6.4 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Oturum anlaşması
"Bugün buradan ne almak istiyorsun?" sorusunu üç farklı biçimde sorar
Koçluk Akademisi — M06, Anlaşma ve Sözleşme · 1.863 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Çarşamba öğle arası, depo binasının önündeki bank. Volkan, Sevgi Hanım'la ilk görüşmesini dün yapmış. Nehir'e sözleşme konusunda teşekkür ediyor, sonra durup düşünüyor.
Volkan: Görüşme güzeldi aslında. Ama çıktığımda ne konuştuğumuzu tam toparlayamadım.
Nehir: Nasıl yani?
Volkan: Sevgi Hanım "bugün ne konuşmak istersin?" diye sordu. Ben de vardiya devrini anlattım, sonra yeni gelen iki çocuğu, sonra müdürle performans görüşmesini. Her şeyden biraz konuştuk.
Nehir: Hangisi senin için önemliydi?
Volkan: Bilmiyorum ki. Hepsi. Kırk beş dakika geçti, üçüne de dokunduk, hiçbiri bitmedi.
Nehir: Bir dahakine baştan seçmek ister misin?
Volkan: Seçmek aklıma gelmedi. O sordu, ben anlattım.
Volkan'ın "hiçbiri bitmedi" cümlesi bir görüşmenin başındaki birkaç dakikanın, görüşmenin geri kalanını nasıl belirlediğini gösteriyor. "Bugün ne konuşmak istersin?" sorusu bir konu getirdi; ama bir konu, danışanın o görüşmeden ne almak istediği değil. Bu ders her görüşmenin kendi küçük anlaşmasını ve onu kuran soruyu farklı biçimlerde sormayı ele alıyor.
Kavram
6.2'deki sözleşme bütün süreci kapsıyordu: kaç görüşme, hangi koşullar, hangi sınırlar. Ama süreç içindeki her görüşmenin de bir anlaşmaya ihtiyacı var. Danışan her hafta farklı bir yerden gelir; geçen hafta önemli olan bu hafta önemini yitirmiş olabilir, ya da aklında üç ayrı mesele olabilir.
Oturum anlaşmasındaki en sık karışıklık, konu ile istenen sonuç arasındadır. "Müdürümle ilişkim" bir konu. "Pazartesi toplantısında önerimi nasıl sunacağıma karar vermek" ise bu konuda bugün varılmak istenen bir yer. Konu, görüşmenin hangi alanda geçeceğini söyler; istenen sonuç ise o alanda nereye yürüneceğini.
Volkan'ın görüşmesi bu yüzden dağıldı. "Bugün ne konuşmak istersin?" sorusu bir konu sordu, Volkan üç konu verdi, kimse hangisinde nereye varmak istediğini sormadı. Kırk beş dakika üç alana bölündü.
İstenen sonucu sormanın tek bir doğru biçimi yok. Aynı soruyu birkaç farklı açıdan sormayı bilmek, danışana ve ana göre seçme imkânı veriyor. Üç biçim özellikle işe yarıyor.
Birinci biçim, görüşmenin sonundan bakar: "Bu görüşmenin sonunda elinde ne olsun istersin?" ya da "Kalkarken neyin değişmiş olmasını istersin?" Danışanı geleceğe, görüşmenin bitişine yerleştirir. Somut düşünen, ne istediğini aşağı yukarı bilen bir danışan için iyi çalışır.
İkinci biçim, seçimi açar: "Üç şeyden söz ettin. Bugün hangisine bakalım?" Danışan birden çok konuyla geldiğinde, Volkan gibi, işe yarar. Koç seçmez; seçeneği görünür kılar ve seçimi danışana bırakır. Seçimden sonra istenen sonuç ayrıca sorulur.
Üçüncü biçim, zamanın değerinden bakar: "Bugünkü kırk beş dakikayı en iyi neye harcarsın?" ya da "Bu saatin sana en çok yarayacağı şey ne olur?" Ne istediğinden emin olmayan, ya da her şeyin aynı derecede önemli göründüğü bir danışan için, soruyu bir öncelik sorusuna çevirir.
Bu üç biçimin hiçbiri bir kalıp olarak ezberlenecek bir cümle değil. Kelimeler koçun kendi kelimeleri, danışanın dili ve o anki durumla değişir. Önemli olan, sorunun bir konudan çok bir varış yerine yönelmesi.
Sürecin ortasındaki görüşmelerde bir şey daha eklenir: yeniden teyit. Danışan geçen hafta bir şeyle çalışmak istediğini söylemişse, koç bu hafta bunu varsaymaz. "Geçen hafta pazartesi toplantısından söz etmiştin. Bugün de oradan mı devam edelim, yoksa aklında başka bir şey mi var?" sorusu danışana yeniden seçme imkânı verir.
Oturum anlaşmasının bir de sınırı var. Burada istenen sonucu adlandırmak, uzun vadeli hedef kurmak değil. Hedeflerin nasıl kurulduğu, neyin iyi bir hedef olduğu kendi modülünü bekliyor. Bu dersin işi, tek bir görüşmenin başındaki birkaç dakika.
Perde arkası
ICF'nin kayıtlı görüşmeleri değerlendirirken kullandığı göstergeler, bu maddeyi bir davranışa çeviriyor.
Aynı belgede başka bir yetkinliğin altında, bu dersle doğrudan ilgili bir gösterge daha var.
İki gösterge birlikte bir şeyi vurguluyor: görüşmenin odağını seçen danışan. Koçun işi soruyu sormak ve seçeneği görünür kılmak; seçim danışanda. Oturum anlaşmasının koçluk görüşmesinin sonucunu etkileyip etkilemediğini ölçen bir araştırma bulamadık. Ders bu yüzden meslek kuruluşunun çerçevesine dayanıyor.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Danışan bir konu söylediyse oturum anlaşması kurulmuştur."
Konu yalnızca görüşmenin hangi alanda geçeceğini söyler. Danışanın o alanda bugün nereye varmak istediği sorulmadan, görüşme konunun içinde dolaşabilir ve sonunda Volkan'ın "hiçbiri bitmedi" cümlesine varılabilir.
Yaygın yanlış"Oturum anlaşmasını uzun tutmak görüşmeden zaman çalar."
Anlaşma birkaç dakika sürer ve görüşmenin geri kalanının nereye gideceğini belirler. Bu birkaç dakika atlandığında, kaybedilen zaman görüşmenin ortasında ya da sonunda, danışanın aslında başka bir şey istediği anlaşıldığında ortaya çıkar.
İki sürüm
Üçlünün ikinci pratik görüşmesi. Nehir koç koltuğunda, Ozan karşısında, Tuba kenarda not alıyor. Ozan bu hafta yorgun gelmiş; aklında birden çok şey var.
Zayıf sürüm
Nehir: Bugün ne konuşmak istersin?
Ozan: Müdür meselesi hâlâ duruyor. Bir de bu hafta bir veli şikâyeti geldi. Bir de... okulda kimseyle konuşamıyorum, onu da düşünüyorum.
Nehir: Müdürle neler oldu bu hafta?
Ozan: Pazartesi toplantısında yine önerimi kesti.
Nehir: Bu sana nasıl hissettirdi?
Yirmi dakika müdür üzerine konuşuluyor. Son birkaç dakikada Ozan veli şikâyetine dönüyor. Görüşme bitiyor.
Güçlü sürüm
Nehir: Geçen hafta müdürünle ilişkinden söz etmiştin. Bugün de oradan mı devam edelim, yoksa aklında başka bir şey mi var?
Ozan: Müdür meselesi hâlâ duruyor. Bir de bu hafta bir veli şikâyeti geldi. Bir de okulda kimseyle konuşamıyorum, onu da düşünüyorum.
Nehir: Üç şey söyledin: müdür, veli şikâyeti, okulda konuşacak kimsenin olmaması. Bugünkü yirmi dakikayı en iyi hangisine harcarsın?
Ozan: Sonuncusu galiba. Aslında öbür ikisinin de altında o var.
Nehir: Bu görüşmenin sonunda o konuda elinde ne olsun istersin?
Ozan: Okulda konuşabileceğim bir iki kişi olup olmadığına dair bir fikir. Belki birine yaklaşmak için bir adım.
Tuba gözlem notuna iki saat yazmış: ilk sürümde istenen sonucun sorulduğu an yok; ikincisinde ikinci dakikada. Zayıf sürümde Nehir konu sorusuyla başlıyor ve Ozan'ın saydığı üç şeyden ilkine, kendisi seçerek, giriyor. Bu bir koçluk hatası gibi görünmüyor; Nehir dinliyor, merak ediyor, duyguyu soruyor. Ama seçimi kendisi yapıyor ve Ozan'ın üçüncü cümlesi, bir önceki görüşmede de açıkta kalan yalnızlık, yine dokunulmadan kalıyor. Güçlü sürümde Nehir önce yeniden teyit ediyor, geçen haftanın konusunu varsaymadan. Sonra Ozan'ın üç konusunu geri sayıyor ve zamanın değeri üzerinden bir seçim sorusu soruyor. Ozan seçiyor, hem de üçüncüyü; Nehir'in seçeceği muhtemelen ilki olurdu. Son olarak istenen sonucu soruyor: konu artık bir varış yerine dönüşüyor. Bu sürümün de bir eksiği var: "öbür ikisinin de altında o var" cümlesi önemli bir şey söylüyor ve Nehir onu şimdilik geçiyor.
Sınır notu
Kimin gündemi? Oturum anlaşması bu sorunun her görüşmede yeniden sorulduğu yer. Koç, danışanın birden çok konusundan birini kendi ilgisine, kendi uzmanlığına ya da kendisine daha "önemli" görünene göre seçme eğilimini fark etmeli. Sponsorlu bir süreçte, kurumun beklediği hedef ile danışanın bugün getirdiği konu farklı olabilir; o görüşmede neye bakılacağına danışan karar verir, ama bu fark sürerse süreç anlaşmasının yeniden konuşulması gerekebilir. Bir istisna da var: danışan görüşmenin başında güvenliğini tehdit eden bir şeyden söz ederse, örneğin kendine zarar vermeyi düşündüğünden, bu anlaşmayı bekletir. Koç o anda görüşmenin gündemini değil, danışanın güvenliğini önceler ve gerekirse 112'yi ya da bir acil servisi önerir.
Pratik
Günlük sorusu
Son yaptığın uzun bir konuşmada, bir toplantıda ya da bir telefon görüşmesinde, sonunda elinde ne olmasını istediğini baştan biliyor muydun?
Kapanış
- Her koçluk görüşmesinin kendi anlaşması vardır; bütün süreç için kurulan sözleşmenin yerini tutmaz, onu tamamlar. Danışan her hafta farklı bir yerden gelir.
- Konu ile istenen sonuç farklıdır: konu görüşmenin hangi alanda geçeceğini, istenen sonuç o alanda bugün nereye varılacağını söyler. "Bugün ne konuşmak istersin?" bir konu getirir; varış yerini ayrıca sormak gerekir.
- İstenen sonucu sormanın birkaç biçimi var: görüşmenin sonundan bakmak, seçimi açmak, zamanın değerinden bakmak. Hangisi kullanılırsa kullanılsın, seçim danışanındır ve önceki haftanın gündemi yeniden teyit edilir.
Beş soru
- Volkan'ın görüşmesi neden "her şeyden biraz" oldu?
- "Müdürümle ilişkim" ile "Pazartesi toplantısında önerimi nasıl sunacağıma karar vermek" arasındaki fark ne?
- Zayıf sürümde Nehir'in hangi hareketi oturum anlaşmasını atladı, ve bu neden fark edilmesi zor bir hata?
- Güçlü sürümde Ozan'ın seçtiği konu neden önemli?
- Görüşmenin başında danışan kendine zarar vermeyi düşündüğünden söz ederse oturum anlaşması ne olur?
Yanıtlar
- Çünkü "bugün ne konuşmak istersin?" sorusu bir konu sordu, Volkan üç konu verdi ve hiçbirinde nereye varmak istediği sorulmadı. Kırk beş dakika üç alana bölündü. Volkan seçmenin de mümkün olduğunu bilmiyordu: "o sordu, ben anlattım."
- İlki bir konu: görüşmenin hangi alanda geçeceğini söylüyor. İkincisi istenen sonuç: o alanda bugün nereye varılmak istendiğini söylüyor. İkincisi belli olduğunda koç ve danışan neye doğru yürüdüklerini bilir.
- Ozan'ın saydığı üç konudan ilkine kendisi seçerek girdi ve istenen sonucu hiç sormadı. Fark edilmesi zor, çünkü görüşmenin geri kalanı iyi bir koçluk gibi görünüyor: Nehir dinliyor, merak ediyor, duyguyu soruyor. Hata sorularda değil, sorulmayan soruda.
- Çünkü Nehir'in seçeceği muhtemelen ilk konu, müdür, olurdu. Ozan üçüncüyü, okulda konuşacak kimsenin olmamasını, seçti ve öbür ikisinin de altında bunun olduğunu söyledi. Seçimi danışana bırakmak, koçun göremeyeceği bir önceliği ortaya çıkardı.
- Anlaşma bekler. Koç o anda görüşmenin gündemini değil danışanın güvenliğini önceler ve gerekirse 112'yi ya da bir acil servisi önerir. Danışanın seçme hakkı önemlidir, ama güvenlik onun önüne geçer.
Sonraki derse köprü
Ozan, görüşmenin sonunda elinde "okulda konuşabileceğim biri olup olmadığına dair bir fikir" olsun istediğini söyledi. Ama bir fikrin oluştuğunu nereden bilecekler? 6.5, başarı ölçütünü ele alıyor: görüşmenin sonunda neyin değişmiş olacağını danışanla birlikte, önceden adlandırmayı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.