3.4 · Seviye 1 · Zemin
Kurtarıcı olma isteği
Kendi görüşmesinde kurtarıcı, yargıç ya da uzman rolüne kaydığı anı yakalar
Koçluk Akademisi — M03, Koçluk Zihniyeti · 1.628 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Perşembe öğleden sonra, insan kaynakları biriminin küçük odası. Stajyerlikten kadroya yeni geçen ve Nehir'den mentorluk isteyen asistan Melis, gözleri dolu girip kapıyı kapatıyor. Satış müdürü ona herkesin görebileceği bir e-postada sert bir uyarı yazmış.
Melis: Yanlış dosyayı göndermişim. Ama bunu bütün ekibin önünde yazmasına gerek var mıydı?
Nehir: Hiç gerek yoktu. Ben onunla konuşurum, merak etme.
Melis: Yok, gerek yok, ben...
Nehir: Hayır, bu böyle olmaz. Bu tarz e-postalar kabul edilemez.
Melis: Ama dosya gerçekten yanlıştı.
Nehir: O zaman neden kendini savunmuyorsun? Her seferinde böyle susuyorsun.
Melis: Bilmiyorum. Tamam. Ben gideyim artık.
Melis çıktıktan sonra Nehir bir şeyi fark ediyor: beş dakikada üç kez rol değiştirmişti. Önce Melis'i kurtarmaya koştu, sonra müdürü yargıladı, en sonunda da Melis'in kendisine kızdı. Melis ise odaya üzgün girmiş, daha da küçülmüş olarak çıkmıştı. Nehir'in bütün cümleleri yardım etme isteğinden doğmuştu. Bugünün konusu bu istek: yardım etme isteğinin bir koçluk görüşmesinde nasıl bir tuzağa dönüştüğü.
Kavram
1968'de transaksiyonel analiz geleneğinden bir psikiyatrist, Stephen Karpman, insanların tekrar eden çatışmalarda üstlendiği rolleri basit bir şekille anlattı: bir üçgen.
Melis'le yaşanan beş dakika bu üçgenin içinde döndü. Melis Kurban olarak girdi. Nehir Kurtarıcı olarak karşıladı. Sonra Nehir müdürü suçlayarak Suçlayıcı'ya geçti; en son da Melis'e "neden kendini savunmuyorsun" diyerek Suçlayıcı'yı Melis'e yöneltti. Üçgenin hiçbir köşesi Melis'in kendi gücüne yer bırakmadı.
Kurtarıcı rolünün sinsi yanı, iyi hissettirmesi. Kurtaran kişi kendini yararlı, değerli ve iyi biri olarak deneyimler. Ama kurtarılan kişiye örtük bir mesaj gider: sen bunu yapamazsın. Bu yüzden Kurtarıcı, Kurban'ın kurban kalmasına, istemeden de olsa, katkıda bulunur.
Bir koçluk görüşmesinde bu üçgenin üç köşesi üç ayrı kaymaya karşılık geliyor. Kurtarıcıya kayan koç danışanın sorununu çözmeye girişir: öneriler sıralar, bir plan yazar, danışanın yerine düşünür. Yargıca kayan koç danışanın ilerlemediği yerde sabırsızlanır: "Geçen hafta bunu yapacağını söylemiştin." Bu, Karpman'ın Suçlayıcı'sının koçluktaki hâli. Üçüncü bir kayma Karpman'ın üçgeninde yok, ama koçlukta sık görülüyor: uzmana kayan koç danışanın konusunu kendi bilgisinin sahnesine çevirir ve danışanı dinleyici konumuna iter. Bu üç kayma birbirinin içine kolayca geçer. Kurtarmaya çalışıp sonuç alamayan koç, çoğu zaman bir sonraki görüşmede yargıca dönüşür.
Bu kaymaların bir koçluk görüşmesinde nasıl göründüğünü anlamak için bir danışanın ilk cümlesini düşünmek yeter. "Ne yapacağımı bilmiyorum, çok çaresizim" diyen bir danışan, farkında olmadan koça Kurtarıcı köşesini işaret eder. Koçun o anki seçimi görüşmenin geri kalanını belirler: köşeye geçip çözüm üretmeye başlamak ya da çaresizliğin kendisini merak edip danışanın elinde hâlâ ne olduğunu sormak.
Kaymanın işaretleri genellikle koçun kendisinde görünür, danışanda değil. Koç danışandan daha çok konuşuyorsa, görüşme biterken koç danışandan daha yorgunsa, danışanın sonucu koçun kendi başarısı gibi hissettiriyorsa ya da koç danışan bir adım atmadığında içinde bir kırgınlık duyuyorsa, üçgenin içine girilmiştir.
Perde arkası
Karpman'ın modeli Kurtarıcı'nın zararını bir gözlem olarak anlatıyor. İstenmeden verilen yardımın etkisini deneyle ölçen araştırmalar da var.
Bu bulgu kurtarıcının iyi niyetini sorgulamıyor; iyi niyetin yetmediğini gösteriyor. Araştırmacıların dayandığı açıklama, dayatılan yardımın alıcının özsaygısını tehdit etmesi. Melis'in "ben gideyim artık" demesi bu tehdidin küçük bir örneği: Nehir ona yardım ettikçe Melis kendini daha az yetkin hissetti.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Bir danışanın sıkıntısını hafifletmek her zaman koçun görevidir."
Koçun görevi danışanın kendi gücüyle hareket etmesine alan açmaktır; sıkıntıyı onun yerine taşımak değil. Sıkıntıyı hemen gidermeye çalışan koç, danışanın o sıkıntıdan öğreneceği şeyi de elinden alabilir. Sıkıntıyla birlikte durabilmek, kurtarmaktan daha zor ve çoğu zaman daha yararlıdır.
Yaygın yanlış"Kurtarıcı rolü, aşırı yardımsever insanların sorunudur; dikkatli bir koç buna düşmez."
Kurtarıcı rolüne her yardım mesleği çeker, çünkü bu mesleği seçenlerin çoğu yardım etmekten hoşlanır. Rolden kaçınmak, ona hiç düşmemek değil, düştüğünü erken fark etmek demek. En deneyimli koçlar da danışanın sonucuna fazla bağlandıkları günleri yaşar.
İki sürüm
Haftalık buluşmada Nehir, Melis'le yaşadıklarını konuşmak istiyor. Soruları Ozan soruyor; Tuba dinliyor ve Ozan'ın üç rolden birine kaydığı her anı not ediyor.
Zayıf sürüm
Nehir: Melis'e yardım etmek istiyorum ama ben yaptıkça o küçülüyor sanki.
Ozan: Merak etme, bunun bir yolu var. Önce ona kendini savunmayı öğret, sonra müdürle üçünüz bir toplantı yapın.
Nehir: Bilmiyorum...
Ozan: Bak, ben okulda da böyle durumlar yaşadım. Şunu bil: sen ona sahip çıkmazsan kimse çıkmaz.
Nehir: Ozan, şu an sen de bana aynısını yapıyorsun.
Güçlü sürüm
Nehir: Melis'e yardım etmek istiyorum ama ben yaptıkça o küçülüyor sanki.
Ozan: Sen yaptıkça o küçülüyor. O anlarda sende ne oluyor?
Nehir: Bir acele. Onu üzgün görünce hemen bir şey yapmam lazımmış gibi.
Ozan: Melis'in kendisi ne istiyordu, biliyor musun?
Nehir: Hayır. Sormadım. "Ben onunla konuşurum" dedim.
Ozan: Şimdi ne yapmak istiyorsun?
Nehir: Ona ne tür bir destek istediğini sormak. Belki hiçbir şey istemiyordu; sadece birine anlatmak istiyordu.
Nehir'in "sen de bana aynısını yapıyorsun" cümlesi, ilk konuşmada üçgenin nasıl yeniden kurulduğunu gösteriyor. Ozan, Nehir'in kurtarıcı olma sorununu, kurtararak çözmeye çalışıyor: bir plan sunuyor, kendi deneyimini bir uzman gibi anlatıyor ve sonunda bir yükümlülük koyuyor. Tuba'nın notunda üç cümlenin üçü de işaretli: kurtarıcı, uzman ve yargıcın yumuşak bir hâli. İkinci konuşmada Ozan, Nehir'in sorununa çözüm aramıyor; Nehir'in kendi deneyimine, kurtarma anındaki aceleye bakıyor. Sonra tek bir soruyla üçgenin dışına çıkan bir kapı açıyor: Melis'in kendisi ne istiyordu? Nehir oradan, kendi davranışını değiştirecek bir adıma varıyor. Ozan'ın yaptığı, Nehir'in Melis'le yapmayı öğrenmek istediği şeyin ta kendisi.
Sınır notu
Kurtarmamak, her durumda geri çekilmek değildir. Koçluğun alanında mı? Bazen değildir ve harekete geçmek gerekir. Bir danışan yakın bir tehlike içindeyse ya da birinin güvenliği söz konusuysa, koçun müdahalesi kurtarıcılık değil, sorumluluktur; adımları Seviye 5'in güvenlik modüllerinde. Danışan gerçek bir haksızlığın içindeyse, örneğin iş yerinde sistematik bir yıldırmaya maruz kalıyorsa, koçun işi onu kurtarmak değil, hukuki ya da kurumsal destek kaynaklarına ulaşmasına yardım etmektir. Kurtarıcı ile uygun yönlendirme arasındaki fark, kararın ve eylemin kimde kaldığıdır. Koçun kendi geçmişinin kurtarma isteğini nasıl beslediği ise psikodinamik aktarımı ele alan 30.5'in konusu.
Pratik
Günlük sorusu
Birini kurtarmaya koştuğun son an hangisiydi? Kurtardığın şey onun sıkıntısı mıydı, yoksa onun sıkıntısını izlemenin sende uyandırdığı rahatsızlık mı?
Kapanış
- Karpman'ın drama üçgeni ilişkilerde tekrar eden üç rolü anlatır, Suçlayıcı, Kurtarıcı ve Kurban, ve insanların bu roller arasında hızla yer değiştirdiğini gösterir.
- Koçlukta bu üçgen üç kaymaya karşılık gelir: kurtarıcı, yargıç ve uzman; kaymanın işaretleri çoğu zaman koçun kendisinde görünür, danışanın sonucuna fazla bağlanmakta, danışandan çok konuşmakta.
- İstenmeden verilen yardım iyi niyetli olsa bile alıcıda olumsuz tepkiler doğurabilir; ama gerçek bir tehlike karşısında harekete geçmek kurtarıcılık değil, sorumluluktur.
Beş soru
- Melis'le geçen beş dakikada Nehir hangi rolden hangisine geçti?
- Kurtarıcı rolü neden iyi hissettirir ve neden yine de karşıdakini küçültebilir?
- Deelstra ve arkadaşlarının deneyi, bir koçun görüşmede istenmeden yaptığı öneriler hakkında neyi düşündürüyor?
- Zayıf sürümde Ozan, Nehir'in sorununu çözmeye çalışırken neden aynı sorunu tekrar üretti?
- Bir koç gerçek bir tehlike karşısında harekete geçtiğinde neden kurtarıcı rolüne girmiş sayılmaz?
Yanıtlar
- Önce Kurtarıcı oldu: "Ben onunla konuşurum." Sonra müdürü suçlayarak Suçlayıcı'ya geçti: "Bu tarz e-postalar kabul edilemez." En son Suçlayıcı'yı Melis'e çevirdi: "Neden kendini savunmuyorsun?" Melis ise baştan sona Kurban konumunda kaldı.
- Çünkü kurtaran kişi kendini yararlı ve değerli hisseder; yardım etmek iyi biri olmanın kanıtı gibi gelir. Ama kurtarılan kişiye örtük bir mesaj gider: sen bunu yapamazsın. Bu mesaj onun kendine güvenini zayıflatır ve onu çaresiz konumda tutar.
- İstenmeden yapılan önerilerin danışanda iyi niyetli olsa bile olumsuz tepkiler doğurabileceğini; bunun bir açıklamasının alıcının özsaygısına yönelik tehdit olduğunu. Deney küçük ve iş ortamında yapıldı, koçlukta sınanmadı; ama koçun önerilerini sunmadan önce danışanın ne istediğini sormasının gerekçelerinden birini veriyor.
- Çünkü Nehir'in sorunu bir başkasını kurtarmaktı ve Ozan da Nehir'i kurtarmaya girişti: bir plan sundu, uzman gibi kendi deneyimini anlattı ve bir yükümlülük koydu. Nehir'e kendi çözümünü bulma alanı bırakmadı; üçgen bu kez Ozan ile Nehir arasında yeniden kuruldu.
- Çünkü kurtarıcı rolü, karşıdakinin kendi yapabileceğini onun yerine ve ondan istenmeden üstlenmektir. Gerçek bir tehlikede danışanın ya da bir başkasının güvenliği, onun o an yapabileceklerinin ötesindedir ve koçun müdahalesi mesleki bir sorumluluktur; amaç danışanı küçültmek değil, onu ya da başkasını korumaktır.
Sonraki derse köprü
Nehir, Melis'le yaşadıklarını ancak sonra, görüşme bittikten sonra fark etti. Bir koç kendi görüşmesinden nasıl öğrenir? 3.5 öğrenen koçu ele alıyor: bir görüşmeden sonra yazılan, eylem sonrası düşünme notunu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.