İçeriğe geç

9.3 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Özetleme

Üç dakikalık bir anlatıyı danışanın öncelik sırasıyla özetler

Koçluk Akademisi — M09, Aktif Dinleme · 1.782 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Pazartesi öğle arası, yemekhane. Banu, iki görüşmeyi iptal ettikten sonra koçunun mesajına cevap vermiş ve bir görüşme daha yapmış. Nehir'e anlatıyor.

Banu: Gittim sonunda. Yarım saat boyunca her şeyi döktüm: iptaller, çocukluk konuşmalarından sıkıldığım, teklif, Serap Hanım, annem.
Nehir: Koçun ne dedi?
Banu: Sonunda bir özet yaptı. Ama ilginç olan, sırayla gitmedi. "Seni en çok teklif meselesinin beklemesi yoruyor" diye başladı. Sonra öbürlerini söyledi.
Nehir: Doğru muydu?
Banu: Doğruydu. Ben bile o kadar net söylememiştim. Sonra "neyi atladım?" diye sordu. Annemi atlamıştı. Söyledim, o da ekledi.
Nehir: Nasıl hissettin?
Banu: Duyulmuş. Bir de, ne konuşacağımızı ilk kez biliyordum.

Banu'nun koçu yarım saatlik bir anlatıyı birkaç cümleye topladı; ama anlatının sırasıyla değil, Banu için neyin en ağır olduğunun sırasıyla. Sonra eksik kalanı Banu'ya sordu. Uzun bir anlatı nasıl birkaç cümleye toplanır ve hangi sırayla geri verilir: bu dersin sorusu bu.

Kavram

Bir danışan bazen birkaç dakika boyunca çok şey anlatır: olaylar, insanlar, duygular, birbirine bağlanan ya da bağlanmayan konular. 9.2'de tek bir cümleyi yansıtmayı konuştuk. Özetleme, bu uzun anlatının bütününü toplayıp geri vermek.

Özet bir yansıtmanın büyüğü gibi görünür, ama birkaç ayrı iş görür. Bazen dağınık bir anlatıyı toplar ve danışanın kendisinin de göremediği bir bütünü görünür kılar. Bazen birbirinden ayrı söylenmiş iki şeyi yan yana koyar ve aralarındaki bağı gösterir: "Hem teklifi istiyorsun hem Serap Hanım'ı bırakmaktan çekiniyorsun." Bazen de görüşmede bir geçiş noktası olur: bir konunun sonunu işaretler ve bir sonrakine kapı açar.

Özetin en zor yanı neyi hangi sırayla söyleyeceğine karar vermek. Koçun önünde üç sıra vardır. Anlatının sırası: danışan ne sırayla söylediyse. Koçun ilgisinin sırası: koçun en ilginç bulduğu şey önce. Danışanın öncelik sırası: danışan için en yüklü olan şey önce.

Danışanın öncelik sırasını nereden bilirsin? Kesin bir yolu yok, ama birkaç işaret var. Danışanın en çok vakit ayırdığı konu. Sesinin en çok değiştiği yer. Tekrar tekrar döndüğü bir kelime. Bir de, danışanın söylerken duraksadığı ya da hızlandığı şey. 9.1'de konuştuğumuz bütünsel dinleme, özetin sırasını bulmanın en önemli aracı.

Hangi şeyin en ağır olduğu koçun kestirimidir; isabet etmeyebilir. Bu yüzden iyi bir özet bir soruyla biter: "Neyi atladım?", "Neresi doğru, neresi değil?" ya da "Senin için hangisi en önemli?" Bu soru özeti bir hükümden bir davete çevirir; danışan eksik kalanı ekler ya da sırayı düzeltir.

Özetin uzunluğu da önemli. Uzun bir özet, danışanın anlattığını yeniden anlatmaya dönüşür; danışan dinlemekten yorulur ve özetin ne işe yaradığını kaybeder. Kısa bir özet seçim yapar. Seçim yapmak bir şeyi dışarıda bırakmak demektir; ve "neyi atladım?" sorusu bu dışarıda bırakmayı telafi eder.

Bir yol daha var: danışana özetletmek. "Buraya kadar konuştuklarımızı sen nasıl özetlersin?" diye sormak, danışanın kendi anlatısını kendi önceliğiyle toplamasını sağlar. Bu çoğu zaman koçun özetinden daha çok şey gösterir: danışan neyi atlıyor, neyi öne alıyor?

Perde arkası

ICF'nin puanlama göstergelerinde özetleme açıkça yer alıyor.

Danışana özetletmenin etkisine en yakın veri sağlık iletişiminden geliyor.

İki kart farklı bağlamlardan geliyor. Birincisi koçluk mesleğinin özetlemeyi kısa ve danışanın netliğine hizmet eden bir beceri olarak tanımladığını gösteriyor. İkincisi bir kişinin bir şeyi kendi sözleriyle yeniden anlatmasının, en azından sağlık eğitiminde, öz-yeterliği artırabileceğini düşündürüyor. Ama orada tekrar edilen şey sağlık çalışanının verdiği bilgi; koçlukta danışan kendi anlatısını özetliyor. Bu bir benzetme, doğrudan bir aktarım değil. Koç–danışan görüşmesinde özetin ne değiştirdiğini sayan bir araştırma bulamadık.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"İyi bir özet, danışanın söylediği her şeyi içerir."
Doğrusu

Her şeyi içeren bir özet, anlatının yeniden anlatılmasıdır; danışanı yorar ve ne işe yaradığını kaybeder. İyi bir özet seçer, kısa tutulur ve neyi atladığını danışana sorar.

Yaygın yanlış"Özet, danışanın anlattığı sırayla yapılmalıdır; böylece hiçbir şey çarpıtılmaz."
Doğrusu

Anlatının sırası çoğu zaman ağırlığın nerede olduğunu göstermez; danışan en ağır şeyi sona bırakmış ya da arada geçiştirmiş olabilir. Öncelik sırasıyla özet, danışanın kendisinin de net göremediği bir ağırlığı görünür kılabilir; ve sonundaki soru, sıra yanlışsa danışanın düzeltmesine yer açar.

İki sürüm

Haftalık üçlü. Bu kez anlatan Tuba, koç Nehir; Ozan saati tutuyor. Tuba üç dakika boyunca konuşuyor: annesinin fizik tedavisi, Derya'yla konuşmanın iyi geçmesi, resim yapmayı bıraktığı yıl, boş akşamlar, eczanede yeni bir stajyerin gelmesi.

Zayıf sürüm

Nehir: Özetleyeyim: annen fizik tedaviye başladı, ilk hafta zorlandı. Derya'yla konuştun, iyi geçti. Lisede resim yapıyordun ama bıraktın. Akşamların boşaldı. Eczaneye de yeni bir stajyer gelmiş. Doğru mu?
Tuba: Doğru.
Nehir: Bunlardan hangisiyle devam edelim?
Tuba: Bilmiyorum. Stajyer belki.

Güçlü sürüm

Nehir: Bir özet deneyeyim. Bu üç dakikada en çok, resmi bıraktığın yıla döndün; o yıl annen ilk kez hastalanmıştı. Şimdi annen iyileşiyor ve akşamların boşalıyor. Derya ve stajyer de var, ama ikisi daha hafif geldi bana. Neyi atladım?
Tuba: ...Atlamadın. Ama bir şey ekleyeyim: boş akşamlar beni korkutuyor. Resme döneceğim diye kendime söz veriyorum, sonra yapmıyorum.
Nehir: Boş akşamlar seni korkutuyor.

Ozan'ın saatine göre iki özetin uzunluğu neredeyse aynı: yaklaşık yirmi saniye. Fark sırada ve sonda. İlk sürümde Nehir anlatının sırasıyla gidiyor ve beş konuyu eşit ağırlıkla sayıyor. Özet doğru, ama Tuba için hiçbir şeyi öne çıkarmıyor; Tuba'nın "doğru" cevabı bir onay, bir devam değil. Nehir'in "hangisiyle devam edelim?" sorusu da seçimi Tuba'ya bırakıyor, ama Tuba'nın önünde eşit ağırlıkta beş seçenek var; en hafifini, stajyeri, seçiyor. Güçlü sürümde Nehir sırayı Tuba'nın en çok döndüğü yere göre kuruyor ve iki hafif konuyu açıkça "daha hafif" diye ayırıyor. Özeti bir soruyla bitiriyor. Tuba bir şey ekliyor: boş akşamların onu korkuttuğunu ve resme dönme sözünü tutmadığını. Ama güçlü sürümde de bir kayıp riski var: Nehir "daha hafif geldi bana" derken Tuba'nın stajyer meselesini önemsizleştirmiş olabilir; "neyi atladım?" sorusu bu riski kısmen telafi ediyor.

Sınır notu

Kimin gündemi? Özet, koçun görüşmenin yönünü en çok belirlediği anlardan biri; çünkü neyin öne çıkacağını ve neyin geride kalacağını koç seçer. Koç kendi ilgisini, kendi uzmanlık alanına yakın olanı ya da kendi değerlerine uyanı öne çıkarırsa, özet danışanın değil koçun gündemine hizmet eder. Bunun önlemi, sırayı danışanın işaretlerine göre kurmak ve özeti her zaman danışanın düzeltmesine açık bir soruyla bitirmek. Sponsorlu bir süreçte de bir tuzak var: koç, kurumun beklediği hedefe yakın konuları özette öne çıkarmaya eğilimli olabilir; ama görüşmenin özeti danışanın önceliğini izler. Bir de: özet, danışanın anlattığı ağır bir şeyi, örneğin bir yası, bir kaybı ya da bir tehlikeyi, hafif bir konuyla aynı cümlede eşitlemeye yol açmamalı; böyle bir şey varsa koç onu ayrıca ve özenle ele alır.

Pratik

Günlük sorusu

Son yaptığın uzun bir konuşmayı kendi öncelik sıranla özetlesen hangi şeyle başlardın? Karşındaki kişi hangisiyle başlardı?

Kapanış

  1. Özet, uzun bir anlatıyı seçip bir araya getirerek kısa bir bütün olarak danışana geri vermektir; toplar, bağlar ve görüşmede geçiş noktası olur.
  2. Özetin sırası önemlidir: anlatının sırası ya da koçun ilgisinin sırası değil, danışanın öncelik sırası. Bu sıra bütünsel dinlemenin işaretlerinden okunur ve özet danışanın düzeltmesine açık bir soruyla biter.
  3. Kısa bir özet seçim yapar; danışana özetletmek ise onun önceliklerini ve neyi atladığını görünür kılar. Koç özetle görüşmenin yönünü en çok belirlediği anlardan birinde olduğunu unutmaz.

Beş soru

  1. Banu'nun koçunun özeti onu neden "duyulmuş" hissettirdi?
  2. Özetin önündeki üç sıra nedir ve hangisi tercih edilir?
  3. Nehir'in ilk özeti yanlış değildi; Tuba neden yine de ilerlemedi?
  4. Vick ve arkadaşlarının derlemesi danışana özetletme hakkında ne düşündürüyor, nerede durmak gerekiyor?
  5. Özet nasıl koçun gündemine hizmet edebilir?

Yanıtlar

  1. Çünkü koç anlatının sırasıyla değil, Banu için en ağır olanla başladı: teklifin beklemesi. Banu'nun kendisinin de o kadar net söylemediği bir şeyi adlandırdı. Sonra "neyi atladım?" diye sordu ve Banu atlanan annesini ekledi; özet bir hükümden bir davete döndü.
  2. Anlatının sırası, koçun ilgisinin sırası ve danışanın öncelik sırası. Tercih edilen danışanın öncelik sırası: danışan için en yüklü olandan başlamak. Anlatının sırası tarafsız görünür ama ağırlığın nerede durduğunu söylemeyebilir.
  3. Çünkü beş konuyu anlatının sırasıyla ve eşit ağırlıkla saydı; hiçbir şeyi öne çıkarmadı. Tuba "doğru" diyerek onayladı ama devam etmedi; ve önünde eşit ağırlıkta beş seçenek olunca en hafifini, stajyeri, seçti. Özet doğru olduğu için eksik görünmüyordu.
  4. Bir kişinin bir şeyi kendi sözleriyle yeniden anlatmasının, sağlık eğitiminde, öz-yeterliği ve kısa vadeli uyumu artırabildiğini düşündürüyor. Ama orada tekrar edilen şey sağlık çalışanının verdiği bilgi; koçlukta danışan kendi anlatısını özetliyor. Çalışmaların çoğu ciddi yöntem sınırlılıkları taşıyor ve koçlukta sınanmadı; bu bir benzetme.
  5. Koç özette kendi ilgisini, kendi uzmanlığına yakın olanı ya da sponsorlu bir süreçte kurumun hedefine yakın olanı öne çıkardığında. Neyin öne çıkıp neyin geride kalacağını koç seçtiği için, özet görüşmenin yönünü belirleyebilir. Önlemi, sırayı danışanın işaretlerine göre kurmak ve özeti bir soruyla bitirmek.

Sonraki derse köprü

Tuba "boş akşamlar beni korkutuyor" dedi. Ama bu cümlenin içinde, söylenenden daha fazlası var: bir duygu, bir değer, belki bir inanç. 9.4, söylenmeyeni duymayı ele alıyor: bir cümlenin içindeki duyguyu, değeri ve inancı birbirinden ayırmayı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.