, kurgu odasındaki işbölümünün değişmesidir. Fiziksel kurguda kurgu asistanları şeridi senkronlar, kenar numaralarını kaydeder, kesilen parçaları düzenler ve kurgucunun istediği planı bulurdu; bu iş zaman ve el becerisi gerektiriyordu. Dijital kurguda bu işlerin bir kısmı yazılıma geçti, bir kısmı veri yönetimine dönüştü. Asistanın işi değişti ama ortadan kalkmadı; birinci modülde çizdiğimiz iş akışı haritasının yeni durakları, bu değişimin sonucudur.

Dijital zincirin, renk ve ten tonu açısından da bir sonucu oldu. Fiziksel film döneminde renk ayarı, bir laboratuvarda bütün plana uygulanan sınırlı ışık ve renk değişiklikleriyle yapılırdı; bir yüzün ayrı olarak düzeltilmesi neredeyse imkânsızdı. Dijital renk düzeltme, bir planın içindeki tek bir bölgenin, tek bir yüzün ayrı olarak ayarlanabilmesini mümkün kıldı. Önceki derslerde kurgucuların renk ekibinden yüzlere ayrı düzeltme istediği bütün durumlar, bu dijital imkâna dayanır.

Usta katmanı

Doğrusal olmayan kurgu, kurgu odasını otuz yılda baştan sona değiştirdi. Bu dönüşümü yaşamış ya da onu izleyen kurgucular, üç inceliğe dikkat çeker.

İlki, deneme maliyetinin düşmesinin karar maliyetini artırmasıdır. Fiziksel kurguda bir kesmeyi değiştirmek pahalı olduğu için, kurgucu bir karara bağlı kalırdı. Dijital kurguda her karar kolayca geri alınabildiği için, kararlar sürekli yeniden açılır. Sertaç'ın yönetmeninde gördüğümüz bu durum, pek çok kurgu odasının gündelik sorunudur. Sınırsız seçenek, bir projeyi bitirmeyi zorlaştırabilir.

İkincisi, yeni aracın kesme sıklığını nasıl etkilediğidir. Önceki derste gördüğümüz hızlanmanın nedenlerinden biri olarak dijital kurgu sık sık anılır: kesme yapmak kolaylaştıkça daha çok kesme yapıldı.

Yaygın yanlış"Dijital kurgu filmleri daha hızlı kesilmiş hâle getirdi."
Doğrusu

Bir araç bir kararı kolaylaştırabilir ama o kararı vermez. Plan süreleri dijital kurgudan önce de kısalıyordu ve dijital sistemlerle çalışan pek çok kurgucu uzun planlı, yavaş ritimli filmler kurguladı. Hız, aracın değil, kurgucunun ve döneminin tercihidir.

Üçüncüsü, fiziksel kurgunun bıraktığı mirastır. Dijital yazılımların pek çok kavramı film şeridinden gelir: klasörlerin adı, kesme ve yapıştırma işlemleri, zaman çizelgesindeki izler, hatta bazı yazılımlardaki küçük makas simgeleri. Bu miras yalnız bir sözlük değil, bir düşünme biçimidir. Kesmeden önce izlemek, malzemeyi elinin altında düzenli tutmak, her kesmenin geri dönüşü olan bir karar olduğunu bilmek; bunlar film şeridiyle çalışan kurgucuların dijital çağa bıraktığı alışkanlıklardır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sinemanın ilk seksen yılında kurgu, film şeridinin fiziksel olarak kesilip yapıştırılmasıydı. Her kesme şeride dokunuyor, her değişiklik zaman alıyordu; kurgucular kesmeden önce uzun uzun düşünürdü. Kenar numaraları, bugünkü zaman kodunun film şeridindeki atasıydı.

Bant kurgusu doğrusaldı: kurgu baştan sona kurulduğu için ortadaki bir değişiklik, ardından gelen her şeyin yeniden kaydedilmesini gerektiriyordu. Seksenli yılların sonunda yaygınlaşan doğrusal olmayan sistemler, herhangi bir noktaya anında erişimi ve özgün malzemeye dokunmayan, yıkıcı olmayan kurguyu getirdi.

Dijital kurgu deneme maliyetini düşürdü ama karar vermeyi zorlaştırabildi; sürümler çoğaldı, kesinlik azaldı. Dijital renk düzeltme bir yüzü ayrı olarak ayarlamayı mümkün kıldı; bu imkân, eski filmlerde silinmiş yüzleri geri getirebilir ama bir restorasyonun sınırını da sorgulatır. Hız aracın değil, kurgucunun tercihidir. Fiziksel kurgunun en kalıcı mirası bir alışkanlıktır: kesmeden önce izlemek.

Sonraki derse köprü

Hazal'ın restore ettiği yetmişli yıllar filmi, bu derste anlatılan dönüşümün Türkiye'deki bir yüzüydü. Türkiye sinemasında kurgu, Yeşilçam'ın hızlı üretim düzeninden bugünkü dizi endüstrisine kadar kendine özgü koşullarda gelişti. Bu gelişimin dönemlerini ve çalışma koşullarını belgelenmiş kaynaklara dayanarak anlatmak, ikinci modülün son dersi olan M02-D11 "Türkiye'de kurgu geleneği" dersinin işi olacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.