İçeriğe geç

9.2 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Yansıtma

Basit ve karmaşık yansıtma kurar

Koçluk Akademisi — M09, Aktif Dinleme · 1.727 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Pazar, saat dokuz; Feride Hanım ekranda, önünde Nehir'in kaydının dökümü. Nehir, son pratik görüşmesinin kaydını Feride Hanım'a göndermiş; Feride Hanım bir sayım yapmış.

Feride Hanım: Bu kayıtta yirmi dört soru sormuşsun. Yansıtma üç.
Nehir: Soru sormak daha kolay geliyor. Yansıtma bana biraz papağan gibi geliyor açıkçası.
Feride Hanım: Bir deneyeyim mi?
Nehir: Deneyin.
Feride Hanım: Soru sormak sana daha güvenli geliyor.
Nehir: ...Evet. Soru sorunca bir şey iddia etmemiş oluyorum. Yanılmam.
Feride Hanım: Yanılmamak.
Nehir: Yanılmamak. Galiba her yerde böyleyim.

Feride Hanım soru sormadı; Nehir'in söylediğini, bir adım ötesiyle, ona geri verdi. Nehir de bir soruya cevap verir gibi değil, kendi düşüncesini sürdürür gibi konuştu ve "yanılmamak" kelimesine vardı. Sorunun yanında duran bu ikinci araca, söyleneni geri vermenin sade ve derin iki hâline bakıyoruz.

Kavram

Koçluk çoğu zaman soru sormakla bir tutulur. Ama bir koçun dinlediğini gösteren ve danışanı kendi düşüncesinde ilerleten en güçlü araçlardan biri soru değil, yansıtmadır.

Bu fark küçük görünür ama önemlidir. Soru, danışanı bir cevap vermeye çağırır; danışan durur, düşünür, cevaplar. Yansıtma ise danışanın kendi düşüncesini sürdürmesine alan açar; danışan genellikle cümlesine devam eder, ya da yansıtmayı düzeltir. Nehir'in "evet, soru sorunca bir şey iddia etmemiş oluyorum" cümlesi bir cevap değil, bir devam.

Yansıtmanın iki temel biçimi var.

Basit yansıtma danışana duyulduğunu gösterir ve kendi kelimesinin üzerinde bir an durmasını sağlar. Ama tek başına çok sık kullanıldığında, Nehir'in korktuğu gibi, papağan gibi duyulabilir.

Karmaşık yansıtma daha çok şey taşır, ama bir riski de vardır: bir tahmin içerir ve yanlış çıkabilir. Bu bir sorun değil. Yanlış bir karmaşık yansıtma, 8.4'te konuştuğumuz bağlanmadan paylaşılan bir sezgi gibi çalışır: danışan onu düzeltir ve düzeltirken kendi cevabına yaklaşır. "Daha güvenli değil aslında, daha hızlı" diyen bir danışan, koçun tahmininden daha kesin bir şey söylemiş olur.

Karmaşık yansıtmanın birkaç türü var. Duyguyu yansıtmak: "Bu seni kırmış." Anlamı yansıtmak: "Senin için mesele form değil, görünür olmak." Danışanın bir sonraki cümlesini tahmin etmek: Nehir "soru sorunca bir şey iddia etmemiş oluyorum" dediğinde "yanılmazsın" diye cümleyi tamamlamak. İki tarafı birlikte yansıtmak: "Bir yanın söylemek istiyor, bir yanın korkuyor."

Koç yansıtmayı sorunun yerine koymayı öğrendiğinde görüşmenin ritmi değişir. Danışan daha uzun konuşur, daha az cevap verir gibi, daha çok düşünür gibi. Bu modülün son dersinde, kendi kaydındaki yansıtma ve soru oranını çıkarıp bir hedef koyacaksın.

Perde arkası

Motivasyonel görüşmede terapistin becerilerinin danışan üzerindeki etkisi büyük bir meta-analizle incelendi.

Yansıtmanın türlerini ayırmanın ne kadar zor olduğuna dair bir veri de var.

İki kart birlikte iki şeyi düşündürüyor. Birincisi, yansıtmanın da dahil olduğu dinleme becerileri danışanın konuşmasını belirgin biçimde etkiliyor; ama bu etki tek yönlü değil, danışanın değişime karşı konuşmasını da artırabiliyor. Yansıtma danışanın her söylediğini büyütür; koçun neyi yansıttığı önemli. İkincisi, bir yansıtmanın basit mi karmaşık mı olduğunu ayırmak eğitimli kodlayıcılar için bile kolay değil. Bu yüzden bu ayrımı bir sınav ölçütü değil, kendi pratiğine bakmanın bir yolu olarak kullan. Yansıtmanın koç–danışan görüşmesindeki payını ayrıca hesaplayan bir araştırma bulamadık.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Yansıtma, danışanın söylediğini papağan gibi tekrar etmektir."
Doğrusu

Bu yalnızca basit yansıtmanın, ve onun da aşırı kullanılmış biçiminin tarifi. Karmaşık yansıtma söylenenin ötesine geçer: bir duyguyu, bir anlamı, danışanın henüz söylemediği bir sonraki düşünceyi yakalamaya çalışır. İyi bir yansıtma danışana duyulduğunu ve bir adım ileri götürüldüğünü hissettirir.

Yaygın yanlış"Yansıtma yanlış çıkarsa danışan koça olan güvenini kaybeder."
Doğrusu

Isabet etmeyen bir karmaşık yansıtma, koç ona tutunmadığı sürece, danışanı bir düzeltmeye davet eder; ve düzeltme çoğu zaman koçun tahmininden daha kesin bir şeydir. Sorun yanlış bir yansıtma değil, koçun ona tutunması.

İki sürüm

Bu buluşmada soru soran Nehir, anlatan Ozan, sayan Tuba. Ozan, bir toplantıda fikrini söylediği ama sesinin titrediği anı anlatıyor.

Zayıf sürüm

Ozan: Fikrimi söyledim ama sesim titredi. Herkes fark etmiştir.
Nehir: Neden titredi sence?
Ozan: Bilmiyorum. Heyecandan herhalde.
Nehir: Bir dahakine nasıl daha sakin olabilirsin?
Ozan: Bilmiyorum. Belki önceden prova ederim.

Güçlü sürüm

Ozan: Fikrimi söyledim ama sesim titredi. Herkes fark etmiştir.
Nehir: Herkes fark etmiştir.
Ozan: Evet. Ve sonra bir daha konuşmadım toplantıda.
Nehir: Titreyen sesin, söylediğin fikirden daha çok aklında kalmış.
Ozan: ...Aslında evet. Müdür fikrimi dinledi, hatta not aldı. Ama ben sadece sesimi hatırlıyorum.
Nehir: Fikrin dinlendi, ama sen titremeyi taşıyorsun.

Tuba iki sürümü yalnızca saydı: zayıf sürümde Nehir'in iki sorusu, sıfır yansıtması; güçlü sürümde sıfır sorusu, üç yansıtması. Zayıf sürümde Nehir'in soruları yerinde görünüyor, ama ikisi de Ozan'ı bir cevap vermeye çağırıyor; ve Ozan'ın cevapları "bilmiyorum" ile başlıyor. Görüşme bir çözüme, prova etmeye, yöneliyor; ama Ozan'ın asıl deneyimi hiç açılmıyor. Öbür sürümde Nehir ilk olarak basit bir yansıtmayla giriyor: Ozan'ın kendi kelimesi. Ozan cümlesine devam ediyor ve yeni bir şey ekliyor: sonra bir daha konuşmamış. Nehir'in ikinci yansıtması karmaşık: Ozan'ın söylemediği ama söylediklerinin altında olan bir şeyi tahmin ediyor. Tahmin isabetli çıkıyor ve Ozan'ın o ana dek görmediği bir ayrımı açıyor: müdür dinlemiş, hatta not almış; ama Ozan yalnızca sesini hatırlıyor. Burada bir doygunluk noktası da görülüyor: üç yansıtma üst üste geldi; bir noktada Ozan'ın bir soruyla başka bir yere bakmaya da ihtiyacı olabilirdi.

Sınır notu

Kimin gündemi? Yansıtma danışanın söylediğini büyütür; ve koç neyi yansıtacağını seçerken farkında olmadan görüşmeyi bir yöne çekebilir. Koç yalnızca kendi ilginç bulduğu, kendi tahminine uyan ya da kendi değerlerine yakın cümleleri yansıtırsa, yansıtma gizli bir yönlendirmeye dönüşür. Bunun ölçüsü, danışanın neyi önemsediği: koç danışanın kelimelerinden en yüklü olanı, danışanın sesinin değiştiği yeri yansıtır, kendi merakını değil. Bir sınır daha: karmaşık yansıtma danışanın duygusuna ya da anlamına dair bir tahmin içerdiği için, bazen bir yoruma kayabilir. "Bu seni kırmış" bir yansıtma; "sen aslında babana kızgınsın" ise koçun alanını aşan bir yorum. Danışanın derin bir duygusu ya da geçmişiyle ilgili bir şey açılıyorsa ve bu danışanı zorluyorsa, koç yorumdan uzak durur ve gerekirse bunun bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışılabileceğini söyler.

Pratik

Günlük sorusu

Bugün birine bir soru sormak yerine onun söylediğini ona geri verdiğin bir an oldu mu? Ardından konuşma nasıl değişti?

Kapanış

  1. Yansıtma, danışanın söylediğini bir soru olarak değil bir ifade olarak ona geri vermektir; soru bir cevap ister, yansıtma danışanın kendi düşüncesini sürdürmesine alan açar.
  2. Basit yansıtma danışanın kelimelerine yakın kalır; karmaşık yansıtma söylenenin ötesine, bir duyguya, bir anlama ya da bir sonraki düşünceye bir tahminle gider. Yanlış bir karmaşık yansıtma, danışanın düzeltmesine ve kendi cevabına yaklaşmasına yol açabilir.
  3. Yansıtma danışanın söylediğini büyütür; koçun neyi yansıttığı görüşmeyi bir yöne çekebilir. Koç kendi merakını değil, danışanın en yüklü kelimesini yansıtır.

Beş soru

  1. Feride Hanım'ın "soru sormak sana daha güvenli geliyor" cümlesi neden bir soru değil ve Nehir'de ne açtı?
  2. Basit ile karmaşık yansıtma arasındaki fark ne?
  3. Zayıf sürümdeki iki soru Ozan'ı nereye götürdü, nereye götürmedi?
  4. Magill ve arkadaşlarının meta-analizinden yansıtma için hangi sonuç çıkarılabilir, hangisi çıkarılamaz?
  5. Yansıtma nasıl gizli bir yönlendirmeye dönüşebilir?

Yanıtlar

  1. Çünkü ses tonu sonda düşen bir ifadeydi; Nehir'i bir cevap vermeye değil, kendi düşüncesini sürdürmeye çağırdı. Bir karmaşık yansıtmaydı: Nehir'in söylemediği ama söylediğinin altındaki bir şeyi tahmin ediyordu. Nehir "yanılmamak" kelimesine ve "her yerde böyleyim" fark edişine vardı.
  2. Basit yansıtma danışanın söylediğini ona çok yakın kelimelerle, anlamına bir şey eklemeden geri verir. Karmaşık yansıtma söylenenin ötesine gider: bir duyguyu, bir anlamı ya da danışanın henüz söylemediği bir sonraki düşünceyi tahmin ederek geri verir; bu yüzden yanlış da çıkabilir.
  3. Ozan'ın asıl deneyimi: fikri dinlenmişti, hatta not alınmıştı, ama Ozan yalnızca titreyen sesini hatırlıyordu. Nehir'in soruları Ozan'ı cevap vermeye çağırdı ve görüşme bir çözüme, provaya yöneldi; Ozan'ın "bilmiyorum"ları bu deneyimin hiç açılmadığını gösteriyordu.
  4. Dinleme becerilerinin, yansıtma dahil, danışanın konuşmasını belirgin biçimde etkilediğini; ama bu etkinin tek yönlü olmadığını, danışanın değişime karşı konuşmasını da artırabildiğini düşündürüyor. Yansıtmayı öbür becerilerden ayırarak ölçmüyor ve koçlukta sınanmadı.
  5. Koç yalnızca kendi ilginç bulduğu, kendi tahminine uyan ya da kendi değerlerine yakın cümleleri yansıttığında. Yansıtma danışanın söylediğini büyüttüğü için, koçun seçimi görüşmeyi koçun istediği yere çekebilir. Ölçüsü, danışanın en yüklü kelimesini yansıtmak.

Sonraki derse köprü

Nehir, Ozan'ın üç cümlesini tek tek yansıttı. Ama bazen danışan üç dakika boyunca birçok şey anlatır ve koçun tek bir cümleyi değil, hepsini birden geri vermesi gerekir. 9.3, özetlemeyi ele alıyor: uzun bir anlatıyı danışanın kendi öncelik sırasıyla geri vermek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.