İçeriğe geç

6.3 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Beklentileri hizalamak

Danışanın koçtan beklediği rolü (tavsiye, akıl hocası, dinleyici) ilk görüşmede açar

Koçluk Akademisi — M06, Anlaşma ve Sözleşme · 1.821 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı akşamı, Feride Hanım'la aylık görüntülü süpervizyon. Nehir, üçlüde yaptığı tanışma provasını anlatıyor; Ozan'ın son cümlesini not defterine yazmış.

Nehir: Ozan sonunda "açıkçası biraz tavsiye bekliyordum" dedi. Ben de ilk görüşmede konuşuruz dedim.
Feride Hanım: Peki ilk görüşmede ne konuşacaksın?
Nehir: Koçlukta tavsiye vermediğimizi anlatırım herhalde.
Feride Hanım: Ozan "tavsiye" derken ne istiyor?
Nehir: Bilmiyorum. Müdürüyle ne yapacağını söylememi, sanırım.
Feride Hanım: Sanırım. Bunu nereden biliyorsun?
Nehir: Bilmiyorum. Sormadım.

Feride Hanım'ın sorusu, "bunu nereden biliyorsun?", Nehir'in Ozan'ın beklentisini kendi kafasında doldurduğunu gösteriyor. "Tavsiye" tek bir kelime, ama arkasında çok farklı istekler olabilir. Şimdi bakacağımız şey bu kelimenin altını açmak: danışanın koça hangi rolü yüklediğini öğrenmek ve koçlukla o resim arasındaki mesafeyi onunla birlikte konuşmak.

Kavram

Bir danışan koçun karşısına oturduğunda, çoğu zaman koçun ne yapacağına dair bir resim de getirir. Bu resim bazen koçlukla örtüşür, bazen örtüşmez. Örtüşmediğinde ve bu konuşulmadığında, iki kişi aynı odada farklı oyunlar oynar: danışan cevap bekler, koç soru sorar, ikisi de diğerinin neden "yanlış" davrandığını anlamaz.

Danışanların koça yüklediği roller birkaç kalıba düşer. En sık karşılaşılan üçünü tanımak, beklentiyi sorarken neyi dinleyeceğini bilmeyi kolaylaştırıyor.

Birincisi tavsiye veren uzman. Danışan koçun kendi alanında ya da genel olarak hayatta doğru cevabı bildiğini ve bunu söyleyeceğini bekler. "Siz olsanız ne yapardınız?" cümlesi bu beklentinin işaretidir.

İkincisi akıl hocası. Danışan koçun kendi deneyimini anlatmasını, benzer bir yoldan geçmiş biri olarak yol göstermesini bekler. Bu, 1.3'te mentorluk olarak adlandırdığımız ilişkiye yakındır.

Üçüncüsü dinleyici. Danışan bir şey çözmekten çok, birinin onu dinlemesini, anlamasını, belki onaylamasını bekler. Bu beklenti genellikle söze dökülmez; danışan konuşur ve koçun sorularına pek ilgi göstermez.

Bu üç beklentinin hiçbiri yanlış değil, ama hiçbiri tam olarak koçluk da değil. Koçluk danışanın kendi düşünmesini merkeze koyar. Bu, koçun hiçbir zaman bilgi vermediği, kendi deneyiminden söz etmediği ya da yalnızca dinlemediği anlamına gelmiyor; ama bunların her biri, danışan istediğinde ve danışanın düşünmesine hizmet ettiğinde, sınırlı bir yer alır.

Hizalama dört hareketten oluşuyor. Önce sorarsın: "Bu görüşmelerden benden ne bekliyorsun? Ben ne yapınca işe yaradığını hissedersin?" Sonra beklentiyi danışanın kelimesiyle, bir yargı katmadan geri söylersin: "Bir yol gösterilmesini istiyorsun." Ardından koçluğun bu beklentinin neresini karşıladığını ve neresini karşılamadığını söylersin. En son, aradaki fark için bir anlaşma kurarsın: danışan bir bilgiye ihtiyaç duyduğunda ne olacak, koç kendi gözlemini hangi anda, hangi biçimde paylaşacak, danışanın ihtiyacı başka bir yardım biçimine daha uygunsa ne yapılacak.

"Tavsiye" kelimesinin altına bakmak bu dört hareketin en önemli kısmı. Danışan "tavsiye" dediğinde çoğu zaman bir cevaptan başka bir şey istiyor: onaylanmak, bir seçeneği görmek, yalnız olmadığını bilmek, ya da bir konuda gerçekten bilgi almak. Her biri farklı bir anlaşma gerektiriyor.

Beklenti çerçevesi (4.4) sonuca bakıyordu: koçun sözü varılacak yere değil, yolun kendisine verilir. Rol beklentisi bunun öbür yüzü: süreç içinde kimin ne yapacağı.

Perde arkası

Danışanı sürece hazırlamanın etkisini psikoterapi araştırmaları ölçmüş.

Sonucun ne olacağına dair beklenti de ayrı bir araştırma konusu.

İki kart farklı şeyleri ölçüyor. Birincisi danışana sürecin nasıl işleyeceğini anlatmanın, yani rol beklentisini hizalamanın, etkisini; ikincisi danışanın işe yarayacağına dair umudunun sonuçla ilişkisini. Koç için ortak çıkarım şu: danışanın ne beklediği, sürecin seyrini etkileyebilecek bir değişken. Ama bu bulgular terapiden geliyor; koçluk görüşmesinde aynı etkinin olup olmadığını bilmiyoruz.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Danışan tavsiye istiyorsa, koçluğun tavsiye vermediğini söylemek yeterlidir."
Doğrusu

Kuralı söylemek beklentiyi hizalamaz, yalnızca reddeder. Danışan neden buraya geldiğini ve bu kuralla ne yapacağını bilmeden kalır. "Tavsiye" kelimesinin altında ne olduğunu sormadan, danışanın asıl ihtiyacını, bir onayı, bir seçeneği ya da bir bilgiyi, kaçırırsın.

Yaygın yanlış"Beklentiler ilk görüşmede bir kez konuşulur ve biter."
Doğrusu

Danışanın beklentisi süreç içinde değişebilir, ve eski beklenti zor bir anda yeniden ortaya çıkabilir: danışan sıkıştığında "siz olsanız ne yapardınız?" diye sorar. Hizalama ilk görüşmede başlar, ama gerektiğinde yeniden açılır.

İki sürüm

Bir hafta sonra, üçlüde ilk pratik görüşme. Koç Nehir, danışan Ozan, gözlemci Tuba. Ozan konusunu, yeni müdürüyle ilişkisini, anlatmaya başlamadan önce Nehir tanışmadaki cümleye dönüyor.

Zayıf sürüm

Nehir: Geçen sefer tavsiye beklediğini söylemiştin. Baştan söyleyeyim: koçlukta tavsiye vermiyoruz, cevaplar sende.
Ozan: Cevaplar bende olsa buraya gelmezdim ki.
Nehir: Ama birlikte bulacağız. Söz.
Ozan: Tamam. O zaman başlayalım.

Görüşme boyunca Ozan kısa cevaplar veriyor. On beşinci dakikada yeniden soruyor:

Ozan: Sen olsan müdürle konuşur muydun?
Nehir: Sen ne düşünüyorsun?
Ozan: Bilmiyorum. O yüzden sordum.

Güçlü sürüm

Nehir: Geçen sefer tavsiye beklediğini söylemiştin. Ona dönmek istiyorum. Tavsiye derken ne umuyordun?
Ozan: Bilmiyorum. Birinin bana "doğru yapıyorsun" ya da "yanlış yapıyorsun" demesini herhalde.
Nehir: Yani yaptığın şeyin doğru olup olmadığını bilmek istiyorsun.
Ozan: Evet. Okulda kimseye soramıyorum, hepsi müdürün tarafında.
Nehir: Senin doğru ya da yanlış yaptığına ben karar veremem; senin değerlerini ve okulunu ben senden iyi bilmiyorum. Ama birlikte, yaptığın şeyin senin istediğin şeye götürüp götürmediğine bakabiliriz. Bir de, bir konuda bildiğim bir şey olursa, önce sana sorarım, sen istersen söylerim. Bu nasıl geliyor?
Ozan: Olur. Ama okulun işleyişine dair bilgi lazım olursa?
Nehir: O zaman ikimiz de onu okulda kimin bildiğini düşünebiliriz. Ben öğretmen değilim.

Tuba'nın gözlem notunda iki sürümü ayıran tek bir an var: Nehir'in "tavsiye derken ne umuyordun?" sorusu. Zayıf sürümde Nehir kuralı söyleyerek beklentiyi kapatıyor. Kural doğru, ama Ozan onu bir ret olarak duyuyor ve görüşme boyunca bekleyen bir soru gibi taşıyor; on beşinci dakikada geri geliyor. Nehir'in "sen ne düşünüyorsun?" cevabı da bu noktada bir kaçış gibi görünüyor. Güçlü sürümde "tavsiye" kelimesinin altından başka bir istek çıkıyor: bir onay, ve okulda konuşacak kimsenin olmaması. Nehir bu isteğin neresini karşılayamayacağını açıkça söylüyor, neresini karşılayabileceğini öneriyor, bilgi paylaşımı için de izinli bir yol kuruyor. Ozan'ın son sorusu, okulun işleyişi, gerçek bir bilgi ihtiyacı; Nehir onu koçluğun içine sokmaya çalışmıyor, Ozan'ın bu bilgiye nereden ulaşabileceğini birlikte düşünmeyi öneriyor. Bu da kusursuz değil: Nehir "okulda kimseye soramıyorum" cümlesindeki yalnızlığı duydu ama ona dönmedi.

Sınır notu

Koçluğun alanında mı? Bazen danışanın beklentisi koçluğun karşılayamayacağı bir şeydir ve bunu söylemek hizalamanın kendisidir. Danışan gerçekten bir alanda uzman bilgisine ihtiyaç duyuyorsa, örneğin bir hukuk sorusu, bir mali karar ya da bir sağlık sorunu, koç bunu kendi koçluğuna katmaya çalışmaz, danışanı uygun bir uzmana yönlendirir. Danışan deneyimli birinin yol göstermesini istiyorsa, bir mentor daha uygun olabilir. Danışan uzun süredir yalnızca dinlenmeye ihtiyaç duyuyor, her görüşmede aynı acıyı anlatıyor ve hiçbir şeyi değiştirmek istemiyor gibi görünüyorsa, bu bir koçluk sorusu olmayabilir; koç bunu nazikçe konuşur ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanını önerir. Kriz anında, danışan kendine ya da bir başkasına zarar vermekten söz ediyorsa, koç görüşmeyi durdurur ve 112'yi ya da en yakın acil servisi önerir. Beklentiyi hizalamak bazen danışana başka bir kapıyı göstermektir.

Pratik

Günlük sorusu

Bir yardım ilişkisinde, bir doktorla, bir öğretmenle, bir arkadaşla, kendi beklentin ile karşındakinin yaptığı şey en son ne zaman örtüşmedi? Bunu ona söyledin mi?

Kapanış

  1. Danışanlar koça çoğu zaman söylenmemiş bir rol yükler: tavsiye veren uzman, yol gösteren akıl hocası, yalnızca dinleyen biri. Bu rol beklentisi konuşulmadığında koç ve danışan aynı odada farklı şeyler bekler.
  2. Beklenti hizalama dört hareketten oluşur: sormak, danışanın kelimesiyle geri söylemek, koçluğun neyi karşılayıp neyi karşılamadığını açıklamak ve aradaki fark için bir anlaşma kurmak. "Tavsiye" kelimesinin altında çoğu zaman başka bir istek vardır.
  3. Psikoterapide danışanı sürece hazırlamak erken bırakmayı azaltıyor; bu bulgu koçlukta sınanmadı, ama danışanın beklentisinin sürecin seyrini etkileyebileceğini düşündürüyor.

Beş soru

  1. Feride Hanım'ın "bunu nereden biliyorsun?" sorusu Nehir'e neyi fark ettirdi?
  2. Rol beklentisi ile sonuç beklentisi arasındaki fark ne?
  3. Zayıf sürümde Nehir'in söylediği kural doğruyken görüşme neden zorlaştı?
  4. Güçlü sürümde "tavsiye" kelimesinin altından ne çıktı, ve Nehir buna nasıl bir anlaşma önerdi?
  5. Swift ve arkadaşlarının meta-analizi bir koça ne söyleyebilir, ne söyleyemez?

Yanıtlar

  1. Ozan'ın beklentisini kendi kafasında doldurduğunu. Nehir, Ozan'ın "tavsiye" derken müdürüyle ne yapacağını söylemesini istediğini varsaymıştı ama bunu ona sormamıştı. Çekici olan, kelimeyi ilk akla gelen anlamıyla almaktı.
  2. Rol beklentisi sürecin nasıl yürüyeceğiyle ilgili: koçun ne yapacağı, danışanın ne yapacağı, görüşmenin nasıl geçeceği. Sonuç beklentisi neyin değişeceğiyle ilgili: danışanın sürecin sonunda ne olacağına dair umudu. İkisi de konuşulabilir, ama farklı sorularla.
  3. Çünkü kural beklentiyi hizalamadı, yalnızca reddetti. Ozan onu bir ret olarak duydu ve sorusu görüşme boyunca bekledi; on beşinci dakikada geri geldi. Nehir'in "sen ne düşünüyorsun?" cevabı da o noktada bir kaçış gibi göründü. Kural doğru olduğu için onu söylemek yeterli görünebilir.
  4. Bir onay isteği ve okulda konuşacak kimsenin olmaması. Nehir doğru ya da yanlış hükmü veremeyeceğini söyledi, ama yaptığı şeyin istediği yere götürüp götürmediğine birlikte bakmayı önerdi; bir bilgi paylaşacaksa önce izin isteyeceğini söyledi; okulun işleyişiyle ilgili bilgi için de bunu okulda kimin bildiğini birlikte düşünmeyi önerdi.
  5. Danışanı sürece hazırlamanın psikoterapide erken bırakmayı azalttığını ve bazı sonuçları iyileştirdiğini söyleyebilir; bu, koçluğun başında süreci açıklamanın denemeye değer olduğunu düşündürür. Ama bulgu terapiden geliyor; koçlukta aynı etkinin olduğunu söyleyemez.

Sonraki derse köprü

Beklentiler süreç için konuşuldu; ama her görüşmenin de kendi küçük anlaşması var. Ozan bir sonraki görüşmeye geldiğinde, o gün neyle çalışmak istediğini kim belirleyecek, ve bu nasıl sorulacak? 6.4, oturum anlaşmasını ele alıyor: "bugün buradan ne almak istiyorsun?" sorusunu farklı biçimlerde sormayı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.