İçeriğe geç

8.1 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Varlık (presence) nedir

Dikkat, açıklık ve esnekliği bir görüşme anında gözler

Koçluk Akademisi — M08, Varlık: Anda Kalmak · 1.710 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı, akşam yedi; ekranda Feride Hanım. Nehir bir önceki pratik görüşmeden kalan bir cümleyle gelmiş.

Nehir: Ozan görüşmenin ortasında "beni dinliyor musun?" dedi. Çok bozuldum.
Feride Hanım: Dinliyor muydun?
Nehir: Dinliyordum. Yani... duyuyordum. Ama aslında bir sonraki sorumu düşünüyordum. Bir de Tuba not alıyor, iyi gidiyor muyum diye.
Feride Hanım: O an ne kadarın Ozan'laydı?
Nehir: Yarım belki. Öbür yarım kendimdeydi.
Feride Hanım: Ozan bunu nasıl anladı sence?
Nehir: Sorum onun söylediğine uymuyordu. Kendi planımdan gelmişti.

Nehir'in sorusu iyi bir soruydu; ama Ozan'ın o an söylediğinden değil, Nehir'in kafasındaki plandan geliyordu. Ozan bunu hissetti. Bu modül koçun görüşmede tam olarak orada olmasını, varlığı ele alıyor. Bu ilk ders, varlığın ne olduğunu ve bir görüşme anında nasıl gözlenebileceğini soruyor.

Kavram

Varlık, koçluğun en çok söz edilen ama en zor tarif edilen becerilerinden biri. Çoğu zaman bir his gibi anlatılır: "tam oradaydım", "akıştaydık". Ama bir his olarak kaldığında ne öğretilebilir ne gözlenebilir. Bu derste varlığı üç gözlenebilir parçaya ayırıyoruz.

Dikkatle başlayalım. Koçun dikkati nereye gidiyor? Danışanın söylediğine, sesine, yüzüne mi; yoksa kendi bir sonraki sorusuna, kendi performansına, saate ya da telefonuna mı? Nehir'in "yarım" dediği şey, dikkatin bölünmesiydi. Dikkatin bölündüğü görüşmede de bir sonraki soru gelir; ama danışanın söylediğine değil, koçun kafasındakine bağlanır.

Sonra açıklık geliyor. Koç ne çıkacağını önceden bilmediği bir şeye ne kadar açık? Danışan beklenmedik bir şey söylediğinde, bir duygu yükseldiğinde ya da konu başka bir yere gittiğinde, koç bunu yolunu kesen bir taş gibi mi görüyor, yoksa yeni bir ipucu gibi mi? Açıklık, koçun kendi yorumuna ya da beklentisine hızla kapanmaması.

Ve esneklik. Koçun bir planı olabilir: bir yöntem, bir soru dizisi, bir model. Esneklik, danışanın o an ihtiyacı başka bir şey olduğunda bu plandan ayrılabilmek. Planına sıkı sıkıya tutunan koç, görüşmeye değil plana bakar.

Bu üç parça birbirine bağlı. Dikkat danışandayken koç onun beklenmedik bir şey söylediğini fark eder; açıksa bunu bir bilgi olarak alır; esnekse planını ona göre değiştirir. Dikkat kendi performansındayken ise koç bir şeyi kaçırır ve planına sığınır.

Varlığın bir zorluğu, koçun kendi içinden bakınca yanıltıcı olabilmesi. Nehir "dinliyordum" dedi ve bir anlamda doğruydu; Ozan'ın sesini duyuyordu. Ama Ozan, Nehir'in sorusunun onun söylediğine uymamasından, Nehir'in yarım olduğunu hissetti. Koçun "ben oradaydım" hissi ile danışanın "koç benimleydi" algısı aynı şey olmayabilir. Bu yüzden varlığı gözlemenin en iyi yollarından biri, koçun kendi hissine değil, gözlenebilir işaretlere bakmak: koçun sorusu danışanın son söylediğine bağlanıyor mu? Koç danışanın sesindeki, yüzündeki bir değişimi fark edip ona dönüyor mu? Koç planından ayrıldığı bir an oldu mu?

Varlığın kendi içindeki bazı anları bu modülün sonraki derslerinde ayrı ayrı ele alıyoruz: bir sorudan sonra beklemek, görüşmenin nereye gittiğini bilmemek, bir sezgiyi paylaşmak, dikkatin dağıldığını fark edip geri dönmek ve görüşmeye hazırlanmak. Bu ilk derste amaç, varlığı bir his olmaktan çıkarıp gözlenebilir üç parçaya ayırmak.

Perde arkası

Varlığın görüşmede nasıl değerlendirileceğine dair iki kaynak var.

Varlığın danışan tarafından nasıl algılandığı ise psikoterapide ölçüldü.

İkinci kart, bu dersin en önemli noktasını destekliyor: koçun "oradaydım" hissi, danışanın algısını güvenilir biçimde yansıtmayabilir. Nehir'in "dinliyordum" demesi ile Ozan'ın "beni dinliyor musun?" sorusu arasındaki fark, araştırmadaki iki ölçüm arasındaki farka benziyor. Ama bu bir psikoterapi çalışması; koçlukta varlığı ve etkisini ölçen bir çalışma bulamadık.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Varlık bir ruh hâlidir; ya oradasındır ya değilsindir."
Doğrusu

Varlık bir an bir anda değişen bir dikkat biçimidir; aynı görüşmede koç bir an tamamen orada, bir an kendi planında olabilir. Dikkat, açıklık ve esneklik olarak parçalara ayrıldığında gözlenebilir ve geliştirilebilir hâle gelir.

Yaygın yanlış"Koç kendini orada hissediyorsa, danışan da onu orada hisseder."
Doğrusu

Koçun kendi hissi ile danışanın algısı aynı olmayabilir. Psikoterapide terapistin kendi varlığına dair değerlendirmesi sonuçları zayıf öngörürken, danışanın algısı iyi öngörüyordu. Varlığın en iyi kanıtı koçun hissi değil, sorularının danışanın söylediğine bağlanıp bağlanmadığı.

İki sürüm

Bu hafta koçluk sırası yine Nehir'de; Tuba anlatacak, Ozan izleyecek. Nehir, Feride Hanım'la konuştuktan sonra bu görüşmeye kendi planıyla gelmiş: Tuba'nın Derya'yla konuşmasının sonrasına bakacak. Tuba anlatmaya başlıyor.

Zayıf sürüm

Tuba: Derya'yla konuştuk sonunda. İyi geçti sayılır. Annem de dün fizik tedaviye başladı bu arada.
Nehir: Güzel. Derya'yla konuşmada en çok ne işine yaradı?
Tuba: Hmm. Önceden ne diyeceğimi bilmem galiba.
Nehir: Bunu başka konuşmalarda nasıl kullanabilirsin?

Görüşme Derya üzerinden ilerliyor. Ozan'ın notunda bir satır: "Tuba annesinden söz ederken derin bir nefes aldı. Nehir sormadı."

Güçlü sürüm

Tuba: Derya'yla konuştuk sonunda. İyi geçti sayılır. Annem de dün fizik tedaviye başladı bu arada.
Nehir: Annenden söz ederken derin bir nefes aldın.
Tuba: Aldım mı? Evet... Rahatladım galiba. Artık her akşam gitmem gerekmeyecek belki.
Nehir: Bugün hangisine bakmak istersin: Derya'yla konuşmaya mı, bu rahatlamaya mı?
Tuba: Rahatlamaya. Ne yapacağımı bilmiyorum o boş akşamlarla.

Ozan'ın gözlem notu zayıf sürümü tek bir kaçırılmış anla özetliyor: bir nefes. Nehir'in soruları zayıf sürümde de iyi sorular; Derya'yla konuşmayı derinleştiriyorlar. Ama Nehir'in dikkati kendi planında; Tuba'nın cümlesinin ikinci yarısı ve o yarıyla gelen nefes, Nehir'in planına uymadığı için kaçıyor. Bu, dikkatin bölünmesi ve esnekliğin eksikliği: Nehir planından ayrılmıyor. Güçlü sürümde Nehir yalnızca gözlediği şeyi söylüyor, bir yorum katmadan: bir nefes. Bu açıklık, Tuba'nın kendi fark etmediği bir şeyi açıyor: rahatlama ve ardından gelen bir boşluk. Nehir sonra planını bir kenara bırakıp seçimi Tuba'ya veriyor. Bu sürümün de bir ölçüsü var: her nefesi, her duraklamayı dile getirmek danışanı gözetlendiği hissine sokabilir; koçun neyi ne zaman söyleyeceği de varlığın bir parçası.

Sınır notu

Koçluğun alanında mı? Varlık, koçun danışanın söylediğinin ötesindekini de fark etmesini sağlar: bir nefes, bir ses değişimi, bir duraksama. Bu fark ediş bazen koçluğun alanı dışındaki bir şeyi gösterir. Danışanın sesinde haftalardır süren bir yorgunluk, konuşurken dalıp gitme ya da günlük hayatını sürdürmekte zorlandığını gösteren işaretler varsa, koçun dikkati bunu yakalar; ve koç bunu nazikçe söyler, gerekirse bir sağlık ya da ruh sağlığı uzmanını önerir. Varlığın kendisi bir teşhis aracı değildir; koç gördüğünü bir gözlem olarak paylaşır, bir yorum ya da tanı olarak değil. Koçun kendi tarafında da bir sınır var: koç uzun süredir yorgun, dağınık ya da kendi hayatındaki bir şeyle meşgulse, varlığını sürdürmesi zorlaşır; bu durumda görüşme sayısını azaltmak ya da süpervizyona taşımak gerekebilir.

Pratik

Günlük sorusu

Bugün biriyle konuşurken, dikkatinin yarısının kendi bir sonraki cümlende olduğu bir an oldu mu? Karşındaki bunu nasıl anlamış olabilir?

Kapanış

  1. Varlık bir his değil, gözlenebilir bir dikkat biçimidir: dikkatin danışanda ve o anda olması, ne çıkarsa ona açık kalmak ve planından ayrılabilecek kadar esnek olmak.
  2. Dikkat koçun kendi planına ya da performansına kaydığında, sorular iyi olsa bile danışanın söylediğine değil koçun kafasındakine bağlanır; danışan bunu çoğu zaman hisseder.
  3. Koçun "oradaydım" hissi danışanın algısıyla aynı olmayabilir; psikoterapide danışanın algısı sonuçları daha iyi öngördü. Varlığın en iyi kanıtı, koçun sorularının danışanın söylediğine bağlanmasıdır.

Beş soru

  1. Ozan, Nehir'in yarım dinlediğini nasıl anladı?
  2. Varlığın üç parçası nedir ve birbirine nasıl bağlanır?
  3. Zayıf sürümde, sorulara bir kusur bulunamazken, ne gözden kaçtı?
  4. Geller ve arkadaşlarının çalışması koçun kendi hissi hakkında ne düşündürüyor?
  5. Varlık neden bir teşhis aracı değildir?

Yanıtlar

  1. Nehir'in sorusu Ozan'ın o an söylediğine uymuyordu; Nehir'in kafasındaki plandan geliyordu. Ozan, sorunun kendi söylediğine bağlanmamasından Nehir'in yarım orada olduğunu hissetti. Nehir sesini duyuyordu, ama dikkatinin yarısı bir sonraki sorusunda ve kendi performansındaydı.
  2. Dikkat, açıklık ve esneklik. Dikkat danışandayken koç beklenmedik bir şeyi fark eder; açıksa bunu yoldan sapma değil yeni bir veri sayar; esnekse planını ona göre değiştirir. Dikkat koçun kendindeyken ise bir şey kaçar ve koç planına sığınır.
  3. Tuba'nın annesinden söz ederken aldığı derin nefes ve cümlesinin ikinci yarısı. Nehir'in dikkati kendi planındaydı, Derya'ya bakmak; plana uymayan şey kaçtı. Sorular kaliteli olduğundan kaçan şey göze batmadı.
  4. Koçun "oradaydım" hissinin danışanın algısını güvenilir biçimde yansıtmayabileceğini. Terapistin kendi varlığına dair değerlendirmesi sonuçları zayıf öngörürken, danışanın algısı iyi öngörüyordu. Ama bu psikoterapiden bir bulgu; koçlukta sınanmadı.
  5. Çünkü varlık koçun fark etmesini sağlar, ama fark edilen şeyin anlamını koç belirlemez. Koç gördüğünü bir gözlem olarak paylaşır, bir yorum ya da tanı olarak değil. Fark ettiği şey koçluğun alanı dışında bir duruma işaret ediyorsa, bunu nazikçe söyler ve gerekiyorsa danışanın bir uzmana başvurmasını önerir.

Sonraki derse köprü

Nehir, Tuba'nın nefesini söyledikten sonra sustu ve bekledi; Tuba "Aldım mı? Evet..." diyene kadar. O birkaç saniye, varlığın en zor anlarından birinin içindeydi. 8.2, bir sorudan sonra gelen sessizliği bozmadan beklemeyi ve koçun kendi bekleme süresini ölçmeyi ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.