İçeriğe geç

3.1 · Seviye 1 · Zemin

Merak: bilmemeyi taşımak

Kendi varsayımını bir soruya çevirir

Koçluk Akademisi — M03, Koçluk Zihniyeti · 1.649 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Barış dördüncü kez Feride Hanım'ın karşısında; izin aynı, Nehir köşedeki sandalyede. Barış yükseltilmiş hedefi ekibine anlatmış.

Barış: Rakamı da nereden geldiğini de söyledim. Kimse bir şey demedi. Herkes sustu.
Feride Hanım: Sustular.
Barış: Evet. Beş kişi, tek kelime yok.
Feride Hanım: O sessizlik sana ne anlattı?
Barış: Bilmiyorum. Önce korktuklarını düşündüm. Ama sonra Hakan çıkarken "sonunda biri açık konuştu" dedi. Belki rahatlamışlardı.

Görüşmeden sonra Feride Hanım Nehir'e dönüyor.

Feride Hanım: Barış "herkes sustu" dediğinde senin aklından ne geçti?
Nehir: Korktukları. Çok açıktı bence.
Feride Hanım: Benim de aklımdan o geçti. Sormasaydım ikimiz de bildiğimizi sanacaktık.

Nehir o akşam defterine şunu yazıyor: "Açık olan, benim kafamda açıktı." Feride Hanım'ın sorusu, bir varsayımı bir soruya çevirmenin en sade örneğiydi. Ama o soruyu sorabilmek için önce bir şeye katlanmak gerekiyor: bilmemeye.

Kavram

Bu modül koçluk zihniyetini ele alıyor: koçun görüşmeye taşıdığı tutumları. Uluslararası Koçluk Federasyonu'nun 2025'te güncellenen yetkinliklerinde bu zihniyetin tanımı, açık, meraklı, esnek ve danışan merkezli bir zihniyetten söz ediyor. 2025'te eklenen alt yetkinliklerden biri de koçun açıklığı ve merakı kendinde, danışanda ve koçluk sürecinde beslemesini istiyor. 1.2'de bu listeye yukarıdan bakmıştık; şimdi tek bir maddesinin içine giriyoruz.

Merak kendiliğinden gelmez, çünkü zihin boşlukları sevmez. Barış "herkes sustu" dediği anda dinleyenlerin kafasında bir açıklama belirdi: korkuyorlar. Bu açıklama hızlı geldi, mantıklıydı ve dinleyenlerin kendi deneyimlerinden besleniyordu. Merakın düşmanı bilgisizlik değil, bu hızlı açıklamanın bilgi gibi hissettirmesidir.

Erken kapanış koçluk görüşmesinde iki yoldan zarar verir. Birincisi, koçun sonraki soruları varsayımı taşır: "Korkmalarına ne sebep oldu sence?" sorusu, korktuklarını kabul edilmiş bir gerçek gibi Barış'a geri verir ve Barış belki o yola girer. İkincisi, koç danışanın kendi yorumunu duyma fırsatını kaybeder. Barış'ın aklında "belki rahatlamışlardı" ihtimali vardı; onu söylemesi için birinin sormuş olması gerekiyordu.

Bilmemeyi taşımak, varsayım yapmamak demek değil. Her koç varsayım yapar; zihin böyle çalışır. Taşımak, varsayımı fark edip onu cevap olarak değil, bir soru olarak kullanmak demek. Bunun pratikte üç adımı var. Önce kendi açıklamanı fark et: "aklıma korktukları geldi". Sonra onu kenara koy: bu benim açıklamam, Barış'ınki değil. Son olarak danışanın açıklamasını soracak bir soru kur: "O sessizlik sana ne anlattı?" Feride Hanım'ın sorusu, kendi varsayımını içermiyordu; Barış hangi yöne gitmek isterse o yöne gidebilirdi.

Merakın en görünür izi takip sorularıdır. Koç kendi listesinden değil, danışanın son cümlesinden soru üretiyorsa, dikkati danışandadır. Feride Hanım'ın sorusu Barış'ın kendi kelimesinden, "sustu" kelimesinden çıktı.

Perde arkası

Yetkinlik çerçevesi merakı istiyor, ama merakın konuşmada ne işe yaradığını göstermiyor. Konuşma araştırmacıları soru sormanın etkisini doğrudan ölçtüler.

Bu bulgudan koçluk için çıkarılabilecek şey beğeni değil, "duyarlılık" kavramı. Takip sorusu, karşıdakine onu dinlediğini gösterir; sorunun kendisi bir dinleme kanıtıdır. Bulgunun son cümlesi de öğretici: insanlar soru sormanın bu etkisini öngörmüyor. Bir koç adayının ilk görüşmelerde danışana bir şey "vermek" için açıklama ve öneri yapma isteği, belki de bu öngörü eksikliğinden besleniyor: soru, eli boş gitmek gibi hissettiriyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Meraklı bir koç çok soru soran koçtur."
Doğrusu

Soru sayısı merakın kanıtı değil. Koç kendi kontrol listesinden art arda soru soruyorsa, sorular danışanın söylediğinden değil koçun planından geliyordur. Merak, sorunun nereden doğduğunda görünür: danışanın son sözünden doğan bir takip sorusu, on hazır sorudan daha meraklıdır.

Yaygın yanlış"İyi bir koç varsayım yapmaz."
Doğrusu

Varsayım yapmamak mümkün değil; zihin anlatılanı hemen yorumlar. Koçu ayıran, varsayımı fark edip onu bir cevap gibi kullanmamasıdır. Nehir'in "çok açıktı bence" cümlesi bir varsayımın kendini nasıl bilgi gibi sunduğunu gösteriyor; çözüm onu bastırmak değil, adlandırıp soruya çevirmek.

İki sürüm

Haftalık buluşmada sıra Ozan'ın konusunda; Nehir soruları soruyor, Tuba not alıyor. Tuba, Nehir'in her sorusunun içinde Ozan'ın söylemediği bir şeyi kabul edilmiş gibi taşıyıp taşımadığını not ediyor. Ozan'ın konusu, bir velinin onu okul müdürüne şikâyet etmesi.

Zayıf sürüm

Ozan: Bir veli beni müdüre şikâyet etmiş. Dün öğrendim.
Nehir: Haksızlığa uğramışsın. Bu seni çok yıpratmıştır.
Ozan: Yıprattı tabii.
Nehir: Böyle bir haksızlıkla nasıl başa çıkmak istersin?
Ozan: Bilmem. Müdürle konuşurum herhalde, kendimi savunurum.

Güçlü sürüm

Ozan: Bir veli beni müdüre şikâyet etmiş. Dün öğrendim.
Nehir: Şikâyet edilmiş olmak. Bunu öğrendiğinde ne oldu sende?
Ozan: Önce kızdım. Sonra içim bir garip oldu.
Nehir: Bir garip.
Ozan: Şikâyet, çocuğun ödev defterini iki haftadır kontrol etmediğimle ilgiliymiş. Ve doğru. Etmedim.
Nehir: Doğru olan kısmıyla ne yapmak istiyorsun?
Ozan: Müdüre gitmeden önce veliyle konuşmak istiyorum. Savunmaya değil.

Ozan'ın "kendimi savunurum" cümlesi, ilk konuşmanın ona hangi yolu açtığını gösteriyor. Nehir, Ozan şikâyetin ne hakkında olduğunu söylemeden önce bir açıklamaya vardı: haksızlık. Sonraki iki sorusu bu açıklamayı taşıdı ve Ozan'ı da onun içine aldı. Tuba iki soruyu da "haksızlık" varsayımıyla işaretlemiş. İkinci konuşmada Nehir şikâyetin kendisine dair hiçbir şey varsaymıyor; Ozan'ın kendi deneyimini soruyor. "Bir garip" sözünü bir takip sorusu gibi geri veriyor ve Ozan oradan, kimsenin tahmin etmediği bir yere varıyor: şikâyetin doğru bir yanı var. İlk konuşmada Nehir'in kurduğu "haksızlık" çerçevesi Ozan'ın bunu söylemesini zorlaştırırdı; kendisine haksızlık yapıldığına inanan birinin yanında, hatasını kabul etmek güçtür. Merak burada Ozan'a kendi hatasına bakabileceği bir alan açtı.

Sınır notu

Merakın da bir yönü var. Kimin gündemi? Koçun merakı danışanın gündemine hizmet ettiği sürece işe yarar. Ama koç bazen danışanın getirmediği bir konuya, sırf ilginç geldiği için yönelebilir: bir ilişkinin ayrıntılarına, bir ailenin geçmişine, danışanın hayatının dramatik bir köşesine. Bu, danışanın değil koçun merakıdır ve danışana konuşmak istemediği bir yeri açtırma riski taşır. Özellikle sarsıcı bir deneyimin ayrıntılarını merakla sormak, danışanı hazır olmadığı bir yere götürebilir. Koçun kendine sorması gereken soru şudur: bu soruyu danışanın hedefi için mi soruyorum, yoksa kendi merakımı gidermek için mi? Danışanın varsayımlarını sorgulayan soruların ayrıntısı ise 10.8'in konusu.

Pratik

Günlük sorusu

Bugün biri hakkında "çok açık" diye düşündüğün bir şey var mı? Onu sormuş olsaydın, cevabının ne olacağından ne kadar emindin?

Kapanış

  1. Merak, danışanın deneyimini bildiğini varsaymadan onu danışanın gözünden öğrenme tutumudur; ICF'nin 2025 yetkinliklerinde koçluk zihniyetinin merkezinde duruyor.
  2. Merakın düşmanı bilgisizlik değil, hızlı gelen bir açıklamanın bilgi gibi hissettirmesidir; bilmemeyi taşımak, varsayımı fark edip onu bir soruya çevirmektir.
  3. Takip soruları dinlemenin görünür kanıtıdır; ama merakın da bir sınırı var: soru danışanın gündemine mi, yoksa koçun kendi merakına mı hizmet ediyor?

Beş soru

  1. Feride Hanım'ın "O sessizlik sana ne anlattı?" sorusu, "Korkmalarına ne sebep oldu?" sorusundan nasıl ayrılıyor?
  2. Erken kapanış bir koçluk görüşmesine hangi iki yoldan zarar verir?
  3. Huang ve arkadaşlarının bulgusundan koçluk için ne çıkarılabilir, ne çıkarılamaz?
  4. Zayıf sürümde Nehir'in "haksızlık" varsayımı, Ozan'ın neyi söylemesini zorlaştırırdı?
  5. Bir koç merakının danışana mı, kendisine mi hizmet ettiğini nasıl anlayabilir?

Yanıtlar

  1. İlki hiçbir açıklama taşımıyor; sessizliğin anlamını Barış'a bırakıyor ve Barış korku da rahatlama da diyebilir. İkincisi korkuyu verilmiş bir gerçek gibi içeriyor; Barış'ı o açıklamanın içinde düşünmeye yönlendiriyor ve "belki rahatlamışlardı" ihtimalinin söylenme şansını azaltıyor.
  2. Birincisi, koçun sonraki soruları varsayımı taşır ve danışanı o yöne götürür. İkincisi, koç danışanın kendi yorumunu duyma fırsatını kaybeder; danışanın aklındaki başka bir ihtimal sorulmadığı için hiç söylenmeyebilir.
  3. Çıkarılabilen: takip sorularının karşıdakine dinlendiğini hissettirdiği ve insanların soru sormanın bu etkisini öngörmediği. Çıkarılamayan: bunun koçluk görüşmesinde de aynı biçimde işlediği ya da danışanın ilerlemesine katkı sağladığı; çalışma tanışma ve flört konuşmalarında yapıldı ve ölçülen şey beğeniydi.
  4. Şikâyetin doğru bir yanı olduğunu, ödev defterini kontrol etmediğini. Haksızlığa uğradığı söylenen birinin, aynı konuşmada kendi hatasını kabul etmesi güçtür; Nehir'in çerçevesi Ozan'ı savunmaya yöneltti ve Ozan'ın da "kendimi savunurum" demesi buydu.
  5. Soruyu sormadan önce kendine, bu sorunun danışanın getirdiği konuya ya da hedefe nasıl hizmet ettiğini sorarak. Soru danışanın son sözünden doğuyor ve onun konusunu açıyorsa danışana hizmet eder. Danışanın getirmediği, ama koça ilginç gelen bir ayrıntıya yöneliyorsa, koçun merakıdır.

Sonraki derse köprü

Nehir'in "haksızlık" varsayımının arkasında bir yargı da vardı: veliye karşı, Ozan'ın yanında. Bir koç yargısız olabilir mi, yoksa yalnızca yargısının farkında mı olabilir? 3.2 bu soruyu ele alıyor: bir yargıyı fark etmenin ve onu görüşmenin dışında bırakmanın adımlarını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.