M01-D05
Kare, saniye ve zaman kodu (timecode)
Kare hızını ve zaman kodunu okuyarak bir planın süresini kare cinsinden hesaplar.
Kurgu Akademisi — M01, Kurgu nedir, kurgucu ne yapar · 2.700 kelime · 8 kurgu odası durumu · 2 film örneği · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Hareketli görüntü art arda gösterilen duran karelerden oluşur ve kare, kurgucunun bölünemez birimidir. Kare hızı bir saniyeye kaç kare düştüğünü söyler; bu yüzden aynı sayıda kare farklı hızlarda farklı süreler eder.
Zaman kodu her kareye saat, dakika, saniye ve kare olarak bir adres verir. Ama kare hızını içinde taşımaz: aynı dört parçalı sayı farklı kare hızlarında farklı anları gösterir. Zaman kodu verirken ya da alırken kare hızını söylemek bu yüzden alışkanlık hâline getirilmelidir.
Bazı kare hızlarında zaman kodu saatle tutmaz. Düşen kare zaman kodu numaraları atlayarak saate yetişir; numara atlamayan zaman kodu ise saatin gerisinde kalır. Teslim şartnamelerinde sürenin neyle ölçüldüğü sorulmalıdır. Kare hızı ayrıca bir anlatım kararıdır, ve donmuş bir karenin seçimi, hareket bulanıklığı yüzünden bir okunurluk kararıdır.
Açılış sahnesi
Arda bir reklam ajansının kurgu odasında, müşterinin gönderdiği bir notu okuyor: "01:00:12:18'deki logoyu iki kare erken getirin."
Zaman çizelgesinde o noktaya gidiyor. Logo orada değil. Ekranda bir kahve fincanı var.
Bir dakika şaşkınlıkla bakıyor, sonra sebebini buluyor. Müşteri bu notu ajansın gönderdiği önizleme dosyasını izleyerek yazmış. Önizleme dosyası saniyede otuz kareyle dışa aktarılmış, Arda'nın projesi ise saniyede yirmi beş kareyle çalışıyor. Aynı dört parçalı sayı, iki dosyada iki ayrı anı gösteriyor.
Arda müşteriyi arıyor ve hiç kimsenin yanılmadığını, ama iki kişinin aynı saatin iki ayrı kadranına baktığını anlatmaya çalışıyor. Telefonu kapattığında yeni bir kural koyuyor: bundan sonra her önizleme dosyası, projenin kendi kare hızıyla ve ekranın köşesine basılmış zaman koduyla gidecek.
Bu derste ne olacak
Feride'nin bölümü saydığı önceki derste sayılar hep saniyeyle ve dakikayla konuşuldu. Kurgu odasının asıl birimi ise saniyeden küçüktür. Bu ders o birimi kuruyor.
İlk adım karenin kendisi: hareketli görüntü nasıl duran resimlerden oluşur ve bir saniyeye kaç resim düşer.
İkinci adımda farklı kare hızlarının nereden geldiğini, sinemanın, televizyonun ve bugünkü dijital kayıtların neden birbirinden farklı sayılar kullandığını açıklayacağız.
Üçüncü adım zaman kodu: kurgu yazılımının köşesindeki dört parçalı sayının nasıl okunduğu ve neden bu kadar önemli olduğu.
Ardından kurgu odasında kâğıt kalemle bir hesap yapacağız: iki zaman kodunun arasında kaç kare olduğunu bulacağız ve aynı iki sayının farklı kare hızlarında neden farklı uzunlukta bir plan anlattığını göreceğiz.
Son olarak sayıların kandırdığı yerlere bakacağız: düşen kare zaman kodu, saatle tutmayan zaman kodu ve kare hızı değişince değişen ses.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri gerçektir.
Sıfır noktası
Hareketli görüntü aslında hareket etmez. Bir film, art arda gösterilen duran resimlerden oluşur. Her resim bir öncekinden biraz farklıdır ve resimler yeterince hızlı gösterildiğinde göz ve beyin onları akan bir hareket olarak algılar.
Bu duran resimlerin her birine kare denir. Kurgucunun dünyasında kare, bölünemeyen en küçük birimdir: bir kesme her zaman iki karenin arasına düşer, hiçbir zaman bir karenin ortasına düşmez. Önceki derslerde kesme noktalarını kaç kare önce ya da sonra diye konuştuğumuzda bu birimi kullanıyorduk.
Sinemada uzun süre saniyede yirmi dört kare kullanılmıştır ve bugün hâlâ sinema filmlerinin çoğu bu hızla çekilir. Avrupa'da ve Türkiye'de televizyon yayını geleneksel olarak saniyede yirmi beş kareyle yapılmıştır; bu sayı elektrik şebekesinin frekansıyla ilişkili eski yayın sistemlerinden gelir. Kuzey Amerika ve Japonya'daki televizyon ise saniyede otuz kareye çok yakın, ama tam otuz olmayan bir hızla çalışmıştır.
Bu farklar bugün bir tarih bilgisi değil, kurgu odasının gündelik gerçeğidir. Aynı projede farklı kare hızlarında çekilmiş malzemeler buluşabilir, teslim edilecek kopyalar farklı kare hızları isteyebilir ve her dönüşüm bir hesap gerektirir.
Yaygın yanlış"Kare hızı yalnız görüntünün akıcılığını belirler, süreyi etkilemez."
Kare hızı bir süre birimidir. Aynı sayıda kare, saniyede yirmi dört kareyle oynatılınca bir sürede, yirmi beş kareyle oynatılınca daha kısa bir sürede biter. Kare hızını bilmeden bir kare sayısı hiçbir süre söylemez.
Mekanizma
Karenin saati: zaman kodu
Bir film yüz binlerce kareden oluşur. Bu karelerin her birine bir adres vermek gerekir; yoksa kurgucu, ses ekibi ve renk ekibi aynı kare hakkında konuşamaz. Bu adresleme sistemine zaman kodu denir.
Arda'nın notundaki sayı, 01:00:12:18, şöyle okunur: birinci saat, sıfırıncı dakika, on ikinci saniye ve o saniyenin on sekizinci karesi. Saniyede yirmi beş kare çalışan bir projede son parça sıfırdan yirmi dörde kadar sayar; yirmi dörtten sonra bir sonraki saniyenin sıfırıncı karesi gelir.
Zaman kodunun gücü, her karenin bir kimliğinin olmasıdır. Ses ekibi bir efektin hangi karede başlayacağını, renk ekibi bir düzeltmenin hangi karede biteceğini, yönetmen bir notun hangi ana ait olduğunu bu dört parçalı sayıyla söyler. Önceki derslerde Defne'nin ve Pelin'in renk ekibine kare numaralarıyla not bırakması bu dille yapılıyordu.
Ama zaman kodunun bir zayıflığı vardır: kendi içinde kare hızını taşımaz. 01:00:12:18 sayısı, saniyede yirmi beş kare çalışan bir projede de, otuz kare çalışan bir projede de yazılabilir ve iki ayrı anı gösterir. Arda'nın sabahı bunun bir sonucuydu.
Kaynak zaman kodu ve kurgu zaman kodu
Kurgu odasında aynı anda iki ayrı zaman kodu yaşar. Biri, kameranın ya da ses kayıt cihazının çekim sırasında her kareye yazdığı kaynak zaman kodudur. Öteki, kurgu yazılımının zaman çizelgesindeki sırayı gösteren kurgu zaman kodudur.
Bir plan, kaynak zaman koduna göre kameranın kaydettiği ham dosyada belirli bir yerdedir. Aynı plan, kurgu zaman koduna göre filmin içinde başka bir yerdedir. Kurgu yazılımı ikisini de takip eder ve ikisi arasındaki bağı tutar. Kurguyu başka bir sisteme aktarmak, renk ya da ses için devretmek, bu bağ sayesinde mümkündür: alıcı sistem, filmin her planının hangi ham dosyanın hangi karelerinden geldiğini bilir.
Kurgu zaman çizelgelerinin pek çoğu yaygın bir alışkanlıkla birinci saatin başından, yani 01:00:00:00'dan başlatılır. Bunun sebebi, filmin önüne ihtiyaç duyulduğunda geri sayım ya da tanıtım karesi gibi öğeler eklenebilmesi ve zaman kodunun sıfırın altına düşmemesidir.
Farklı kare hızlarının hesabı
Bir planın süresini bulmak için zaman kodlarını kareye çevirmek gerekir. Kurgu yazılımı bunu kendisi yapar, ama kurgucunun hesabın mantığını bilmesi, yazılımın gösterdiği sayının neden öyle olduğunu anlamasını ve hataları yakalamasını sağlar.
Hesabın kuralı şudur: saat, dakika ve saniye önce toplam saniyeye çevrilir, toplam saniye kare hızıyla çarpılır ve son parçadaki kare sayısı eklenir. İki zaman kodu bu yolla kareye çevrilip birbirinden çıkarıldığında, aralarındaki kare sayısı bulunur.
Kurgu odasında
Şimdi bir planın süresini kendimiz hesaplayalım. Bir planın giriş noktası 01:02:10:12, çıkış noktası 01:02:14:03 olsun ve proje saniyede yirmi beş kareyle çalışsın. Saat ve dakika iki noktada da aynı, bu yüzden yalnız saniyelere ve karelere bakmak yeter. Giriş noktası on saniye on iki kare: on kere yirmi beş artı on iki, iki yüz altmış iki kare. Çıkış noktası on dört saniye üç kare: on dört kere yirmi beş artı üç, üç yüz elli üç kare. Aradaki fark doksan bir kare, yani üç saniye on altı kare.
Aynı iki zaman kodunu saniyede yirmi dört kare çalışan bir projede okusaydık sonuç farklı olurdu. Giriş noktası iki yüz elli iki kare, çıkış noktası üç yüz otuz dokuz kare, aradaki fark seksen yedi kare. Aynı dört parçalı sayılar, dört kare farklı bir plan anlatıyor. Arda'nın müşterisiyle yaşadığı karışıklığın matematiği budur.
Bu yüzden usta kurgucular bir zaman kodu verdiklerinde ya da aldıklarında kare hızını da söyler ya da sorar. Arda'nın yeni kuralı, önizleme dosyalarının köşesine zaman kodunun basılması, bu sorunun en yaygın çözümüdür: kişi izlerken gördüğü sayıyı not eder ve o sayı, kurgucunun projesindeki sayıyla aynıdır.
Sibel'in seçimi, karenin bir süre birimi olmasının yanında bir görüntü olduğunu da hatırlatır. Hareket hâlindeki her kare biraz bulanıktır, çünkü kamera her kareyi saniyenin küçük bir kesrinde kaydeder ve o süre içinde nesne hareket eder. Donmuş bir kare, akış içinde fark edilmeyen bu bulanıklığı görünür kılar. Kare seçimi bu yüzden bir zamanlama kararı olduğu kadar bir okunurluk kararıdır.
Usta katmanı
Zaman kodu basit görünür, ama bazı yerlerde saatle tutmaz. Usta bir kurgucu bu yerleri bilir, çünkü teslim tarihine birkaç saat kala ortaya çıkan sorunların büyük kısmı tam buradan doğar.
İlk tuzak, saniyede otuza çok yakın ama tam otuz olmayan kare hızlarıdır. Kuzey Amerika'nın renkli yayın sisteminden miras kalan bu hız, gerçekte saniyede yirmi dokuz virgül doksan yedi karedir. Zaman kodu ise saniyede otuz kare sayar. Aradaki küçük fark bir saat içinde birikerek birkaç saniyeye ulaşır: zaman kodu bir saati gösterdiğinde gerçek saat biraz daha ilerlemiş olur.
Bu yüzden düşen kare zaman koduyla çalışan bir projede, 00:00:59;29 karesinden sonra 00:01:00;00 değil, 00:01:00;02 gelir. Bir saatte toplam yüz sekiz numara atlanır ve zaman kodu gerçek saatle yeniden buluşur. Kurgucu bu projelerde iki zaman kodu arasındaki farkı elle hesaplarken atlanan numaraları da hesaba katmak zorundadır; kurgu yazılımları bunu kendiliğinden yapar, ama elle yapılan bir hesap birkaç kare yanılabilir.
İkinci tuzak, saniyede yirmi üç virgül dokuz yedi altı kare çalışan projelerdir. Bu hız sinemanın yirmi dört karesinin televizyon dünyasına uyarlanmış hâlidir ve bu projelerde zaman kodu genellikle numara atlamadan sayar. Sonuç olarak zaman kodu gerçek saatin biraz gerisinde kalır; bir saatlik görüntüde fark yaklaşık üç buçuk saniyedir. Teslim şartnamesi "elli iki dakika" diyorsa, kurgucu bunun zaman koduyla mı yoksa saatle mi ölçüldüğünü sormalıdır.
Yaygın yanlış"Zaman kodu gerçek saati gösterir."
Zaman kodu karelere verilmiş bir sıra numarasıdır; saatle ancak bazı kare hızlarında tam örtüşür. Saniyede yirmi beş ya da yirmi dört kare çalışan projelerde örtüşür. Yirmi dokuz virgül doksan yedi ve yirmi üç virgül dokuz yedi altı karede ise ya numaralar atlanarak saate yetişilir ya da zaman kodu saatin gerisinde kalır.
Üçüncü incelik, kare hızının bir anlatım aracı olmasıdır. Kare hızı yalnız bir teknik standart değildir; seyircinin görüntüyü nasıl hissettiğini de etkiler. Saniyede yirmi dört karelik görüntünün hareket bulanıklığı ve hafif titreşimi, uzun yıllar sinemanın görünüşüyle özdeşleşmiştir. Daha yüksek kare hızları hareketi daha net gösterir ama bazı seyircilerde farklı bir izlenim bırakır.
Kendin dene
Aklında kalsın
Hareketli görüntü art arda gösterilen duran karelerden oluşur ve kare, kurgucunun bölünemez birimidir. Kare hızı bir saniyeye kaç kare düştüğünü söyler; bu yüzden aynı sayıda kare farklı hızlarda farklı süreler eder.
Zaman kodu her kareye saat, dakika, saniye ve kare olarak bir adres verir. Ama kare hızını içinde taşımaz: aynı dört parçalı sayı farklı kare hızlarında farklı anları gösterir. Zaman kodu verirken ya da alırken kare hızını söylemek bu yüzden alışkanlık hâline getirilmelidir.
Bazı kare hızlarında zaman kodu saatle tutmaz. Düşen kare zaman kodu numaraları atlayarak saate yetişir; numara atlamayan zaman kodu ise saatin gerisinde kalır. Teslim şartnamelerinde sürenin neyle ölçüldüğü sorulmalıdır. Kare hızı ayrıca bir anlatım kararıdır, ve donmuş bir karenin seçimi, hareket bulanıklığı yüzünden bir okunurluk kararıdır.
Sonraki derse köprü
Bu dersin sayıları bir yolculuğun her durağında karşımıza çıktı: kameranın kaydettiği kaynak zaman kodu, ses cihazıyla eşleştirme, kurgu zaman çizelgesi, renk ekibine giden not, platforma giden teslim dosyası. Malzemenin setten çıkıp seyircinin izleyeceği kopyaya varana kadar geçtiği bu durakların sırası ve her birinde kimin ne yaptığı, M01-D06 "Çekimden teslime: kurgu odasının haritası" dersinde tek bir harita üzerinde çizilecek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.