6.5 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Başarı ölçütü
Oturumun sonunda neyin değişmiş olacağını danışanla birlikte adlandırır
Koçluk Akademisi — M06, Anlaşma ve Sözleşme · 1.744 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Feride Hanım'ın Barış'la sekizinci görüşmesi, görüntülü. Barış'ın izniyle Nehir kaydı sonradan dinliyor. Barış görüşmenin başında konusunu söylemiş: müdürüyle arası hâlâ gergin, perşembe bire bir toplantıları var.
Barış: Bugün o toplantıya hazırlanmak istiyorum.
Feride Hanım: Görüşmenin sonunda hazır olduğunu nereden anlarsın?
Barış: Bilmiyorum. İçim rahatlamış olur herhalde.
Feride Hanım: İçin rahatladığında ne yapıyor olursun, ne düşünüyor olursun?
Barış: Toplantıda ilk ne söyleyeceğimi bilirim. Bir de, müdür yine "her şeyi sorguluyorsun" derse ne cevap vereceğimi.
Feride Hanım: O zaman görüşmenin sonunda bu ikisi elinde olursa, hazırlandık diyebilir miyiz?
Barış: Evet. Bu iki şey yeter.
Nehir kaydı durdurup not alıyor. Barış'ın "içim rahatlamış olur" cümlesi bir his; ama bir his görüşmenin sonunda var mı yok mu, kolayca anlaşılmıyor. Feride Hanım'ın tek sorusu bu hissi iki somut şeye çeviriyor. Şimdi bakacağımız şey bu çeviri: görüşme başlarken, bitişte elde ne olacağını danışanla birlikte adlandırmak.
Kavram
6.4'te oturum anlaşmasının iki parçasını konuştuk: konu ve istenen sonuç. Bu ders bir üçüncü parça ekliyor: istenen sonuca varıldığını nereden anlayacağımız.
İstenen sonuç ile başarı ölçütü yakın görünür ama aynı şey değildir. Barış'ın istenen sonucu "toplantıya hazırlanmak". Başarı ölçütü ise hazırlandığını gösterecek olan şey: ilk cümleyi bilmek ve zor bir yoruma cevabı olmak. İstenen sonuç yön verir; başarı ölçütü varış noktasını işaretler.
Başarı ölçütü neden gerekli? Önce görüşmenin yönünü keskinleştirir: koç ve danışan neyin peşinde olduklarını daha net bilir. Görüşmenin sonunda geriye dönüp bakmayı da mümkün kılar: "Başta şunu istemiştin; elinde var mı?" Bir de danışanın kendi ilerlemesini görmesine yardım eder; görüşme bittiğinde ne kazandığını adlandırabilir.
İyi bir başarı ölçütünün birkaç özelliği var. İlki, danışanın kendisinin fark edebileceği bir şey olması. "Müdürüm beni anlar" bir başarı ölçütü olamaz, çünkü müdürün ne yapacağı ne danışanın ne koçun elinde; ayrıca görüşmenin sonunda ölçülemez. "Müdürüme ne söyleyeceğimi bilirim" ise danışanın elinde.
İkincisi, bugünle sınırlı olması. Bu derste konuştuğumuz ölçüt tek bir görüşmenin ölçütü. Danışanın haftalar sonra ulaşmak istediği yer başka bir soru; bütün sürecin ölçümü kendi dersini bekliyor.
Üçüncüsü, bir şeyin yokluğu yerine bir şeyin varlığıyla anlatılması. "Daha az kaygılı olurum" ölçütünün sonunda neye bakılacağı belirsiz; kaygının ne kadar azaldığını kim, nasıl söyleyecek? "Toplantıda ilk cümlemi bilirim" ölçütünün sonunda ise bakılacak bir şey var.
Başarı ölçütünü sormanın birkaç yolu var. "Bunun olduğunu nereden anlarsın?" en doğrudan olanı. "Görüşmenin sonunda elinde ne olursa bu saat işe yaramış olur?" soruyu somut bir nesneye çevirir. Danışan bir hisle cevap verdiğinde, Feride Hanım'ın sorduğu gibi, o hissin içinde ne yapıyor ya da düşünüyor olacağını sormak hissi gözlenebilir bir şeye bağlar.
Başarı ölçütü bir kez sorulup bırakılmaz; görüşmenin sonunda ona dönülür. Bu dönüş bir sınav değil. Ölçüte varılmamış olabilir, ve bu da bir bilgidir: belki ölçüt fazla büyüktü, belki görüşme başka ve daha önemli bir yere gitti. Danışanla birlikte bakmak, bir sonraki görüşmenin anlaşmasını da besler.
Bir uyarı da var. Ölçüt koçun değil danışanın. Koç ölçütü daha iddialı ya da daha "doğru" bulduğu bir yere çekmemeli; danışan "bir isim yazmış olmam yeter" diyorsa, ölçüt odur.
Perde arkası
Federasyonun kayıtlı görüşmeleri puanlamak için yazdığı gösterge listesi de aynı şeyi bir davranış olarak tarif ediyor.
Ölçütün nasıl sorulduğuna dair dolaylı bir veri de var: koçluk sorularının yönüyle ilgili bir deney.
İkinci kart doğrudan başarı ölçütünü ölçmüyor. Ama bir ölçütü varlık diliyle sormak, yani "ne olduğunda anlarsın?" diye sormak, danışanın dikkatini sorunun kendisinden ulaşılacak yere çeviriyor; bu da çözüme yönelen soruların ortak özelliği. Başarı ölçütünün görüşme sonucunu etkileyip etkilemediğini doğrudan sınayan bir araştırma bulamadık.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Danışanın daha iyi hissetmesi yeterli bir başarı ölçütüdür."
His önemlidir, ama tek başına görüşmenin sonunda neye bakılacağını belirsiz bırakır. Daha da önemlisi, bir görüşmede rahatlamak bazen hiçbir şeyin değişmediği anlamına gelebilir. Hissin içinde danışanın ne yapıyor ya da düşünüyor olacağını sormak, onu gözlenebilir bir işarete bağlar.
Yaygın yanlış"Başarı ölçütüne görüşmenin sonunda ulaşılmazsa görüşme başarısız olmuştur."
Ölçüt bir sınav değil, bir pusula. Görüşme daha önemli bir yere gitmiş olabilir, ya da ölçüt bir görüşme için fazla büyük olabilir. Sonunda ölçüte birlikte dönmek, ne olduğunu anlamanın ve bir sonraki görüşmeyi kurmanın yoludur.
İki sürüm
Üçlünün aynı pratik görüşmesi, bir önceki dersin kaldığı yerden. Ozan bugün okulda içini açabileceği birilerini aramak istediğini söylemiş. Tuba saat tutuyor.
Zayıf sürüm
Ozan: Okulda içimi açabileceğim birileri var mı, onu görmek istiyorum.
Nehir: Güzel. Okulda en çok kimlerle vakit geçiriyorsun?
Ozan: Öğretmenler odasında herkesle biraz. Ama kimseyle derin değil.
On beş dakika okuldaki insanlar üzerine konuşuluyor. Görüşmenin sonunda:
Nehir: Bugün nasıl geçti, sence?
Ozan: İyi. Ama tam olarak ne oldu, bilmiyorum. Bir fikrim oldu mu, emin değilim.
Güçlü sürüm
Ozan: Okulda içimi açabileceğim birileri var mı, onu görmek istiyorum.
Nehir: Bu fikrin oluştuğunu, saat dolduğunda neye bakarak anlarız?
Ozan: Hmm. Kâğıtta bir iki isim olur herhalde.
Nehir: Bir iki isim. Başka bir şey?
Ozan: Bir de, o isimlerden birine ne zaman, ne söyleyerek yaklaşacağımı bilirsem. Ama o çok olabilir.
Nehir: Hangisi bugün için yeter?
Ozan: İsimler yeter. Yaklaşmak bir sonraki sefere.
Görüşmenin sonunda Nehir başa dönüyor:
Nehir: Başta kâğıtta bir iki isim olsun istemiştin. Var mı?
Ozan: İki tane var. Hatta birine ne diyeceğimi de aşağı yukarı biliyorum.
Tuba'nın notunda iki sürümün farkı iki an: güçlü sürümde ölçütün sorulduğu ikinci dakika ve ölçüte dönülen son dakika. Zayıf sürümde Nehir istenen sonucu duyuyor ama ona varıldığını nereden anlayacaklarını sormuyor. Görüşme iyi geçiyor, Ozan konuşuyor; ama sonunda Ozan bir şeyin olup olmadığından emin değil. "Bir fikir" bir his olarak kalıyor. Güçlü sürümde Nehir'in tek sorusu fikri bir işarete çeviriyor: kâğıtta isimler. Ozan ikinci bir işaret de öneriyor; Nehir onu reddetmiyor, ama hangisinin bugün için yettiğini Ozan'a soruyor ve ölçütü Ozan seçiyor. Görüşmenin sonundaki dönüş, Ozan'ın elinde ne olduğunu görünür kılıyor; hatta ölçütü aşmış. Güçlü sürümün de bir bedeli var: Nehir'in "Hangisi bugün için yeter?" sorusu, Ozan'ın daha büyük ölçütü seçme isteğini biraz kısmış olabilir.
Sınır notu
Kimin gündemi? Başarı ölçütü koçun danışanı kendi beklediği yere çekmesinin en kolay olduğu andır. Koç ölçütü "daha iddialı", "daha doğru" ya da kendi gözünde "daha anlamlı" bir yere taşımaya kalkarsa, gündem el değiştirir. Danışan küçük bir ölçüt seçiyorsa bunun bir nedeni olabilir; o nedeni merak etmek ölçütü değiştirmekten daha değerlidir. Sponsorlu bir süreçte ise kurumun beklediği ölçütle danışanın bir görüşme için seçtiği ölçüt farklı olabilir; tek bir görüşmenin ölçütünü danışan belirler, sürecin ölçütleri ise üç taraflı sözleşmede konuşulur. Bir de: danışan görüşmenin sonunda ölçüte varmadığında kendini suçlamaya başlarsa, koç bunu bir başarısızlık değil bir bilgi olarak çerçeveler.
Pratik
Günlük sorusu
Bu hafta kendine koyduğun bir hedefi, "daha az" ya da "olmasın" diye kurmuş olabilir misin? Onu "olacak" bir şeyle yeniden yazsan nasıl görünürdü?
Kapanış
- Başarı ölçütü, görüşmenin sonunda istenen sonuca varılıp varılmadığını anlamaya yarayan işarettir; istenen sonuç yön verir, ölçüt varış noktasını işaretler.
- İyi bir ölçüt danışanın kendisinin fark edebileceği, bugünle sınırlı ve bir şeyin yokluğu yerine varlığıyla anlatılmış bir şeydir; bir his, içinde ne yapılacağı sorularak gözlenebilir bir işarete bağlanabilir.
- Ölçüt danışanındır ve görüşmenin sonunda ona birlikte dönülür; varılmamış bir ölçüt başarısızlık değil, bir sonraki görüşme için bilgidir.
Beş soru
- Feride Hanım'ın "için rahatladığında ne yapıyor olursun?" sorusu ne işe yaradı?
- İstenen sonuç ile başarı ölçütü arasındaki fark ne?
- "Müdürüm beni anlar" neden iyi bir başarı ölçütü değil?
- Zayıf sürümde görüşme iyi geçtiği hâlde Ozan neden bir şeyin olup olmadığından emin değildi?
- Grant'in 2012 çalışması başarı ölçütü hakkında ne söyleyebilir, ne söyleyemez?
Yanıtlar
- Barış'ın bir his olarak söylediği ölçütü, "içim rahatlamış olur", iki somut şeye çevirdi: toplantıdaki ilk cümleyi bilmek ve zor bir yoruma cevabı olmak. Böylece görüşmenin sonunda neye bakılacağı belli oldu. Hissi olduğu gibi kabul etmek daha kolay ve daha nazik görünebilirdi.
- İstenen sonuç görüşmenin yönünü söyler: Barış'ın "toplantıya hazırlanmak" istemesi. Başarı ölçütü o yöne varıldığını gösterecek işareti söyler: ilk cümleyi ve zor yoruma cevabı bilmek. Biri yön, öbürü varış noktası.
- Çünkü müdürün ne yapacağı ne danışanın ne koçun elinde, ve görüşmenin sonunda ölçülemez. İyi bir ölçüt danışanın kendisinin fark edebileceği bir şeydir; "müdürüme ne söyleyeceğimi bilirim" bunu karşılar.
- Çünkü "bir fikir" hiçbir zaman bir işarete çevrilmedi; varıldığını nereden anlayacakları sorulmadı. Görüşme konuşma olarak iyi geçti, ama sonunda bakılacak bir şey yoktu. Görüşmenin iyi geçmesi ölçüt eksikliğini gizledi.
- Çözüme yönelen soruların, yazılı bir deneyde, hedefe yaklaşmayı soruna odaklanan sorulardan daha çok artırdığını söyleyebilir; bu, ölçütü varlık diliyle sormanın denemeye değer olduğunu düşündürür. Ama başarı ölçütünü doğrudan ölçmedi, tek bir çalışma ve gerçek bir görüşmede yapılmadı; bu yüzden ölçütün görüşmenin sonucunu değiştirdiğini söyleyemez.
Sonraki derse köprü
Ozan kâğıda iki isim yazdı. Ama neden bu kadar önemliydi bu? Okulda konuşacak birinin olmaması Ozan için ne anlama geliyor? 6.6, konu ile asıl mesele arasındaki farkı ele alıyor: danışanın getirdiği konunun altındaki önemi bir soruyla açmayı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.