7.2 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Güven nasıl kurulur, nasıl kaybolur
Güveni bozan beş koç davranışını adlandırır
Koçluk Akademisi — M07, Güven ve Güvenlik · 1.817 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Perşembe sabahı, depo ofisinin çay ocağı. Volkan, Sevgi Hanım'la dördüncü görüşmesinden yeni çıkmış. Nehir onu düşünceli görünce yanına gidiyor.
Volkan: Görüşme iyiydi. Ama bir şey takıldı aklıma.
Nehir: Ne?
Volkan: Emir'den söz ederken, Sevgi Hanım "geçen ay başka bir şirkette bir müdür de tıpkı senin gibi yeni gelen biriyle uğraşıyordu" dedi. Sonra o müdürün ne yaptığını anlattı. İsim vermedi ama.
Nehir: Bu sende ne bıraktı?
Volkan: Bilmiyorum. Ben de başka birine böyle anlatılıyor muyum acaba, diye düşündüm. Sonra Emir hakkında söyleyeceğim bir şeyi söylemedim.
Nehir: Bunu Sevgi Hanım'a söylemeyi düşünür müsün?
Volkan: Belki. Ama ne diyeceğim ki, "beni de anlatıyor musunuz" mu?
Sevgi Hanım'ın niyeti iyiydi: Volkan'a yalnız olmadığını göstermek istedi. Ama tek bir cümle, Volkan'ın bir sonraki cümlesini yuttu. Bu ders, güvenin bir koçluk ilişkisinde nasıl kurulduğunu ve böyle küçük, iyi niyetli davranışlarla nasıl sessizce aşındığını ele alıyor.
Kavram
7.1'de bağı, çalışma ittifakının üç parçasından biri olarak tanımladık. Güven bağın merkezinde durur. Ama güven ne olduğu sık sık belirsiz bırakılan bir kelime.
Tanımdaki "korumasız bırakmak" kısmı önemli. Güven bir his olarak değil, bir davranış olarak görünür: danışan söylemesi zor bir şeyi söyler ya da söylemez. Volkan Emir hakkında söyleyeceği şeyi söylemediğinde, güvenin aşındığını gösteren şey tam olarak buydu.
İş yeri araştırmaları, birine güvenip güvenmemenin o kişide gördüğümüz üç özelliğe dayandığını söylüyor: yetenek, iyi niyet ve dürüstlük. Yetenek, karşıdakinin işini yapabileceğine dair inanç. İyi niyet, karşıdakinin bizim iyiliğimizi gözettiğine dair inanç. Dürüstlük ise karşıdakinin kabul ettiğimiz ilkelere göre davrandığına, sözünü tuttuğuna dair inanç.
Koçluk görüşmesinde bu üç özellik küçük davranışlarla görünür, ve küçük davranışlarla aşınır. Akademi, güveni sessizce bozan beş koç davranışını adlandırıyor. Hiçbiri kötü niyetli değil; çoğu iyi niyetle yapılıyor, ve tam da bu yüzden fark edilmesi zor.
İlki sözünü tutmamak. Görüşmeye geç kalmak, bir önceki görüşmede "bir dahakine buna dönelim" deyip dönmemek, söz verilen bir notu göndermemek. Her biri küçük, ama danışana koçun dediğini yapmayabileceğini söyler.
İkincisi başka danışanları anlatmak. Sevgi Hanım'ın yaptığı bu. İsim verilmese bile, danışan şunu düşünür: ben de başkasına böyle anlatılıyor muyum? Bu davranış, gizliliğin kâğıtta değil uygulamada nasıl göründüğüne dair bir sinyal.
Üçüncüsü yargıyı sızdırmak. Koç bir şey söylemez, ama yüzünde bir şaşkınlık belirir, bir "gerçekten mi?" kaçar, ya da bir "ama" ile başlayan cümle gelir. Danışan bunları çoğu zaman koçun sözlerinden daha net duyar.
Dördüncüsü gizli gündem. Koç danışanı kendi doğru bulduğu bir yere götürmeye çalışır ve sorularını buna göre seçer. Danışan bunu çoğu zaman adlandıramaz, ama sorulardan birinin bir sorudan çok bir yönlendirme olduğunu hisseder.
Beşincisi duyguyu geçiştirmek. Danışan zor bir duyguyu ifade ettiğinde koçun onu hızla teselli etmesi ya da konuyu değiştirmesi: "Üzülme, herkesin başına gelir." Niyet destek olmak, ama danışan duygusunun burada fazla geldiğini öğrenir.
Güvenin aşınmasında bir şey daha dikkat çekici: danışan bunu nadiren söyler. Volkan "beni de anlatıyor musunuz" diye sormayı düşünüyor ama sormuyor. Güven kaybı çoğu zaman bir sessizlik olarak, söylenmeyen bir cümle olarak görünür.
Güveni kurmanın yolu ise bu beş davranışın tersi olmaktan daha fazlası. ICF'nin yetkinlik listesi, koçun açıklığını ve şeffaflığını, yani kendi kırılganlığını göstermeyi de güven kurmanın bir yolu olarak sayıyor. Koç bir hata yaptığını fark ettiğinde bunu söylemesi, örneğin "Az önce yüzümde bir şaşkınlık gördüysen, o benim tepkimdi, senin hakkında bir yargı değil" demesi, güveni onarabilir.
Perde arkası
Güvenin neye dayandığı iş yeri araştırmalarında geniş bir veriyle incelendi.
ICF'nin puanlama göstergeleri, güven kurmayı bir koçun görüşmede duyulabilecek davranışlarına çeviriyor.
İki kart farklı alanlardan geliyor. Birincisi güvenin neye dayandığını, ikincisi bir koçun görüşmede neyi yapması beklendiğini söylüyor. Koç–danışan görüşmesinde hangi davranışın güveni ne kadar aşındırdığını sayan bir çalışmayla karşılaşmadık; beş davranışlık liste bu yüzden bir uygulama listesi olarak sunuluyor.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Güven ilk görüşmelerde kurulur, sonra kendiliğinden devam eder."
Güven sürekli sınanır. Dördüncü görüşmedeki tek bir cümle, Volkan'ın bir sonraki cümlesini yuttu. Güven küçük davranışlarla kurulur ve küçük davranışlarla, çoğu zaman fark edilmeden, aşınır.
Yaygın yanlış"Başka danışanlardan isim vermeden söz etmek gizliliği bozmaz; danışana yalnız olmadığını gösterir."
İsim vermemek kâğıt üzerindeki gizliliği korur, ama danışana bir mesaj verir: koç görüşmelerini başkalarına anlatıyor. Danışan kendisinin de böyle anlatılıp anlatılmadığını merak eder. Yalnız olmadığını göstermek için başka yollar var: "Bu durumda olan birçok insan benzer şeyler hisseder" demek, kimseyi anlatmadan aynı şeyi söyler.
İki sürüm
Haftalık üçlü. Danışan Ozan, koç Nehir, gözlemci Tuba. Ozan, iyi bir öğretmen olup olmadığına dair şüphesine dönmüş. Konuşmanın ortasında bir şey anlatıyor.
Zayıf sürüm
Ozan: Geçen hafta bir öğrenciye bağırdım. Sınıfın ortasında. Hiç yapmadığım bir şey.
Nehir: Gerçekten mi? Bağırdın mı?
Ozan: Evet... Neyse. Çok da önemli değil aslında.
Nehir: Üzülme, herkesin başına gelir. Yorgunsun, normal.
Ozan: Haklısın. Başka bir şeye geçelim.
Güçlü sürüm
Ozan: Geçen hafta bir öğrenciye bağırdım. Sınıfın ortasında. Hiç yapmadığım bir şey.
Nehir: Bunu söylemek kolay olmadı herhalde.
Ozan: Olmadı. Kimseye anlatmadım.
Nehir: O an neler oldu?
Ozan: Müdür o sabah yine toplantıda önerimi kesmişti. Sınıfa girdim, çocuk ödevini getirmemişti, patladım. Sonra çocuğun yüzünü gördüm.
Nehir: Bir şey söyleyeyim: ilk duyduğumda yüzümde bir şaşkınlık oldu, gördüysen. O benim tepkimdi; senin hakkında bir yargı değil.
Ozan: Gördüm. Biraz kasıldım o an. İyi ki söyledin.
Tuba'nın notu iki sürümü iki cümleyle ayırıyor: "Zayıfta Ozan 'neyse' dedi ve kapandı. Güçlüde 'kimseye anlatmadım' dedi ve açıldı." Zayıf sürümde Nehir'in iki davranışı güveni aşındırıyor. "Gerçekten mi? Bağırdın mı?" bir şaşkınlık ve bir yargı sızdırıyor; Ozan bunu hemen duyuyor ve "neyse, önemli değil" diyerek geri çekiliyor. Ardından gelen "üzülme, herkesin başına gelir" iyi niyetli bir teselli, ama duyguyu geçiştiriyor; Ozan konuyu kapatıyor. Güçlü sürümde Nehir şaşırıyor, ama şaşkınlığını sözle sızdırmıyor; önce Ozan'ın bunu söylemesinin zorluğunu kabul ediyor, sonra merakla soruyor. Daha da önemlisi, kendi yüz ifadesini fark ediyor ve bunu açıkça söylüyor; Ozan'ın "biraz kasıldım o an" cevabı, şeffaflığın küçük bir kopmayı nasıl onardığını gösteriyor. Bu sürümde de bir risk var: Nehir'in açıklaması daha erken ya da daha uzun olsaydı, görüşmenin odağı Ozan'dan Nehir'e kayabilirdi.
Sınır notu
Koçluğun alanında mı? Güven, danışanın açılmasını kolaylaştırır; ama danışanın açtığı her şey koçluğun alanında olmayabilir, ve güven gizliliğin mutlak olduğu anlamına gelmez. Ozan'ın bir öğrenciye bir kez bağırması, kendi davranışını sorguladığı bir an; koçluğun alanında. Ama bir danışan, bir çocuğa ya da başka birine zarar verdiğini ya da vermekte olduğunu anlatırsa, durum değişir. Sözleşmede yazılı gizlilik istisnaları devreye girer ve koç bunu danışanla açıkça konuşur. Bu, güveni kıran bir şey gibi görünebilir; ama 6.8'de gördüğümüz gibi, istisnaların baştan söylenmiş olması tam da güveni korur. Danışan kendisi ya da bir başkası için bir tehlikeyi dile getirirse koçluk orada bekler, önce güvenlik konuşulur ve gerekirse 112 aranır.
Pratik
Günlük sorusu
Birine bir şey anlatırken son anda vazgeçtiğin bir zamanı hatırla. Vazgeçmenden hemen önce karşındaki ne yapmıştı?
Kapanış
- Güven, danışanın söylediği şeyin kendisine karşı kullanılmayacağını bekleyerek kendini korumasız bırakmaya istekli olmasıdır; bir his olarak değil, söylenen ya da söylenmeyen bir cümle olarak görünür.
- Güveni sessizce bozan beş koç davranışı: sözünü tutmamak, başka danışanları anlatmak, yargıyı sızdırmak, gizli gündem ve duyguyu geçiştirmek. Çoğu iyi niyetle yapılır ve danışan bunları nadiren söyler.
- Güveni kurmanın bir yolu da şeffaflıktır: koç kendi tepkisini ya da hatasını fark edip söylediğinde, küçük bir kopma onarılabilir.
Beş soru
- Sevgi Hanım'ın cümlesi neden Volkan'ın güvenini aşındırdı, niyeti iyi olduğu hâlde?
- Güven ile güvenilirlik arasındaki fark ne?
- Ozan'ın "neyse" demesinden hemen önce Nehir ne yaptı?
- Güçlü sürümde Nehir'in kendi yüz ifadesinden söz etmesi neden önemliydi?
- Bir danışan bir çocuğa zarar verdiğini anlatırsa, güven ile gizlilik arasındaki ilişki ne olur?
Yanıtlar
- Çünkü başka bir danışanı anlatmak, isim vermese bile, Volkan'a koçun görüşmeleri başkalarına anlattığı mesajını verdi. Volkan kendisinin de böyle anlatılıp anlatılmadığını merak etti ve Emir hakkında söyleyeceği bir şeyi söylemedi. Niyet Volkan'a yalnız olmadığını göstermekti; ama bunu kimseyi anlatmadan da söylemek mümkündü.
- Güven, danışanın kendini korumasız bırakmaya istekli olmasıdır; bir niyet ya da davranıştır. Güvenilirlik ise karşıdakinde algılanan özelliklerdir: yetenek, iyi niyet ve dürüstlük. Güvenilirlik güvene giden yoldur, güvenin kendisi değil.
- "Gerçekten mi? Bağırdın mı?" ile şaşkınlığını ve bir yargıyı sızdırdı; Ozan hemen "neyse, önemli değil" dedi. Ardından "üzülme, herkesin başına gelir" ile duyguyu geçiştirdi; Ozan konuyu kapattı. İkisi de iyi niyetli olduğu için zararsız görünür.
- Çünkü Ozan o şaşkınlığı görmüş ve kasılmıştı. Nehir'in bunu açıkça söylemesi, küçük bir kopmayı onardı; Ozan "iyi ki söyledin" dedi. Bu, ICF'nin güven kurmanın bir yolu olarak saydığı şeffaflık ve kırılganlığın görüşmedeki karşılığı.
- Sözleşmede yazılı gizlilik istisnaları devreye girer ve koç bunu danışanla açıkça konuşur. Bu güveni kıran bir şey gibi görünebilir, ama istisnaların baştan söylenmiş olması güveni korur: böyle bir anda neyin olacağı danışan için sürpriz olmaz. Bir tehlike varsa koç görüşmeyi durdurur, güvenliği konuşur, gerekirse 112 aranır.
Sonraki derse köprü
Güveni aşındıran şeylerden biri koçun kendi kelimeleri olabilir: danışan "sıkışmış gibiyim" der, koç "yani tükenmişsin" diye geri verir. 7.3, danışanın dilini onurlandırmayı ele alıyor: danışanın kendi kelimelerini geri vermek ve koçun kendi kelimesini dayatmamak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.