İçeriğe geç

2.7 · Seviye 1 · Zemin

Spor, iş ve terapi: üç kaynak

Koçluğun üç kaynaktan aldığı ve her birinden reddettiği şeyi ayırır

Koçluk Akademisi — M02, Felsefi ve Psikolojik Kökler · 1.845 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Lojistik firmasının yemekhanesi, öğle arası. Depo sorumlusu Emre tepsisini Nehir'in masasına bırakıyor. Depo müdürü Cengiz Bey geçen ay iki günlük bir "koç yönetici" eğitimine katılmış.

Emre: Cengiz Bey artık her sabah bize soru soruyor. "Sence bu sevkiyatı nasıl hızlandırırız?" diye.
Nehir: Kulağa iyi geliyor.
Emre: Geliyor. Ama ne söylersen söyle, sonunda "bence şöyle yapalım" diyor. Soru soruyor ama cevap kendisinde.
Nehir: Bunu ona söyleyen oldu mu?
Emre: Kim söyleyecek? Müdür o. Dün de "seni koçluyorum, Emre, savunmaya geçme" dedi.
Nehir: Savunmaya geçme.
Emre: Evet. Ben de geçtim tabii.

Nehir masadan kalkarken Cengiz Bey'in yaptığı şeyin tam olarak ne olduğunu düşünüyor. Eğitimden bir soru sorma tekniği almış, ama onu müdürün masasında, müdürün gündemiyle ve müdürün yetkisiyle kullanıyor. Soru koçluğa ait; masa iş dünyasına ait. Bu karışım tesadüf değil. Koçluk tam da bu karışımdan doğdu.

Kavram

Bu modül boyunca koçluğun fikirlerini felsefe ve psikoloji tarihinde aradık. Ama uygulama olarak koçluk, üç somut çalışma alanının arasında büyüdü: spor, iş dünyası ve terapi. Elaine Cox ile iki meslektaşının derlediği bir el kitabının giriş bölümü, koçluğun bir uygulama alanı olarak birçok disiplinden beslendiğini ve farklı alanlardan gelen koçların koçluğun ne olduğu konusunda derin biçimde ayrışabildiğini vurguluyor. Üç kaynağın her birinden alınan ve geride bırakılan şeyi ayırmak, bugünkü koçluğun neden böyle göründüğünü açıklıyor.

Spordan alınan, performansa odaklanmak ve tekrarlı alıştırmayla gelişmek. Sporcu bir hedefe doğru çalışır; antrenman, gözlem ve geri bildirimle ilerler. 1.6'da Gallwey üzerinden konuştuğumuz soru sorma ve dikkati yargıdan gözleme çevirme fikri de bu kökten geldi. Spordan bilerek bırakılan ise antrenörün uzmanlığına dayanan yetkisi: doğru tekniği bilen, kadroyu belirleyen, hedefi koyan kişi olma rolü. Bir sporcunun antrenörü ona hangi gün ne çalışacağını söyler; bir koç bunu danışana söylemez.

İş dünyasından alınan, hedefler, sonuçlar ve kurum bağlamı. Cox ve arkadaşları, yirminci yüzyılda koçluğun iş yerine genç çalışanların eğitimiyle girdiğini anlatıyor: daha deneyimli, çoğu zaman yöneticilik yetkisi olan bir çalışan bir işi gösterir, çalışana yaptırır, onu gözler ve geri bildirim verir. Bu biçim talimata çok yakındır. Bugünkü koçluk bu modelden ayrıldığı noktada kendini buldu.

İş dünyasından bilerek bırakılan, hiyerarşinin gündemi belirlemesi. Cengiz Bey'in "seni koçluyorum" demesi bu bırakılan şeyin geri dönüşü: soru tekniği alınmış, ama gündem ve yetki müdürde kalmış. El kitabı da yöneticinin koç rolünü en zor ve en tartışmalı rol olarak niteliyor; birçok yazarın, bir yöneticinin danışanın gündemine gerçekten öncelik verip veremeyeceğinden kuşku duyduğunu aktarıyor.

Terapiden alınan, konuşmanın kendisi: dinleme biçimi, ilişkinin önemi ve birçok yöntem. Rogers'ın üç tutumu (2.2), 2.6'da adı geçen bilişsel-davranışçı ve çözüm odaklı çerçeveler bu kökten geliyor. Terapiden bilerek bırakılan ise tanı koymak, hastalığı tedavi etmek ve sorunun geçmişteki kaynağını derinlemesine işlemek. Koç danışanın geçmişini yok saymaz, ama görüşmenin ağırlığı danışanın bugün ve yarın yapmak istediğine kayar.

Bırakılan şeyler, bazen bırakıldığı sanılan yerde durmuyor. Cengiz Bey'in örneğinde iş dünyasının hiyerarşisi bir soru tekniğinin içinden geri geliyor. Terapiden bırakılan derin işleme de bazen bir koçun "bu duygu nereden geliyor?" sorusuyla geri gelir. Üç kaynağı tanımak, koçun kendi görüşmesinde hangi kaynağın, hangi bırakılan parçasıyla birlikte konuştuğunu fark etmesini sağlar.

Perde arkası

Kaynağın en çarpıcı tespitlerinden biri, koçların farklı alanlardan gelmesiyle ilgili. Bu, bir izlenim mi, yoksa ölçülmüş bir şey mi? Grant ve Zackon, alanın ilk büyük koç anketlerinden birinde koçların nereden geldiğine baktılar.

Bu bulgu, koçluğun üç kaynağının yalnızca tarihte değil, bugün odadaki koçun kendisinde de yaşadığını gösteriyor. Neredeyse her koç başka bir meslekten geliyor: bir öğretmen, bir yönetici, bir danışman, bir sağlık çalışanı. Her biri o mesleğin alışkanlıklarını görüşmeye taşır. Bir öğretmen açıklamaya, bir yönetici karar vermeye, bir sağlık çalışanı tanı koymaya meyleder. Koçluk eğitimi bu alışkanlıkları silmez; onları fark etmeyi öğretir.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Bir yönetici koçluk eğitimi aldığında ekibinin koçu olur."
Doğrusu

Koçluk becerilerini öğrenmek ile koçluk ilişkisi kurmak farklı şeyler. Yöneticinin elinde ekibin gündemini belirleyen bir yetki var; danışanın gündemine öncelik verebilmek ise koçluğun temelinde duruyor. Yönetici koçluk becerileriyle daha iyi sorular sorabilir; ama Emre'nin yaşadığı gibi, soru yöneticinin masasından geldiğinde cevabın sahibi değişmez.

Yaygın yanlış"Terapiden ödünç alınan bir kavramı kullanmak için onun arka planını bilmek gerekmez."
Doğrusu

El kitabı, koçların artık aşina olduğu bazı kavramların, psikodinamik gelenekten gelen savunma mekanizmaları ya da aktarım gibi, çoğu zaman arka planları bilinmeden kullanıldığını not ediyor. Bir kavramı köklerinden kopararak kullanmak onu yanlış yerde kullanmaya kapı açar. Ödünç alınan her kavramın hangi soruya cevap olarak doğduğunu bilmek, onun koçlukta nerede işe yaradığını ve nerede yaramadığını da gösterir.

İki sürüm

Haftalık buluşma. Bu kez danışan koltuğunda Nehir oturuyor, koç Tuba. Ozan gözlemci; Tuba'nın sorularından hangisinin geçmişe, hangisinin bugüne, hangisinin ileriye baktığını işaretliyor. Nehir'in getirdiği konu: Cengiz Bey ondan, insan kaynakları uzmanı olarak, Emre'yle "biraz koçluk yapmasını" istemiş, sevkiyat raporlarını geç teslim ettiği için.

Zayıf sürüm

Nehir: Cengiz Bey, Emre'yle koçluk yapmamı istedi. Ama içim hiç rahat değil.
Tuba: Otoriteyle ilgili bir rahatsızlığın mı var? Belki geçmişte böyle bir şey yaşamışsındır.
Nehir: Bilmem. Babam sert biriydi, belki.
Tuba: Demek ki Cengiz Bey sana babanı hatırlatıyor.
Nehir: Olabilir. Ama ne yapacağımı hâlâ bilmiyorum.

Güçlü sürüm

Nehir: Cengiz Bey, Emre'yle koçluk yapmamı istedi. Ama içim hiç rahat değil.
Tuba: Rahatsızlık hangi noktada başlıyor?
Nehir: "Koçluk" kelimesinde. Cengiz Bey bir sonuç istiyor: raporlar zamanında gelsin. Emre ise bunu hiç istemedi.
Tuba: Gündem Cengiz Bey'in. Emre'nin gündemi ne, biliyor musun?
Nehir: Bilmiyorum. Belki raporlar onun için de bir yük, belki başka bir şey.
Tuba: Bu konuşmaya ne ad vermek istiyorsun?
Nehir: Koçluk değil. Bir performans konuşması. Bunu Cengiz Bey'e de Emre'ye de açıkça söyleyebilirim.

Nehir'in "ne yapacağımı hâlâ bilmiyorum" cümlesi, ilk görüşmenin nereye gittiğini özetliyor. Tuba, terapiden bırakılan parçayı, sorunun geçmişteki kaynağını yorumlamayı, görüşmeye geri taşıyor: "otoriteyle bir rahatsızlık", "babanı hatırlatıyor". Bu yorum doğru da olabilir yanlış da; ama Nehir'in getirdiği soru bugüne aitti ve bir karar gerektiriyordu. Ozan'ın defterinde Tuba'nın soruları geçmiş sütununda birikiyor; Nehir'in kararına dair tek bir cümle yok. İkinci görüşmede Tuba rahatsızlığın kaynağını Nehir'in hayat öyküsünde değil, durumun kendisinde arıyor. Nehir de oradan, iş dünyasından koçluğa sızan bir karışımı buluyor: kurumun ve müdürün istediği bir sonuç "koçluk" adıyla sunulmuş. Tuba'nın son sorusu Nehir'e konuşmaya kendi adını koyma imkânı veriyor. Nehir'in vardığı yer, 0.2'deki Emre görüşmesinin dersini yeniden buluyor: gündem el değiştiriyorsa, bunu açıkça söylemek.

Sınır notu

Kimin gündemi? Üç kaynağın her birinde bu soru başka bir biçimde karşımıza çıkıyor. Sporda antrenör hedefi koyar, iş dünyasında kurum, terapide tedavi planı. Koçluk bu üç kaynaktan da beslendiği için, görüşmeye hangisinin gündemi sızdığına sürekli dikkat etmek gerekiyor. Cengiz Bey'in istediği konuşma bir performans konuşmasıdır ve kurumda yeri vardır; ama onu koçluk diye adlandırmak Emre'yi neye girdiğini bilmeden bir konuşmaya sokar. Terapi tarafında da bir uyarı var: el kitabının da belirttiği gibi, geniş bir danışan yelpazesiyle çalışan bir koç, ihtiyaçları terapiye uzanan danışanlarla kaçınılmaz olarak karşılaşacak. Bu ihtiyaçları tanımak ve uygun biçimde karşılık vermek, 1.4'te çizilen çizginin işi.

Pratik

Günlük sorusu

Önceki mesleğinden ya da rolünden getirdiğin hangi alışkanlık, bir koçluk görüşmesinde senin yerine konuşmaya başlıyor?

Kapanış

  1. Koçluk uygulamada üç kaynaktan beslendi: spordan performans ve alıştırma, iş dünyasından hedefler ve kurum bağlamı, terapiden dinleme ve konuşma yöntemleri.
  2. Her kaynaktan bir şey de bilerek bırakıldı: antrenörün uzmanlık yetkisi, hiyerarşinin gündemi belirlemesi ve tanı ile tedavi; ama bırakılan şeyler bazen bir soru tekniğinin ya da bir yorumun içinden geri döner.
  3. Neredeyse her koç başka bir meslekten geliyor ve o mesleğin alışkanlıklarını görüşmeye taşıyor; koçluk eğitimi bu alışkanlıkları silmez, onları fark etmeyi öğretir.

Beş soru

  1. Cengiz Bey'in sabah soruları, üç kaynaktan hangisinden ne alıp hangisinden neyi geri getiriyor?
  2. Cox ve arkadaşlarının anlattığı eski iş yeri koçluğu ile bugünkü koçluk arasındaki geçişi kendi cümlelerinle anlat.
  3. Grant ve Zackon'un anketinden koçların geçmişi hakkında ne çıkarılabilir, ne çıkarılamaz?
  4. Zayıf sürümde Tuba hangi kaynaktan bırakılan bir parçayı görüşmeye geri taşıdı ve bunun Nehir'e etkisi ne oldu?
  5. Güçlü sürümde Nehir'in vardığı karar neden bir koçluk sonucu sayılabilir, oysa vardığı yer "bu bir koçluk değil" demek?

Yanıtlar

  1. Koçluktan, Gallwey'in mirasına uzanan soru sorma tekniğini alıyor. Ama iş dünyasından bırakılan şeyi, hiyerarşinin gündemi belirlemesini, geri getiriyor: soruyu soran müdür, cevabı da sonunda müdür veriyor. "Seni koçluyorum, savunmaya geçme" cümlesi, tekniğin yetkiyle birleştiği yeri gösteriyor.
  2. Eski modelde daha deneyimli, çoğu zaman yönetici bir çalışan görevi verir, işi gösterir, çalışanı dışarıdan gözler ve geri bildirim verirdi. Bugünkü koçlukta görevi danışan belirler, denemeyi kendisi yönetir ve sonucunu kendisi gözlemler; koç bu gözlemi destekler ama yerine geçmez.
  3. Çıkarılabilen: 2003'te ankete katılan ICF üyesi koçların neredeyse tamamının daha önce başka bir meslekte çalışmış olduğu ve büyük kısmının bir koç eğitimi aldığı. Çıkarılamayan: bütün koçların durumu, bugünkü koç nüfusu ya da hangi mesleğin hangi oranda temsil edildiği; özet meslek dağılımını vermiyor ve anket tek bir kuruluşun üyeleriyle sınırlı.
  4. Terapiden bırakılan parçayı: sorunun geçmişteki kaynağını yorumlamayı. Tuba, Nehir'in bugüne ait bir kararını onun babasıyla ilişkisine bağladı. Nehir yorumu kabul etti, ama kararına bir adım bile yaklaşmadı; görüşme bir açıklama üretti, bir yol üretmedi.
  5. Çünkü Nehir bu sonuca kendi sorusunu takip ederek vardı ve vardığı yer onun bir sonraki adımını belirliyor. Görüşmenin bir koçluk görüşmesi olması, danışanın koçluk yapmaya karar vermesini gerektirmez; Nehir'in bir konuşmayı doğru adlandırması, kendi işini daha dürüst yapmasını sağlayan bir karar.

Sonraki derse köprü

Spor, iş ve terapi koçluğa Batı'daki kurumlarıyla ve dilleriyle geldi. Ama birine akıl danışmak, bir büyüğün yanına oturup derdini açmak, bir sohbette kendi cevabını bulmak bu topraklarda da çok eski. 2.8 kendi geleneğimizdeki sohbet, danışma ve akıl alma biçimlerine bakıyor; bunların koçluğa benzeyen ve benzemeyen yanlarını tartışıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.