İçeriğe geç

7.1 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Çalışma ittifakı

Bordin'in üç öğesini (hedef, görev, bağ) bir vakada ayırır

Koçluk Akademisi — M07, Güven ve Güvenlik · 1.845 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı öğle arası, firmanın yemekhanesi. Banu tepsisini Nehir'in masasına bırakıyor. Teklif konusunda kararını hâlâ vermemiş; Feride Hanım'ın önerdiği koçla dört görüşme yapmış.

Banu: Koçumu çok seviyorum, gerçekten. Sıcak biri, her şeyi anlatabiliyorum.
Nehir: Bir "ama" geliyor gibi.
Banu: Ama her görüşmede çocukluğumu, babamla ilişkimi konuşuyoruz. Çizgi çizdiriyor, "hayat çizgin" diyor. Ben teklifi kabul edip etmeyeceğime karar vermek için gitmiştim.
Nehir: Bunu ona söyledin mi?
Banu: Söyleyemedim. O kadar iyi niyetli ki, kırılır diye korktum. Belki de böyle olması gerekiyordur.
Nehir: Neye karar vermek istediğini biliyor mu peki?
Banu: İlk görüşmede söyledim. Sonra bir daha konuşmadık.

Banu'nun cümlelerinde bir ilişkinin üç ayrı parçası birbirinden ayrılıyor. Koçuyla arası iyi; ama ikisinin neye doğru çalıştığı bulanıklaşmış, nasıl çalıştıkları da Banu'ya uymuyor. Bu ders, 5.4'te adını koyduğumuz çalışma ittifakını bu üç parçaya ayırıyor ve bir görüşmede hangisinin aksadığını görmeyi ele alıyor.

Kavram

Çalışma ittifakı 5.4'e, koçluk araştırmalarında sonuçla en tutarlı ilişkisi bulunan şey olarak girmişti. Orada ittifakı bir bütün olarak konuştuk. Ama ittifakın içinde birbirinden ayrı işleyen parçalar var; ve bir ilişkide bu parçalardan biri sağlamken öbürü aksayabilir. Banu'nun durumu tam bu.

Psikoterapi araştırmacısı Edward Bordin, ittifakı terapinin türünden bağımsız olarak üç öğeyle tanımladı. Bu tanım sonraki on yıllarda hem terapi hem koçluk araştırmalarının ortak çerçevesi oldu.

Banu'nun hedefi teklif hakkında bir karar vermekti. Koçunun hedefi muhtemelen başka bir şey: Banu'nun kendini daha derinden tanıması. İkisi de değerli, ama aynı değil. Hedef ilk görüşmede konuşulmuş, sonra bir daha sorulmamış; bu da M06'da konuştuğumuz anlaşmaların neden her görüşmede yeniden kurulduğunu gösteriyor.

Banu'nun koçu çocukluğu konuşuyor ve çizgi çizdiriyor. Bu yöntem kendi başına kötü değil; ama Banu bunun teklif kararına nasıl bağlandığını görmüyor. Görev uzlaşması zayıf olduğunda danışan çoğu zaman bunu söylemez; yalnızca görüşmelerden ne aldığını anlayamaz.

Banu'nun bağı güçlü. "Her şeyi anlatabiliyorum" diyor. Ama Banu'nun durumunda bağın ilginç bir yan etkisi var: güçlü bağ, aksayan öbür iki parçayı söylemeyi zorlaştırıyor. "Kırılır diye korktum" cümlesi bunu gösteriyor. Sıcak bir ilişki, danışanın koçu memnun etme isteğini de büyütebilir.

Üç parçayı ayırmak bir koç için şu işe yarıyor: bir görüşme ya da süreç kötü gittiğinde, sorunun nerede olduğunu daha kesin görmek. Danışan sıkılıyorsa ya da ilerleme yoksa, "ilişkimiz iyi değil" demek yerine şunu sorabilirsin: aynı yere mi bakıyoruz, bu çalışma biçimi ona uyuyor mu, burada kendini güvende hissediyor mu? Her biri farklı bir müdahale gerektiriyor.

Koçun bu üç parçayı kontrol etmenin en doğrudan yolu danışana sormak. "Aynı şey üzerinde mi çalışıyoruz?", "Yaptığımız şey sana istediğin yere götürüyor gibi geliyor mu?", "Bu görüşmelerde kendini rahat hissediyor musun, söylemekte zorlandığın bir şey var mı?" Bu sorular süreç içinde ara ara, özellikle bir şeylerin aksadığı hissedildiğinde sorulabilir.

Bir parçanın aksaması her zaman bir kriz değildir. Ama aksama fark edilmez ya da konuşulmazsa, büyüyebilir ve danışan sessizce süreçten uzaklaşabilir. İttifakın kopması ve onarılması ayrı bir beceri; bu modülün son dersinde ona döneceğiz.

Perde arkası

İttifakın sonuçla ilişkisi psikoterapide çok geniş bir veriyle incelendi.

Koçluktaki karşılığı 5.4'te gördüğümüz meta-analiz. Bu kez ondan başka bir bulguyu çekiyoruz.

İki kart birlikte şunu söylüyor: ittifak ile sonuç arasındaki ilişki hem terapide hem koçlukta tutarlı ve koşullara pek bağlı değil. Üç öğeden hangisinin daha önemli olduğu konusunda ise koçlukta daha az veri var. 6.1'de gördüğümüz büyük ölçekli çalışmada görev ve hedef boyutları bağdan daha güçlü bir yordayıcıydı; bu, Banu'nun durumunda sıcak bir ilişkinin neden yetmediğini düşündürüyor. Ama bu tek bir çalışma ve geriye dönük.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Danışan koçunu seviyorsa ittifak sağlamdır."
Doğrusu

Sevmek bağın bir parçasıdır, ama ittifak bağdan ibaret değildir. Banu koçunu seviyor; ama neye doğru çalıştıkları bulanık, nasıl çalıştıkları da ona uymuyor. Güçlü bir bağ, aksayan öbür iki parçayı söylemeyi bile zorlaştırabilir.

Yaygın yanlış"İttifak kendiliğinden oluşur; koçun yapabileceği bir şey yoktur."
Doğrusu

İttifakın üç parçası da konuşularak kurulur. Hedef ve görev uzlaşması doğrudan sorulabilir, ve bağ da danışanın söylemekte zorlandığı şeyi söyleyebileceği bir alan açıldığında güçlenir. İttifak bir şans meselesi değil, bir dikkat meselesi.

İki sürüm

Haftalık üçlü, bu kez danışan Tuba. Koç Nehir, gözlemci Ozan. Tuba, iş arkadaşı Derya'yla konuşmak istediğini ama nasıl başlayacağını bilemediğini anlatmış; hedef, Derya'yla yapacağı konuşmanın ilk cümlelerini bulmak. Nehir bir yöntem öneriyor.

Zayıf sürüm

Nehir: Bir şey deneyelim: Derya'ya bir mektup yaz, hiç göndermeyeceğin bir mektup. Ona söylemek istediğin her şeyi yaz.
Tuba: Mektup mu? Hmm. Peki.
Nehir: On dakika ver kendine. İçinden ne geliyorsa.
Tuba: Ben pek yazan biri değilim ama... deneyeyim.

Tuba on dakika boyunca iki satır yazıyor. Görüşmenin sonunda ilk cümlesini hâlâ bilmiyor.

Güçlü sürüm

Nehir: Bir yöntem önerebilir miyim? Derya'ya, göndermeyeceğin bir mektup yazmak. Kulağına nasıl geliyor?
Tuba: Açıkçası pek bana göre değil. Yazmakta zorlanırım.
Nehir: Tamam. Derya'yla konuşmanın ilk cümlelerine ulaşmak için hangi yol sana daha yakın gelir?
Tuba: Yüksek sesle söylemek. Sen Derya ol, ben söyleyeyim. Ama sen de Derya gibi cevap ver, kolay olmasın.
Nehir: Olur. Bir de: bu çalışma biçimi bir yerde sana uymamaya başlarsa söyler misin?
Tuba: Söylerim.

Ozan'ın gözlem notunda iki sürümün farkı tek bir soruyla açılıyor: "Kulağına nasıl geliyor?" Zayıf sürümde Nehir'in önerdiği yöntem kötü değil; göndermeyecek bir mektup yazmak birçok insana yardım eder. Ama Tuba'nın "Hmm. Peki." ve "Ben pek yazan biri değilim ama..." cümleleri, görev üzerinde bir uzlaşma olmadığının işaretleri. Tuba itiraz etmiyor, çünkü bağ iyi ve Nehir'i kırmak istemiyor. Sonuç, hedefe götürmeyen on dakika. Güçlü sürümde Nehir yöntemi önermek için izin istiyor ve Tuba'ya nasıl geldiğini soruyor; Tuba'nın "bana göre değil" cümlesini bir engel değil bir bilgi olarak alıyor ve görevi Tuba'yla birlikte yeniden kuruyor. Son sorusu, "bir yerde sana uymamaya başlarsa söyler misin?", görev uzlaşmasını görüşmenin geri kalanına da yayıyor. Güçlü sürümde de bir boşluk kalıyor: Nehir, Tuba'nın neden yazmakta zorlandığını hiç merak etmedi; belki orada da bir şey vardı.

Sınır notu

Seçimi kim yapıyor? Görev uzlaşması, koçun yöntem seçme alışkanlığını sınar. Koç bir yöntemi iyi bildiği, sevdiği ya da bir eğitimde öğrendiği için önermeye yatkın olabilir; ama yöntemin danışana uyup uymadığına danışan karar verir. Koç yöntemini değiştirmeye hazır olmalı, ya da danışana uyan bir yöntemi bilmiyorsa bunu söylemeli. Banu'nun durumu bir sınırı daha gösteriyor: koçun çocukluğu ve aile ilişkilerini derinlemesine konuşması, koçluktan çok terapiye yakın bir alana kayabilir. Bu her zaman yanlış değil; ama danışanın hedefiyle bağlantısı kurulmadan ve danışanın onayı alınmadan sürüyorsa, hem görev uzlaşması hem koçluğun alanı sorgulanmalı. Danışan geçmişle ilgili ağır bir şey açıyor ve bu onun günlük hayatını etkiliyorsa, koç bir ruh sağlığı uzmanını önermeyi düşünür.

Pratik

Günlük sorusu

Hayatında iyi anlaştığın ama birlikte çalışırken hep bir şeylerin aksadığı biri var mı? Aksayan şey neydi: aynı şeyi istememeniz mi, aynı biçimde çalışmamanız mı?

Kapanış

  1. Çalışma ittifakı üç parçadan oluşur: hedef uzlaşması, görev uzlaşması ve bağ. Bir ilişkide bir parça sağlamken öbürü aksayabilir.
  2. Güçlü bir bağ, aksayan öbür parçaları söylemeyi zorlaştırabilir; danışan koçunu kırmamak için yöntemi kabul edip sessizce uzaklaşabilir.
  3. Üç parçayı ayırmak, bir şeylerin aksadığında sorunun nerede olduğunu görmeyi sağlar; en doğrudan yolu danışana sormaktır: aynı yere mi bakıyoruz, bu yöntem sana uyuyor mu, burada kendini rahat hissediyor musun?

Beş soru

  1. Banu'nun koçuyla ilişkisinde ittifakın hangi parçası güçlü, hangileri aksıyor?
  2. Banu'nun güçlü bağı neden bir sorun da yaratıyor?
  3. Zayıf sürümde Tuba'nın hangi cümleleri görev uzlaşmasının olmadığını gösteriyordu?
  4. Flückiger ve arkadaşlarının meta-analizi ile Graßmann ve arkadaşlarının meta-analizi birlikte ne söylüyor?
  5. Bir koç ittifakın hangi parçasının aksadığını nasıl anlayabilir?

Yanıtlar

  1. Bağ güçlü: Banu koçunu seviyor ve her şeyi anlatabildiğini söylüyor. Hedef uzlaşması aksıyor: Banu teklif hakkında karar vermek istiyordu, görüşmeler çocukluğa kaydı ve hedef bir daha konuşulmadı. Görev uzlaşması da aksıyor: Banu çizgi çizmenin ve çocukluğu konuşmanın kararına nasıl bağlandığını görmüyor.
  2. Çünkü aksayan öbür parçaları söylemesini zorlaştırıyor. Banu "kırılır diye korktum" diyor; koçunu memnun etme isteği, ona görüşmelerin işine yaramadığını söylemesini engelliyor. Sıcak bir ilişki bazen danışanın sesini kısar.
  3. "Hmm. Peki." ve "Ben pek yazan biri değilim ama... deneyeyim." İkisi de bir itiraz değil, bir isteksizlik işareti. Tuba görevi kabul etti, ama üzerinde uzlaşmadı; bağ iyi olduğu için Nehir'i kırmak istemedi.
  4. İttifak ile sonuç arasındaki ilişkinin hem psikoterapide çok geniş bir veriyle hem de koçlukta tutarlı olduğunu ve koşullara, danışan türüne, koçun uzmanlığına, görüşme sayısına pek bağlı olmadığını. Ama ikisi de ilişki gösteriyor, nedensellik değil; ve koçluk analizi üç parçayı ayrı ayrı ölçmedi.
  5. Danışana doğrudan sorarak: aynı şey üzerinde mi çalışıyoruz, yaptığımız şey seni istediğin yere götürüyor gibi geliyor mu, burada kendini rahat hissediyor musun, söylemekte zorlandığın bir şey var mı? Ayrıca kısa cevaplar, "peki" ile başlayan kabuller ya da konudan uzaklaşmalar gibi ipuçlarına dikkat ederek.

Sonraki derse köprü

Banu'nun bağı güçlü, ama bağ kendiliğinden oluşmadı ve kendiliğinden de kalmaz. Bir koçun hangi davranışları güveni kurar, hangileri onu sessizce aşındırır? 7.2, güvenin nasıl kurulup nasıl kaybolduğunu ele alıyor ve güveni bozan koç davranışlarını adlandırıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.