İçeriğe geç

8.5 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Dikkatin dağıldığı an

Görüşmede zihninin kendi gündemine kaydığını fark edip geri döner

Koçluk Akademisi — M08, Varlık: Anda Kalmak · 1.717 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Pazar öğleden sonra, Tuba'nın evinden çıkıp otobüs durağına yürüyorlar. Bu hafta Ozan koçluk yapmıştı, Tuba danışan, Nehir gözlemci. Ozan sessiz.

Nehir: Bir şey mi oldu? Görüşme iyi geçti bence.
Ozan: Tuba annesinden söz ederken ben kendi annemi düşünmeye başladım. Geçen yıl hastanedeydi. İki dakika gitmişim.
Nehir: Fark ettim. Bir an gözlerin pencereye kaydı.
Ozan: Sonra döndüm ama Tuba'nın ne dediğini kaçırmıştım. Bir şey sordum, alakasız bir şey.
Nehir: Tuba da "az önce söyledim ya" dedi.
Ozan: Evet. Bunu nasıl engellerim?

Ozan'ın sorusu, "bunu nasıl engellerim", bu dersin cevaplamadığı bir soru. Zihnin bir yere kayması engellenemez; ama fark edilebilir ve ondan geri dönülebilir. Odaklanacağımız şey o kayma anının kendisi: yakalamak ve görüşmeye dönmek.

Kavram

İnsan zihni bir konuda uzun süre kalmaz. Bir görüşmenin ortasında koçun aklı bir anda akşam yemeğine, bir e-postaya, bir önceki görüşmeye ya da kendi hayatından bir anıya gider. Bu, koçun yetersizliği değil; zihnin olağan işleyişi.

Koçun zihni üç tür yere kayar. Bazen kendi gündelik hayatına: yapılacak işler, gelecek bir toplantı, yorgunluk. Bazen koçluğun kendisine: bir sonraki soru, kendi performansı, gözlemcinin ne yazdığı; 8.1'de Nehir'in yaşadığı buydu. Bazen de danışanın anlattığı bir şey koçun kendi hayatından bir anıyı tetikler; Ozan'ın Tuba'nın annesini dinlerken kendi annesine gitmesi gibi. Üçüncüsü en zor fark edilenidir, çünkü konuyla ilgili gibi görünür; koç hâlâ "anne" hakkında düşünmektedir, ama artık danışanın değil kendisinin annesini.

Asıl beceri dolaşmayı engellemek değil, fark etmek. Zihin kaydığında, kişi çoğu zaman bir süre bunun farkında olmaz; sonra bir an gelir ve "nereye gittim?" diye fark eder. Bu fark etme anı, koçun elindeki en önemli şey.

Fark ettikten sonra geri dönmenin birkaç yolu var. En sadesi danışanın son kelimesine dönmek: koç, kaçırdığı yerden önce duyduğu son ifadeyi hatırlar ve dikkatini oraya bağlar. Bir başkası bedene dönmek: ayakların yere değdiğini, nefesin bir döngüsünü fark etmek; bu, dikkati o ana çeker. Bir de danışanın yüzüne bakmak: sesinin tonu, yüzündeki ifade, dikkati hızla şimdiye getirir.

Geri dönüş bir yargı içermemeli. Koç fark ettiğinde kendine "yine gittim, kötü bir koçum" derse, bu da yeni bir dolaşma olur; dikkat bu sefer kendi performansına kayar. Fark etmek ve dönmek yeterli; kaç kez gittiğin değil, kaç kez döndüğün önemli.

Bazen koç bir şeyi kaçırmıştır ve bunu gizlemeye çalışır. Ozan'ın yaptığı buydu: kaçırdığını belli etmeden bir soru sordu ve soru alakasız çıktı. Daha dürüst ve çoğu zaman daha işe yarar yol, kaçırdığını söylemek: "Son söylediğini kaçırdım, tekrar eder misin?" Bu, danışanın gözünde koçun yetersizliği gibi görünebilir; ama çoğu zaman tersine, koçun gerçekten dinlemek istediğini gösterir.

Danışanın anlattığı şey koçun kendi hayatına dokunduğunda, bu dolaşma bir bilgi de taşır. Ozan'ın annesi, Tuba'nın anlattığıyla bir yerde kesişiyor. Bu kesişim koçun görüşmede kendi duygusunu yönetmesini gerektirir; ve tekrar ediyorsa, görüşme dışında, süpervizyonda konuşulacak bir şey olabilir.

Perde arkası

Zihnin ne kadar sık dolaştığı gündelik hayatta ölçüldü.

Meslek tanımı da bu dikkati koçtan bekliyor.

Kartları yan yana koyunca çıkan tablo şu: zihnin dolaşması insan olmanın bir parçası, ve ICF'nin istediği odak, bu olağan dolaşmaya rağmen sürdürülen bir şey. Bu yüzden ders dolaşmayı engellemeyi değil, fark edip geri dönmeyi öğretiyor. Koçluk görüşmesinde koçun dikkatinin ne kadar dolaştığını ölçen bir çalışmaya ulaşamadık.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"İyi bir koçun zihni görüşmede hiç dağılmaz."
Doğrusu

Zihnin dolaşması insan zihninin olağan işleyişi; deneyimli koçların da zihni dağılır. Fark, ne kadar sık dağıldığında değil, ne kadar çabuk fark edip geri döndüğünde.

Yaygın yanlış"Koç bir şeyi kaçırdığını danışana söylememeli; güvenini kaybeder."
Doğrusu

Kaçırdığını gizlemek çoğu zaman alakasız bir soruyla sonuçlanır ve danışan bunu fark eder. "Son söylediğini kaçırdım, tekrar eder misin?" demek dürüsttür ve çoğu zaman koçun gerçekten dinlemek istediğini gösterir.

İki sürüm

Haftalık üçlünün bir sonraki buluşması. Ozan yine koç, Tuba danışan, Nehir gözlemci. Tuba annesinin fizik tedavisinden, ilk haftanın zorluğundan söz ediyor. Ozan'ın aklı bir an yine kendi annesine kayıyor.

Zayıf sürüm

Tuba: ...ve ilk gün fizyoterapist ona "bu hafta sizi zorlayacağım" dedi, annem de ağladı.
Ozan: ...
Ozan: Peki bu sana ne hissettiriyor?
Tuba: Az önce söyledim ya, çaresiz hissettim.
Ozan: Haklısın, evet.

Güçlü sürüm

Tuba: ...ve ilk gün fizyoterapist ona "bu hafta sizi zorlayacağım" dedi, annem de ağladı.
Ozan: Bir saniye, Tuba. Son birkaç cümleni kaçırdım. Tekrar eder misin?
Tuba: Annem ağladı dedim. Ben de çaresiz hissettim. Bir de... kızdım ona, neden ağlıyorsun diye. Sonra utandım.
Ozan: Kızdın, sonra utandın.
Tuba: Evet. Bunu kimseye söylememiştim.

Nehir'in gözlem notunda iki sürümü ayıran tek bir an var: Ozan'ın kaçırdığını söyleyip söylemediği. Zayıf sürümde Ozan'ın aklı gidiyor, geri geliyor ve kaçırdığını belli etmemek için genel bir soru soruyor. Soru kötü bir soru değil; ama Tuba'nın az önce söylediği şeyi soruyor ve Tuba bunu fark ediyor. "Haklısın, evet" ile Ozan görüşmeyi kurtarmaya çalışıyor ama Tuba'nın gözünde bir şey kırılıyor: dinlenmediğini hissediyor. Güçlü sürümde Ozan kaçırdığını açıkça söylüyor. Bu küçük itiraf Tuba'yı sarsmıyor; tersine, Tuba tekrar ederken daha önce söylemediği bir şeyi ekliyor: annesine kızdığını ve utandığını. Tekrar etmek, Tuba'ya kendi cümlesini bir kez daha, daha derinden söyleme fırsatı verdi. Bu sürümün de bir sınırı var: Ozan'ın aklı bu görüşmede ikinci kez aynı yere, annesine gitti; bu tekrar ediyorsa, Ozan'ın bunu bir sonraki süpervizyona taşıması gerekebilir.

Sınır notu

Kimin gündemi? Koçun zihni danışanın anlattığı bir şeyden kendi hayatına kaydığında, görüşmenin gündemi bir an için koçun gündemine geçer. Ozan'ın annesi, Tuba'nın annesi ile kesiştiğinde, Ozan'ın dikkati Tuba'nın deneyiminden kendi deneyimine kaydı. Bu kayma tek başına bir sorun değil; ama koç kendi deneyimini fark etmeden danışanın deneyimine yansıtırsa, örneğin "ben de annemle böyle yaşamıştım, sen de şöyle hissediyorsundur" diye düşünürse, danışanın gündemi kaybolur. Koç bu kesişimi fark ettiğinde onu görüşmede değil, süpervizyonda ya da kendi destek alanında ele alır. Bir de: koçun dikkati sürekli ve yoğun biçimde dağılıyorsa, örneğin uykusuzluk, yoğun stres ya da evdeki bir kriz yüzünden, bu bir beceri meselesi olmaktan çıkar; koçun kendine bakması, gerekirse görüşme sayısını azaltması ya da destek alması gerekir.

Pratik

Günlük sorusu

Bugün bir konuşmanın ortasında aklın kendi geçmişinden bir sahneye gitti mi? O anı karşındakinin hikâyesinde neye dokunmuştu?

Kapanış

  1. Zihnin dolaşması insan zihninin olağan işleyişidir; koçun aklı görüşmede kendi gündelik hayatına, koçluğun kendisine ya da danışanın tetiklediği bir anıya kayabilir. Asıl beceri engellemek değil, fark edip geri dönmektir.
  2. Geri dönmenin yolu somut bir çapadır: danışanın son kelimesi, nefes, ayakların yere teması, danışanın yüzü. Geri dönüş yargısız olmalı; önemli olan kaç kez gidildiği değil, kaç kez dönüldüğüdür.
  3. Koç bir şeyi kaçırdığında bunu gizlemek yerine söylemesi çoğu zaman daha dürüst ve daha işe yarardır; danışanın anlattığı şey koçun kendi hayatına dokunuyorsa, bu süpervizyonda ele alınacak bir konudur.

Beş soru

  1. Ozan'ın "bunu nasıl engellerim?" sorusunun cevabı neden bu dersin cevaplamadığı bir soru?
  2. Koçun zihninin kaydığı üç yer nedir ve hangisi en zor fark edilir?
  3. Zayıf sürümde Ozan'ın genel sorusu neden bir şeyi kırdı?
  4. Güçlü sürümde Ozan'ın kaçırdığını söylemesi neyi açtı?
  5. Danışanın anlattığı şey koçun kendi hayatına dokunduğunda koç ne yapar?

Yanıtlar

  1. Çünkü zihnin bir yere kayması insan zihninin olağan işleyişi ve engellenemez. Ders engellemeyi değil, kaymayı fark etmeyi ve geri dönmeyi öğretiyor. Engellemeye çalışmak, kendi performansına kayan yeni bir dolaşma yaratır.
  2. Kendi gündelik hayatına, koçluğun kendisine (bir sonraki soru, kendi performansı) ve danışanın anlattığından tetiklenen kendi anılarına. En zor fark edileni sonuncusu, çünkü konuyla ilgili gibi görünür: koç hâlâ "anne" hakkında düşünür, ama artık danışanın değil kendisinin annesini.
  3. Çünkü Ozan kaçırdığını gizlemek için Tuba'nın az önce söylediği şeyi sordu ve Tuba bunu fark etti: "Az önce söyledim ya." Tuba dinlenmediğini hissetti. Soru kötü bir soru olmadığı için sorun ilk bakışta görünmez.
  4. Tuba'nın daha önce söylemediği bir şeyi: annesine kızdığını ve sonra utandığını. Tekrar etmek, Tuba'ya kendi cümlesini bir kez daha, daha derinden söyleme fırsatı verdi. Kaçırdığını söylemek Tuba'yı sarsmadı; Ozan'ın gerçekten dinlemek istediğini gösterdi.
  5. Kesişimi fark eder ve kendi deneyimini danışanın deneyimine yansıtmamaya dikkat eder. Bunu görüşmede değil, süpervizyonda ya da kendi destek alanında ele alır; tekrar ediyorsa, bu bir süpervizyon konusudur.

Sonraki derse köprü

Ozan'ın aklı kaydığında geri dönmek için bir çapa kullandı. Ama bazı koçlar görüşmeye başlamadan önce de dikkatlerini toplamak için kısa bir hazırlık yapar. 8.6, görüşme öncesi iki dakikalık dikkat hazırlığını ve bu hazırlığın koçluk performansına etkisinin ne kadar bilindiğini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.