İçeriğe geç

6.7 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Anlaşmayı yeniden açmak

Oturum ortasında rota değiştiğinde anlaşmayı açıkça yeniler

Koçluk Akademisi — M06, Anlaşma ve Sözleşme · 1.865 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Cuma akşamüstü, vardiya değişiminden sonra. Volkan, İK katına bir imza için uğramış; Nehir'in masasının yanında duruyor. Sevgi Hanım'la üçüncü görüşmesini dün yapmış.

Volkan: Dün garip bir şey oldu. Devir teslimi konuşacaktık, ben de başladım. Sonra bir yerde yeni gelen çocuklardan Emir'e geçmişim, farkında değilim.
Nehir: Sevgi Hanım ne yaptı?
Volkan: Durdu. "Başta devir teslimi konuşmak istemiştin, şimdi Emir'den söz ediyorsun. Hangisiyle devam edelim?" dedi.
Nehir: Nasıl hissettin?
Volkan: İlk an bölünmüş gibi. Sonra baktım ki asıl canımı sıkan Emir'miş. Onunla devam ettik. Çıkarken ilk kez ne konuştuğumu biliyordum.

Volkan'ın ilk görüşmesinde "her şeyden biraz" konuşulmuştu. Bu sefer de konu kaydı, ama bir farkla: Sevgi Hanım kaymayı fark etti ve adını koydu. Yol ortasında yön değişince ne yapılır, ve bunu yapmanın kendisi neden bir anlaşma işidir: buradan bakacağız.

Kavram

Oturum anlaşması görüşmenin başında kurulur, ama bir görüşme planlandığı gibi ilerlemek zorunda değil. Danışan konuşurken bir şey fark eder, başka bir şey önem kazanır, ya da başta söylenmeyen bir mesele kendiliğinden ortaya çıkar. Bu kaymalar çoğu zaman değerlidir; görüşmenin işe yaradığının işaretidir bile.

Rota değiştiğinde koçun önünde iki yanlış kapı var. Birincisi katılık: koç anlaşmaya sıkı sıkıya tutunur ve danışanı başta konuşulan konuya geri çeker. "Biz Sevim Hoca'yı konuşuyorduk, oraya dönelim." Danışanın şu an önem verdiği şey kenara itilir. İkincisi sessiz kayma: koç danışanın peşinden gider ama bunu söylemez. Görüşme yeni bir yere akar, anlaşma eskisi olarak kalır; görüşmenin sonunda ikisi de neye vardıklarını bilmez.

Üçüncü yol anlaşmayı açıkça yeniden açmak. Bunun birkaç hareketi var. Önce koç fark ettiğini söyler, yargısız bir dille: "Başta şunu konuşmak istemiştin, şimdi bundan söz ediyorsun." Bu bir düzeltme değil, bir gözlemdir. Ardından seçimi danışana bırakır: "Hangisiyle devam etmek istersin?" Danışan yeni yönü seçerse, koç anlaşmayı kısa bir şekilde yeniler: kalan sürede ne istediğini ve görüşmenin sonunda neyin elinde olmasını beklediğini sorar. Danışan eski konuya dönmek isterse, yeni çıkan şey not edilir; belki bir sonraki görüşmenin konusu olur.

Zamanı da hesaba katmak gerekiyor. Görüşmenin ortasında açılan büyük bir konu, kalan on dakikada çözülmeyebilir. Koç bunu söyleyebilir: "Kalan sürede buna bir başlangıç yapabiliriz; bütününe bir sonraki görüşmede dönebiliriz." Böylece hem danışanın seçimi korunur hem de görüşmenin sonunda gerçekçi bir yere varılır.

Her kaymada durmak da gerekmiyor. Danışanın bir cümleyle başka bir yere uğrayıp geri dönmesi bir rota değişikliği değildir; çoğu zaman anlatının doğal bir parçasıdır. Koç, danışanın birkaç dakikadır başka bir yerde olduğunu, ya da danışanın sesinin ve enerjisinin yeni konuda belirgin biçimde değiştiğini fark ettiğinde durur. Ne zaman durulacağına dair kesin bir kural yok; bu, pratikle ve kayıt dinleyerek gelişen bir yargı.

Anlaşmayı yeniden açmak, koçun görüşmenin ortasında kendi anlaşmasını sorgulamaya açık olmasını gerektirir. Bu, koçun bir planı olmadığı anlamına gelmez; planın danışana ait olduğunu hatırladığı anlamına gelir.

Perde arkası

Puanlama göstergelerinde bu, görüşme boyunca süren bir dikkat olarak tanımlanıyor.

Görüşme içinde anlaşmayı tazelemenin koçlukta ne fark yarattığına dair bir çalışmaya rastlamadık. Ama psikoterapide hedefler üzerinde uzlaşmanın sonuçla ilişkisi uzun süredir inceleniyor.

İkinci kart doğrudan anlaşmanın görüşme içinde yenilenmesini ölçmüyor. Ölçtüğü şey, iki tarafın neye doğru çalıştıkları üzerinde uzlaşmasının sonuçla ilişkisi. Sessiz kayma tam da bu uzlaşmayı görünmez biçimde aşındırıyor: koç ve danışan artık aynı şeye doğru çalışmıyor ama bunu ikisi de bilmiyor. Bu bir çıkarım; koçluk görüşmesinde sınanmış bir bulgu değil.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"İyi bir koç görüşmeyi başta kurulan anlaşmaya sadık tutar."
Doğrusu

Anlaşma bir pusuladır, bir zincir değil. Danışan görüşmenin ortasında daha önemli bir şeye vardığında onu eski konuya geri çekmek, danışanın şu an önem verdiği şeyi kenara iter. Sadakat anlaşmanın kelimesine değil, danışanın istediğine olmalı.

Yaygın yanlış"Danışan konuyu değiştirdiyse, koç onu izlemeli; durdurmak akışı bozar."
Doğrusu

İzlemek iyidir, ama söylemeden izlemek görüşmeyi anlaşmasız bırakır. Rotanın değiştiğini adlandırmak birkaç saniye sürer ve danışana kendi seçimini görme imkânı verir. Volkan'ın "ilk an bölünmüş gibi" hissetmesi, ardından "ilk kez ne konuştuğumu biliyordum" demesi bunu gösteriyor.

İki sürüm

Haftalık buluşma; koç sandalyesinde yine Nehir, karşısında Ozan, Tuba'nın elinde kronometre. Görüşmenin başında Ozan, Sevim Hoca'ya nasıl yaklaşacağını konuşmak istediğini söylemiş; başarı ölçütü bir cümle ve bir zaman. On ikinci dakikada Ozan duruyor.

Zayıf sürüm

Ozan: Aslında... belki sorun Sevim Hoca'yla konuşmak değil. Belki ben gerçekten kötü bir öğretmen olmaya başladım.
Nehir: Bunu ne zamandır düşünüyorsun?
Ozan: Müdür geldiğinden beri. Derslerim eskisi gibi değil.
Nehir: Eskiden nasıldı?

Görüşme kalan sürede Ozan'ın eski dersleri ve şimdiki dersleri üzerine akıyor. Son dakikada:

Nehir: Vaktimiz doldu.
Ozan: Sevim Hoca'yı konuşacaktık, değil mi? Ne yapacağımı hâlâ bilmiyorum.

Güçlü sürüm

Ozan: Aslında... belki sorun Sevim Hoca'yla konuşmak değil. Belki ben gerçekten kötü bir öğretmen olmaya başladım.
Nehir: Bir şey fark ettim, söyleyeyim mi? Başta Sevim Hoca'ya nasıl yaklaşacağını konuşmak istemiştin; şimdi kendi öğretmenliğinden şüphe ettiğini söylüyorsun. Kalan sekiz dakikada hangisine bakmak istersin?
Ozan: Bu ikincisi daha ağır geliyor şu an.
Nehir: Sekiz dakikada bunun hepsine bakamayabiliriz. Bu sürenin sonunda elinde ne olsa yeter?
Ozan: Bu düşüncenin ne zaman başladığına dair bir fikir. Sevim Hoca'yı da bir sonraki sefere bırakalım.
Nehir: Tamam. Sevim Hoca'yı bir kenara not ediyorum.

Tuba iki sürümü tek bir rakamla ayırıyor: güçlü sürümde on ikinci dakika, zayıf sürümde hiç. Zayıf sürümde Nehir iyi sorular soruyor; Ozan'ın ağır bir cümlesini duyuyor ve merakla izliyor. Bu bir hata gibi görünmüyor, çünkü Nehir tam da danışanın önem verdiği yere gidiyor. Ama bunu adlandırmadan yapıyor. Ozan'ın son cümlesi, "Sevim Hoca'yı konuşacaktık, değil mi?", Ozan'ın kendisinin de rotanın değiştiğini fark etmediğini gösteriyor; görüşme ne eski anlaşmaya ne yeni bir anlaşmaya göre bitti. Güçlü sürümde Nehir önce gözlemini söylemek için izin istiyor, sonra iki yönü yan yana koyup seçimi Ozan'a bırakıyor ve zamanı açıkça söylüyor. Ozan yeni yönü seçince istenen sonucu sekiz dakikaya göre küçültüyor ve eski konuyu not ediyor. Bu da bir bedel taşıyor: Nehir'in "söyleyeyim mi?" sorusu, ağır bir an için biraz mekanik duyulabilir; bazı danışanlar bu anda yalnızca biraz sessizliğe ihtiyaç duyar.

Sınır notu

Seçimi kim yapıyor? Anlaşmayı yeniden açmanın bütün anlamı, seçimi danışana geri vermek. Koç yeni yönü daha önemli bulsa da, danışan eski konuya dönmek istiyorsa ona saygı duyar; yeni çıkan şeyi not eder ve gerekirse sonra açar. Ama bu kuralın bir istisnası var. Rota, danışanın güvenliğini ilgilendiren bir yere değişirse, örneğin danışan bir anda artık yaşamak istemediğini ya da kendine zarar vermeyi düşündüğünü söylerse, koç ona "hangisiyle devam etmek istersin?" diye sormaz. Görüşmenin önceliği o anda değişir; koç danışanın güvenliğini konuşur; gerekiyorsa acil yardım için 112 aranır. Ozan'ın "kötü bir öğretmen olmaya başladım" cümlesi bu türden değil; ama koç, bu düşüncenin zamanla nereye gittiğini izlemeyi bırakmamalı.

Pratik

Günlük sorusu

Son bir haftada bir konuşmada, başladığın yerden çok farklı bir yere vardığın oldu mu? O değişikliği o an fark ettin mi, yoksa konuşma bitince mi?

Kapanış

  1. Görüşmenin ortasında rotanın değişmesi çoğu zaman değerlidir; sorun, değişikliğin fark edilmeden ve konuşulmadan sürmesidir.
  2. Rota değiştiğinde iki yanlış kapı var: katılık, yani danışanı eski konuya çekmek; ve sessiz kayma, yani söylemeden izlemek. Üçüncü yol anlaşmayı açıkça yeniden açmak: fark edileni söylemek, seçimi danışana bırakmak ve istenen sonucu kalan süreye göre yenilemek.
  3. Seçim danışanındır; yeni çıkan konu seçilmezse not edilir. Tek istisna danışanın güvenliğidir: o zaman görüşmenin önceliği koçun kararıyla değişir.

Beş soru

  1. Volkan'ın üçüncü görüşmesi ilk görüşmesinden nasıl farklı bitti?
  2. Katılık ile sessiz kayma arasındaki fark ne, ve ikisi neden aynı sonuca, kaybolan bir anlaşmaya, varıyor?
  3. Zayıf sürümde Nehir iyi sorular sorduğu hâlde görüşme neden bir yere varmadı?
  4. Güçlü sürümde Nehir istenen sonucu neden küçülttü?
  5. Danışan görüşmenin ortasında kendine zarar vermeyi düşündüğünü söylerse anlaşmayı yeniden açmak nasıl işler?

Yanıtlar

  1. İlk görüşmede üç konuya dokunulmuş ve hiçbiri bitmemişti. Üçüncüde de konu kaydı, ama bu kez Sevgi Hanım kaymayı fark etti, adını koydu ve seçimi Volkan'a bıraktı; Volkan asıl canını sıkanın Emir olduğunu gördü ve "ilk kez ne konuştuğumu biliyordum" dedi.
  2. Katılıkta koç danışanı eski konuya geri çeker ve danışanın şu an önem verdiği şeyi kenara iter. Sessiz kaymada koç danışanı izler ama bunu söylemez. İkisinde de danışan ile koç arasında açık bir anlaşma kalmıyor: birincisinde anlaşma danışanın şimdiki isteğiyle örtüşmüyor, ikincisinde artık hiçbir anlaşma geçerli değil.
  3. Çünkü rota değişti ve Nehir bunu adlandırmadı. Görüşme ne eski anlaşmaya ne yeni bir anlaşmaya göre ilerledi; Ozan'ın kendisi de rotanın değiştiğini fark etmedi ve sonunda "Sevim Hoca'yı konuşacaktık, değil mi?" dedi. Nehir'in soruları iyi olduğu için eksik görünmedi.
  4. Çünkü yeni konu ağırdı ve geriye sekiz dakika kalmıştı. Bunun hepsine bakılamayacağını söyledi ve Ozan'a bu sürenin sonunda neyin yeteceğini sordu. Böylece görüşme gerçekçi bir yere varabildi ve büyük konu bir sonraki görüşmeye taşınabildi.
  5. İşlemez; o anda koç danışana hangi yönü seçmek istediğini sormaz. Görüşmenin önceliği danışanın güvenliğine geçer; koç güvenliği konuşur, gerekiyorsa 112 aranır. Seçimi danışana bırakma ilkesinin tek istisnası budur.

Sonraki derse köprü

Bu modülde tanışmadan sözleşmeye, beklentilerden oturum anlaşmasına kadar bir koçluk ilişkisinin yazılı ve sözlü anlaşmalarını kurduk. 6.8, bunları tek bir kontrol listesinde topluyor: sözleşme, kayıt onamı ve kriz bilgisi için bir form; ve bir formun neden hiçbir zaman kendi başına "hukuken yeterli" sayılamayacağı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.