İçeriğe geç

6.1 · Seviye 2 · Temel Beceriler

Tanışma görüşmesi

20 dakikalık bir tanışma (uyum) görüşmesinin akışını kurar

Koçluk Akademisi — M06, Anlaşma ve Sözleşme · 1.962 kelime · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Pazartesi sabahı, firmanın mutfağı. Pilotun tanışma haftası bitmiş. Sevkiyat ekibinin lideri Volkan, kahvesini doldururken Nehir'i görüyor; iki koçla da görüşmüş ve formu cuma gününe kadar doldurması gerekiyor.

Volkan: İkisiyle de konuştum ama hangisini seçeceğimi bilmiyorum.
Nehir: Nasıl geçti?
Volkan: Birincisi yirmi dakikanın on beşinde kendini anlattı. Sertifikaları, çalıştığı şirketler, kullandığı modeller. Çok donanımlı biri, ama ben bir şey söylemedim ki.
Nehir: İkincisi?
Volkan: O hiç kendinden bahsetmedi. Direkt "ne üzerinde çalışmak istersin?" dedi, ben de vardiya devrindeki kavgaları anlattım. Sonunda bana bir ödev bile verdi. İyi hissettim ama koçluğun ne olduğunu hâlâ bilmiyorum. Ne kadar süreceğini de.
Nehir: Peki seçerken neye bakmak istersin?
Volkan: Bilmiyorum. Formda "uyum" diye bir kutu var, ona ne yazacağımı bilmiyorum.

Volkan'ın iki tanışması iki ayrı yöne kaymış. Birinde koç vitrinini açmış, danışan seyirci kalmış. Öbüründe görüşme, daha anlaşma kurulmadan koçluğa dönmüş; danışan iyi hissetmiş ama neyi seçtiğini öğrenmemiş. Becerilerin ilki tam da bu: bir ilişkinin başlamadan önceki yirmi dakikası, bir koçla bir danışanın birlikte çalışıp çalışamayacaklarını birlikte anlamaya çalıştıkları görüşme.

Kavram

Bir koçluk süreci çoğu zaman bir tanışmayla başlar. Kurum içi programlarda danışan birkaç koçla görüşüp seçer; bireysel koçlukta da danışan çoğu zaman birkaç koçla konuşur ya da en azından tek bir koçla, karar vermeden önce kısa bir görüşme yapar.

Volkan'ın formundaki "uyum" kutusu, ICF'nin yetkinlik listesinde açıkça geçen bir göreve karşılık geliyor: koç, ikisinin birbirine uyup uymadığını danışanla birlikte belirler. Burada iki kelimeye dikkat etmek gerekiyor: "birlikte" ve "belirler". Uyum ne koçun tek başına verdiği bir karar ne de iki kişinin arasında kendiliğinden olan ya da olmayan bir kimya. Görüşmede konuşularak ortaya çıkan bir şey.

Yirmi dakika kısa bir süre. Bu sürede yapılacak şeyleri bir akış olarak düşünmek, görüşmenin iki tuzaktan birine kaymasını önlüyor. Akademinin önerdiği akış altı adımdan oluşuyor ve süreleri esnek.

İlk birkaç dakika danışanın. Onu buraya ne getirdi, neden şimdi? Burada konunun ayrıntısına girilmez; amaç konunun ana hattını ve danışanın koçluktan ne umduğunu duymaktır.

Sonra koç, koçluğu ve sınırlarını sade bir dille anlatır. Koçun cevap vermeyeceğini, danışanın kendi cevabını bulmasına eşlik edeceğini; terapi, danışmanlık ya da eğitim olmadığını. Bunu ezberlenmiş bir tanım olarak değil, danışanın az önce anlattığı konuya bağlayarak söylemek daha anlaşılır olur.

Üçüncü adım, koçun kendi çalışma biçimini anlatması: görüşmeler ne kadar sürer, aralarında ne olur, koç ne sorar, danışandan ne bekler. Burada amaç koçun kendini pazarlaması değil, danışanın neye "evet" diyeceğini bilmesi.

Dördüncü adım isteğe bağlı ve kısa: bir tadımlık an. Koç danışanın getirdiği konuyla ilgili bir iki soru sorar, böylece danışan koçluğun nasıl bir his olduğunu yaşar.

Beşinci adım, uyumu birlikte konuşmak. Koç, danışana bu kısa görüşmede neyin iyi geldiğini, neyin gelmediğini sorar. Kendi gözlemini de söyleyebilir: bu konuda çalışabileceğini düşünüp düşünmediğini, ya da konunun başka bir uzmana daha uygun olup olmadığını.

Son adım, karar için alan bırakmak. Danışan hemen karar vermek zorunda değil. Koç ne zaman ve nasıl haber bekleyeceğini söyler. Kurumsal bir programda bu, Volkan'ın formu gibi bir kâğıtla yapılır; bireysel çalışmada bir mesajla.

Ücret konusu da tanışma görüşmesinde çoğu zaman açılır, ama ücreti nasıl konuşacağın ayrı bir beceri ve sonraki seviyelerde ayrıca işleniyor. Sözleşmenin maddeleri de tanışmada değil, danışan "evet" dedikten sonra yazılır.

Perde arkası

Uyumu neye göre değerlendireceğimiz konusunda ise büyük ölçekli bir veri var.

Bu bulgu tanışma görüşmesine şunu söylüyor: "Kişiliklerimiz uyuyor mu?" sorusu, verinin işaret ettiği yer değil. "Ne üzerinde ve nasıl çalışacağız, bu konuda anlaşabiliyor muyuz?" sorusu daha önemli olabilir. 5.4'te çalışma ittifakını konuşmuştuk; bu çalışma onun görev ve hedef tarafının özellikle ağır bastığını gösteriyor.

İkinci kart, Volkan'ın durumuna bir boyut daha ekliyor: tanışma görüşmesi yalnız seçmek için değil, danışanı hazırlamak için de bir fırsat. Koçluğun ne olduğunu öğrenen bir danışan, ilk gerçek görüşmeye daha hazır gelir.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Tanışma görüşmesinde danışanı etkilemek için en iyi koçluğunu göstermelisin."
Doğrusu

Tanışmayı tam bir koçluk görüşmesine çevirmek, henüz kurulmamış bir anlaşmanın içinde çalışmak demektir. Danışan iyi hissedebilir, ama neyi kabul ettiğini, sürecin nasıl yürüyeceğini öğrenmeden ayrılır. Kısa bir tadımlık an yeterli; geri kalanı anlaşma kurulduktan sonraya aittir.

Yaygın yanlış"Uyum, iki kişinin kişiliklerinin ya da geçmişlerinin benzemesidir."
Doğrusu

Kişilik eşleşmesinin danışanın etkinlik algısıyla ilişkili olmadığını bulan büyük bir çalışma var. Uyum daha çok, çalışmanın konusunda ve yolunda anlaşabilmekle ilgili görünüyor. Kendine benzeyen bir koçla rahat hissetmek, onunla iyi çalışacağın anlamına gelmeyebilir.

İki sürüm

Haftalık üçlü buluşma. Nehir, Volkan'ın anlattıklarından sonra bir tanışma görüşmesi çalışmak istiyor. Koç Nehir, olası danışan Ozan, gözlemci Tuba. Ozan gerçek bir konuyla geliyor: yeni müdürüyle ilişkisi. Aynı ilk dakikalar, iki sürüm.

Zayıf sürüm

Nehir: Hoş geldin. Neyle çalışmak istersin?
Ozan: Yeni müdürümüzle ilişkim. Her önerimi bir yasak gibi algılıyor.
Nehir: Bu sana nasıl hissettiriyor?
Ozan: Yorgun. Okula gitmek istemiyorum bazen.
Nehir: Bu yorgunluk en çok ne zaman geliyor?
Ozan: Pazartesi toplantılarında. Bir de...

Görüşme on sekiz dakika böyle sürüyor. Son iki dakikada Nehir saatine bakıyor:

Nehir: Vaktimiz doldu. Benimle çalışmak ister misin?
Ozan: Olabilir. Ama tam olarak ne yapacağız?

Güçlü sürüm

Nehir: Hoş geldin. Bu yirmi dakikada iki şey yapmak istiyorum: seni neyin getirdiğini duymak ve koçluğun nasıl bir şey olduğunu anlatmak. Sonunda birlikte çalışmak isteyip istemediğimize ikimiz de karar verelim. Uyar mı?
Ozan: Uyar.
Nehir: Seni bugün buraya ne getirdi? Ayrıntısına sonra girebiliriz.
Ozan: Yeni müdürümüzle ilişkim. Her önerimi bir yasak gibi algılıyor.
Nehir: Anladım. Koçlukta ben sana müdürünle ne yapman gerektiğini söylemeyeceğim; senin ne istediğini ve neyi deneyebileceğini birlikte bulacağız. Haftada bir kırk beş dakika görüşürüz, aralarında senin denediğin şeyler olur. Bu sana nasıl geliyor?
Ozan: Açıkçası biraz tavsiye bekliyordum.

Görüşmenin son dakikalarında Nehir uyumu açıyor:

Nehir: Bu kısa konuşmada sana iyi gelen ne oldu, eksik kalan ne?
Ozan: Ne yapacağımızı bilmek iyi geldi. Tavsiye vermemen hâlâ biraz tuhaf.
Nehir: Bunu ilk görüşmede konuşabiliriz. Cumaya kadar düşün, karar senin.

Tuba'nın gözlem notu ilk sürümde tek bir sayı veriyor: koçluğun ne olduğuna ayrılan süre sıfır dakika. Nehir'in soruları iyi; dinliyor, merak ediyor, Ozan konuşuyor. Ama tanışma, daha anlaşma kurulmadan bir koçluk görüşmesine dönmüş. Ozan'ın son sorusu, "tam olarak ne yapacağız?", Volkan'ın ikinci koçtan sonra söylediği cümlenin neredeyse aynısı. İkinci sürümde Nehir görüşmenin başında bir yapı öneriyor ve Ozan'ın onayını alıyor: bu, yirmi dakikanın küçük bir anlaşması. Ozan'ın konusunu duyuyor ama içine dalmıyor; koçluğu da onun konusuna bağlayarak anlatıyor. "Biraz tavsiye bekliyordum" cümlesi ilk sürümde hiç ortaya çıkamazdı, çünkü kimse Ozan'a ne beklediğini sormadı. Bu sürüm de kusursuz değil: Ozan'ın tavsiye beklentisi açıldı ama konuşulmadı, sonraya bırakıldı. Uyum burada bir his olarak değil, konuşulan bir şey olarak çalışıyor; ICF'nin "birlikte belirler" ifadesinin karşılığı bu.

Sınır notu

Koçluğun alanında mı? Tanışma görüşmesi bu sorunun ilk sorulduğu yer. Olası danışan anlattığı konuda haftalardır uyuyamadığından, hiçbir şeyden zevk almadığından söz ediyorsa, ya da konu bir hukuk, sağlık, mali tavsiye sorusuysa, koç bunu tanışmada söyler: bu konuda başka bir uzmanın daha uygun olabileceğini, isterse nasıl birine ulaşabileceğini. Tanışma görüşmesi, koçun "bu konuda ben doğru kişi değilim" demesinin en kolay ve en az maliyetli olduğu andır; süreç başladıktan sonra bunu söylemek hem danışan hem koç için daha zordur. Kurumsal bir programda üçüncü bir taraf da vardır: Volkan'ın formunu okuyacak İK. Danışanın tanışmada söylediklerinden hangisinin bu forma yazılacağı da konuşulmalı; gizliliğin sınırları 4.2'de açıldı ve sözleşmede yeniden ele alınacak.

Pratik

Günlük sorusu

Bir koçla ilk kez görüşen biri olsaydın, ilk yirmi dakikanın sonunda neyi bilmek isterdin?

Kapanış

  1. Tanışma görüşmesinin işi koçluk yapmak değil; koçluğun ne olduğunu, sürecin nasıl yürüyeceğini ve bu ikilinin birlikte çalışıp çalışamayacağını açmaktır. Kendini anlatmaya ya da tam bir koçluk görüşmesine kaymak, bu işin ikisini de atlatır.
  2. Uyum, kişiliklerin benzemesi değil, işin konusunda ve yöntemi üzerinde anlaşabilmektir; büyük bir çalışmada kişilik eşleşmesi değil, çalışma ittifakının görev ve hedef boyutları öne çıktı.
  3. Tanışma, "bu konuda ben doğru kişi değilim" demenin en kolay anıdır; danışanın kararı için de alan bırakır.

Beş soru

  1. Volkan'ın iki tanışma görüşmesinde ayrı ayrı ne eksikti?
  2. Tadımlık an ne işe yarar, sınırı aşıldığında ne olur?
  3. De Haan ve arkadaşlarının çalışması tanışma görüşmesinde uyum hakkında neyi düşündürüyor?
  4. Güçlü sürümde Nehir'in görüşmenin başında söylediği ilk cümle neden önemli?
  5. Tanışma görüşmesi neden bir yönlendirme kararı için iyi bir andır?

Yanıtlar

  1. Birincisinde koç yirmi dakikanın çoğunu kendini anlatarak geçirdi; Volkan konuşamadı ve uyum hakkında bir şey öğrenemedi. İkincisinde koç doğrudan koçluğa geçti; Volkan iyi hissetti ama koçluğun ne olduğunu ve sürecin nasıl yürüyeceğini öğrenmeden çıktı. Birincisinde danışan, ikincisinde anlaşma eksikti.
  2. Danışana koçluğun nasıl bir his olduğunu birkaç dakikada gösterir. Sınırı aşılınca tanışma, anlaşma kurulmamış bir koçluk görüşmesine dönüşür: danışan neyi kabul ettiğini bilmeden konunun içine girer. Çekici olan, uzun bir tadımlık anın danışanı daha çok etkileyeceği düşüncesidir.
  3. Kişilik eşleşmesinin danışanın etkinlik algısıyla ilişkili olmadığını, çalışma ittifakının, özellikle görev ve hedef boyutlarının, ilişkili olduğunu buldu. Bu, tanışmada "birbirimize benziyor muyuz?" yerine "ne üzerinde ve nasıl çalışacağız, bunda anlaşabiliyor muyuz?" sorusunun daha önemli olabileceğini düşündürüyor. Tek çalışma ve geriye dönük olduğu için temkinli okunmalı.
  4. Çünkü yirmi dakikanın kendisi için küçük bir anlaşma kuruyor: ne yapılacağını söylüyor ve Ozan'ın onayını alıyor. Görüşmenin bir koçluk görüşmesine kaymasını önlüyor ve kararı baştan iki tarafa veriyor.
  5. Çünkü süreç henüz başlamadı. Danışanın konusu koçluğun alanı dışındaysa ya da koç o konuda yeterli değilse, bunu söylemenin bedeli en düşük olduğu an budur. Süreç başladıktan sonra yönlendirmek hem danışan için daha zor hem de ilişkiyi zorlar.

Sonraki derse köprü

Ozan "evet" derse, tanışmada konuşulan her şeyin yazıya geçmesi gerekecek: görüşmelerin kapsamı, süresi, ücreti, iptal koşulları, gizliliğin sınırları. 6.2, koçluk sözleşmesinin bu maddelerini tek tek ele alıyor ve bir sözleşme taslağı yazdırıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.