İçeriğe geç

M02-D06

Süreklilik sistemi: görünmez kurgu

Klasik süreklilik sisteminin kesmeyi görünmez kılmak için kullandığı araçları sıralar ve her birinin işlevini açıklar.

Kurgu Akademisi — M02, Kurgunun tarihi ve kuramları · 2.480 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Süreklilik sistemi, Amerikan stüdyo sinemasında kurumsallaşan ve kesmeleri görünmez kılarak uzamın, zamanın ve eylemin kesintisiz algılanmasını sağlayan bir kurgu dilidir. Sistem setteki bir uzmanlığı, senaryo süpervizörünü de doğurdu; çünkü görünmez kesme ancak sistemin kurallarına göre çekilmiş malzemeyle mümkündür.

Sistemin araçları üç işe hizmet eder. Uzamı korur: eksen, bakış yönleri, kadraja giriş ve çıkış, analitik kurgu ve yeniden kuruluş. Zamanı akıtır: harekette kesme, aksesuar ve kostüm devamlılığı, zaman atlamalarının gizlenmesi ya da işaretlenmesi. Dikkati yönlendirir: bakışın hedefine kesmek, sözün gittiği yüze kalmak, ses köprüleri.

Süreklilik bir dildir, bir doğa yasası değildir; kuralları birbirine öncelik tanır ve bilerek bozulduğunda anlam taşır. Görünmezliği bir hikâyeye kapılmayı sağlar ama kurgunun seçimlerini de gizler. Işık ve eşleşme alışkanlıkları tek bir ten tonuna göre kurulmuşsa, sistemin kuralını uygulamak bir yüzü görünmez kılabilir; kurgucu ışığın kime göre kurulduğunu sormalıdır.

Açılış sahnesi

Hilal ilk dizi işinde kurgu asistanı ve kurgucu Oktay ona basit bir görev veriyor: bir restoran sahnesinin ilk kurgusunu yapmak. İki karakter karşılıklı oturuyor, aralarında bir masa, on iki satırlık bir konuşma.

Hilal malzemeyi dizip izliyor ve bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyor ama ne olduğunu söyleyemiyor. Karakterler birbirine bakmıyor gibi; biri sola bakarken öteki de sola bakıyor. Bir planda kadının elindeki çatal tabağın üzerinde, bir sonrakinde havada. Bir yerde kamera masanın öbür yanına geçiyor ve bir an iki karakterin yer değiştirdiği izlenimi doğuyor. Sahnenin sonunda Hilal kendini bir labirentten çıkmış gibi hissediyor.

Oktay sahneyi izliyor ve bir kâğıt alıp yazmaya başlıyor. Yazdıkları bir liste: bakış yönü, eksen, harekette kesme, aksesuar devamlılığı, genişten yakına ilerleme, yeniden kuruluş planı. "Bunların her biri ayrı bir kural gibi görünür," diyor. "Ama hepsi aynı işi yapıyor: seyircinin bir odada olduğunu ve o odanın bir saniye bile dağılmadığını hissetmesini sağlıyor. Bunların hepsine birlikte süreklilik sistemi deniyor."

Hilal listeye bakıyor. Hiçbiri tek başına zor görünmüyor. Ama hepsini aynı anda tutmak, şimdiye kadar yaptığı en zor iş gibi geliyor.

Bu derste ne olacak

Pudovkin'in bağlantı anlayışında her plan bir öncekine yumuşakça ekleniyordu. Amerikan stüdyolarında bu anlayış, kendi kurallarıyla, kendi uzmanlarıyla ve kendi denetim düzeniyle eksiksiz bir sisteme dönüştü. Bu ders o sistemin haritasını çiziyor.

Sistemin amacını ve tarihsel olarak nasıl yerleştiğini kurarak başlayacağız. Oktay'ın listesindeki araçları tek tek ele alıp her birinin seyircinin zihninde hangi işi yaptığını göstereceğiz: uzamı korumak, zamanı akıtmak, dikkati yönlendirmek.

Bu araçların çoğu üçüncü modülde, kurgu odasındaki uygulamalarıyla ayrı ayrı dersler olacak. Burada onları bir bütün olarak, bir dilin parçaları olarak göreceğiz.

Hilal'in restoran sahnesine dönüp sistemi kare kare uygulayacağız. Ardından sistemin bir dil olduğunu, bir doğa yasası olmadığını ve kimin için tasarlandığını sorgulayacağız.

Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.

Sıfır noktası

Yirminci yüzyılın ilk yirmi yılında, Amerikan film yapımı küçük atölyelerden büyük stüdyolara dönüştü. Stüdyolar her yıl yüzlerce film üretiyordu ve bu filmlerin çok farklı ekipler tarafından, çok farklı sırayla çekilip kurgulanması gerekiyordu. Bu üretim düzeni, herkesin aynı dili konuşmasını zorunlu kıldı.

Bu dilin temel ilkesi tek bir cümleyle söylenebilir: seyirci hiçbir zaman nerede olduğunu, kimin kime baktığını ve zamanın nasıl aktığını sormamalıdır. Kesmeler, hikâyeye hizmet ettiği sürece fark edilmemelidir.

Süreklilik sistemi bir kurgu sistemi olduğu kadar bir çekim sistemidir. Kurgucu kesmeyi görünmez kılabilmek için doğru malzemeye ihtiyaç duyar ve bu malzeme sette, sistemin kurallarına göre çekilmiş olmalıdır. Bu yüzden sistem, setteki bir uzmanlığı da doğurdu.

Yaygın yanlış"Süreklilik kurgusu bir doğa yasasıdır; başka türlü kurgu yanlıştır."
Doğrusu

Süreklilik sistemi, stüdyo yapımcılığının seyirciyi hikâyenin içinde tutma isteğinden doğmuş bir dildir. Önceki derslerde gördüğümüz Sovyet montajı ve sonraki derslerde göreceğimiz uzun plan ve atlama kesme gelenekleri, başka amaçlar için başka diller kurdu. Süreklilik kuralları yalnız bu dilin içinde "doğru"dur.

Mekanizma

Oktay'ın listesindeki araçları, yaptıkları işe göre üç grupta toplayabiliriz: uzamı korumak, zamanı akıtmak ve dikkati yönlendirmek.

Uzamı korumak

Seyirci bir sahnede kesmeler boyunca odanın bir haritasını aklında tutar: kim nerede oturuyor, kapı nerede, pencere hangi tarafta. Süreklilik sisteminin ilk görevi bu haritanın bozulmamasıdır.

Bunun en temel aracı, kameranın sahnedeki karakterlerin arasından geçen hayali bir çizginin hep aynı tarafında kalmasıdır. Kamera bu çizgiyi aşarsa, karakterler ekranda yer değiştirmiş gibi görünür. Hilal'in restoran sahnesindeki labirent hissinin bir kaynağı tam buydu. Bu çizginin ne olduğu ve nasıl korunduğu, üçüncü modülün ilk dersinin konusu.

Uzamı koruyan öteki araçlar, karakterlerin bakış yönlerinin birbirini tutması ve bir karakterin kadrajdan çıktığı yön ile bir sonraki planda kadraja girdiği yönün uyumlu olmasıdır. Bunlar da üçüncü modülde ayrı ayrı ele alınacak.

Sahnenin başında genellikle geniş bir planla bütün mekân gösterilir ve ardından planlar giderek yakına iner. Bu yapıya analitik kurgu denir.

Zamanı akıtmak

Süreklilik sisteminin ikinci görevi, zamanın kesmeler boyunca akıyor gibi görünmesidir. Bir karakter bir planda kalkmaya başlıyorsa, bir sonraki planda kalkışın devamını görmeliyiz; hareket iki plana bölünmüş ama tek bir hareket gibi algılanmalıdır. Bu, hareketin ortasında kesmeyle sağlanır.

Aksesuarlar, kostümler, ışık ve hatta bir bardaktaki suyun seviyesi de zamanın akışını taşır. Hilal'in sahnesinde çatalın bir planda tabakta, bir sonrakinde havada olması, seyirciye zamanın geri sarıldığını ya da atladığını söylüyordu. Senaryo süpervizörünün notları, kurgucunun bu tür kopuklukları önceden görmesini sağlar.

Zaman atlandığında ise sistem bu atlamayı gizlemek ya da açıkça işaretlemek için araçlar sunar. Bir ara plan, bir kapı, bir pencereden görünen gökyüzü, atlamayı yumuşatır; bir kararma ya da zincirleme geçiş, atlamayı seyirciye bildirir.

Dikkati yönlendirmek

Süreklilik sisteminin üçüncü görevi, seyircinin her an nereye bakacağını bilmesidir. Bir karakter bir şeye baktığında kesme o şeyi gösterir. Bir karakter konuştuğunda kesme genellikle onun yüzüne gider, ama tepkinin daha önemli olduğu yerde dinleyene. Karşılıklı bir konuşma, iki karakterin planları arasında gidip gelerek kurulur; bu gidip gelme, sistemin en tanıdık biçimlerinden biridir.

Ses de dikkati yönlendirir. Bir karakterin sesi kendi planının sonundan sonra birkaç kare sürer ya da bir sonraki karakterin sesi onun planına erken girer. Bu ses köprüleri, kesmeyi seyircinin kulağında yumuşatır.

Yaygın yanlış"Süreklilik kurgusu, her konuşanı göstermek demektir."
Doğrusu

Süreklilik sistemi seyircinin dikkatini sahnede en önemli olana yönlendirir ve bu her zaman konuşan kişi değildir. Bir cümlenin etkisi dinleyenin yüzündeyse, sistem o yüze gitmeyi gerektirir. Konuşanı izleyen bir kurgu sürekli olabilir, ama sahnenin anlamını kaçırabilir.

Kurgu odasında

Hilal'in restoran sahnesine dönelim ve Oktay'ın listesini kare kare uygulayalım.

İlk adım, kameranın hangi planlarda karakterlerin arasındaki çizginin öbür tarafına geçtiğini bulmak. Hilal bütün planları tek tek açıp kadının bakışının hangi yöne gittiğini not ediyor. On iki planın on birinde kadın ekranın sağına bakıyor; birinde soluna. O plan, kameranın masanın öbür tarafına geçtiği plan. Hilal onu çıkarıyor ve yerine kadının aynı satırı söylediği başka bir açıdan çekilmiş planı koyuyor.

İkinci adım, harekette kesme. Kadının çatalı kaldırdığı anda geniş plandan yakın plana geçiliyor. Hilal kesmeyi önce hareket başlamadan yapıyor; yakın plan çatal tabaktayken başlıyor ve kadının çatalı ikinci kez kaldırdığı görülüyor. Kesmeyi hareketin üçüncü karesine taşıyor; çatal iki planda da yükselirken kesiliyor ve hareket tek bir hareket olarak akıyor. Bunun neden işe yaradığını birinci modülde, kesmenin neden görünmez kaldığını konuşurken görmüştük; burada sistemin bir aracı olarak çalışıyor.

Üçüncü adım, yeniden kuruluş. Sahne geniş planla açılıyor, sonra karşılıklı yakın planlar arasında on dört kez gidip geliyor. Hilal sahnenin ortasında, yaklaşık doksan saniye sonra seyircinin odanın haritasını yitirmeye başladığını hissediyor; garsonun hangi taraftan geldiği belirsizleşiyor. Garsonun masaya yaklaştığı anı, iki karakterin de göründüğü orta genişlikte bir planla veriyor. Harita yenileniyor ve sahne yeniden yakın planlara dönüyor.

Nuray'ın karşılaştığı sorun, süreklilik sisteminin kendi tarihinden gelir. Stüdyo döneminin ışık düzenleri, film şeritleri ve makyaj alışkanlıkları büyük ölçüde açık tenli yıldızlara göre kurulmuştu. Karşılıklı planlar arasında yüzlerin eşleşmesi, sistemin görünmezlik kuralının bir parçasıydı; ama bu eşleşme çoğu zaman yalnız bir ten tonunu hesaba katıyordu. Bugün sistemin aynı kuralını uygulayan bir kurgucu, ışığın kime göre kurulduğunu sormak zorundadır.

Usta katmanı

Süreklilik sistemini öğrenmek, kuralların bir listesini ezberlemek değil, kuralların neden var olduğunu kavramaktır. Bu kavrayışın üç sonucu vardır.

İlki, kuralların birbirine öncelik tanıdığıdır. Bir sahnede eksen kuralı ile en iyi performans çatışabilir; harekette kesme ile diyaloğun akışı çatışabilir. Sistem bir öncelik sırası önerir: seyircinin uzamı ve hikâyeyi kaybetmemesi. Ama hangi kuralın feda edileceği her sahnede yeniden düşünülür. Birinci modülde Murch'ün altı ölçütüne yaptığımız gönderme burada da geçerlidir; o ölçütlerin ayrıntısı dördüncü modülde gelecek.

İkincisi, sistemin bilerek bozulabilmesidir. Bir karakterin kafası karıştığında, bir dünya altüst olduğunda, bir rüya ya da bir kâbus anlatıldığında, sistemin kurallarını bozmak bir anlam taşır. Ama bu ancak seyircinin kuralları bilinçsizce tanıdığı için işe yarar: bozulan bir kural, o kuralın varlığını hissettirir. Süreklilik sistemini iyi bilen bir kurgucu, onu bozduğunda ne söylediğini de bilir.

Üçüncüsü, sistemin görünmezliğinin bir bedeli olmasıdır. Görünmez kurgu, seyircinin dikkatini filmin nasıl yapıldığından tamamen uzaklaştırır. Bu, bir hikâyeye kapılmayı mümkün kılar; ama aynı zamanda kurgunun yaptığı seçimleri, kimin yüzünde kalındığını, kimin bakışının izlendiğini, görünmez kılar. Önceki derslerde bu seçimlerin bir sorumluluk taşıdığını gördük; süreklilik sistemi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz, yalnız gizler.

Kendin dene

Aklında kalsın

Süreklilik sistemi, Amerikan stüdyo sinemasında kurumsallaşan ve kesmeleri görünmez kılarak uzamın, zamanın ve eylemin kesintisiz algılanmasını sağlayan bir kurgu dilidir. Sistem setteki bir uzmanlığı, senaryo süpervizörünü de doğurdu; çünkü görünmez kesme ancak sistemin kurallarına göre çekilmiş malzemeyle mümkündür.

Sistemin araçları üç işe hizmet eder. Uzamı korur: eksen, bakış yönleri, kadraja giriş ve çıkış, analitik kurgu ve yeniden kuruluş. Zamanı akıtır: harekette kesme, aksesuar ve kostüm devamlılığı, zaman atlamalarının gizlenmesi ya da işaretlenmesi. Dikkati yönlendirir: bakışın hedefine kesmek, sözün gittiği yüze kalmak, ses köprüleri.

Süreklilik bir dildir, bir doğa yasası değildir; kuralları birbirine öncelik tanır ve bilerek bozulduğunda anlam taşır. Görünmezliği bir hikâyeye kapılmayı sağlar ama kurgunun seçimlerini de gizler. Işık ve eşleşme alışkanlıkları tek bir ten tonuna göre kurulmuşsa, sistemin kuralını uygulamak bir yüzü görünmez kılabilir; kurgucu ışığın kime göre kurulduğunu sormalıdır.

Sonraki derse köprü

Süreklilik sistemi bir sahneyi planlara bölüp onları görünmez biçimde birleştiriyordu. Fransız eleştirmen André Bazin ise bu bölmeye itiraz etti: ona göre gerçekliğin bütünlüğünü korumak için bazen kesmemek gerekiyordu. Derinlik içinde çekilmiş uzun planlar seyirciye ne göreceğini seçme özgürlüğü veriyordu. M02-D07 "Bazin ve uzun plan: kesmemenin kuramı" bu itirazı ve onun kurgu odasında hangi kararlara dönüştüğünü ele alacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.