İçeriğe geç

1.8 · Seviye 1 · Zemin

Danışan uzmandır — ama her konuda değil

"Bütün cevaplar danışanın içindedir" varsayımının işe yaradığı ve yaramadığı yeri ayırır

Koçluk Akademisi — M01, Koçluğun Doğası · 1.630 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.

Görüşmeden bir an

Salı akşamı. Feride Hanım'ın danışanı Barış, Nehir'in eğitim amacıyla görüşmeyi sessizce izlemesine yazılı olarak izin vermiş. Barış yirmi dokuz yaşında, Ankara'da bir yazılım şirketinde çalışıyor. Altı ay önce ekip lideri oldu; ekibindeki dört kişi, bir yıl öncesine kadar yan masada oturduğu arkadaşları. Görüntülü görüşmenin ortasında Barış iki şey söylüyor.

Barış: Ay sonunda ilk performans değerlendirmelerimi yapacağım. Şirketin formunu hiç görmedim, puanlama sistemini bilmiyorum.
Feride Hanım: Bu bir.
Barış: İkincisi daha garip. Geçen hafta ekipten biri bana "son zamanlarda çok sertsin" dedi. Ben hiç sert değilim. Hep aynı insanım.
Feride Hanım: Hep aynı insansın. Bunu söylerken nasıl hissediyorsun?
Barış: Haksızlığa uğramış gibi. Ama bir yandan da emin değilim.

Görüşmeden sonra Nehir, Feride Hanım'a bir soru soruyor: "Koçlukta danışan kendi hayatının uzmanı değil miydi? Barış iki konuda da cevabı bilmiyor gibi." Bu ders koçluğun en sık tekrarlanan varsayımını ve o varsayımın iki sınırını konuşuyor. Barış'ın iki cümlesi bu iki sınırın birer örneği.

Kavram

Koçluk literatüründe en çok alıntılanan ilkelerden biri, danışanın kendi hayatının uzmanı olduğudur. İlkenin en bilinen biçimi Co-Active koçluk modelinden geliyor.

Bu ilke koçluğa çok şey kazandırdı. Koçu bir kurtarıcı ya da öğretmen olmaktan çıkarıyor, danışanın kapasitesine güvenmeyi bir duruş hâline getiriyor ve 0.1'den beri konuştuğumuz tavsiye refleksini frenliyor. Ama ilke iki ayrı anlamda okunabilir ve ikisi aynı şey değil.

Birinci okuma bir saygı duruşu: danışan kendi hayatı hakkında karar verebilecek, öğrenebilecek bir yetişkindir. Bu okuma neredeyse her zaman doğru. İkinci okuma bir bilgi iddiası: bütün cevaplar danışanın içinde zaten vardır. Bu okuma iki yerde zorlanır.

Birinci sınır bilgi açığı. Barış şirketin performans formunu hiç görmemiş. Bu bir öz keşif meselesi değil; cevap Barış'ın içinde değil, şirketin insan kaynakları biriminde. Vergi, hukuk, sağlık, bir yazılımın nasıl çalıştığı ya da bir kurumun kuralları gibi konularda danışanın içinde bulunacak bir cevap yoktur; bulunacak bir bilgi vardır.

İkinci sınır daha incelikli: öz bilginin kendi sınırı.

Barış "ben hiç sert değilim, hep aynı insanım" diyor. Belki haklı. Ama bir ekip lideri olmanın, bir yıl önceki arkadaşa söylenen bir cümleyi nasıl farklı duyurduğunu kendi içinden görmesi zor. Burada danışan kendi hayatının uzmanı, ama kendi davranışının dışarıdan nasıl göründüğünün uzmanı olmayabilir.

İki sınırın koç için ortak bir sonucu var: danışan bir şey söylediğinde koçun ilk işi, karşısındaki sorunun türünü ayırt etmektir. Bu bir bilgi sorusu mu, bir öz bilgi sorusu mu, yoksa danışanın gerçekten kendi içinde arayabileceği bir değer ve seçim sorusu mu? Koçluğun en güçlü olduğu yer üçüncüsüdür; ilk ikisinde koç önce kapıyı doğru yere açar.

Perde arkası

İlkenin kaynağı, koçluğun en yaygın eğitim modellerinden birinin ilk kitabı.

İlkenin ikinci okumasını sınamak için psikoloji araştırmasına bakmak gerekiyor. Timothy Wilson ve Elizabeth Dunn, insanların kendilerini ne ölçüde bilebildiğine dair çalışmaları bir derlemede topladılar.

Bu bulgu koçun işini iki biçimde netleştiriyor. Birincisi, danışanın kendi hakkında söyledikleri değerli bir veri ama tek veri değil. İkincisi, koç tam da derlemenin saydığı iki yolu açabilir: başkalarının gözünü görüşmeye getiren sorular ve danışanın kendi davranışını gözlemlemesini sağlayan deneyler. Koç burada cevap vermiyor; danışanın kendine bakabileceği bir ayna kuruyor.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Bütün cevaplar danışanın içindedir; koç yalnızca doğru soruyu sormalıdır."
Doğrusu

Bu cümle bir saygı duruşu olarak değerli, bir bilgi iddiası olarak yanlış. Bir performans formunun nasıl doldurulduğu ya da bir kira sözleşmesinin hangi maddeyi içermesi gerektiği danışanın içinde değildir. Bu tür sorulara soruyla karşılık vermek, danışanı gereksiz yere yorar ve ona bulamayacağı bir şeyi aratır.

Yaygın yanlış"Danışan kendi hayatının uzmanıysa, kendisi hakkında söylediği her şey doğrudur."
Doğrusu

Danışanın kendi deneyimine dair anlatımı saygıyı hak eder, ama öz bilginin sınırları herkes için geçerlidir. "Ben hiç sert değilim" cümlesi bir gerçek de olabilir, görülmeyen bir kör nokta da. Koçun işi bunu düzeltmek değil, danışanın kendi davranışına başka bir yerden de bakabilmesine alan açmaktır.

İki sürüm

Ertesi gün pratik üçlüsü. Tuba, Barış'ın birinci cümlesini danışan rolünde tekrarlıyor; Nehir koç, Ozan gözlemci.

Zayıf sürüm

Tuba: Ay sonunda ilk performans değerlendirmelerimi yapacağım. Şirketin formunu hiç görmedim.
Nehir: Sence o form nasıl doldurulmalı?
Tuba: Bilmiyorum, hiç görmedim diyorum.
Nehir: Cevap sende. İçinden ne geliyor?
Tuba: Hiçbir şey gelmiyor, çünkü formu bilmiyorum.

Güçlü sürüm

Tuba: Ay sonunda ilk performans değerlendirmelerimi yapacağım. Şirketin formunu hiç görmedim.
Nehir: Formun kendisi bir bilgi meselesi; onu insan kaynaklarından öğrenebilirsin. Bu konuda sana nasıl yardımcı olayım?
Tuba: Formu soracağım. Ama asıl zor olan, arkadaşım olan birine düşük not vermek.
Nehir: Arkadaşın olan birine düşük not vermek. Orada seni en çok ne zorluyor?

Zayıf sürümde Nehir ilkenin ikinci okumasına sıkı sıkıya sarılıyor: cevap danışanın içindedir. Ama sorulan şey bir bilgi; Tuba'nın içinde bulunacak bir form yok. "Cevap sende" ısrarı Tuba'yı iki kez aynı duvara çarptırıyor ve konuşma asıl meseleye hiç varamıyor. Güçlü sürümde Nehir bilgi açığını adıyla anıyor ve onun nereden kapatılacağını söylüyor. Ardından ne tür bir yardım istendiğini soruyor; bu soru Tuba'ya asıl zorluğu söyleme alanı açıyor: formu değil, arkadaşına not vermeyi. Konuşma ancak o zaman koçluğun alanına giriyor ve Nehir orada danışanın kelimelerini geri verip merakla soruyor. Bilgi açığını kabul etmek, koçluğu bitirmedi; tersine, koçluğun asıl konusuna yol açtı.

Sınır notu

Danışanın içinde bulunmayan bir cevap gerektiğinde iki yol var. Bilgi koçun kendi alanındaysa, ileride ayrıntılı işleyeceğimiz gibi, koç izin isteyerek paylaşabilir ve sonra yeniden soruya döner. Bilgi başka bir mesleğin alanındaysa, bir hukuk sorusu, bir vergi kuralı ya da bir sağlık meselesiyse, koç danışanı o uzmana yönlendirir. Böyle bir soruda koçluğun alanı, danışanın o bilgiye nasıl ulaşacağına ve öğrendiğinde onunla ne yapacağına kadardır.

İlkenin değerli kalan yanı, Seçimi kim yapıyor sorusunun cevabında yaşıyor: bilgi dışarıdan gelse bile o bilgiyle ne yapılacağına danışan karar verir. Barış formu insan kaynaklarından öğrenecek, ama arkadaşına nasıl bir değerlendirme yazacağına kendisi karar verecek. Saygı duruşu tam burada, kararın kime ait olduğunda yaşamaya devam ediyor.

Pratik

Günlük sorusu

Kendin hakkında en emin olduğun ama başkalarının farklı gördüğü bir özelliğin hangisi?

Kapanış

  1. "Danışan kendi hayatının uzmanıdır" ilkesi bir saygı duruşu olarak neredeyse her zaman doğru, bir bilgi iddiası olarak iki yerde sınırlıdır.
  2. Birinci sınır bilgi açığıdır: kurallar, prosedürler ve uzmanlık bilgisi danışanın içinde değildir; bunlar ya izinle paylaşılır ya da uzmana yönlendirilir.
  3. İkinci sınır öz bilginin kendisidir: zihnin büyük kısmı iç gözleme açık değildir; koç başkalarının gözünü ve danışanın kendi davranışını gözlemlemesini görüşmeye getirerek bir ayna kurar.

Beş soru

  1. Bir danışan "İşten ayrılırsam tazminat alır mıyım?" diye soruyor. Bu soruya "sence alır mısın?" diye karşılık vermek neden yanlış?
  2. Co-Active modelinin ilkesinin iki okuması nelerdir ve hangisi daha sağlamdır?
  3. Wilson ve Dunn'ın derlemesi, Barış'ın "ben hiç sert değilim" cümlesi hakkında ne düşündürüyor?
  4. Güçlü sürümde Nehir bilgi açığını kabul ettikten sonra konuşma nasıl ilerledi?
  5. Bir bilgi danışana dışarıdan geldiğinde, "danışan uzmandır" ilkesinin hangi yanı geçerliliğini korur?

Yanıtlar

  1. Çünkü bu bir bilgi sorusu ve cevabı danışanın içinde değil, iş hukukunda. Ona soruyla karşılık vermek bulamayacağı bir şeyi aratır. Koç bu konunun bir hukukçunun ya da ilgili kurumun alanında olduğunu söyler; danışanın o bilgiyi öğrendikten sonra ne yapmak istediği ise koçluğun konusu olabilir.
  2. Birincisi bir saygı duruşu: danışan karar verebilen, öğrenebilen bir yetişkindir. İkincisi bir bilgi iddiası: bütün cevaplar danışanın içindedir. Birincisi neredeyse her zaman geçerli; ikincisi bilgi açığında ve öz bilginin sınırında zorlanır.
  3. Kişinin kendi davranışını iç gözlemle tam olarak göremeyebileceğini. Barış haklı da olabilir, bir kör noktası da olabilir; bunu yalnızca kendi içine bakarak ayırt etmesi zor. Başkalarının gözü ve kendi davranışını gözlemlemek, derlemenin saydığı iki yol.
  4. Nehir bilgiyi nereden bulacağını söyledikten sonra ne tür bir yardım istendiğini sordu. Tuba asıl zorluğu, arkadaşı olan birine düşük not vermeyi dile getirdi ve konuşma koçluğun alanına girdi. Bilgi açığını kabul etmek koçluğu bitirmedi, asıl konuya yol açtı.
  5. Kararın kime ait olduğu. Bilgi dışarıdan gelse bile o bilgiyle ne yapılacağına danışan karar verir; saygı duruşu bu seçim hakkında yaşamaya devam eder.

Sonraki derse köprü

Bu dersteki ilke her koçluk bağlamında aynı biçimde işlemez. Bir sağlık koçluğunda bilgi açığı daha sık ve daha ağırdır; bir yönetici koçluğunda danışanın kendi davranışının başkalarına nasıl göründüğü sürecin merkezine yerleşir; bir spor koçluğunda ise yönlendirme meşru bir araç olarak kalır. 1.9 koçluk türlerini bir tür listesi olarak değil, bağlamlar haritası olarak konumluyor ve bu farkların nereden geldiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.