İçeriğe geç

M02-D09

Yoğunlaşmış süreklilik ve hızlanan kesme

Ortalama plan süresinin onlarca yıl içinde kısalmasını ölçüm verisiyle okur ve bunun süreklilik ilkelerini nasıl değiştirdiğini açıklar.

Kurgu Akademisi — M02, Kurgunun tarihi ve kuramları · 2.447 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Ortalama plan süresi, bir filmin ne kadar sık kesildiğini özetleyen basit bir ölçüdür ve onlarca yıllık ölçümler, Amerikan ana akım sinemasında planların yüzyılın ortasından itibaren giderek kısaldığını tutarlı biçimde gösterir. Eğilim sağlamdır; kesin rakamlar örnekleme ve yönteme göre değişir.

David Bordwell bu değişimi yoğunlaşmış süreklilik olarak adlandırdı: süreklilik sisteminin kuralları korundu, ama daha hızlı kurgu, daha yakın planlar, daha uç objektifler ve sürekli hareket eden bir kamerayla uygulandı. Uzam artık geniş planlarla değil, bakışların ve hareketlerin tutarlılığıyla kuruluyor.

Hızın bir sınırı olup olmadığı tartışmalıdır. Sorun planların kısalığı değil, uzamın kaybolmasıdır; aynı ortalama süreyle hem okunur hem okunmaz sahneler kurulabilir. Kurgu odasında hız bir alışkanlık değil bir karar olmalıdır: ölçülmeli, dağılımına bakılmalı, bilerek bozulduğunda en güçlü anları üretebileceği hatırlanmalıdır. Hızlı bir ritimde her yüzün okunması için gereken süre aynı değildir; eşit hız, eşit okunurluk demek değildir.

Açılış sahnesi

Gönül bir sinema okulunda kurgu dersi veriyor ve öğrencilerine iki sahne izletiyor. İkisi de bir restoranda iki kişinin tartıştığı birer sahne, ikisi de yaklaşık üç dakika. Biri bin dokuz yüz elli yıllardan bir Amerikan filminden, öteki son yıllarda çekilmiş bir diziden.

Gönül öğrencilerden kesmeleri saymalarını istiyor. Eski filmdeki sahnede on dokuz kesme var. Yeni dizideki sahnede yetmiş üç.

Öğrencilerden biri hemen bir yorum yapıyor: "Eski film yavaş." Gönül ona sahnenin gerilimini soruyor. Öğrenci bir süre düşünüp itiraf ediyor: eski sahne daha gergindi. Uzun planlarda iki oyuncunun birbirine yaklaşıp uzaklaşması, aralarındaki masanın bir sınır gibi durması, her şeyi taşıyordu. Yeni dizideki sahnede ise kamera neredeyse hiç durmuyordu, yüzler kadrajı dolduruyordu ve kesmeler bir tartışmanın her nefesini izliyordu. Hızlıydı, yoğundu. Ama öğrenci tartışmanın ne hakkında olduğunu tam hatırlayamıyor.

Gönül tahtaya bir soru yazıyor: Yetmiş yılda kesmeler neden bu kadar sıklaştı, ve bu sıklaşma bize ne kazandırdı, neyi kaybettirdi?

Bu derste ne olacak

Gönül'ün öğrencileri yetmiş üç kesmeyi kolayca kabul etti, on dokuz kesmeyi ise yavaş buldu. Gözleri, büyüdükleri ekranların hızına göre ayarlanmış. Bu alışkanlık yetmiş yıllık bir değişimin sonucu ve bu değişim ölçülebiliyor.

İlk adım, sinema araştırmacılarının bu değişimi nasıl ölçtüğünü ve ne bulduğunu görmek. Rakamları, kendi sınırlarıyla birlikte, dikkatle okuyacağız.

İkinci adım, bu hızlanmanın süreklilik sistemini nasıl dönüştürdüğü. Bir araştırmacının "yoğunlaşmış süreklilik" dediği şey, eski sistemi yıkmadı, onun kurallarını sıkıştırdı.

Üçüncü adım bir tartışma: hızlanmanın bir sınırı var mı, ve aşıldığında ne olur?

Kurgu odasında kendi sekanslarımızın ritmini ölçeceğiz ve sıklığı bilinçli olarak seçilen bir değer gibi ele alacağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri, araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Bir filmin ne kadar sık kesildiğini ölçmenin basit bir yolu vardır: filmin toplam süresini plan sayısına bölmek. Sonuç, bir planın ortalama olarak kaç saniye sürdüğünü verir. Bu ölçüm yedinci derste kurgu okumasını anlatırken anılan araştırmacının, Barry Salt'ın, öncülük ettiği bir yöntemdir ve sonraki on yıllarda pek çok araştırmacı binlerce film üzerinde benzer ölçümler yaptı. Ölçümün nasıl yapıldığı ve nerede yanılttığı altıncı modülde ayrı bir ders olarak işlenecek. Burada yalnız bulgulara bakacağız.

Bu ölçümlerin genel tablosu tutarlıdır: Amerikan ana akım sinemasında planlar yirminci yüzyılın ortasından itibaren giderek kısaldı.

Bu kısalmanın tek bir nedeni yoktur. Televizyonun, reklamların ve müzik videolarının görsel dilinin sinemaya geçmesi, kurgu teknolojisinin değişmesi, birden çok kamerayla çekimin yaygınlaşması, filmlerin ev ekranlarında izlenmeye başlaması, hepsi birden etkili oldu. Bir sonraki ders bu nedenlerden birini, dijital kurgunun doğuşunu, ayrıntılı olarak ele alacak.

Yaygın yanlış"Kesmeler hızlandıkça filmler daha heyecanlı oldu."
Doğrusu

Plan sürelerinin kısalması ile seyircinin hissettiği heyecan aynı şey değildir. Gönül'ün öğrencisinin fark ettiği gibi, uzun planlarla kurulmuş bir sahne daha gergin olabilir. Kesme sıklığı bir araçtır; heyecanı onun nasıl kullanıldığı belirler.

Mekanizma

Yoğunlaşmış süreklilik

Bordwell, hızlanan kesmenin süreklilik sistemini yıkmadığını, onu yoğunlaştırdığını savundu. Eski sistemin kuralları hâlâ geçerliydi: eksen korunuyordu, bakışlar eşleşiyordu, hareket kesmelerle akıyordu. Ama bu kurallar çok daha sık ve çok daha yakın planlarla uygulanıyordu.

Bordwell bu üslubun dört belirgin özelliğini saydı. Birincisi daha hızlı kurguydu. İkincisi, objektif seçimlerinin uçlara kaymasıydı: bir yanda çok geniş açılı, öbür yanda çok dar açılı objektifler. Üçüncüsü, diyalog sahnelerinde planların çok daha yakın olmasıydı; iki kişilik geniş planlar azaldı, yüzler kadrajı doldurmaya başladı. Dördüncüsü, kameranın sürekli hareket etmesiydi; sabit bir plan bile çoğu zaman hafif bir kaymayla çekiliyordu.

Yoğunlaşmış sürekliliğin dikkat çekici bir sonucu vardır: eski sistemde uzamı geniş planlar ve kuruluş planları kurardı; yeni üslupta ise uzam, bakış yönleri ve ses yoluyla, seyircinin zihninde kurulmaya bırakılır. Seyirci odanın tamamını hiç görmez; ama bakışların ve hareketlerin tutarlılığı sayesinde onu kafasında kurar. Bu, eski sistemin kurallarının ne kadar derinden öğrenildiğini gösterir: kurallar artık görülmeden işler.

Hızın bir sınırı var mı

Hızlanan kesmenin bir sınırı olup olmadığı, son yirmi yılda kurgucular ve eleştirmenler arasında canlı bir tartışma konusu oldu. Bazı aksiyon filmlerinde kesmeler o kadar sıklaştı ve planlar o kadar parçalandı ki, seyircinin kimin kime ne yaptığını takip edemediği söylendi.

Barlas'ın denemesi, tartışmanın özünü gösterir. Sorun planların kısalığı değil, uzamın kaybolmasıdır. Hızlı bir sekans, süreklilik sisteminin uzamı koruyan araçlarını bırakmadığı sürece okunur kalabilir. Bu araçlar bırakıldığında ise yavaş bir sekans bile kafa karıştırır.

Dikkat ve plan süresi

Bazı araştırmacılar plan sürelerinin kısalmasını yalnız ortalamalar üzerinden değil, planların süreleri arasındaki örüntüler üzerinden de inceledi. Bu çalışmalar, filmlerin kurgu ritminin zaman içinde insan dikkatinin doğal dalgalanmalarına daha çok benzer hâle geldiğini öne sürdü.

Kurgu odasında

Hızlanan kesmenin kurgu odasındaki karşılığı, sıklığı bir karar olarak ele almaktır. Bu kararı vermek için önce ölçmek gerekir.

Bir sahnenin kesme sıklığını ölçmek basittir: sahnenin süresini kare cinsinden bulun ve plan sayısına bölün. Kutay'ın mutfak sahnesi dört bin beş yüz kare, yirmi beş karelik bir projede üç dakika, ve otuz altı plandan oluşuyor. Ortalama plan yüz yirmi beş kare, beş saniye. Kutay'ın ilk kurgusunda ise aynı sahne seksen plandı ve ortalama elli altı kareye, iki saniyenin biraz üstüne inmişti.

Ama ortalama tek başına yanıltıcıdır. Kutay sahnenin içindeki plan sürelerini bir liste olarak yazıyor ve bir örüntü görüyor: sahnenin ilk dakikasında planlar uzun, ortasında kardeşlerin tartışmaya başladığı yerde aniden kısalıyor, sonunda biri mutfaktan çıktığında yeniden uzuyor. Ortalama aynı kalsa bile, bu dağılım sahnenin dramatik eğrisini taşıyor.

Bir sekansın ritmini kurarken deneyimli kurgucuların sık başvurduğu bir yöntem, kesme sıklığını sahnenin duygusal yoğunluğuyla birlikte çizmektir. Yoğunluğun arttığı yerde planlar kısalır, azaldığı yerde uzar. Bu bir kural değil, bir eğilimdir; ve en etkili anlar çoğu zaman bu eğilimin bilerek bozulduğu yerlerdir: tam en yoğun anda uzun bir plana kalmak, seyirciyi o anla yüz yüze bırakır.

Yoğunlaşmış sürekliliğin yakın planları bir ten tonu sorununu da büyütür. Diyalog sahneleri yüzlerin çok yakın planlarıyla kurulduğunda, ışık her yüzün kendi ayrıntısını taşıyabilmelidir. Hızlı kurguda ise bir yüzün okunması için kalan süre kısalır.

Usta katmanı

Hızlanan kesme bugün ana akım filmlerin ve dizilerin varsayılan dilidir. Kurgucular bu dilin içinde çalışırken üç inceliği gözetir.

İlki, hızın bilerek seçilmesidir. Pek çok kurgucu bir projeye başladığında, farkında olmadan döneminin ortalama hızına uyar. Bu hız bazı sahnelere hizmet eder, bazılarını boğar. Hızın bilinçli bir karar olması için, kurgucunun ara sıra kendi kurgusunu ölçmesi ve bir sahnenin neden o hızda olduğunu kendine sorması gerekir.

İkincisi, ölçümün sınırıdır. Ortalama plan süresi bir filmin ya da bir sahnenin kurgu yoğunluğunu özetler, ama bir planın içinde ne olduğunu söylemez. Hareketin çok olduğu uzun bir plan hızlı hissettirebilir; durağan kısa planlar ağır hissettirebilir. Sayılar bir sahneyi anlamak için iyi bir başlangıçtır, ama sahnenin kendisinin yerine geçmez. Yedinci derste kurgu okuması için söylediğimiz şey burada da geçerlidir.

Yaygın yanlış"Ortalama plan süresi bir filmin ne kadar iyi kurgulandığını gösterir."
Doğrusu

Ortalama plan süresi bir filmin kesme sıklığını gösterir; kalitesini göstermez. Aynı ortalamaya sahip iki film, biri ustaca biri özensiz kurgulanmış olabilir. Ölçüm bir tanı aracıdır, bir not değil.

Üçüncüsü, hız ile yorgunluk arasındaki ilişkidir. Çok hızlı kurgulanmış bir film, sahne sahne heyecanlı olabilir ama bir bütün olarak seyirciyi yorabilir. Uzun bir filmde ya da bir dizinin bütün sezonunda, kurgucu hızın yalnız sahne içindeki etkisini değil, bütüne yayılan yükünü de hesaba katmalıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Ortalama plan süresi, bir filmin ne kadar sık kesildiğini özetleyen basit bir ölçüdür ve onlarca yıllık ölçümler, Amerikan ana akım sinemasında planların yüzyılın ortasından itibaren giderek kısaldığını tutarlı biçimde gösterir. Eğilim sağlamdır; kesin rakamlar örnekleme ve yönteme göre değişir.

David Bordwell bu değişimi yoğunlaşmış süreklilik olarak adlandırdı: süreklilik sisteminin kuralları korundu, ama daha hızlı kurgu, daha yakın planlar, daha uç objektifler ve sürekli hareket eden bir kamerayla uygulandı. Uzam artık geniş planlarla değil, bakışların ve hareketlerin tutarlılığıyla kuruluyor.

Hızın bir sınırı olup olmadığı tartışmalıdır. Sorun planların kısalığı değil, uzamın kaybolmasıdır; aynı ortalama süreyle hem okunur hem okunmaz sahneler kurulabilir. Kurgu odasında hız bir alışkanlık değil bir karar olmalıdır: ölçülmeli, dağılımına bakılmalı, bilerek bozulduğunda en güçlü anları üretebileceği hatırlanmalıdır. Hızlı bir ritimde her yüzün okunması için gereken süre aynı değildir; eşit hız, eşit okunurluk demek değildir.

Sonraki derse köprü

Hızlanan kesmenin pek çok nedeni vardı, ama bunlardan biri kurgu odasının kendisinde yaşandı. Fiziksel film şeridini makasla kesip yapıştırarak çalışan bir kurgucunun bir kesmeyi denemesi ve geri alması zaman alıyordu. Bilgisayarın kurgu odasına girmesiyle bir kesmeyi denemek neredeyse bedava hâle geldi. Bu dönüşümün karar verme hızını, deneme maliyetini ve kurgucunun çalışma düzenini nasıl değiştirdiği, M02-D10 "Doğrusal olmayan kurgu devrimi" dersinin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.