10.6 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Ölçek soruları
0–10 ölçeğini bir sonraki adımı bulmak için kullanır
Koçluk Akademisi — M10, Güçlü Sorular · 1.869 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Pazar akşamı, süpervizyonun son on dakikası. Nehir, Serap Hanım'dan bir görüşme tarihi isteyeceğini söylüyor ama iki haftadır istememiş. Feride Hanım bir sayı soruyor.
Feride Hanım: Sıfır "hiç hazır değilim", on "yarın sabah kapısını çalarım" olsun. Şu an kaçtasın?
Nehir: Dört.
Feride Hanım: Dört. Sıfır değil. Seni dörde getiren ne?
Nehir: (Biraz şaşırıyor.) Söylemiş olmam herhalde. Artık biliyor; sıfırdan başlamıyorum.
Feride Hanım: Beş olsa ne farklı olurdu?
Nehir: Ne söyleyeceğimi bir cümleyle yazmış olurdum. Şu an kafamda dağınık.
Feride Hanım: O cümleyi ne zaman yazarsın?
Nehir: Bu akşam. Yatmadan.
Feride Hanım Nehir'e "neden hâlâ istemedin?" diye sormadı, "on olman için ne gerekiyor?" diye de sormadı. Bir sayı istedi, o sayının neden sıfır olmadığını sordu ve bir puan yukarısının neye benzeyeceğini merak etti. Nehir'in iki haftadır büyük görünen adımı, bir akşam yazılacak tek bir cümleye dönüştü. Sayı burada bir karne değildi; atılacak ilk küçük adımı görmenin aracıydı. Ölçeği bu amaçla nasıl kuracağın, bu dersin konusu.
Kavram
İnsanların bir durum hakkında söyledikleri çoğu zaman ya hep ya hiç biçimindedir: "hazır değilim", "olmuyor", "iyi gidiyor". Bu ifadeler bir ilerlemeyi ya da bir aralığı göstermez. Ölçek sorusu, bu tek parça yargıyı bir çizgiye yayar ve danışanın nerede durduğunu, oraya nasıl geldiğini ve bir sonraki adımın ne olabileceğini konuşulabilir kılar.
Ölçek sorusunun asıl işi sayıdan sonra başlar. Pratikte üç hareketle yürür.
Birincisi, sayının neden sıfır olmadığını sormak. Danışan "dört" dediğinde koçun ilk merakı eksik altı puan değil, var olan dört puan olur. Bu soru, danışanın zaten yapmış olduğu şeyleri, elinde olan kaynakları ve onu buraya getiren adımları görünür kılar.
Bu soruyu sorarken 10.2'deki uyarıyı hatırla: "Neden dört de sıfır değil?" biçimi, özellikle sesin tonuna bağlı olarak, bir gerekçe talebi gibi duyulabilir. "Seni dörde ne getirdi?" daha güvenli bir biçim.
İkincisi, bir puan yukarısını sormak: "Beş olsa ne farklı olurdu?", "Beşte olduğunu nereden anlarsın?" Burada kritik olan küçüklük. "On olman için ne gerekiyor?" sorusu danışana bütün mesafeyi birden gösterir ve çoğu zaman onu bunaltır. Bir puan ise somut, gözlemlenebilir ve yakın bir değişikliği davet eder.
Üçüncüsü, o adımı danışanın kendi hayatına bağlamak: ne zaman, nerede, nasıl. Nehir'in "bu akşam, yatmadan" demesi gibi.
Ölçek sorusu başka yerlerde de kullanılır. Bir karara güveni ölçmek için: "Bunu yapacağına ne kadar eminsin?" Bir sayının düşük çıkması, plana dair bir şeyin henüz oturmadığını gösterir. Görüşmeler arasında ilerlemeyi izlemek için: geçen hafta dört, bu hafta beş; ne değişti? Ve bir konunun önemini anlamak için: "Bu senin için ne kadar önemli?"
Bir tuzak da var: sayıyı bir not gibi kullanmak. "Sadece dört mü?" ya da "Bunu yediye çıkarman lazım" gibi tepkiler sayıyı bir değerlendirmeye dönüştürür ve danışan bir dahaki sefere sayısını süslemeye başlar. Sayılar danışanlar arasında da karşılaştırılmaz: birinin dördü bir başkasının yedisinden daha ileri olabilir. Ölçek her danışanın kendi ölçeğidir.
Perde arkası
Çözüm odaklı yaklaşımın bütün olarak etkisine dair geniş bir birleştirme var.
Hangi tekniklerin işe yaradığına dair süreç araştırması da var, ama daha incedir.
Bu iki kart birlikte şunu söylüyor: ölçek sorusu, etkisi gösterilmiş bir yaklaşımın parçası ve güçlü yanlara yönelen bir teknik; ama tek başına bir sonuç doğurduğu kanıtlanmış değil. Rozeti bu yüzden Uygulama.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Ölçek sorusunun amacı danışanı on'a ulaştırmaktır; koç her görüşmede sayının artmasını hedefler."
— Amaç bir sonraki küçük adımı bulmaktır. Bazen danışan için yedi yeterlidir; bazen sayı bir hafta düşer ve bu düşüş konuşulacak en değerli şeyi taşır. Sayıyı hedefe dönüştürmek, danışanın onu süslemesine yol açar.
Yaygın yanlış"Sayı nesnel bir ölçümdür; iki danışanın sayıları ya da aynı danışanın farklı konulardaki sayıları karşılaştırılabilir."
— Ölçek danışanın kendi iç değerlendirmesidir; uçlarını o tanımlar ve anlamı ona aittir. Bir danışanın dördü bir başkasının yedisinden daha ileri olabilir. Sayı, danışanın kendi geçmiş sayısıyla ve kendi anlattığıyla anlam kazanır.
İki sürüm
Perşembe akşamı, Tuba'nın Buca'daki evi. Bu kez Tuba koç, Ozan danışan; Nehir gözlemci. Ozan, yan sınıftaki iki öğretmenle okuma etkinliğini birlikte başlatmayı konuşmak istiyor.
Zayıf sürüm
Tuba: Sıfırdan ona, bunu başlatmaya ne kadar yakınsın?
Ozan: Üç.
Tuba: Sadece üç mü? Ona çıkman için ne gerekiyor?
Ozan: Bilmem. Plan, materyal, müdürün onayı, iki öğretmenin vakti... Çok şey var.
Tuba: Bunlardan hangisiyle başlarsın?
Ozan: (İç çekiyor.) Müdürün onayı herhalde. Ama o da zor.
Güçlü sürüm
Tuba: Sıfır "hiç kıpırdamadım", on "etkinlik üç sınıfta yürüyor" olsun. Şu an kaçtasın?
Ozan: Üç.
Tuba: Seni üçe ne getirdi?
Ozan: Etkinlik zaten benim sınıfımda yürüyor. İki öğretmen istekli, kendileri sordular. Yani başlamışım aslında.
Tuba: Dört olsa ne farklı olurdu?
Ozan: Onlarla bir çay içip bir gün belirlemiş olurum. Plan falan değil, sadece bir gün.
Tuba: O çayı ne zaman içersin?
Ozan: Pazartesi, uzun teneffüste.
Nehir'in notu: iki sürümde de Ozan üç dedi. İlk sürümde Tuba'nın "sadece üç mü?" tepkisi sayıyı bir nota çevirdi ve "ona çıkman için ne gerekiyor?" sorusu Ozan'ın önüne bütün mesafeyi, plan, materyal, onay, vakit, birden koydu. Ozan bunalıp en zor maddeyi, müdürün onayını, seçti; bu da onu yine müdür düğümüne götürdü. İkinci sürümde Tuba önce uçları Ozan'ın hedefine göre tanımladı, sonra var olan üç puanı sordu. Ozan kendi cevabında "başlamışım aslında" dedi. Bir puan yukarısı, plan değil sadece bir gün belirlemek, küçük ve somuttu, ve pazartesi teneffüsüne bağlandı. Ama görüşmeden sonra Ozan bir şey daha söyledi: "Öğretmenim, not vermeyi bilirim; not almayı pek sevmem." Ölçek ne kadar özenle kullanılsa da bazı danışanlar için sayı vermek bir değerlendirilme gibi gelebilir; koç bunu fark ederse sayıyı bırakıp aynı soruyu kelimelerle sorabilir.
Sınır notu
Koçluğun alanında mı? Ölçek sorusu bir hedefe yakınlığı ya da bir karara güveni ölçmek için koçluğun gündelik aracıdır. Ama bazen danışan beklenmedik bir sayı verir: "Hayatından ne kadar memnunsun?" gibi bir soruya ya da bir enerji, umut sorusuna sürekli sıfır, bir ya da iki ile cevap veriyorsa, ve bu bir konuya değil hayatın geneline yayılıyorsa, bu sayı bir koçluk hedefinin değil, danışanın genel iyi oluşunun işaretidir. Koç o sayıyı bir puanlık adıma bölmeye çalışmaz. Danışana bu düşük sayının nasıl bir dönemi anlattığını doğrudan sorar; uyku, iştah, günlük işleyiş ve kendine zarar verme düşüncesi gibi işaretler varsa bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmesini önerir ve gerekirse koçluğa ara verilmesini konuşur. Ölçek sorusu bir tarama aracı değildir ve klinik bir değerlendirmenin yerine geçmez.
Pratik
Günlük sorusu
Ertelediğin bir şeyi 0–10 arasında nereye koyarsın? Seni o sayıya getiren ne, ve bir puan yukarısı neye benzerdi?
Kapanış
- Ölçek sorusu tek parça bir yargıyı bir çizgiye yayar. Sayının kendisi bir not değil, konuşmanın başlangıcıdır; uçlarını danışanla birlikte tanımlarsın.
- Asıl iş sayıdan sonra gelir: sayının neden sıfır olmadığını soran kaynak sorusu, bir puan yukarısını soran bir puanlık adım ve o adımı zamana bağlamak. "On olman için ne gerekiyor?" danışanı çoğu zaman bunaltır.
- Çözüm odaklı yaklaşım bütün olarak etkili bulundu, ama etki koşullara göre çok değişti ve ölçek sorusunun tek başına etkisi gösterilmiş değil. Hayatın geneline yayılan sürekli düşük sayılar bir koçluk adımının değil, iyi oluşun işaretidir.
Beş soru
- Feride Hanım'ın üç hareketi neydi, ve Nehir'in iki haftalık ertelemesini nasıl değiştirdi?
- "Seni dörde ne getirdi?" sorusu neden "neden sadece dört?" sorusundan farklı bir etki yaratır?
- İlk sürümde Ozan neden müdürün onayına geri döndü?
- Vermeulen-Oskam ve arkadaşlarının meta-analizi ölçek sorusu hakkında ne söyler, ne söylemez?
- Bir danışanın sürekli düşük sayılar vermesi hangi durumda koçluğun alanından çıkar?
Yanıtlar
- Bir sayı istedi ve uçları tanımladı; sayının neden sıfır olmadığını sordu; bir puan yukarısının neye benzeyeceğini merak etti ve onu zamana bağladı. Nehir'in dört puanı zaten bir şey yapmış olmasından geliyordu; beş, bir cümle yazmış olmaktı. İki haftadır büyük görünen adım, o akşam yazılacak tek bir cümleye dönüştü.
- "Seni dörde ne getirdi?" dikkati var olana, danışanın kaynaklarına ve zaten attığı adımlara çevirir. "Neden sadece dört?" ise sayıyı bir eksiklik olarak görür ve bir gerekçe talebi gibi duyulur; danışan savunmaya ya da sayısını süslemeye yönelir.
- Çünkü Tuba'nın "sadece üç mü?" tepkisi sayıyı bir nota çevirdi ve "ona çıkman için ne gerekiyor?" sorusu bütün mesafeyi birden önüne koydu: plan, materyal, onay, vakit. Bunalan Ozan en büyük ve en zor maddeyi seçti; bu da onu yine eski düğüme, müdüre, götürdü.
- Çözüm odaklı kısa terapinin bütün olarak psikososyal sorunlar üzerinde etkili bulunduğunu, ama etkinin karşılaştırma grubuna, örnekleme ve bireysel ya da grup biçimine göre çok değiştiğini söyler. Ölçek sorusunun tek başına bir etki doğurduğunu söylemez; yaklaşımın bütününü ölçer ve terapiden gelir.
- Düşük sayılar bir konuya değil hayatın geneline yayıldığında ve uyku, iştah, günlük işleyiş ya da kendine zarar verme düşüncesi gibi işaretlerle birlikte geldiğinde. O zaman koç sayıyı bir puanlık adıma bölmeye çalışmaz; doğrudan sorar ve bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeyi önerir.
Sonraki derse köprü
Ölçek sorusu bugünden bir adım ileriye bakar. Bazen danışanın bir adımdan çok daha uzağa, sorunun artık olmadığı bir güne bakması gerekir. 10.7 gelecek sorularını ele alıyor: mucize sorusunu ve "bir yıl sonra" sorusunu, hangisinin hangi danışana ve hangi ana uyduğunu seçerek kullanmak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.