9.8 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Ekranda dinlemek
Görüntülü ve yalnız sesli görüşmede kaybolan işaretleri telafi eden soruları kurar
Koçluk Akademisi — M09, Aktif Dinleme · 1.862 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Pazar akşamı, haftalık süpervizyon. Feride Hanım Bursa'dan, Nehir Karşıyaka'daki evinden bağlı. Ertesi akşamki üçlü görüşmenin düzeni değişmiş: Ozan grip olmuş, evinden görüntülü katılacak; Tuba ise nöbette, eczanenin arka odasından yalnızca telefonla.
Nehir: Yarın Ozan'a ekrandan koçluk yapacağım, Tuba da sadece sesi duyacak. Bütün hafta sözsüz işaretleri çalıştık. Şimdi yarısı yok.
Feride Hanım: Barış'la görüşmelerimizin çoğu ekrandan, biliyorsun. İlk aylarda ben de öyle düşündüm. Sonra kendi notlarıma bakınca başka bir şey gördüm.
Nehir: Ne?
Feride Hanım: Ekranda işaretler kaybolmuyor, belirsizleşiyor. Barış sustuğunda bağlantı mı koptu, düşünüyor mu, ağlıyor mu, bilemiyorum. Yüz yüzeyken gözümle çözdüğüm şeyi ekranda sormam gerekiyor.
Nehir: Her şeyi mi soracağım?
Feride Hanım: Hayır. Başta birkaç şeyi anlaşacaksın, sonra da sadece emin olmadığında soracaksın. Ve şunu unutma: Barış bana ekranda, yüz yüze olduğundan daha az açılmadı. Asıl kaygı bendeydi.
Feride Hanım'ın ayrımı bu dersin omurgası: ekranda ve telefonda işaretler yok olmaz, belirsizleşir. Koçun işi kaybın yasını tutmak değil, belirsizliği iki araçla gidermek: görüşmenin başında yapılan küçük bir anlaşma ve emin olunmadığında sorulan kısa sorular. Bir de beklenmedik bir bulgu var: kaygının büyük kısmı danışanda değil, koçta.
Kavram
Yüz yüze bir görüşmede koç pek çok şeyi farkında olmadan okur: danışanın sessizliğinin düşünmek mi yoksa takılmak mı olduğunu, gözlerinin dolduğunu, ayağının sallanmaya başladığını, odaya girerkenki yürüyüşünü. Görüntülü görüşmede bunların bir kısmı kalır, bir kısmı gider. Yüz genellikle görünür, ama omuzların altı, eller ve ayaklar çoğu zaman kadrajın dışındadır. Göz teması bozulur: danışan ekrandaki yüze baktığında kameraya bakmıyordur, kameraya bakarsa yüzü görmüyordur. Küçük bir ses gecikmesi iki kişinin aynı anda konuşmasına ya da bir sessizliğin donma mı yoksa duraklama mı olduğunun anlaşılamamasına yol açar. Yalnızca sesli görüşmede yüz de gider; geriye ses, tempo ve duraklamalar kalır.
Kayıp her zaman zarar değildir. Telefonla konuşan bazı danışanlar yüzlerinin görülmemesinden rahatlar ve daha kolay açılır. Ses kanalı da yalnız kaldığında daha belirgin olur; telefonda dinleyen bir koç, yüz yüzeyken kaçırdığı ses değişikliklerini duyabilir. 9.6'da konuştuğumuz taban çizgisi burada da işe yarar: danışanın ekrandaki ya da telefondaki olağan hâlini tanımak, sapmayı görmeyi kolaylaştırır.
Belirsizliği gidermenin birinci aracı, görüşmenin başında birkaç dakikada yapılan bir anlaşma.
Bu anlaşma koçun her sessizlikte "bağlantı mı gitti?" diye bölmesini önler. Danışan "düşünüyorum" demeyi ya da elini kaldırmayı kabul ettiyse, koç bir sessizliği daha rahat bekleyebilir. Yanında başka birinin olup olmadığını bilmek de danışanın neyi rahat konuşabileceğini anlamaya yardım eder.
İkinci araç, emin olunmadığında sorulan kısa sorular.
Telafi sorusunun iki tuzağı var. Birincisi aşırılık: her cümlede "nasılsın şu an?" diye sormak danışanı sürekli kendini izlemeye iter. İkincisi yorum: "Ekranda gergin görünüyorsun" bir yorum, "biraz geriye yaslandın" bir gözlem. 9.6'daki ayrım ekranda da geçerli; hatta görüntü küçük ve gecikmeli olduğu için daha da önemli. Telafi sorusu ancak koç bir şeyden emin olmadığında ve o şey konuşma için önemli göründüğünde gelir.
Perde arkası
Görüntülü görüşme için daha yeni bir birleştirme var.
Koçun kendi kaygısına dair ilginç bir ayrıntı daha eski bir derlemede.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Ekrandan ya da telefonla yapılan koçluk, yüz yüze olanın zayıf bir kopyasıdır; gerçek bağ ancak aynı odada kurulur."
— Terapi araştırmalarında görüntülü ve telefonla yapılan görüşmelerde ittifak, yüz yüze olanlardan belirgin biçimde farklı bulunmadı. İşaretler azalır ya da belirsizleşir, ama bağ kendiliğinden zayıflamaz; uzaktan görüşmeye mesafeli bakanlar çoğu zaman danışanlardan çok uygulayıcılar.
Yaygın yanlış"Ekranda işaretler kaybolduğu için koç sık sık 'şu an nasılsın, ne hissediyorsun?' diye sormalı."
— Sürekli kontrol sorusu danışanı konuşmaktan çok kendini izlemeye iter. Belirsizliğin çoğu görüşmenin başındaki küçük bir anlaşmayla çözülür; telafi sorusu yalnızca koç bir şeyden emin olmadığında ve o şey önemli göründüğünde gelir.
İki sürüm
Pazartesi akşamı. Nehir koç, Ozan danışan; Ozan battaniyeye sarılmış, dizüstü bilgisayarı yatağın kenarında. Tuba gözlemci, telefon hoparlörde, eczanenin arka odasında; yalnızca sesleri duyuyor. Ozan haftanın haberini veriyor: komisyona başvurmuş.
Zayıf sürüm
Ozan: Başvurdum sonunda. Ama...
(Görüntü donuyor. Üç saniye sessizlik.)
Nehir: Ozan? Bağlantı mı gitti? Neyse, geldin. Başvurman harika! Mülakat ne zaman?
Ozan: (Nehir'le aynı anda.) ...müdür koridorda... Pardon, sen söyle.
Nehir: Mülakat diyordum, ne zaman?
Ozan: Gelecek hafta. Boşver, önemli değil.
Güçlü sürüm
Görüşmenin ilk iki dakikasında Nehir şunları sormuştu: bağlantı koparsa kim yeniden arayacak, Ozan düşünürken susarsa bir "düşünüyorum" der mi, yanında biri var mı. Ozan evde tek başınaydı.
Ozan: Başvurdum sonunda. Ama...
(Görüntü donuyor. Nehir bekliyor. Görüntü dönüyor.)
Nehir: Görüntün bir an dondu. Son duyduğum "başvurdum ama" oldu. Devam eder misin?
Ozan: Ama müdür formu görünce koridorda "Sen de mi?" dedi. Gülerek. Ben de güldüm.
Nehir: Ekranda yüzünü görüyorum, ellerini göremiyorum. "Sen de mi" dediğinde içinde ne oldu?
Ozan: Midem kasıldı. Şimdi anlatırken yine kasıldı. (Duraklıyor.) Düşünüyorum.
Nehir: (Bekliyor.)
Ozan: Geri çekmeyeceğim. Ama mülakatta o "sen de mi"yi kafamdan atmam lazım.
Ozan'ın sözü iki sürümde de aynı yerde, "ama"da yarım kaldı. İlk sürümde Nehir donmanın belirsizliğine dayanamadı ve boşluğu kendi cümlesiyle doldurdu. Gecikme yüzünden Ozan'la aynı anda konuştu, Ozan geri çekildi, ve "ama"dan sonrası, yani müdürün sözü, hiç konuşulmadı. 9.7'deki boşluk doldurma alışkanlığı, ekranda gecikmeyle birleşince daha da görünür oldu. İkinci sürümde başta yapılan küçük anlaşma işe yaradı: Nehir donmayı bekledi, son duyduğunu söyleyerek Ozan'ı kaldığı yere geri götürdü. Göremediği bir şeyi tahmin etmek yerine sordu ve Ozan bedenindeki tepkiyi kendisi anlattı. Ozan "düşünüyorum" dediğinde de Nehir bekleyebildi. Tuba telefonda yalnız sesi duyuyordu ve not ettiği şey ilginçti: "Geri çekmeyeceğim" derken Ozan'ın sesi kalınlaştı; yüzünü görenler bunu fark etmemişti. Bir bedel de vardı: anlaşma ve telafi soruları zaman aldı, hasta olan Ozan yirminci dakikada yorulduğunu söyledi ve görüşme planlanandan erken bitti.
Sınır notu
Koçluğun alanında mı? Uzaktan görüşme, yüz yüze görüşmede kolayca fark edilen bazı durumları gizleyebilir: danışanın gerçekten yalnız olup olmadığı, bulunduğu yerin güvenli olup olmadığı, beklenmedik ağır bir duygusal tepki geldiğinde nerede olduğu. Koç bu yüzden ilk görüşmede, danışanın acil bir durumda nasıl ve kime ulaşılabileceğini sözleşmede netleştirir ve uzaktan görüşmede ağır bir kriz belirtisi görürse görüşmeyi bir koçluk konuşması gibi sürdürmez; danışanın güvenliğini önceler ve gerekirse acil yardıma yönlendirir. Danışanın yanında başka biri varsa, bazı konuların o görüşmede açılmaması danışanın hakkıdır; koç bunu zorlamaz. Platform seçimi, kayıt, veri güvenliği ve çevrimiçi koçluğun mesleki ve etik kuralları bu dersin değil, 61. modülün konusu.
Pratik
Günlük sorusu
Ekrandan ya da telefonla yaptığın son önemli konuşmada, karşındakinin sessizliğini nasıl yorumladın? Sormak aklına geldi mi?
Kapanış
- Görüntülü ve sesli görüşmede işaretler yok olmaz, belirsizleşir: görüntülüde beden ve göz teması, telefonda yüz de kaybolur; ses ise yalnız kaldığında daha belirginleşebilir.
- Belirsizliği iki araç giderir: görüşmenin başındaki kısa bir uzaktan görüşme anlaşması ve emin olunmayan anlarda sorulan telafi soruları. İkisi de gözlem olarak kurulur, yorum olarak değil, ve aşırıya kaçmaz.
- Terapi araştırmalarında görüntülü ve telefonla yapılan görüşmelerde ittifak yüz yüze olanlardan belirgin biçimde farklı çıkmadı; telefon seansları ise daha kısaydı. Uzaktan görüşmeye dair kaygının önemli bir kısmı uygulayıcıda.
Beş soru
- Feride Hanım'ın "ekranda işaretler kaybolmuyor, belirsizleşiyor" sözü koçun ne yapması gerektiğini nasıl değiştiriyor?
- Uzaktan görüşme anlaşmasının dört maddesi neler ve her biri hangi belirsizliği gideriyor?
- İlk sürümde Nehir'in "bağlantı mı gitti?" diye bölmesi neden müdürün sözünü konuşulmadan bıraktı?
- Irvine ve Seuling çalışmaları uzaktan koçluk için neyi destekliyor, nerede susuyor?
- Tuba'nın yalnızca sesle fark ettiği şey uzaktan dinleme hakkında ne gösteriyor?
Yanıtlar
- Koç kayba yas tutmak yerine belirsizliği gidermeye odaklanır. Yüz yüzeyken gözle çözdüğü şeyi ekranda ya görüşmenin başında anlaşarak ya da emin olmadığı anda kısa bir soruyla çözer. Her şeyi sormaz; yalnızca konuşma için önemli görünen ve gerçekten bilemediği şeyi sorar.
- Bağlantı koparsa kimin yeniden arayacağı, ki bu donma anlarında panik ve karmaşayı önler; danışanın düşünürken susarsa bunu nasıl belli edeceği, ki bu sessizlikle donmayı ayırır; kameranın göremediği bir şey olursa söylenip söylenmeyeceği; ve yanında başka biri olup olmadığı, ki bu neyin rahat konuşulabileceğini gösterir.
- Çünkü Nehir donmanın belirsizliğine dayanamayıp boşluğu doldurdu ve gecikme yüzünden Ozan'la aynı anda konuştu. Ozan geri çekildi, "boşver" dedi ve "ama"dan sonra gelecek olan, müdürün "sen de mi?" sözü, hiç açılmadı. Önceden yapılmış bir anlaşma ya da son duyulanı geri veren bir soru bunu önleyebilirdi.
- Terapide telefonla ve görüntülü görüşmede ittifakın, açılmanın ve empatinin yüz yüze olandan belirgin biçimde farklı olmadığını, telefon seanslarının ise daha kısa sürdüğünü. Ama bulgular terapiden, çalışmalar az sayıda ve farklı yöntemlerle; ittifakın düzeyini ölçüyorlar, koçun uzaktan nasıl dinlemesi gerektiğini ya da koçluk sonuçlarını değil.
- Bir kanalın kaybolmasının öbürünü keskinleştirebildiğini. Yüzü görenler, Ozan'ın "geri çekmeyeceğim" derken sesinin kalınlaştığını kaçırdı; yalnızca sesi duyan Tuba yakaladı. Telefonla dinleyen koç, yüz yüzeyken kaçırdığı ses değişikliklerini duyabilir; kayıp her zaman yalnızca eksiklik değildir.
Sonraki derse köprü
Bu modülde yansıtmayı, özetlemeyi, söylenmeyeni, dil kalıplarını, sözsüz işaretleri, dinlemeyi bozan alışkanlıkları ve ekranı tek tek çalıştın. 9.9 Dinleme atölyesi bunları bir kayıtta birleştiriyor: bir görüşmenin dökümünde yansıtmaları ve soruları kodlayıp oranlarını çıkaracak, kendi dinlemen için ölçülebilir bir hedef koyacaksın.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.