1.5 · Seviye 1 · Zemin
Koçluk ve danışmanlık
Uzman tavsiyesi ile koçluk sorusunu aynı iş sorununda ayırır
Koçluk Akademisi — M01, Koçluğun Doğası · 1.620 kelime · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Görüşmelerdeki koç ve danışanlar kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Koçluk terapi değildir ve bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz. Akademi ICF ya da EMCC onaylı bir program değildir.
Görüşmeden bir an
Pazartesi sabahı, lojistik firmasının deposu. Vardiya planı isteyen depo müdürü Cengiz Bey, Nehir'i odasına çağırmış. Masada son iki haftanın vardiya çizelgeleri ve bir yığın gecikme raporu var.
Cengiz Bey: Nehir Hanım, sen insan kaynaklarındasın, bu işlerden anlarsın. Vardiyalar birbirine giriyor, sevkiyat gecikiyor. Bir bak, ne yapayım söyle.
Nehir: Çizelgelere bakabilirim. Siz neyin bozulduğunu düşünüyorsunuz?
Cengiz Bey: Bilsem seni çağırmazdım. Sen uzmansın, sen söyle.
Nehir: Peki, raporlarda en çok hangi günler gecikme var?
Cengiz Bey: Pazartesiler sanırım. Bilmiyorum, hiç öyle bakmadım.
Cengiz Bey bir cevap istiyor ve bunu açıkça söylüyor: "sen uzmansın, sen söyle." Nehir'in önünde üç yol var. Kendi uzmanlığıyla bir çözüm yazıp verebilir. Sorunu teşhis edip bir reçete önerebilir. Ya da Cengiz Bey'le birlikte, onun da görebileceği biçimde sorunun nasıl oluştuğuna bakabilir. Bu ders bu üç yolu ve koçluğun bunlardan hangisine ne kadar yakın durduğunu ayırıyor.
Kavram
1.3'te danışmanlığı, cevabın büyük ölçüde uzmanda olduğu yardım biçimi olarak ayırmıştık. Örgüt psikoloğu Edgar Schein bu yardımın kendi içinde de ayrıştığını gösterdi. Ona göre bir danışmanın bir kuruma yardım etmesinin üç ayrı modeli var ve her biri kimin neyi bildiğine dair farklı bir varsayıma dayanıyor.
Cengiz Bey "bana bir vardiya tablosu hazırla, üç vardiya, şu kadar kişi" deseydi bu model işlerdi: sorunu o tanımlamış, Nehir yalnızca tabloyu yapardı.
Cengiz Bey'in isteği tam olarak bu: "bir bak, ne yapayım söyle." Model hızlıdır ve bazen doğrudur. Zayıf yanı, teşhisi dışarıdan bir uzmanın koyması ve reçetenin uygulanmasının, teşhise katılmamış bir kişiye kalmasıdır.
Schein'ın tercih ettiği bu üçüncü model, koçluğa en yakın olanı. İkisinde de cevabı yardım eden kişi vermiyor; ikisinde de kişi kendi durumunu görmeye davet ediliyor. Ayrıldıkları yer odakta. Süreç danışmanlığı bir kurumun sorununa, vardiyaların neden karıştığına bakar ve danışan bir müdür olarak o kurumu temsil eder. Koçluk ise kişinin kendisine bakar: Cengiz Bey'in bu sorun karşısında neyi öğrenmek, nasıl bir yönetici olmak istediğine. Aynı masada iki görüşme de mümkün; önemli olan hangisinin yapıldığını bilmek.
Karşındakinin hangi modeli istediğini anlamanın en kısa yolu ona sormaktır: bir şeyi senin yapmanı mı, bir teşhis koymanı mı, yoksa birlikte bakmanızı mı istiyor? Çoğu insan bu soruya kolayca cevap verir ve cevap, görüşmenin ilk dakikalarında yaşanabilecek bir yanlış anlamayı önler.
Perde arkası
Schein bu üç modeli ilk kez 1960'ların sonunda yazdı ve on yıllar boyunca geliştirdi. Olgun hâli, yardım ilişkisini merkeze koyan bir kitapta toplandı.
Schein'ın modelleri, örgüt danışmanlığının dışında da okundu. Psikolojik danışmanlık literatüründe yayımlanan kısa bir değerlendirme, modelleri danışmanların kullanabileceği bir çerçeve olarak özetliyor ve Schein'ın önerisini öne çıkarıyor.
Bu öneri Nehir için pratik bir anlam taşıyor. Cengiz Bey hekim–hasta modelini istiyor ve belki sonunda bir reçete de gerekecek. Ama işe süreç danışmanlığıyla başlamak, teşhisin Cengiz Bey'in gözünün önünde, onun bilgisiyle konmasını sağlar. Böyle bir teşhis uygulanma olasılığı yüksek bir teşhistir, çünkü sahibi oradadır.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Danışman bilgi verir, koç bilgi vermez; aralarındaki tek fark budur."
Schein'ın süreç danışmanlığı bir danışmanlık modeli ama bilgi vermekten önce birlikte bakmayı seçiyor; bir koç da yeri geldiğinde izin alarak bilgi paylaşır. Fark bilgi verip vermemekte değil, teşhisin kimde olduğunda ve görüşmenin odağında: kurumun sorunu mu, kişinin kendi öğrenmesi mi.
Yaygın yanlış"Uzmanı olduğun bir konuda koçluk yapmak daha kolaydır."
Konuyu bilmek, danışanın dilini anlamayı kolaylaştırır; ama cevabı bilmek koçun en büyük ayartmasıdır. Nehir insan kaynaklarında yıllardır vardiya planı görüyor ve çözümü görür gibi oluyor. Tam da bu yüzden hekim–hasta moduna kayması kolay. Uzmanlık, koçluk yapılacaksa, kenara konması gereken bir yük hâline gelebilir.
İki sürüm
Aynı odada, Cengiz Bey "pazartesiler sanırım" dedikten hemen sonra.
Zayıf sürüm
Cengiz Bey: Pazartesiler sanırım. Bilmiyorum, hiç öyle bakmadım.
Nehir: Çizelgelere bakınca sorun açık: pazartesi sabah vardiyasındaki şefle gece vardiyasındaki şef devri yazılı yapmıyor. Devir için bir form koyun, olur biter.
Cengiz Bey: Form mu? İyi, koyarız.
Nehir: Ben size bir taslak gönderirim.
Güçlü sürüm
Cengiz Bey: Pazartesiler sanırım. Bilmiyorum, hiç öyle bakmadım.
Nehir: O zaman ilk önce birlikte bakalım mı? Son iki haftanın pazartesilerini açalım, gecikme hangi saatte başlıyor?
Cengiz Bey: Şuraya bak... Sabah yedi ile dokuz arası. Devir saati.
Nehir: Devirde ne oluyor?
Cengiz Bey: Hafta sonu ekibi ne bıraktığını yazmıyor, pazartesi ekibi her şeyi baştan sayıyor. Ben bunu biliyordum aslında, hiç gecikmeyle bağlamamıştım.
Nehir: Bunu düzeltmek için ne yapmak istersiniz? Bir şablon gerekirse ben hazırlayabilirim.
Zayıf sürümde Nehir hekim gibi davranıyor: çizelgeye kendisi bakıyor, teşhisi kendisi koyuyor, reçeteyi kendisi yazıyor. Teşhis doğru bile olabilir. Ama Cengiz Bey'in "iyi, koyarız" cevabı, teşhise katılmamış birinin kabulü; formun depoda nasıl karşılanacağı, kimin dolduracağı ve neden önemli olduğu Cengiz Bey'in zihninde yok. Güçlü sürümde Nehir süreç danışmanlığıyla başlıyor: veriyi birlikte açıyor ve bir soru soruyor. Örüntüyü, sabah yedi ile dokuz arasını, Cengiz Bey kendisi görüyor ve devirdeki sorunu kendi kelimeleriyle anlatıyor. Son replikte Nehir kararı ona bırakıyor, ama uzmanlığını da saklamıyor: bir şablon gerekirse hazırlayabileceğini söylüyor. Konuşmanın türü yine danışmanlık; ama bir koçun soruyu ve teşhisin sahipliğini nasıl kullandığını gösteriyor.
Sınır notu
İş dünyasında koçluk yapanların en sık düştüğü tuzak, iş tavsiyesine kaymaktır. Danışan bir iş sorunu getirir, koç o işi bilir ve kısa bir süre sonra konuşma bir danışmanlık görüşmesine dönmüştür; üstelik bu hiç söylenmemiştir. Seçimi kim yapıyor? Bir reçete yazıldığında seçimi fiilen yazan yapmış olur. Bu kayma girişimci ve küçük işletme koçluğunu işleyen uzmanlık modülünde ayrıca ele alınacak.
Gündem de burada iki katlı. Nehir şirketin bir çalışanı; Cengiz Bey de öyle. Nehir'in insan kaynakları rolü, şirketin vardiya düzeninde bir çıkarı olduğu anlamına geliyor. Kimin gündemi diye sorduğunda cevap yalnızca Cengiz Bey değil, şirket de. Bir konu iş hukukuna, örneğin çalışma saatleri ya da fazla mesai kurallarına değiyorsa, orada bir hukukçunun ya da şirketin ilgili biriminin görüşü gerekir; ne süreç danışmanlığı ne de koçluk onun yerine geçer.
Pratik
Günlük sorusu
Bir sorunun cevabını bildiğini düşündüğünde, o cevabı söylemeden tutmak sana ne hissettiriyor?
Kapanış
- Schein'a göre danışmanlığın üç modeli var: uzmanlık satın alma, hekim–hasta ve süreç danışmanlığı; ilk ikisi sorunun içeriğine, üçüncüsü sorunun nasıl çözüldüğüne odaklanır.
- Süreç danışmanlığı koçluğa en yakın danışmanlık modelidir; ikisi de cevabı yardım edene bırakmaz, ama süreç danışmanlığı kurumun sorununa, koçluk kişinin kendi öğrenmesine bakar.
- Uzmanı olunan konuda koçluk yapmanın en büyük riski, fark ettirmeden reçete yazmaya kaymaktır; teşhisin sahibi orada olduğunda çözümün uygulanma olasılığı artar.
Beş soru
- Bir yönetici "Bana yeni muhasebe yazılımının kurulumunu yapacak birini bul" diyor. Bu hangi model ve neden?
- Nehir'in zayıf sürümdeki teşhisi doğru olsa bile neden sorunlu olabilir?
- Süreç danışmanlığı ile koçluk hangi noktada ayrışır?
- Rockwood'un özetlediği öneriye göre bir danışman işe neden süreç danışmanlığıyla başlamalı?
- Güçlü sürümün sonunda Nehir'in şablon teklif etmesi koçluk ilkesine aykırı mı?
Yanıtlar
- Uzmanlık satın alma modeli. Yönetici sorunu kendisi tanımlamış ve belirli bir hizmet istiyor; ona "sence asıl sorun ne?" diye sormak, net bir talebi gereksiz yere karmaşıklaştırır.
- Çünkü Cengiz Bey teşhise katılmadı. Formun neden gerektiğini görmeyen biri onu uygulamakta isteksiz olabilir ve depodaki insanlara bunun önemini anlatamaz. Doğru bir reçete, sahibi olmayan bir teşhise dayandığında uygulanmadan kalabilir.
- Odakta. Süreç danışmanlığı bir kurumun sorununa bakar ve danışanı o kurumun temsilcisi olarak görür; koçluk kişinin kendisine, onun öğrenmesine ve nasıl bir yönetici ya da insan olmak istediğine bakar. Aynı masada ikisi de yapılabilir; önemli olan hangisinin yapıldığını açıkça bilmektir.
- Çünkü kurumların kültürü ve işleyişine dair örtük varsayımlar dışarıdan kolay görülmez. Danışanı sorunun incelenmesine katmak, hem daha doğru bir teşhise hem de danışanın o teşhisi sahiplenmesine yol açar.
- Aykırı değil, çünkü önce kararı Cengiz Bey'e bıraktı ve şablonu yalnızca gerekirse, bir seçenek olarak sundu. Üstelik bu bir koçluk görüşmesi değil, açıkça bir danışmanlık görüşmesi. Bilgi ya da araç sunmak, istenip istenmediği sorularak ve karar karşıdakine bırakılarak yapıldığında meşrudur.
Sonraki derse köprü
Schein'ın süreç danışmanlığı koçluğun iş dünyasındaki yakın akrabası. Koçluğun asıl kökleri ise başka bir yerde, sporda: bir tenis kortunda, oyuncusuna ne yapacağını söylemeyi bırakıp ona ne gördüğünü sormaya başlayan bir öğretmenin yaklaşımında. 1.6 koçluğun köklerine iniyor: Timothy Gallwey'in iç oyun fikrine ve onun bugünkü koçluğa bıraktıklarına.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.