10.4 · Seviye 2 · Temel Beceriler
Yığılmış ve yönlendirici sorular
Bir transkriptte yığılmış ve cevabı içinde taşıyan soruları düzeltir
Koçluk Akademisi — M10, Güçlü Sorular · 1.814 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
On ikinci görüşme: Feride Hanım ve Barış. Barış'ın izin verdiği kayıttan bir bölümü Nehir, işe giden otobüste kulaklıkla dinliyor. Barış o hafta ekibiyle yaptığı bir toplantıyı anlatıyor.
Barış: Yeni iş planını anlattım. Sonra sordum: "Bu planı uygularız, değil mi? Herkes katılıyor mu? Bir itirazı olan var mı, yoksa geçelim mi?" Kimse bir şey demedi. Geçtik.
Feride Hanım: O sorularını bir kez daha, aynen söyler misin?
Barış: (Yavaşça tekrarlıyor.) Dört soru. Bir nefeste.
Feride Hanım: Hangisine cevap verilmesini istiyordun?
Barış: (Uzun bir duraklama.) Hiçbirine aslında. Onay istiyordum. "Değil mi?" dedim, cevabı da ben verdim.
Feride Hanım: Ekip ne duydu sence?
Barış: "Geçelim" kısmını. Son kelimeyi.
Barış'ın dört sorusu iki hatayı birden taşıyordu. Biri sayıyla ilgiliydi: tek nefeste dört soru. Öbürü yönle ilgiliydi: sorular bir cevabı, "evet, uygularız"ı, içinde taşıyordu. Ekip ne hangisine cevap vereceğini bildi ne de "hayır" demenin yerini buldu. Bu derste ikisini birbirinden ayıracak, bir dökümde bulacak ve düzelteceksin.
Kavram
İki hatanın kökü aynı: koçun aklındaki bir şeyin soruya sızması. Birinde koçun kararsızlığı sızar, ötekinde koçun cevabı.
Yığılmış soruların arkasında çoğu zaman koçun arayışı vardır: ilk soru tam istediği gibi çıkmadığında ikincisini, sonra üçüncüsünü ekler. Danışan için sonuç bir seçim yüküdür: hangisine cevap vereceğine karar vermek zorunda kalır ve çoğu zaman ya en sonuncusuna ya da en kolayına cevap verir. Koç da hangi soruya cevap geldiğini çoğu zaman fark etmez. 9.9'da Nehir'in kaydında on iki soru sırasının beşi böyleydi.
Düzeltmesi basit, uygulaması zor: soruyu birini seç, sor ve bekle. Yığılmış bir soru dizisinin içinde genellikle bir tanesi ötekilerden daha açıktır; onu bırakmak yeter. Koç aynı anda birkaç şeyi merak ediyorsa, onları sırayla, her cevaptan sonra yeniden düşünerek sorar.
Yönlendirici soruların birkaç tanıdık biçimi var. Onay kuyruğu: "…değil mi?", "…öyle değil mi?" Görüş eklemek: "Bence bu iyi bir fırsat; sence de öyle mi?" Varsayım taşımak: "Bu korkunu nasıl yeneceksin?" sorusu, danışanın korktuğunu ve bu korkunun yenilmesi gerektiğini önceden kabul eder. Kutu sunmak: "Konuşur musun, yoksa beklemek mi?" seçenekleri koç koyar. Ve en yaygını, soru kılığındaki öneri.
Soru kılığındaki öneri, açık bir öneriden daha az dürüsttür: koç bir öneride bulunduğunu söylemeden önerir, danışan da reddetmeyi bir soruyu cevapsız bırakmak gibi yaşar. Koçun gerçekten paylaşmak istediği bir fikir varsa daha açık bir yol var: önce izin istemek, sonra fikri bir fikir olarak söylemek, sonra danışana dönmek. "Aklıma bir şey geldi, söyleyebilir miyim?" Bu, 10.1'de kapalı sorunun yerinde kaldığı yerlerden biriydi.
Yönlendirici bir soruyu düzeltmenin yolu, içindeki cevabı bulup çıkarmak. "Bu planı uygularız, değil mi?" sorusundaki cevap "uygularız"dır; çıkarınca geriye "Bu plan hakkında ne düşünüyorsunuz?" kalır. "Bu korkunu nasıl yeneceksin?" sorusundaki varsayım "korkun var ve yenilmeli"dir; çıkarınca "Bunu düşününce içinde ne oluyor?" kalır.
Perde arkası
Yönlendirici soruların bir tehlikesi, danışanın cevabını yalnızca o an değil, hatırladığı şeyi de değiştirebilmesi. Bunun en uzun soluklu araştırması bellek psikolojisinden.
Tablonun bir karşı tarafı da var. Tanık sorgusu benzetimlerinde yönlendirici soruların her zaman zarar vermediği de gösterildi; ilk bellek testinde doğruyla yanlışı iyi ayırt eden katılımcılar, sorgu sırasında doğruluklarını artırmaya bile daha yatkındı (Wade ve Spearing, 2023; 10.3'te anıldı). Koç için çıkarılacak ders şu: yönlendirici bir soru danışanın cevabını kesin olarak değiştirmez, ama değiştirme riskini taşır, ve bu risk en çok danışanın emin olmadığı, kendi deneyimini henüz adlandırmadığı anlarda yüksektir. Koçluğun en çok çalıştığı an tam da bu.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Birkaç soruyu art arda sormak danışana seçenek tanır; hangisine cevap vermek isterse onu seçer."
— Danışan çoğu zaman gerçekten seçmez; kulağında kalan son parçaya ya da cevabı hazır olana yönelir; koç da hangisine cevap geldiğini fark etmeyebilir. Danışana seçim tanımak isteniyorsa bu açıkça yapılır: "Şu iki konudan hangisiyle başlamak istersin?"
Yaygın yanlış"'Değil mi?' sadece bir konuşma alışkanlığı; danışanı etkilemez."
— Onay kuyruğu, cevabı soranın verdiği bir sorudur. Danışana "hayır" demek bir itiraz gibi gelir. Özellikle koçla danışan arasında statü ya da yaş farkı varsa, ya da danışan karşısındakini memnun etmeye eğilimliyse, bu küçük ek cevabı belirleyebilir.
İki sürüm
Pazar öğleden sonra, Nehir'in evi. Koç Nehir, danışan Tuba, gözlemci Ozan. Ozan iki sütunlu bir kâğıt hazırlamış: Y (yığılmış), Ö (yönlendirici). Tuba, saatin hiç düşünülmediği o yarım saati günlük hayatına nasıl sığdıracağını konuşmak istiyor.
Zayıf sürüm
Tuba: Akşamları kendime yarım saat ayırmak istiyorum ama annemden dönünce çok yorgun oluyorum.
Nehir: Sabahları denesen? Yoksa hafta sonu mu daha uygun olur? Ya da annenin yanına biraz daha az mı gitsen?
Tuba: Sabah olmaz, işe erken çıkıyorum. Annemin yanına daha az gidemem.
Nehir: Ama o yarım saat senin için çok önemli, değil mi?
Tuba: Evet, tabii. Önemli.
Nehir: O zaman bir yolunu bulman lazım, öyle değil mi?
Tuba: Öyle. (Susuyor.)
Güçlü sürüm
Tuba: Akşamları kendime yarım saat ayırmak istiyorum ama annemden dönünce çok yorgun oluyorum.
Nehir: O yarım saat günün neresine sığabilir?
Tuba: (Düşünüyor.) Aslında... annemde. O uyuduktan sonra mutfakta oturuyorum, telefona bakıyorum. Yarım saat kadar.
Nehir: Annende, o mutfakta.
Tuba: Evet. Defteri çantama koyarım. Orada çizebilirim. Kimse görmez.
Nehir: Orada çizmek nasıl olurdu?
Tuba: Garip ama... iyi. Annemin yanındayım, ama kendime de bir şey yapıyorum.
Ozan'ın iki sütunu şöyle doldu: ilk sürümde Nehir'in ilk sırası bir Y, içindeki üç soru da soru kılığında öneri; sonraki iki sorunun ikisi de Ö, ikisi de onay kuyruğuyla. Tuba önerileri teker teker reddetti ve sonra iki onay sorusuna "evet" ve "öyle" dedi; ama bir adım atmadı. Nehir'in her sorusu Tuba'nın cevabını Nehir'in aklındaki bir çözüme doğru itiyordu. İkinci sürümde Nehir her sırada tek bir soru sordu ve hiçbirine cevap koymadı. Tuba, Nehir'in aklına hiç gelmeyecek bir yer buldu: annesinin evindeki mutfak. Güçlü sürümde de eksik kalan bir şey oldu: görüşmeden sonra Nehir Ozan'a sabah fikrini hâlâ iyi bulduğunu söyledi ve onu hiç dile getirmediği için içinde bir eksiklik kaldı. Ozan'ın cevabı: "Sabah fikrini izin isteyip bir fikir olarak söyleyebilirdin; Tuba kendi yerini bulduktan sonra."
Sınır notu
Seçimi kim yapıyor? Yönlendirici sorular seçimi sessizce koça geçirir. Biçim soru olduğu için danışan seçiyormuş gibi görünür, ama cevabın yönü önceden belirlenmiştir. "Değil mi?" ile biten bir soruya "hayır" demek, danışana bir itiraz gibi gelir; özellikle bir yöneticinin koç olduğu durumlarda, ya da danışanın koçu memnun etme eğilimi güçlüyse, "evet" çoğu zaman bir seçim değil bir nezakettir. Barış'ın ekibinin sessizliği de buydu: bir onay değil, bir itirazın yerini bulamamak. Kurum içi koçlukta, sponsorlu süreçlerde ve koçun danışan üzerinde bir yetkisi olduğu her durumda bu tehlike büyür. Koçun gerçek bir görüşü varsa, onu soruya gizlemek yerine açıkça bir görüş olarak söylemesi ve sonra kararı açıkça danışana bırakması daha dürüsttür: "Benim aklıma sabah geliyor; ama senin için ne işe yarar, onu sen bilirsin."
Pratik
Günlük sorusu
Bugün birine "değil mi?" diye biten bir soru sordun mu? O soruya "hayır" demek onun için ne kadar kolaydı?
Kapanış
- Yığılmış soru, tek bir sırada birden fazla soru sormaktır; danışan çoğu zaman en sonuncusuna ya da en kolayına cevap verir. Düzeltmesi bir soruyu seçip sormak ve beklemektir.
- Yönlendirici soru cevabı içinde taşır: onay kuyruğu, eklenen görüş, varsayım, koçun sunduğu kutular ya da soru kılığında öneri. Düzeltmesi içindeki cevabı ya da varsayımı çıkarmaktır; gerçek bir öneri varsa izin isteyip açıkça söylemektir.
- Bellek araştırmasında yanıltıcı bilgi hatırlananı bozabildi, ama yönlendirici sorular her durumda zarar vermedi. Risk en çok danışanın emin olmadığı anlarda yüksek; seçimi kimin yaptığı sorusu da en çok koçun yetkisi olduğu yerde önem kazanır.
Beş soru
- Barış'ın dört sorusu hangi iki hatayı taşıyordu, ve ekip neden sustu?
- "Bu korkunu nasıl yeneceksin?" sorusunu yönlendirici yapan nedir, ve nasıl düzeltilir?
- Zayıf sürümde Tuba iki onay sorusuna "evet" dedi; bu neden bir ilerleme değildi?
- Loftus'un derlemesi ile Wade ve Spearing'in bulgusu birlikte koç için ne söylüyor?
- Koçun gerçekten paylaşmak istediği bir fikir varsa, soru kılığında öneriye düşmeden ne yapar?
Yanıtlar
- Biri yığılmışlık: tek nefeste dört soru; ekip hangisine cevap vereceğini bilemedi ve son kelimeyi, "geçelim"i, duydu. Öbürü yönlendiricilik: "değil mi?" ve "yoksa geçelim mi?" cevabı içinde taşıyordu; Barış'ın kendi sözüyle onay istiyordu. Ekibin sessizliği bir onay değil, itirazın yerini bulamamaktı.
- Varsayımları: danışanın korktuğu ve bu korkunun yenilmesi gerektiği önceden kabul edilmiş. Danışan belki korkmuyor, belki korkusunu yenmek değil anlamak istiyor. Düzeltmek için varsayımı çıkarmak gerekir: "Bunu düşününce içinde ne oluyor?"
- Çünkü cevabı soru veriyordu. "Önemli, değil mi?" sorusuna "hayır" demek zordu ve Tuba'nın "evet"i yeni bir şey getirmedi; Nehir'in çözüm aramasını onayladı ama Tuba'yı bir adım atmaya götürmedi. Tuba susarak bitirdi; güçlü sürümde ise kendi yerini, annesinin mutfağını, buldu.
- Yanıltıcı bilgi hatırlananı bozabilir ve buna karşı uyarı her zaman işe yaramaz; ama yönlendirici bir soru her durumda cevabı bozmaz; doğruyla yanlışı iyi ayırt eden biri sorgu altında bile isabetini koruyabilir. Koç için anlamı: risk, danışanın emin olmadığı, deneyimini henüz adlandırmadığı anlarda yüksektir. Bulgular bellek araştırmasından, koçlukta sınanmadı.
- Fikri soruya gizlemek yerine izin ister ve açıkça bir fikir olarak söyler: "Aklıma bir şey geldi, söyleyebilir miyim?" Söyledikten sonra kararı açıkça danışana bırakır. Bunu tercihen danışan kendi seçeneklerini aradıktan sonra yapar; Ozan'ın Nehir'e önerdiği gibi.
Sonraki derse köprü
Güçlü sürümde Tuba annesinin mutfağını bulduktan sonra Nehir bir an daha durabilirdi. Tuba'nın aklına başka bir yer, başka bir saat gelebilirdi; ilk bulunan çoğu zaman tek seçenek değildir. 10.5 tek kelimelik bir soruyu ele alıyor: "Başka?" Danışanın ilk cevabında durmadan alanı nasıl genişletirsin?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.