İçeriğe geç

10.2 · Seviye 2 · Temel Beceriler

"Neden" sorusunun sorunu

"Neden"i savunma doğurmayan bir soruya çevirir

Koçluk Akademisi — M10, Güçlü Sorular · 1.812 kelime · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı öğleden sonra, İK katındaki kahve makinesinin önü. Banu bardağını doldururken Nehir'e sabah yaşadığını anlatıyor.

Banu: Serap Hanım beni odasına çağırdı. Teklif meselesini biliyor ya. "Neden hâlâ karar vermedin? Neden bu kadar uzattın?" dedi.
Nehir: Ne cevap verdin?
Banu: Saydım durdum. Maaşı karşılaştırıyorum, yol uzun, ekibi tanımıyorum... Konuştukça kendimi mahkemede gibi hissettim. Çıkınca da daha çok kafam karıştı.
Nehir: Koçunla da konuştun mu bunu?
Banu: Dün konuştum. O başka türlü sordu: "Karar vermeni en çok ne zorlaştırıyor?" Bir an durdum. Sonra ağzımdan çıktı: annem. Yeni işe geçersem haftada bir uğrayabileceğim. Şimdi her akşam uğruyorum.
Nehir: Bunu Serap Hanım'a söyledin mi?
Banu: Hayır. Ona sadece gerekçeler saydım.

Serap Hanım da Banu'nun koçu da aynı şeyi merak ediyordu: Banu neden karar veremiyor? Ama "neden" ile sorulan soru Banu'yu savunmaya, gerekçe saymaya itti; gerekçeler doğruydu ama asıl şeyi örttü. "Ne zorlaştırıyor?" diye sorulan soru ise Banu'nun dikkatini somut bir engele çevirdi ve Banu annesini buldu. Bu derste "neden" sorusunun neden çoğu zaman savunma doğurduğunu, onu aynı merakı taşıyan başka bir soruya nasıl çevireceğini ve "neden"in hâlâ işe yaradığı anı ele alıyoruz.

Kavram

"Neden" açık bir sorudur; tek kelimeyle cevaplanmaz. Yine de koçluk literatürünün çoğu ondan kaçınmayı önerir. Sebep sorunun kendisinde değil, gündelik hayatta nasıl kullanıldığında. Çocukken duyduğumuz "neden ödevini yapmadın?", işte duyduğumuz "neden rapor gecikti?" bir bilgi değil bir hesap ister. Bu yüzden başkası "neden" diye sorduğunda çoğu insan, farkında olmadan, bir savunma hazırlar.

Gerekçe talebinin iki bedeli var. Birincisi danışan, kendisi için en savunulabilir olan gerekçeleri sıralar: Banu'nun maaş, yol, ekip listesi gibi. Bunlar doğru olabilir, ama asıl meseleyi örtebilir. İkincisi koç ile danışan arasındaki ilişki bir an için sorgulayan ile sorgulanan ilişkisine kayar; 10.1'de Umut'un "yine sorgu mu?" demesi gibi.

"Neden"in ikinci bir sorunu, danışanın kendi kafasının içinde çalışır. Bir insan başarısız olduğu, bir şey kaybettiği ya da hata yaptığı bir anı "neden ben böyleyim, neden bu hep bana oluyor?" diye düşündüğünde, düşünce çoğu zaman somut bir olaydan soyut bir değerlendirmeye kayar: olay ne oldu değil, ben neyim.

Koçun "neden" sorusu, özellikle danışan zaten kendini yargılarken, onu bu soyut kipe davet edebilir. "Neden dondun sence?" sorusu, danışanı o anın ayrıntısından alıp "ben zaten böyleyim" sonucuna götürebilir.

"Neden"i çevirmenin yolu, arkasındaki merakı somut bir soruya bağlamak. "Neden karar vermedin?" yerine "Karar vermeni ne zorlaştırıyor?" "Neden bu işi seçtin?" yerine "Seni bu işe ne çekti?" "Neden dondun?" yerine "Donduğun o anda ne oluyordu?" "Neden bunu istiyorsun?" yerine "Bu olursa senin için ne değişir?" Çevrilen sorular da açıktır, ama dikkati davranışın haklılığından onu besleyen koşullara, ana ve isteğe çevirir.

"Neden" yasak değil. Danışan kendi davranışına merakla, biraz dışarıdan bakarak "neden böyle yaptım acaba?" diye sorduğunda, bu soru verimli olabilir. Koç da danışanın bir değeri ya da amacı hakkında, savunma riski düşükken, "Bu neden önemli senin için?" diye sorabilir; 6.6'daki önem sorusu buna yakındır. Fark, "neden"in bir davranışın hesabını mı yoksa bir isteğin anlamını mı sorduğunda.

Perde arkası

Ama "neden" sorusunu tümüyle mahkûm etmek de yanlış olur.

İki çalışma birlikte ilginç bir şey söylüyor: sorun "neden" kelimesinde değil, onun kişiyi hangi kipe soktuğunda. Olayın içinde, yargılayarak sorulan "neden" döngüye götürebilir; uzaktan ve merakla sorulan "neden" anlamaya. Koçun başkasına sorduğu "neden"in savunma doğurduğu görüşü ise bir araştırma bulgusu değil, uygulayıcıların yaygın gözlemi; bu dersin rozeti bu yüzden Uygulama.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Koç asla 'neden' diye sormamalı; bu kelime koçlukta yasaktır."
Doğrusu

— "Neden" bir davranışın hesabını sorduğunda savunma doğurabilir, ama bir isteğin ya da değerin anlamını sorduğunda verimli olabilir. Deneyler de, uzaktan ve merakla sorulan "neden"in duyguyu alevlendirmediğini gösteriyor. Mesele kelimeyi silmek değil, ne sorduğunu bilmek.

Yaygın yanlış"'Neden'i 'niçin' ya da 'ne sebeple' diye sormak sorunu çözer."
Doğrusu

— Eş anlamlı bir kelime aynı gerekçe talebini taşır. Çeviri kelimeyi değil, sorunun yönünü değiştirmeli: davranışın haklılığından onu besleyen koşullara, ana ya da isteğe.

İki sürüm

Perşembe akşamı, üçlü yine Ozan'da toplanmış. Nehir koç, Ozan danışan, Tuba gözlemci. Ozan iki gün önce komisyon mülakatına girmiş; sonuç henüz belli değil.

Zayıf sürüm

Ozan: Mülakatta "Neden siz?" diye sordular. Dondum. Hazırladığım cevap aklımdan uçtu.
Nehir: Neden dondun sence?
Ozan: Bilmiyorum. Çünkü hazırlıksızdım herhalde. Ya da... ben zaten böyleyim, kalabalığın önünde hep böyle oluyor. Sınıfta değil ama yetişkinlerin önünde.
Nehir: Neden yetişkinlerin önünde böyle oluyor?
Ozan: Bilmiyorum, Nehir. Galiba bende o özgüven yok. Hiç olmadı.

Güçlü sürüm

Ozan: Mülakatta "Neden siz?" diye sordular. Dondum. Hazırladığım cevap aklımdan uçtu.
Nehir: Donduğun o anda neler oluyordu?
Ozan: (Düşünüyor.) Komisyonda müdür de vardı. Koridorda "sen de mi?" diyen müdür. Soru gelince gözümün ucuyla ona baktım.
Nehir: Ona baktın.
Ozan: Evet. Sanki soruyu komisyon değil o sormuş gibi. Ona cevap vermem gerekiyormuş gibi. Hazırladığım cevap komisyona göreydi.
Nehir: Bir dahaki sefere o an gelirse, neye ihtiyacın olur?
Ozan: Soruyu kimin sorduğuna bakmak. Müdüre değil.

Tuba'nın notunda ilk sürüm iki "neden"le kurulmuş ve Ozan'ın cevapları her seferinde daha soyutlaşmış: "hazırlıksızdım" bir olaydı, "ben zaten böyleyim" bir kimlik, "bende o özgüven yok, hiç olmadı" bir hüküm. Nehir'in merakı gerçekti, ama "neden" Ozan'ı o anın ayrıntısından alıp kendisi hakkında genel bir sonuca götürdü. İkinci sürümde Nehir aynı merakı somut bir soruyla sordu: o anda ne oluyordu? Ozan soyuta değil ayrıntıya gitti ve kendi başına bir şey buldu: soruyu müdüre cevap verir gibi duymuştu. Son soru da somuttu ve ileriye dönüktü. Tuba bir şeyi daha not etti: güçlü sürümde Ozan "özgüven" kelimesini hiç kullanmadı. Ama Tuba'nın bir çekincesi de vardı: Nehir'in "Ona baktın" yansıtması Ozan'ı müdüre bağladı; Ozan'ın donmasının başka nedenleri de olabilirdi ve bunlar hiç açılmadı.

Sınır notu

Koçluğun alanında mı? "Neden" soruları danışanı kolayca geçmişe götürür: "Neden hep böyle oluyor?" sorusu çocukluğa, aileye, eski yaralara uzanabilir. Koç bu yolculuğa eşlik etmez; geçmişin kökenini çözümlemek terapinin alanıdır. Danışan kendiliğinden bir geçmiş bağlantısı kurarsa koç onu kabul eder ve "Bunu bilmek bugün sana ne sağlıyor?" gibi bir soruyla şimdiye ve isteğe döner. Bir eşik de var: bir danışan görüşmeler boyunca "neden ben, neden hep ben" döngüsünden çıkamıyorsa, kendini sürekli suçluyor, uykusu ve günlük işleyişi bozuluyorsa, bu tekrarlayan olumsuz düşünme bir koçluk konusu olmaktan çıkmış olabilir. Koç gördüğünü danışanla dolaysız paylaşır; bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmenin zamanının gelmiş olabileceğini söyler. "Neden"i bırakmak böyle bir döngüyü durdurmaz; yalnızca koçun onu beslememesini sağlar.

Pratik

Günlük sorusu

Kendine en son ne zaman "neden ben böyleyim?" diye sordun? Aynı şeyi "o an tam olarak ne oldu?" diye sorsaydın, cevap nereye giderdi?

Kapanış

  1. "Neden" açık bir sorudur ama, özellikle bir davranışa ya da yapılmamış bir şeye yöneldiğinde, kolayca gerekçe talebi gibi duyulur; danışan düşünmek yerine kendini savunmaya ve en savunulabilir gerekçeleri saymaya başlar.
  2. Danışanın kendi kafasında "neden" onu soyut bir değerlendirme kipine götürebilir; deneylerde ruminasyona ters, somut kipe alıştırılanlar başarısızlığa daha az tepki verdi. Ama uzaktan ve merakla sorulan "neden" duyguyu alevlendirmedi.
  3. "Neden"i çevirmenin yolu kelimeyi değiştirmek değil, merakı somut bir soruya bağlamaktır: neyin zorlaştırdığı, o anda ne olduğu, bir şey olursa neyin değişeceği. Bir isteğin anlamını soran "neden" ise yerinde kalabilir.

Beş soru

  1. Serap Hanım'ın sorusu ile Banu'nun koçunun sorusu aynı merakı taşıyordu; neden farklı cevaplar getirdi?
  2. Zayıf sürümde Ozan'ın cevapları nasıl bir yol izledi?
  3. Watkins ve Kross çalışmaları birlikte "neden" hakkında ne söylüyor?
  4. "Neden"in koçlukta yerinde kaldığı bir durum örneği ver.
  5. "Neden ben, neden hep ben" döngüsü ne zaman koçun taşıyabileceği bir yük olmaktan çıkar?

Yanıtlar

  1. Serap Hanım'ın "neden hâlâ karar vermedin?" sorusu bir gerekçe talebi gibi duyuldu; Banu savunulabilir gerekçeleri, maaşı, yolu, ekibi, saydı ve kendini mahkemede hissetti. Koçunun "karar vermeni ne zorlaştırıyor?" sorusu dikkati somut bir engele çevirdi ve Banu, gerekçelerin örttüğü asıl şeyi, annesini, buldu.
  2. Olaydan kimliğe, kimlikten hükme: "hazırlıksızdım" somut bir olaydı, "ben zaten böyleyim" bir kimlik tanımıydı, "bende o özgüven yok, hiç olmadı" genel bir hükümdü. Her "neden" Ozan'ı o anın ayrıntısından biraz daha uzaklaştırıp soyut bir değerlendirmeye götürdü.
  3. Sorunun "neden" kelimesinde değil, kişiyi soktuğu kipte olduğunu. Watkins'in deneylerinde ruminasyondaki soyut kipe alıştırılanlar başarısızlığa daha güçlü tepki verdi; Kross'un deneylerinde ise uzaktan bakarak sorulan "neden" duyguyu alevlendirmedi. Ama ikisi de laboratuvarda, kişinin kendi düşünmesi üzerine; koçun sorusu üzerine değil.
  4. Danışan bir değerinden ya da isteğinden söz ettiğinde, savunma riski düşükken "Bu neden önemli senin için?" sorusu, ya da danışanın kendi davranışına merakla ve biraz dışarıdan bakarak "neden böyle yaptım acaba?" diye sorması. Burada "neden" bir hesabı değil bir anlamı soruyor.
  5. Danışan görüşmeler boyunca bu döngüden çıkamadığında, kendini sürekli suçladığında ve uykusu ya da günlük işleyişi bozulduğunda. O zaman koç gördüğünü dolaysız paylaşır, bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmeyi önerir ve geçmişin kökenini çözümlemeye girişmez.

Sonraki derse köprü

Bu dersteki çevrilmiş sorulara bak: "Karar vermeni ne zorlaştırıyor?", "O anda neler oluyordu?" İkisi de birkaç kelime. Nehir'in dinleme atölyesinde kodladığı kayıtta ise on iki soru sırasının beşinde ikişer üçer soru art arda geliyordu. 10.3 kısa soruyu ele alıyor: uzun bir soruyu yedi kelimenin altına indirmek ve kısalığın neyi değiştirdiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.