İçeriğe geç

4.4 · Seviye 1 · Zemin

Dürüst vaat

"90 günde hayatını değiştir" türü bir vaadi yeniden yazar

Koçluk Akademisi — M04, Etik Pratiğin Temelleri · 1.671 kelime · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Nehir aylar önce yazmaya başladığı tanıtım metnini nihayet bitirmiş ve görüntülü süpervizyonda Feride Hanım'a okuyor. Ekranın kenarında, ilham aldığı bir başka koçun ilanı açık: "90 günde hayatını değiştir. Yüzde yüz memnuniyet garantisi. Bine yakın mutlu danışan."

Nehir: Benimki daha sade. "Koçlukla hayatınızı dönüştürün. Hedeflerinize ulaşmanızı sağlıyorum."
Feride Hanım: "Sağlıyorum" kelimesini nereden biliyorsun?
Nehir: Yani... yardımcı oluyorum demek istedim.
Feride Hanım: Öyle yazmamışsın. Peki "hayatınızı dönüştürün"? Bugüne kadar kaç hayat dönüştü?
Nehir: Hiç gerçek danışanım olmadı ki.
Feride Hanım: O zaman bu cümlenin kanıtı ne?
Nehir: Herkes böyle yazıyor. Yanındaki ilana bakın.
Feride Hanım: Baktım. Seninki onun yumuşak bir kopyası.

Nehir yazdığı metne bir kez daha bakıyor. Yanındaki ilan kadar gürültülü değil; ama aynı şeyi vaat ediyor: bir sonuç. Ve o sonucu sağlamak Nehir'in elinde değil. Bugünün konusu, bir koçun henüz tanımadığı insanlara ne vaat edebileceği.

Kavram

Koçluğun dışarıya verdiği ilk söz, bir görüşmeden çok önce verilir: bir ilanda, bir tanıtım metninde, bir sosyal medya paylaşımında. Bu söz, danışanın koçluktan ne beklediğini ve bu beklentiyle neye girdiğini belirler.

ICF'nin etik kurallarındaki mesleki dürüstlük başlığı iki şey istiyor: koçun yeterliliklerini doğru tanıtması ve yetkinlik, deneyim, eğitim ve belge sınırları içinde çalışması; bir de sunduğu şey, koçluk mesleği ve koçluğun olası değeri hakkındaki sözlü ve yazılı ifadelerinin doğru ve isabetli olması. "Olası değer" ifadesi önemli: kurallar koçluğun bir değeri olabileceğini kabul ediyor, ama bu değerin olduğundan büyük anlatılmamasını istiyor.

Abartılı vaatler çoğu zaman dört kalıptan birine uyar. Süre vaadi bir değişimi belirli bir takvime bağlar: "doksan günde". Kapsam vaadi değişimin alanını sınırsız gösterir: "hayatını". Garanti, sonucu koçun elinde gibi sunar: "yüzde yüz", "sağlıyorum". Sayı ise kanıtı olmayan bir güven yaratır: "bine yakın mutlu danışan" cümlesinin arkasında bir ölçüm yoksa, o sayı bir izlenimdir.

Sonuç vaadinin zararı yalnızca yanıltıcı olması değil. 3.8'de konuştuğumuz sonuç bağlılığını ilk görüşmeden önce kurar: koç bir sonuç vaat ettiyse, o sonuca ulaşılmasını istemek zorunda kalır ve danışanı oraya yönlendirmeye başlar. Danışan da sonuca ulaşamadığında suçu kendinde arar: "herkes doksan günde değişiyormuş, ben değişemedim." Ve sonuç vaadi, sihirli bir çözüm arayan danışanları çeker; koçluğun en az yarayabileceği beklentiyle gelenleri.

Süreç vaadi daha az parlak, ama tutulabilir. Dürüst bir tanıtım metni üç şey söyler: koçun ne yaptığı, danışanın rolünün ne olduğu ve koçluğun ne olmadığı. "Koçlukta hedefini sen belirlersin, ben düşünmene eşlik ederim. Her görüşmede bir adım seçeriz ve bir sonrakinde ne olduğuna bakarız. Koçluk terapi değildir ve sonuç garanti etmez."

Perde arkası

Koçluğun olası değeri hakkında doğru konuşmak için, bu değerin neyle ölçüldüğüne bakmak gerekiyor. Bir meta-analiz, koçluğun etkisinin hangi sonuçlarda daha güçlü olduğunu karşılaştırdı.

Bu bulgu dürüst bir vaadin nasıl kurulacağına dair ipucu veriyor. Koçluğun etkisi bağlama, koça ve süreye göre değişiyor; "doksan günde hayatını değiştir" türü genel bir vaat bu çeşitliliği yok sayıyor. Davranış değişikliğinde etkinin daha belirgin olması ise somut ve küçük bir vaadin, "bir hafta içinde deneyeceğin bir adımı birlikte seçeriz", büyük ve soyut bir vaatten daha dürüst olduğunu düşündürüyor. 1.10'da konuştuğumuz meta-analizler de benzer bir tablo çizmişti: etki var, ama kimde, hangi koşulda ve neye göre olduğu önemli.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Herkes abartıyor; dürüst bir ilan rekabette kaybeder."
Doğrusu

Abartılı bir vaat kısa vadede dikkat çekebilir, ama sihirli bir çözüm arayan danışanları çeker ve vaat tutulamadığında hem danışanı hem koçun itibarını yıpratır. Dürüst bir vaat, koçlukla neye girdiğini bilen ve kendi sorumluluğunu alan danışanları çeker; koçluğun en çok işe yarayabildiği danışanlar da çoğu zaman onlardır.

Yaygın yanlış"Yumuşak bir dil kullandıysam abartmamışımdır."
Doğrusu

"Hayatınızı dönüştürün" cümlesi "doksan günde hayatını değiştir" cümlesinden daha yumuşak, ama aynı sonucu vaat ediyor. Abartı tonla değil, içerikle ölçülür: bir cümle, koçun elinde olmayan bir sonucu onun elindeymiş gibi sunuyorsa, ne kadar kibar yazılırsa yazılsın bir sonuç vaadidir.

İki sürüm

Üçlü buluşmada Tuba, Nehir'in ilanını görüp arayan bir aday danışan rolünde. Ozan dinliyor ve Nehir'in her cümlesinde bir sonuç vaadi bulunup bulunmadığını işaretliyor.

Zayıf sürüm

Tuba: İlanınızı gördüm. Gerçekten hayatım değişecek mi? Ben bir yıldır aynı yerde sayıyorum.
Nehir: Kesinlikle. Koçlukla insanlar çok hızlı değişiyor.
Tuba: Ne kadar sürede?
Nehir: Birkaç ayda farkı görürsünüz, söz.
Tuba: Peki göremezsem?
Nehir: Görürsünüz, merak etmeyin.

Güçlü sürüm

Tuba: İlanınızı gördüm. Gerçekten hayatım değişecek mi? Ben bir yıldır aynı yerde sayıyorum.
Nehir: Bunu söz veremem; hayatınızda neyin değişeceğine siz karar vereceksiniz. Söz verebileceğim şey nasıl çalışacağımız.
Tuba: Nasıl çalışacağız?
Nehir: Önce neyin değişmesini istediğinizi netleştiririz. Her görüşmede bir sonraki hafta deneyeceğiniz bir adımı siz seçersiniz; bir sonraki görüşmede ne olduğuna birlikte bakarız.
Tuba: Ya hiçbir şey değişmezse?
Nehir: O zaman bunu da birlikte konuşuruz; koçluk her zaman doğru yardım olmayabilir, başka bir yol daha uygun olabilir.

"Görürsünüz, merak etmeyin" cümlesi, ilk konuşmanın neyi vaat ettiğini özetliyor: koçun elinde olmayan bir sonucu. Ozan'ın kâğıdında üç cümlenin üçü de "sonuç vaadi" olarak işaretli: değişim, süre ve garanti. Tuba'nın "peki göremezsem?" sorusu, aslında bir aday danışanın en dürüst sorusu; zayıf sürüm ona bir sözle cevap veriyor ve soruyu kapatıyor. Öbür konuşma soruyu açık tutuyor. Nehir sonucu söz vermeyi açıkça reddediyor, onun yerine nasıl çalışacaklarını anlatıyor ve danışanın rolünü söylüyor. Tuba'nın son sorusuna verdiği cevap ise koçluğun sınırını da çiziyor: koçluk her zaman doğru yardım olmayabilir. Bu cevap bir aday danışanı belki kaybettirir; ama kazandırdığı danışan, neye girdiğini bilen biri olur.

Sınır notu

Koçluğun alanında mı? Bazı vaatler yalnızca abartılı değil, koçluğun alanının dışındadır: "kaygını yok ederim", "depresyondan kurtul", "travmanı iyileştir" gibi. Bu vaatler terapötik bir sonuç iddia ediyor ve koçun yetkinlik sınırlarını aşıyor; ICF'nin kuralları da koçun kendi yetkinlik, eğitim ve belge sınırları içinde çalışmasını istiyor. Bir koç bir ruh sağlığı sorununu çözeceğini vaat ediyorsa, koçluğun değil başka bir mesleğin işini vaat ediyordur. Sonuç vaadinden kaçınmak ise koçun hiçbir şey söylememesi demek değil; dürüst vaat, koçluğun ne yapabileceğini de açıkça söyler. Etik pazarlamanın ayrıntısı 67.5'in konusu.

Pratik

Günlük sorusu

Bir hizmetin sana verdiği abartılı bir söze inandığın bir an hatırlıyor musun? O söz tutulmadığında suçu kimde aradın?

Kapanış

  1. ICF'nin kuralları koçun yeterliliklerini isabetle tanıtmasını ve koçluğun olası değeri hakkındaki ifadelerinin doğru ve isabetli olmasını istiyor; abartılı vaatler çoğu zaman süre, kapsam, garanti ya da kanıtsız sayı kalıbına uyar.
  2. Sonuç vaadi, koçun elinde olmayan bir sonucu onun elindeymiş gibi sunar; koçu sonuca bağlar, başarısız olan danışanı kendini suçlamaya iter ve sihirli çözüm arayanları çeker.
  3. Süreç vaadi daha az parlak ama tutulabilir: koçun ne yapacağını, danışanın rolünü ve koçluğun ne olmadığını söyler; terapötik sonuç vaatleri ise koçluğun alanının dışındadır.

Beş soru

  1. Nehir'in metni yanındaki ilandan daha yumuşaktı. Feride Hanım neden onu "yumuşak bir kopya" diye nitelendi?
  2. Abartılı vaatlerin dört kalıbı nelerdir? Her biri için bir örnek ver.
  3. Sonesh ve arkadaşlarının meta-analizi, dürüst bir vaadin nasıl kurulacağı hakkında ne düşündürüyor?
  4. Zayıf sürümde Tuba'nın "peki göremezsem?" sorusuna verilen cevap neden sorunlu?
  5. "Kaygını yok ederim" vaadi neden yalnızca abartılı değil, koçluğun alanının dışında?

Yanıtlar

  1. Çünkü tonu daha yumuşak olsa da aynı şeyi vaat ediyordu: bir sonuç. "Hayatınızı dönüştürün" ve "hedeflerinize ulaşmanızı sağlıyorum" cümleleri, koçun elinde olmayan bir değişimi onun elindeymiş gibi sunuyordu. Üstelik Nehir'in henüz hiç gerçek danışanı olmamıştı; vaadin arkasında bir kanıt yoktu.
  2. Süre vaadi: "doksan günde". Kapsam vaadi: "hayatını değiştir". Garanti: "yüzde yüz memnuniyet" ya da "sağlıyorum". Kanıtsız sayı: arkasında bir ölçüm olmayan "bine yakın mutlu danışan".
  3. Koçluğun etkisinin bağlama, koça ve süreye göre değiştiğini ve davranış değişikliğinde daha belirgin olduğunu gösteriyor. Bu, genel ve büyük bir vaat yerine somut ve küçük, örneğin her hafta denenecek bir adımı birlikte seçmeye dayanan, bir süreç vaadinin daha dürüst olduğunu düşündürüyor. Özette etki büyüklükleri verilmiyor; tek bir genel vaat için dayanak olamaz.
  4. Çünkü koçun tutamayacağı bir sözle soruyu kapatıyor. "Görürsünüz" cevabı danışanın en dürüst sorusunu, ya işe yaramazsa ne olacağını, konuşulmaz hâle getiriyor. Değişim gerçekleşmezse danışan suçu kendinde arayacak, koç da vaat ettiği sonuca ulaşmak için danışanı zorlamaya başlayabilecek.
  5. Çünkü terapötik bir sonuç, bir ruh sağlığı sorununun iyileşmesini, iddia ediyor. Bu, koçun yetkinlik ve eğitim sınırlarının dışında; ICF'nin kuralları koçun bu sınırlar içinde çalışmasını istiyor. Böyle bir vaat koçluğun değil başka bir mesleğin işini vaat ediyor.

Sonraki derse köprü

Bu modülde dört etik konuyla tek tek karşılaştık: gizlilik, sınırları, çoklu ilişki ve dürüst vaat. Gerçek hayatta bunlar çoğu zaman birlikte gelir ve hangisinin ağır bastığı belli değildir. 4.5 etik karar verme adımlarını ele alıyor: bir ikilemde Üç Soru Süzgeci'ni ve bir karar modelini adım adım uygulamayı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.