M02-D02
Paralel kurgu ve klasik anlatının dili
Paralel kurgunun gerilim ve eşzamanlılık üretme mantığını çözümleyerek klasik anlatı diline katkısını açıklar.
Kurgu Akademisi — M02, Kurgunun tarihi ve kuramları · 2.742 kelime · 8 kurgu odası durumu · 3 film örneği · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Çapraz kurgu, farklı mekânlarda aynı anda geçen olaylar arasında gidip gelerek eşzamanlılık kurar ve seyirciye karakterlerden fazlasını bildirerek gerilim üretir. Kovalamaca filmlerinden doğdu, kurtarma filmlerinde bir kalıba dönüştü; son dakika kurtarışı klasik sinemanın en uzun ömürlü yapılarından biri oldu.
Paralel kurgu ise aynı anda olmayan hatları bir anlam ilişkisi için birbirine bağlar. İkisini ayırt etmek, seyircinin bir birleşme mi yoksa bir karşılaştırma mı beklediğini belirlemek demektir. Griffith bu teknikleri icat etmedi; onları sistemli ve ritmik bir biçimde geliştirdi ve klasik anlatı dili onları kendi dilbilgisine kattı.
Kurgu odasında çapraz kurgu üç kararla kurulur: ne zaman geçileceği, her hatta ne kadar kalınacağı, eşzamanlılığın nasıl bildirileceği. Eşzamanlılık varsayımı bir yanıltma aracı olabilir ve bunun adil olması için ipucunun görüntüde bulunması gerekir. Ve bir teknik anlattığı şeyden bağımsız değildir: çapraz kurgu kimin korktuğunu, kimin kurtardığını, kimin tehdit sayıldığını da belirler.
Açılış sahnesi
Sevgi bir gerilim dizisinin finalini kurguluyor. Elinde iki ayrı hat var. Birinde bir kadın evinde yalnız, kapının kilidini kontrol ediyor. Ötekinde, şehrin öbür ucunda, bir polis arabası trafikte sıkışmış.
Senaryo sahneleri art arda yazmış: önce evdeki kadının bütün sahnesi, dört dakika, sonra polisin bütün sahnesi, üç dakika. Sevgi bu sırayla bir kez kurup izliyor. Kadının sahnesi uzun ve durgun; ne olacağını bilmiyoruz ve beklemiyoruz da. Polisin sahnesi geldiğinde, kadının başına bir şey geleceğini öğreniyoruz ama artık geç: onun sahnesi bitmiş.
Sevgi iki hattı keserek birbirine katıyor. Kadın kilidi kontrol ediyor, polis kornaya basıyor. Kadın pencereye bakıyor, polis bir kavşaktan dönüyor. Kadın bir ses duyuyor, polis sirenini açıyor. Her kesmede iki hattın arasındaki mesafe biraz daha daralıyor. Dört artı üç, yedi dakikalık iki sahne, beş dakikalık tek bir gerilime dönüşüyor.
Sevgi yeni sürümü izlerken ellerinin terlediğini fark ediyor. Hiçbir yeni görüntü eklemedi. Yalnız iki şeyin aynı anda olduğuna inandırdı.
Bu derste ne olacak
Recep'in arşivdeki itfaiyecisi bir kurtarmayı iki kez göstermişti: önce içeriden, sonra dışarıdan. Sevgi aynı sorunu bir kez göstererek çözüyor: iki yeri birbirine keserek. Bu ders, bu çözümün nasıl bulunduğunu ve nasıl bir dile dönüştüğünü anlatıyor.
İki mekân arasında gidip gelmenin ilk biçimlerinden başlayıp bunun kovalamaca ve kurtarma filmlerinde nasıl bir gerilim makinesine dönüştüğüne bakacağız.
Bu tekniğin yalnız eşzamanlılık değil, karşılaştırma ve anlam da üretebildiği, aynı anda olmayan şeyleri bile birbirine bağlayabildiği ikinci durağımız olacak.
Bu teknik, sinemanın klasik anlatı dili denen bütünün parçası oldu. O dilin ne olduğunu, kurgunun içinde nasıl bir yer tuttuğunu ve bu dilin anlattıklarının her zaman masum olmadığını konuşacağız.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri, tarihsel olaylar ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Bir evde çalan telefonla şehrin öbür ucunda açılmayan bir kapıyı tek bir film anına sığdırmak için kurgucunun elinde basit bir araç var: birinden ötekine kesmek. Bir yerde bir şey olur, kesilir, başka yerde başka bir şey olur. Seyirci bu iki planı arka arkaya görür ama onları aynı anda yaşanıyor gibi kabul eder.
Bu kabul ilk bakışta tuhaftır, çünkü planlar arka arkaya gelir. Ama seyirci zamanı ekranda gördüğü sıraya göre değil, olayların mantığına göre kurar. Ekran zamanı ile öykü zamanının birbirinden ayrılabilmesinin en güçlü kullanımlarından biri burada başlar.
Çapraz kurgunun gücü, seyirciye karakterlerden fazlasını bildirmesinden gelir. Sevgi'nin dizisinde evdeki kadın polisin yolda olduğunu bilmiyor; polis de kadının ne yaşadığını tam bilmiyor. Seyirci ikisini birden biliyor. Bu bilgi farkı, bir bekleyiş yaratır: iki hat birleşecek mi, zamanında mı?
Yaygın yanlış"Çapraz kurgu yalnız aksiyon sahneleri içindir."
Çapraz kurgu gerilimin en bilinen aracıdır, ama tek kullanımı bu değildir. Bir komedide iki ayrı yerde hazırlanan bir sürprizi, bir dramda iki ayrı odada bekleyen iki insanın yalnızlığını, bir belgeselde iki ayrı hayatın aynı günü nasıl geçirdiğini de kurar.
Mekanizma
Kovalamacadan kurtarmaya
Sinemanın ilk on yılında iki mekân arasında gidip gelmenin en doğal yeri kovalamaca filmleriydi. Kaçan bir planda, kovalayan bir sonrakinde; ikisi arasındaki mesafe kesmelerle izlenirdi. Bu filmler çapraz kurgunun basit bir biçimiydi: iki hat aynı yolda ilerliyor, aynı uzamda birbirini izliyordu.
Bir sonraki adım, iki hattı tamamen farklı mekânlara ayırmaktı. Tehlikedeki biri bir yerde, ona yardım edecek olan başka bir yerde. Amerika'da Biograph şirketi için film yapan D. W. Griffith bu yapıyı yüzlerce kısa filmde işledi ve onu son derece etkili bir kalıba dönüştürdü.
Griffith'in kurtarma filmlerinde dikkat çeken şey, kesmelerin ritmiydi. Hatların başında planlar uzundu; tehlike yaklaştıkça planlar kısalıyor, iki hat arasındaki gidip gelme hızlanıyordu. Seyircinin nabzı bu hızlanmaya bağlanıyordu. Çapraz kurgu yalnız bir eşzamanlılık bildirimi değil, bir ritim aracına dönüşmüştü.
Eşzamanlılıktan karşılaştırmaya
Çapraz kurgunun bir başka kullanımı daha vardır: aynı anda olmayan şeyleri birbirine bağlamak. İki hat farklı zamanlarda, farklı yerlerde geçer ve hiçbir zaman birleşmez. Ama aralarında gidip gelmek, seyirciyi bir karşılaştırma yapmaya davet eder: bu iki hikâye aynı şeyi mi anlatıyor?
Paralel kurgunun en iddialı erken denemelerinden biri, Griffith'in dört ayrı tarihsel dönemden dört hikâyeyi birbirine kestiği filmidir. Bu filmde hikâyeler hiçbir zaman fiziksel olarak birleşmez; birleştikleri yer, seyircinin zihnidir.
Kübra'nın açılış kartı, belgeselde paralel kurgunun taşıdığı bir sorumluluğu gösterir. Kurmacada seyirci eşzamanlılığı bir kurgu sözleşmesi olarak kabul eder. Belgeselde ise seyirci gördüğü şeyin gerçekte de aynı anda olduğunu düşünebilir. Selim'in kurgu odasında tartıştığımız rıza ve açıklık sorusu, bu kartın varlık sebebidir.
Klasik anlatının dili
Yirminci yüzyılın ilk on yıllarında, Amerikan sinemasında bir dizi kurgu ve çekim alışkanlığı tek bir sistemde toplandı. Bu sistemin amacı, seyirciyi hikâyeye kesintisiz biçimde bağlamaktı: seyirci hiçbir an karakterin kim olduğunu, nerede durduğunu, neyin peşinde olduğunu ve sırada neyin geldiğini kaybetmemeli; kesmeler görünmez kalmalı; zaman ve uzam okunur olmalıydı.
Çapraz kurgu bu sistemin vazgeçilmez parçalarından biri oldu. Bir karakterin amacına karşı duran engeli, aynı anda başka bir yerde olan bir olayla göstermek; bir finali iki hattın birleşmesiyle kurmak; seyirciye karakterden fazlasını bildirerek gerilim üretmek. Bunların hepsi klasik anlatının günlük araçları hâline geldi.
Bu sistemin öteki parçaları, eksenin korunması, bakış eşleşmesi, harekette kesme, üçüncü modülün konusu. Burada önemli olan şudur: bu kurallar tek tek bulunmuş çözümlerdi ve klasik anlatı onları tek bir dilin dilbilgisine dönüştürdü.
Kurgu odasında
Çapraz kurgu kurgu odasında üç karar üzerine kurulur: hatlar arasında ne zaman geçileceği, her hatta ne kadar kalınacağı ve iki hattın aynı anda olduğunun seyirciye nasıl bildirileceği.
Geçiş noktası çoğu zaman bir hattaki bir soruyla belirlenir. Kadın bir ses duyar ve kesme polis arabasına gider: seyirci sesin ne olduğunu merak ederken öteki hatta bekletilir. Bu bekletme, birinci modülde gördüğümüz bilgi yönetiminin en doğrudan biçimidir. Kesme bir cevabı geciktirir.
Her hatta kalınan süre, sekansın ritim eğrisini belirler. Ahmet'in sekansında olduğu gibi, planlar genellikle birleşme anına doğru kısalır. Bu kısalmanın hızı, sekansın nasıl hissettireceğini belirler: düzenli bir kısalma bir yaklaşma hissi verir; aniden kısalan planlar bir panik.
Eşzamanlılığın bildirilmesi en ince karardır. Seyirci iki hattın aynı anda olduğunu bir şekilde anlamalıdır. Bunun için kullanılan araçlar çeşitlidir: iki hatta da görünen bir saat, bir hatta başlayıp ötekinde süren bir ses, iki hattı birbirine bağlayan bir telefon görüşmesi, aynı müzik.
İki hattın görüntü olarak birbirinden ayırt edilmesi de bir karardır. Hatlar farklı ışıkta, farklı renkte, farklı kamera hareketleriyle çekilmişse, seyirci her kesmede hangi hatta olduğunu hemen anlar. Ama bu ayrım, bir hattın karakterlerinin okunmasını zorlaştırmamalıdır.
Usta katmanı
Çapraz kurgu güçlü bir araçtır ve bu gücün ince yanları vardır.
İlki, eşzamanlılık varsayımının bir yanıltma aracı olabilmesidir. Seyirci iki hattın aynı anda olduğunu ve birleşeceğini varsayar. Deneyimli kurgucular bu varsayımla bilerek oynar: seyirciye iki hattın birleşmek üzere olduğunu düşündürüp sonra hatların aslında başka yerlerde olduğunu gösterebilir. Bu, çapraz kurgunun dilbilgisinin, onu bilen seyirciye karşı kullanılmasıdır.
Yaygın yanlış"Klasik anlatının kuralları kurgunun tek doğru dilidir."
Klasik anlatı belirli bir amaç için, seyirciyi bir hikâyeye kesintisiz bağlamak için kurulmuş bir sistemdir. Bu sistemin dışında kalan pek çok sinema geleneği, kesmeyi göstermeyi, zamanı bozmayı ya da iki hattı hiç birleştirmemeyi seçer. Kuralları bilmek, onları ne zaman bırakacağını bilmenin de şartıdır.
Bir başka incelik, çapraz kurgunun her zaman bir birleşme vaadi taşımasıdır. İki hat kesilmeye başlandığında seyirci bir buluşma bekler. Bu buluşma hiç gelmezse, seyirci aldatılmış hisseder; ya da filmin bunu bilerek yaptığını anlamalıdır. Paralel kurgu ile çapraz kurgu arasındaki ayrımı kurgucunun bilmesi bu yüzden önemlidir: seyircinin bir birleşme mi, yoksa bir karşılaştırma mı beklediğini kurgucunun belirlemesi gerekir.
En ağır incelik ise şudur: bir teknik, anlattığı şeyden bağımsız değildir. Çapraz kurgunun en etkili erken kullanımlarından biri, Griffith'in bin dokuz yüz on beş tarihli Bir Ulusun Doğuşu filminde görülür. Filmin son bölümünde, tehlikedeki beyaz karakterlere yetişen bir kurtarıcı grubu, ustaca bir çapraz kurguyla gösterilir. Ama bu kurtarıcılar Ku Klux Klan üyeleridir ve film onları kahraman olarak yüceltir; Siyah karakterlerin çoğu yüzleri boyanmış beyaz oyuncular tarafından oynanır ve tehdit unsuru olarak kurulur. Filmin kurgu tarihindeki yeri tartışılmaz; ama o kurgunun neyi anlattığı da tartışılmaz.
Bu örnek, birinci modülde konuştuğumuz bir ilkeyi tarih düzeyinde hatırlatır: kurgu, kimin tehdit, kimin kurtarıcı olarak görüleceğini belirleyebilir. Çapraz kurgu iki hattı birbirine bağlarken bir hiyerarşi de kurar: seyirci kimin korkusunu yaşar, kimin gelişini bekler? Bir kurgucu bu soruyu yalnız eski filmlere değil, kendi kurguladığı her çapraz sekansa sormalıdır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Çapraz kurgu, farklı mekânlarda aynı anda geçen olaylar arasında gidip gelerek eşzamanlılık kurar ve seyirciye karakterlerden fazlasını bildirerek gerilim üretir. Kovalamaca filmlerinden doğdu, kurtarma filmlerinde bir kalıba dönüştü; son dakika kurtarışı klasik sinemanın en uzun ömürlü yapılarından biri oldu.
Paralel kurgu ise aynı anda olmayan hatları bir anlam ilişkisi için birbirine bağlar. İkisini ayırt etmek, seyircinin bir birleşme mi yoksa bir karşılaştırma mı beklediğini belirlemek demektir. Griffith bu teknikleri icat etmedi; onları sistemli ve ritmik bir biçimde geliştirdi ve klasik anlatı dili onları kendi dilbilgisine kattı.
Kurgu odasında çapraz kurgu üç kararla kurulur: ne zaman geçileceği, her hatta ne kadar kalınacağı, eşzamanlılığın nasıl bildirileceği. Eşzamanlılık varsayımı bir yanıltma aracı olabilir ve bunun adil olması için ipucunun görüntüde bulunması gerekir. Ve bir teknik anlattığı şeyden bağımsız değildir: çapraz kurgu kimin korktuğunu, kimin kurtardığını, kimin tehdit sayıldığını da belirler.
Sonraki derse köprü
Sevgi'nin, Ahmet'in, Kübra'nın sekanslarında anlam iki hattın arasında doğuyordu: bir kadın kilidi kontrol ediyor, şehrin öbür ucunda bir siren çalıyor ve ikisi birbirine değdiği anda bir korku oluşuyor. Sovyet sinemacı Lev Kuleşov bu fikri tek bir yüze indirgeyen bir deney yaptığını anlattı: aynı ifadesiz yüz, ardından gelen farklı görüntülerle farklı duygular taşıyor gibi okunuyordu. O deneyin ne iddia ettiğini, sonraki yıllarda yapılan tekrarlarının neler bulduğunu ve iddianın bugün nerede durduğunu M02-D03 "Kuleşov etkisi: deney ve tekrarları" dersinde ayıracağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.