3.7 · Seviye 1 · Zemin
Bağlama duyarlılık
Danışanla arasındaki yaş, cinsiyet, statü ve kültür farkını görüşme öncesinde not eder
Koçluk Akademisi — M03, Koçluk Zihniyeti · 1.624 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Barış'la altıncı görüşmeden on dakika önce, Feride Hanım'ın Bursa'daki çalışma odası. Görüntülü bağlantı henüz açılmamış. Nehir de ekranın öbür ucunda, kendi evinden bağlanmış. Feride Hanım'ın önünde küçük bir kart var.
Nehir: O kartta ne yazıyor? Barış'ın dosyası mı?
Feride Hanım: Hayır, benim dosyam. Her görüşmeden önce yazarım. "Ben 61, o 29. Ben kadınım, o erkek. Ben hiç yönetici olmadım, o ekip lideri. Ben rehber öğretmendim; ona öğretmen gibi görünebilirim."
Nehir: Bunları zaten biliyorsunuz.
Feride Hanım: Biliyorum. Ama bilmekle görüşmeye girerken hatırlamak ayrı. Geçen hafta "soru soruyorsunuz, para ödüyorum" dediğinde içimden "öğrencim bana itiraz ediyor" gibi bir ses geçti.
Nehir: Öğrenci mi?
Feride Hanım: Otuz yıl öğretmenlik yaptım. Yaşça küçük biri itiraz edince eski bir alışkanlık uyanıyor. Kart bana o alışkanlığı hatırlatıyor.
Nehir kendi pratik görüşmelerini düşünüyor. Tuba'yla, Ozan'la, Umut'la konuşurken aralarındaki farkları hiç yazmamıştı. Bu farkların onun sorularını sessizce nasıl şekillendirdiğini ise hiç düşünmemişti. Bugün o kartın neden yazıldığına bakıyoruz.
Kavram
Merakı konuşurken yetkinlik listesindeki bir alt maddeye yalnızca değip geçmiştik: önyargıya, bağlama ve kültüre dair farkındalık. Kâğıt üzerinde genel bir ilke gibi duruyor; Feride Hanım'ın kartı onun gündelik hâli.
Bağlam iki yönden iş görür. Birincisi koçun içinde: aradaki bir fark koçta bir varsayım ya da bir alışkanlık uyandırabilir. Feride Hanım'ın "öğrencim itiraz ediyor" sesi, otuz yıllık bir meslek alışkanlığının yaş farkıyla birleşmesiydi. 3.1'de konuştuğumuz erken kapanış çoğu zaman tam bu farklardan beslenir: koç danışanı, onun gibi olduğunu düşündüğü insanlar üzerinden anlar.
İkincisi danışanın içinde: danışan da koçu bir bağlam içinde görür. 2.8'de konuştuğumuz gibi, yaşça büyük bir koç bir akıl hocası gibi görünebilir; danışanın akıl isteği de buradan güçlenir. Statü farkı da görüşmeye girer. Danışan koçtan daha güçlü bir konumdaysa koçu bir hizmet sağlayıcı gibi görebilir; daha zayıf bir konumdaysa koçun sorularını bir sınav gibi yaşayabilir.
Bu farkları görmenin amacı, onları ortadan kaldırmak değil; kaldırmak mümkün de değil. Amaç, farkın görüşmeyi sessizce yönlendirmesini önlemek. Bunun için akademinin önerdiği küçük bir hazırlık var: her görüşmeden önce üç soru. Aramızda hangi farklar var? Bu farklar bana hangi varsayımı fısıldıyor? Bu farklar danışana beni nasıl gösteriyor olabilir? Cevaplar Feride Hanım'ınki gibi bir karta sığar.
Ama kart yalnızca koçun kafasındakini gösterir. Bir farkın danışan için ne anlama geldiğini koç tahmin edemez; ancak sorabilir. Bu soru bazen açıkça sorulur: "Aramızdaki yaş farkı senin için bir şey ifade ediyor mu?" Bazen de daha dolaylı, danışanın kendi dünyasını anlatmasına alan açarak. İkisinde de koç, danışanın dünyasının uzmanı olmadığını kabul ederek konuşur.
Perde arkası
Koçun kendi bağlam farkındalığını değerlendirmesi ne kadar güvenilir? Terapi araştırmalarında buna dair dikkat çekici bir bulgu var.
Bulgunun koç için en önemli kısmı ikinci meta-analizde. Kendini kültürel olarak duyarlı gören bir uygulayıcının bu görüşü, danışanın sonucu hakkında neredeyse hiçbir şey söylemiyor; danışanın onu nasıl deneyimlediği ise çok şey söylüyor. Koçluk için çıkarılacak ders, kart yazmanın tek başına yetmediği: bağlama duyarlılık, danışanın gözünden doğrulanması gereken bir şey.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"İyi bir koç herkese aynı biçimde davranır; farklılıklara bakmak ayrımcılıktır."
Herkese aynı biçimde davranmak çoğu zaman herkese koçun kendi bağlamından davranmak demektir. Farkları görmek ayrım yapmak değil, farkların görüşmeyi gizlice yönlendirmesini önlemektir. Ayrımcılık farkı görüp ona göre birini küçük görmektir; bağlama duyarlılık ise farkı görüp danışana onun için ne anlama geldiğini sormaktır.
Yaygın yanlış"Bir kültür hakkında çok şey bilen koç, o kültürden gelen danışanı anlar."
Bir kültür hakkındaki genel bilgi, karşındaki tek bir insanı anlatmaz. Aynı memleketten, aynı inançtan, aynı kuşaktan iki kişi bambaşka hayatlar yaşayabilir. Genel bilgi bir soru için başlangıç olabilir; ama danışanın kendi deneyiminin yerini tutmaz.
İki sürüm
Haftalık buluşmada konuşma Tuba'nın kapanış vardiyalarına dönüyor. Soruları bu kez Ozan soruyor; Nehir dinleyip not alıyor. Ozan erkek ve öğretmen; eczanede bir akşamın nasıl geçtiğini hiç görmemiş.
Zayıf sürüm
Tuba: Kapanış akşamları eczanede tek kalıyorum. Saat dokuza kadar.
Ozan: Bir kadın olarak gece tek başına kalmak korkutucu olmalı.
Tuba: Korkmuyorum aslında. Kapıda güvenlik var.
Ozan: Yine de dikkatli olmalısın. Belki bir alarm düğmesi istersin?
Tuba: Olabilir. Ama konu o değildi.
Güçlü sürüm
Tuba: Kapanış akşamları eczanede tek kalıyorum. Saat dokuza kadar.
Ozan: Ben eczanede bir akşamın nasıl geçtiğini hiç bilmiyorum. Senin için nasıl geçiyor?
Tuba: Gün boyu insanlarla konuşuyorum. Akşam birden sessizlik oluyor. Raflar, ışıklar, kimse yok.
Ozan: Sessizlik.
Tuba: Evet. Ve o sessizlikte annemi düşünüyorum. Akşamları onun evi de böyle sessiz. Galiba onun yalnızlığını ilk kez kendi bedenimde hissediyorum.
"Konu o değildi" cümlesi, ilk konuşmanın nereye saptığını gösteriyor. Ozan'ın ilk cevabı bir bağlam varsayımından geliyor: gece tek kalan bir kadının korkacağı. Varsayım belki iyi niyetli, belki bazı kadınlar için doğru; ama Tuba'nın deneyimi değil. Sonraki cümlesi varsayımı bir öneriye çeviriyor ve konuşma güvenliğe kayıyor. Nehir'in notunda Ozan'ın iki cümlesi de "varsayım" olarak işaretli. Öbür konuşmada Ozan aradaki farkı açıkça söylüyor: eczanede bir akşamı bilmediğini. Bu cümle bir kültürel alçakgönüllülük örneği; Tuba'yı kendi deneyiminin uzmanı yapıyor. Tuba da Ozan'ın tahmin edemeyeceği bir yere gidiyor: sessizliğe ve annesinin yalnızlığına. Ozan'ın bilmediğini söylemesi, Tuba'nın bildiğini söylemesine yer açtı.
Sınır notu
Bazı farklar bir hazırlık kartıyla taşınamayacak kadar büyüktür. Koçluğun alanında mı? Bir danışan inancına, kültürel kimliğine ya da yaşadığı bir ayrımcılığa dair koçun bilgisinin ve deneyiminin yetmediği bir konuda derinlemesine destek istiyorsa, koç sınırını saklamaz; gerekirse danışanı o alanda bilgi ve deneyimi olan birine yönlendirir. Danışan aynı cinsiyetten ya da aynı kültürden bir koçla çalışmayı tercih ediyorsa bu bir reddediş değil, danışanın hakkıdır. Danışan bir ayrımcılık deneyimi anlattığında ise koçun ilk işi onu küçümsememek ve açıklamaya çalışmamaktır. Bağlama dair ayrıntılı çalışma M38'in konusu.
Pratik
Günlük sorusu
Hangi insanlarla konuşurken kendini daha akıllı, hangileriyle daha küçük hissediyorsun? Bu his aranızdaki hangi farktan geliyor?
Kapanış
- Bağlam, bir görüşmeyi çevreleyen ve biçimlendiren koşulların tamamıdır; yaşa, cinsiyete, konuma ve kültüre dair farklar hem koçta varsayımlar uyandırır hem de danışanın koçu nasıl gördüğünü belirler.
- Görüşmeden önce üç soruyla küçük bir kart yazmak, farkların görüşmeyi sessizce yönlendirmesini önlemeye yardım eder; amaç farkları silmek değil, onları görmek.
- Koçun kendi duyarlılığını değerlendirmesi güvenilir değildir; bağlama duyarlılık, danışana "senin için bu nasıl?" diye sorarak ve onun deneyimiyle doğrulanır.
Beş soru
- Feride Hanım'ın kartı hangi alışkanlığı hatırlatmak için yazılıyor?
- Bağlam bir koçluk görüşmesinde hangi iki yönden iş görür?
- Soto ve arkadaşlarının ikinci meta-analizinden koç için hangi uyarı çıkıyor?
- Zayıf sürümde Ozan'ın ilk cümlesi neden konuşmayı Tuba'nın konusundan uzaklaştırdı?
- Danışan aynı cinsiyetten bir koçla çalışmayı tercih ettiğinde koç bunu nasıl karşılamalı?
Yanıtlar
- Otuz yıllık öğretmenlik alışkanlığını: yaşça küçük biri itiraz ettiğinde onu bir öğrenci gibi görmeyi. Barış'ın "soru soruyorsunuz, para ödüyorum" cümlesi bu alışkanlığı uyandırmıştı. Kart, yaş, cinsiyet, meslek ve statü farklarını görüşmeye girmeden önce hatırlatarak bu alışkanlığın görüşmeyi sessizce yönlendirmesini önlemeye çalışıyor.
- Koçun içinde ve danışanın içinde. Koçta, aradaki bir fark bir varsayım ya da bir alışkanlık uyandırabilir. Danışanda, koç bir bağlam içinde görülür: yaşça büyük bir koç bir akıl hocası, güçlü konumdaki bir danışan için ise bir hizmet sağlayıcı gibi görünebilir.
- Uygulayıcının kendi kültürel yetkinliğini değerlendirmesinin sonuçla neredeyse ilişkisiz, danışanın değerlendirmesinin ise güçlü biçimde ilişkili olduğu. Koç kendini duyarlı görse bile bunun bir anlamı olmayabilir; duyarlılığın, danışanın deneyiminden doğrulanması gerekir. Bulgu terapi verisinden; koçlukta sınanmadı.
- Çünkü bir bağlam varsayımından, gece tek kalan bir kadının korkacağı varsayımından geliyordu ve Tuba'nın deneyimi değildi. Konuşma güvenliğe ve bir alarm önerisine kaydı; Tuba'nın asıl söylemek istediği, sessizlik ve annesinin yalnızlığı, hiç ortaya çıkmadı.
- Bunu bir reddediş olarak değil, danışanın hakkı olarak karşılamalı. Danışanın kimle daha rahat çalışabileceğini bilmesi kendi özerkliğinin bir parçası. Koç bunu kişisel almadan danışanın uygun bir koçla çalışmasına yardım edebilir.
Sonraki derse köprü
Tuba'nın deneme ayı bitmek üzere ve bir karar verecek. Hangi kararı verirse versin, birileri onu bir başarı ya da bir başarısızlık olarak okuyacak: belki Tuba'nın kendisi, belki koçu. 3.8 bu okumanın yerine başka bir şeyi koyuyor: sonuca değil sürece bağlanmayı, danışanın kararını bir öğrenme olarak kaydetmeyi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.