1.9 · Seviye 1 · Zemin
Koçluk türleri haritası
Yaşam, yönetici, kariyer, takım, sağlık, spor koçluğunu tür değil bağlam olarak konumlar
Koçluk Akademisi — M01, Koçluğun Doğası · 1.616 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Pazar sabahı, Nehir'in mutfak masası. Nehir bir sosyal medya profili için kendini tanıtan bir yazı hazırlamaya çalışıyor ve Feride Hanım'a taslağını okuyor.
Nehir: "Yaşam koçluğu, yönetici koçluğu, kariyer koçluğu, takım koçluğu." Altı tür yazdım. Hangisini öne çıkarayım?
Feride Hanım: Barış'ı düşün. Onun yaşadığı hangi türe giriyor?
Nehir: Yönetici koçluğu herhalde. Ekip lideri oldu.
Feride Hanım: Peki arkadaşlarını yönetmekte zorlanması? Ona "sert" denmesinin onu bu kadar yaralaması?
Nehir: O biraz yaşam koçluğuna giriyor... Kariyer de olabilir, belki geri dönmek istiyordur.
Feride Hanım: Bir danışan, üç tür. Belki tür yanlış soru.
Koçluk türleri bir menü gibi sıralanır ve öyle satılır. Ama bir danışanın derdi çoğu zaman tek bir başlığa sığmaz. Bu ders türleri bir liste olarak değil, birkaç değişkenin farklı birleşimleri olarak okuyor. Hangi değişkenin hangi bağlamda nasıl değiştiğini görünce, bir danışanın hangi "türe" girdiğinden çok, o görüşmede neyin farklı yapılması gerektiği belirginleşiyor.
Kavram
0.5'te akademinin uzmanlık kümelerini bir harita olarak açmış ve her kümenin komşu mesleğini göstermiştik. Bu ders haritanın kendisini değil, onu çizen ölçütleri konuşuyor. Önce iki kavramı ayırmak gerekiyor.
Bu ayrım önemli, çünkü bir koç bilişsel-davranışçı bir yaklaşımla hem bir sporcuyla hem bir yöneticiyle çalışabilir; kişi merkezli bir koç hem yaşam hem kariyer koçluğu yapabilir. Tür ile yaklaşım iki ayrı eksendir. Akademinin Seviye 4'ü yaklaşımları, Seviye 6'sı bağlamları işliyor.
Türleri birbirinden ayıran şey bir etiket değil, birkaç değişkenin değeridir. Birincisi hedefin kaynağı ve sponsor: yönetici koçluğunda hedefi çoğu zaman bir kurum koyar ve ücreti öder; yaşam koçluğunda danışan kendi hedefini kendisi getirir ve kendisi öder. İkincisi bilgi açığının sıklığı: sağlık koçluğunda danışanın bilmediği tıbbi bilgi sık sık karşıya çıkar, yaşam koçluğunda seyrek. Üçüncüsü yönlendirme düzeyi: spor koçluğunda yönlendirme meşru bir araçtır, yaşam koçluğunda neredeyse hiç kullanılmaz. Dördüncüsü komşu meslek: sağlıkta hekim, kariyerde rehberlik ve insan kaynakları, takım koçluğunda kolaylaştırıcı ve arabulucu. Beşincisi danışan sayısı: bire bir mi, bir takım mı, bir grup mu.
Üç örnek bu değişkenlerin nasıl birlikte değiştiğini gösteriyor. Hekimi yaşam tarzı değişikliği önermiş, kan şekeri yükselen bir danışanla çalışan bir koç düşün: hedefin bir kısmı hekimden geliyor, tıbbi bilgi açığı sık, yönlendirme düşük ama bilgi verme isteği yüksek, komşu meslek hekim ve diyetisyen. Bir kulübün genç voleybolcusuyla çalışan bir koçta ise sponsor kulüp ya da aile, yönlendirme antrenörün alanında yüksek, komşu meslek antrenör ve spor psikoloğu, danışan reşit değilse bir de veli var. Bir şirketin genel müdürüyle çalışan bir koçta hedefi ve ücreti kurum belirliyor, danışanın davranışının başkalarına nasıl göründüğü sürecin merkezinde, komşu meslek örgüt danışmanlığı. Üç farklı tür adı, ama aslında üç farklı değişken birleşimi.
Bu değişkenlerle bakınca Barış'ın durumu tek bir türe sıkışmıyor; her değişken için ayrı bir soru doğuruyor. Hedefi kim koydu? Kurum mu, Barış mı? Ücreti kim ödüyor? Sorunun bir bilgi yanı var mı? Konuşma hangi meslekle komşu? Türün adı bu soruların cevabından sonra gelir, öncesinde değil.
Perde arkası
Koçluk literatürünün kapsamlı el kitaplarından biri, bu iki ekseni kendi yapısına dönüştürmüş.
Girişte yazarlar matrisi örneklerle açıklıyor: kendini bilişsel-davranışçı bir yaklaşıma yakın gören koçlar beceri ve performans koçluğu ya da takım koçluğu yapabilir; belirgin biçimde kişi merkezli bir koç ise bir yaşam koçu ya da kariyer koçu olarak çalışabilir. Ayrıca koçluk uygulayıcılarının çok farklı mesleklerden geldiğini ve felsefeleri birbirine çok az benzeyen koçların bile benzer amaçlar taşıyabildiğini belirtiyorlar.
Bu çerçeve bir koç için pratik bir sonuç taşıyor. "Ben yaşam koçuyum" ya da "ben yönetici koçuyum" demek, koçun nasıl çalıştığı hakkında çok az şey söyler. Danışan için daha bilgilendirici olan, koçun hangi yaklaşımdan geldiği ve hangi bağlamda, hangi sponsor ilişkisi ve hangi komşu meslekle çalıştığıdır.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Her danışan bir koçluk türüne girer; önce türü belirlemek gerekir."
Danışanların meseleleri çoğu zaman birden fazla bağlama dokunur: bir yöneticinin terfi meselesi bir kariyer meselesi, bir aile meselesi ve bir sağlık meselesi olabilir. Türü baştan belirlemek, koçu o türün hazır araçlarına yönlendirir ve danışanın asıl meselesini kaçırma riskini artırır. Değişkenleri sormak türü etiketlemekten daha çok iş görür.
Yaygın yanlış"Farklı koçluk türleri farklı beceriler gerektirir."
Temel beceriler, dinlemek, soru sormak, anlaşma kurmak, sınırı görmek, her türde aynıdır. Değişen bağlam bilgisidir: sponsorla nasıl çalışılacağı, hangi bilginin sık eksik kalacağı, hangi meslekle sınırın nerede olduğu. Akademinin temel becerileri uzmanlık kümelerinden önce öğretmesinin sebebi bu.
İki sürüm
Pratik üçlüsü. Danışan Tuba, koç Nehir, gözlemci Ozan. Tuba kendi gerçek konusunu getiriyor.
Zayıf sürüm
Tuba: Eczanede sorumlu teknisyen olmam teklif edildi. Kabul edeyim mi bilmiyorum.
Nehir: Bu bir kariyer konusu. O zaman önce ilgilerine ve güçlü yanlarına bakalım; beş yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Tuba: Bilmem... Beş yıl çok uzak.
Nehir: Peki bu pozisyon kariyerine ne katar?
Güçlü sürüm
Tuba: Eczanede sorumlu teknisyen olmam teklif edildi. Kabul edeyim mi bilmiyorum.
Nehir: Teklifi kim yaptı ve senden ne zaman cevap bekleniyor?
Tuba: Eczacı Hanım, iki hafta içinde. Ama mesele iş değil aslında.
Nehir: Mesele ne?
Tuba: Sorumlu olursam akşamları geç çıkacağım. Annem yalnız yaşıyor, her akşam ona uğruyorum.
İlk konuşmada Nehir konuyu duyar duymaz bir tür etiketi yapıştırıyor, "bu bir kariyer konusu", ve o türün hazır sorularına geçiyor: ilgiler, güçlü yanlar, beş yıl sonrası. Sorular kendi başlarına kötü değil, ama Tuba'nın meselesine değmiyor; "beş yıl çok uzak" cevabı bunu söylüyor. İkinci konuşma bir etiketle değil, bağlamı açan sorularla başlıyor: teklifi kim yaptı, ne zaman cevap bekleniyor. Bu iki soru sponsoru ve zamanı ortaya koyuyor ve Tuba'ya asıl meseleyi söyleme alanı açıyor: bir iş kararı gibi görünen şey, annesinin bakımıyla ilgili bir aile meselesine dokunuyor. Bir tür adı verilseydi bu yaşam, kariyer ve aile arasında bir yerde dururdu. Ama Nehir'in bunu bilmesine gerek yok; bilmesi gereken, konuşmanın nereye gittiği. Gözlemci Ozan da notuna iki konuşmanın farkını tek satırla yazdı: biri bir etiketle, öteki bir soruyla açıldı.
Sınır notu
Her bağlam koçluğun bir başka meslekle buluştuğu bir kıyıdır ve tür etiketi bu kıyıyı gizleyebilir. Tuba'nın meselesi bir bakım meselesine dönüşürse, annesinin ihtiyaçları için sosyal hizmetlerin ya da bir hekimin bilgisi gerekebilir; koçluğun işi Tuba'nın kendi kararına eşlik etmekle sınırlı kalır. Koçluğun alanında mı? Bunu her bağlamın kendi komşu mesleği belirler.
Sponsor değişkeni de aynı biçimde bir sınır çizer. Bir yönetici koçluğunda hedefi kurum koyduğunda, görüşmede konuşulan her şeyin kime ait olduğu baştan konuşulmazsa danışanın gündemi kaybolabilir. Kimin gündemi? Türün adı bunu söylemez; sözleşme söyler. Sözleşmenin nasıl kurulacağı Seviye 2'nin ilk modülünde, sponsorlu bağlamların özel yanları yönetici koçluğu modülünde işleniyor.
Pratik
Günlük sorusu
Kendi hayatında yaşadığın son bir zorluğu tek bir türe koymaya çalışsan, hangi yanı dışarıda kalırdı?
Kapanış
- Koçluk türleri koçun nerede ve kiminle çalıştığını adlandırır; yaklaşımlar ise nasıl çalıştığını. İki ayrı eksen olarak okunur.
- Türleri ayıran şey beş değişkendir: hedefin kaynağı ve sponsor, bilgi açığının sıklığı, yönlendirme düzeyi, komşu meslek ve danışan sayısı.
- Danışanın meselesi çoğu zaman birden fazla bağlama dokunur; türü baştan etiketlemek yerine bağlamı açan sorular sormak asıl meseleye daha hızlı götürür.
Beş soru
- Bir koç "Ben bilişsel-davranışçı bir yönetici koçuyum" diyor. Bu cümlenin hangi kısmı yaklaşım, hangi kısmı tür?
- Yaşam koçluğu ile yönetici koçluğu arasındaki en belirleyici değişken hangisidir ve neden?
- Tuba'nın meselesini "kariyer koçluğu" diye etiketlemek neden ilk konuşmayı tıkadı?
- Cox, Bachkirova ve Clutterbuck'ın matrisi bir koçun kendini tanıtması için ne öneriyor?
- Spor koçluğunda yönlendirmenin meşru olması, yaşam koçluğuna ne söylüyor?
Yanıtlar
- "Bilişsel-davranışçı" yaklaşımı, yani koçun nasıl düşünüp sorduğunu; "yönetici koçu" türü, yani nerede ve kiminle çalıştığını adlandırıyor. İkisi ayrı eksenler ve birbirinden bağımsız birleşebiliyor.
- Çoğu zaman hedefin kaynağı ve sponsor. Yönetici koçluğunda hedefi ve ücreti çoğunlukla bir kurum belirler; yaşam koçluğunda danışan kendi hedefiyle gelir ve kendi öder. Bu fark gizliliği, sözleşmeyi ve kimin gündeminin merkezde olduğunu değiştirir.
- Çünkü etiket Nehir'i o türün hazır sorularına götürdü ve Tuba'nın asıl meselesi, annesinin bakımı, o soruların dışında kaldı. Bağlamı açan iki soru, kim teklif etti ve ne zaman cevap bekleniyor, aynı meseleyi birkaç replikte ortaya çıkardı.
- Bir tür adından fazlasını söylemeyi: hangi yaklaşımdan geldiğini ve hangi bağlamda çalıştığını. Danışan için bu ikisi birlikte, yalnızca bir tür adından çok daha bilgilendirici.
- Yönlendirme düzeyinin bir tür özelliği değil, bağlamın gereği olduğunu. Yaşam koçluğunda danışan kendi hayatının kararlarını verdiği için yönlendirme neredeyse hiç kullanılmaz; ama koçun bir teknik bilgiyi izinle paylaşması gerektiğinde bunu yapabilmesi, yönlendirmenin tamamen yasak olmadığını gösterir.
Sonraki derse köprü
Bağlamlar bu kadar farklıysa bir soru kaçınılmaz: koçluk gerçekten işe yarıyor mu ve bu soruya bütün bağlamlar için aynı cevap verilebilir mi? 1.10 koçluğun etkisine dair meta-analizlere bakıyor: ne gösterdiklerine, neyi göstermediklerine, kanıtın çoğunun hangi bağlamdan geldiğine ve bulguların öteki bağlamlara ne kadar taşınabileceğine.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.