9.6 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Sözsüz işaretler
Ses, tempo ve bedendeki değişimi yorum yapmadan gözlem olarak paylaşır
Koçluk Akademisi — M09, Aktif Dinleme · 1.825 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Salı sabahı, depo girişindeki bank. Volkan elinde çay bardağıyla Nehir'e geçen hafta yaşadığını anlatıyor; biraz utanmış, biraz gülüyor.
Volkan: İnternette bir yazı okudum. "Karşındakinin duruşunu taklit et, sana güvenir" diyordu. Emir'le konuşurken denedim. O kollarını kavuşturdu, ben de kavuşturdum. O öne eğildi, ben de eğildim.
Nehir: Ne oldu?
Volkan: Üçüncüde fark etti. "Abi sen benimle dalga mı geçiyorsun?" dedi. Yerin dibine girdim.
Nehir: Sonra?
Volkan: Taklidi bıraktım. Sevgi Hanım'ın dediğini hatırladım, sadece gördüğümü söyledim: "Geçen hafta arkadaşından bahsederken sesin kısılmıştı." Bir süre sustu. Sonra anlattı. Barışmaya çalışmış, olmamış.
Nehir: Hangisi işe yaradı sence?
Volkan: Taklit beni Emir'in hareketlerine kilitledi. Sesine dikkat edince onu duydum.
Volkan aynı on dakikada iki şey denedi. Birincisinde Emir'in bedenini kopyaladı ve dikkatini kendi kollarına harcadı. İkincisinde Emir'in sesinde bir değişiklik fark etti ve onu, yorumlamadan, olduğu gibi söyledi. Konu bu ikinci hareket: koç ses, tempo ve bedendeki kaymaları nereden yakalar, ve gördüğünü anlam yüklemeden danışana nasıl söyler?
Kavram
Bir danışan konuşurken yalnızca kelimeler gelmez. Ses yükselir ya da alçalır, tempo hızlanır ya da yavaşlar, cümleler arasında duraklamalar uzar. Beden de konuşur: eller masadan çekilir, bakış pencereye kayar, omuzlar düşer, ayak sallanmaya başlar. 9.1'de bunları bütünsel dinlemenin malzemesi olarak saymıştık. Bu derste soru başka: bu işaretlerle koç ne yapar?
İlk ilke, tek başına bir işaretin bir şey söylemediği. Bazı insanlar hep alçak sesle konuşur; bazıları göz teması kurmaz, çünkü öyle yetişmişlerdir ya da öyle rahat ederler; bazılarının ayağı her zaman sallanır. Anlamlı olan sabit bir özellik değil, değişimdir.
Taban çizgisini öğrenmek zaman alır. İlk görüşmede koç danışanın nasıl konuştuğunu ve oturduğunu sessizce izler; sonraki görüşmelerde değişiklikleri bu zemine göre görür. Ozan'ın sesinin alçalması, sesi zaten alçak biri için değil, sınıfta yüksek sesle konuşmaya alışmış bir öğretmen için bir işaretti.
İkinci ilke, gözlem ile yorumun ayrılması. "Sesin alçaldı" bir gözlemdir; danışan da duyduğu için doğrulayabilir. "Üzüldün" bir yorumdur; koçun kafasında oluşmuş bir anlam. Yorum doğru da olabilir yanlış da, ama danışana bir hüküm gibi ulaşır ve danışan ya kabul eder ya reddeder. Gözlem ise danışana kendi deneyimini kendisi adlandırma fırsatı bırakır.
Gözlem cümlesinin iki parçası var. Birincisi zamanlama: değişikliğin hangi kelimede, hangi konuda olduğunu söylemek. "Ellerini masadan çektin" bir şey söyler; "başvuruyu anarken ellerini masadan çektin" danışanın dikkatini o ana götürür. İkincisi davet: gözlemden sonra bir soru ya da sessizlik. Koç anlamı vermez, danışanın vermesini bekler.
Üçüncü ilke, işaretleri kullanmak ile onları taklit etmek arasındaki fark. Popüler iletişim tavsiyelerinin çoğu, karşındakinin duruşunu ve hareketlerini kopyalamanın yakınlık kuracağını söyler. Bu tavsiyenin arkasında gerçek bir laboratuvar bulgusu var, ama bulgu kendiliğinden olan taklitle ilgili; kasıtlı kopyalamanın aynı sonucu verdiği tartışmalı.
Koç için pratik sonuç şu: danışanın bedenini kopyalamaya uğraşmak dikkati koçun kendi bedenine çeker; Volkan'ın kolları gibi. Koçun işi işaretleri taklit etmek değil, fark etmek ve uygun olduğunda söylemek.
Perde arkası
Sonraki araştırmalar ikinci deneyin genelleştirilmesini sorguladı.
ICF'nin puanlama göstergeleri tarafında bu dersin işi açık.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Danışanın duruşunu ve hareketlerini bilerek taklit edersen sana daha çok güvenir; iyi koç aynalama yapar."
— Kendiliğinden taklidin hoşlanmayla ilişkisi laboratuvarda gösterildi, ama kasıtlı aynalamanın yakınlık kurduğu ön kayıtlı bir tekrar çalışmasında doğrulanmadı. Fark edilirse, Volkan'ın yaşadığı gibi, güveni bozabilir de.
Yaygın yanlış"Kollarını kavuşturan danışan savunmadadır, gözünü kaçıran bir şey saklıyordur; beden dili okunabilir."
— Tek bir hareketin sabit bir anlamı yok. Kollar üşüdüğü için, alışkanlıktan ya da rahat olduğu için de kavuşabilir. Anlamlı olan danışanın kendi taban çizgisinden sapma; anlamı da koç değil danışan verir.
İki sürüm
Bu kez koç Tuba, danışan Ozan; Nehir gözlemci. Pazar öğleden sonra, Kültürpark'ta bir çay bahçesi masası. Ozan müfredat komisyonuna başvurup başvurmayacağını konuşmak istiyor. İlk dakikalarda rahat, eli masada, sesi her zamanki gibi tok. Başvuru formundan söz etmeye başlayınca ellerini masadan çekip dizlerine koyuyor, konuşması yavaşlıyor.
Zayıf sürüm
Ozan: Formu indirdim. Doldurmaya başladım ama... bıraktım.
Tuba: Gerildin şu an, belli oluyor. Başvurmaktan korkuyorsun galiba.
Ozan: Korkmuyorum. Sadece vakit bulamadım.
Tuba: Ama ellerin...
Ozan: Ellerime ne oldu? (Kollarını kavuşturuyor.) Hafta sonu doldururum, sorun yok.
Güçlü sürüm
Ozan: Formu indirdim. Doldurmaya başladım ama... bıraktım.
Tuba: Formdan söz etmeye başlayınca ellerini masadan çektin, konuşman da yavaşladı. O an ne oldu?
Ozan: (Bir süre susuyor.) Formda "Neden siz?" diye bir soru var. Onu düşündüm. Cevabım yok gibi geldi.
Tuba: Cevabın yok gibi geldi.
Ozan: Aslında var. Sınıfta yeni okuma etkinliğini ben kurdum, iki yıldır yürüyor. (Sesi hızlanıyor, eli masaya dönüyor.) Ama bunu yazınca kendimi övüyormuşum gibi geliyor.
Tuba: Şimdi anlatırken sesin değişti.
Ozan: Değişti, evet. Bunu yazabilirim galiba.
Ozan iki sürümde de aynı şeyi yaptı: ellerini çekti, yavaşladı. Ayrılan Tuba'nın hareketi. İlk sürümde Tuba gördüğünü hemen bir duyguya çevirdi ("gerildin") ve ona bir neden ekledi ("korkuyorsun"). İki yorum birden geldi, ikisi de Ozan'ın onaylamadığı bir hükümdü. Ozan reddetti, Tuba ellerini işaret edince kollarını kavuşturdu ve konuşmayı kapattı. Tuba'nın gördüğü doğruydu; yanlış olan, ona anlam yüklemesiydi. İkinci sürümde Tuba yalnızca neyin ne zaman değiştiğini söyledi ve anlamı Ozan'a bıraktı. Ozan da korku değil, başka bir şey buldu: "Neden siz?" sorusu ve kendini övüyormuş gibi görünme kaygısı. Sonra sesi hızlandığında Tuba bu kez olumlu bir değişikliği gösterdi. Nehir bir bedeli de not etti: ikinci gözlemden sonra Ozan bir an duraklayıp gülümsedi ve "sürekli beni mi izliyorsun?" diye takıldı. Sözsüz işaretleri sık sık söylemek, danışana mercek altındaymış duygusu verebilir.
Sınır notu
Seçimi kim yapıyor? Bir gözlem cümlesi bir davettir; danışan girmek istemeyebilir. "Ellerini çektin" dendiğinde "bir şey yok, devam edelim" diyen danışan bir seçim yapmıştır ve koç o seçime saygı gösterir: ısrar etmez, aynı işareti üst üste göstermez. Sözsüz işaretler danışanın kendi seçmeden açığa vurduğu şeylerdir; koç onları kullanarak danışanın açmak istemediği bir yeri zorla açarsa, gözlem bir sorguya döner. Bir uyarı daha: beden dili okumayı yalan yakalamak ya da danışanın "gerçekte" ne düşündüğünü bulmak için kullanmak koçluğun işi değildir. Koç bir sağlık işaretini, örneğin gözle görülür bir titremeyi, ani kilo kaybını ya da belirgin bir yorgunluğu fark ederse, bunu yorumlamaz ve teşhis koymaz; uygun bir anda danışana fark ettiğini söyler ve isterse bir hekime başvurmasını önerir.
Pratik
Günlük sorusu
Bu hafta bir konuşmada birinin sesinde ya da bedeninde bir değişiklik fark ettin mi? Onu bir duyguya çevirmeden nasıl söylerdin?
Kapanış
- Sözsüz bir işaret tek başına bir şey söylemez; anlamlı olan, danışanın kendi taban çizgisinden sapmasıdır. Ses, tempo ve bedendeki değişim, hangi kelimede olduğuyla birlikte fark edilir.
- Gözlem görüleni söyler, yorum ona anlam yükler. Koç gözlem cümlesini kurar, anlamı danışana bırakır; doğru gözleme eklenmiş bir yorum bile danışanı kapatabilir.
- Kendiliğinden taklit hoşlanmayla ilişkili bulundu, ama kasıtlı aynalamanın yakınlık kurduğu ön kayıtlı bir tekrarda doğrulanmadı; koç işaretleri kopyalamaz, fark eder. Gözleme girip girmemeyi danışan seçer.
Beş soru
- Volkan'ın denediği iki hareketten hangisi Emir'i konuşturdu, ve neden?
- Taban çizgisi neden gerekli? Ozan'ın örneğiyle açıkla.
- Tuba'nın ilk sürümde gördüğü şey doğruydu. Ozan neden kapandı?
- Chartrand ve Bargh'ın bulgusu ile Hale ve Hamilton'ın bulgusu birlikte kasıtlı aynalama hakkında ne söylüyor?
- Danışan bir gözlem cümlesine "bir şey yok, devam edelim" derse koç ne yapar?
Yanıtlar
- İkincisi: Emir'in sesindeki değişikliği olduğu gibi söylemesi. Taklit Volkan'ın dikkatini kendi kollarına çekti ve Emir fark edince alay gibi duyuldu. "Sesin kısılmıştı" ise Emir'in kendi deneyimini gösteren, doğrulanabilir bir gözlemdi; anlamını Emir verdi ve arkadaşıyla barışma denemesini anlattı.
- Çünkü tek bir işaretin sabit bir anlamı yok; bazı insanlar hep alçak sesle konuşur ya da göz teması kurmaz. Anlamlı olan danışanın kendi alışkanlığından sapma. Ozan sesi tok bir öğretmen; bu yüzden onun sesinin alçalması ya da yavaşlaması bilgi taşıyordu.
- Çünkü Tuba gözlemi iki yoruma çevirdi: "gerildin" ve "korkuyorsun". Ozan'a onaylamadığı bir hüküm geldi; reddetti, ellerine dikkat çekilince kollarını kavuşturup konuşmayı kapattı. Gözlem doğruydu ama anlamı koç verdiği için Ozan'ın kendi anlamını bulmasına yer kalmadı.
- Kendiliğinden taklidin laboratuvarda etkileşimi akıcılaştırabildiğini ve hoşlanmayla ilişkili olduğunu; ama bunun bilerek yapılan bir tekniğe dönüştüğünde güvenilir biçimde yakınlık kurduğunu göstermediğini. Ön kayıtlı tekrar çalışmasında etki bulunmadı. Rozeti bu yüzden Tartışmalı: koçun aynalamaya dayanması için yeterli kanıt yok.
- Danışanın seçimine saygı gösterir: ısrar etmez, aynı işareti hemen yeniden göstermez ve danışanın gitmek istediği yerden devam eder. Gözlem bir davetti; danışan girmemeyi seçti. Koç işareti zorla açmaya çalışırsa gözlem bir sorguya dönüşür.
Sonraki derse köprü
Kafede Nehir, son haftaların üçlü notlarını karıştırırken bir örüntü gördü. Dil kalıpları turunda kendisi Ozan'ın "hiç"ine karşı örnek vermişti. Dinleme düzeyleri turunda Tuba, Nehir'in form işini kendi eczanesine bağlayıp konuşmayı kendine çekmişti. Söylenmeyeni duyma turunda Ozan, Tuba'nın korkusunu ilk dakikada bir takvime çevirmişti. 9.7 bu üç alışkanlığı adlandırıyor: düzeltme refleksi, hikâye çalma ve erken çözüm. Hangisi senin kaydında en sık çıkıyor?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.